Bu söyleşinin ilk bölümünü Cecilia Edstrom : Turkcell, Bir Türk Firması Olarak Kalmaya Devam Etmelidir – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Söyleşiyi yayınlamaya kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Turk-internet.com: TeliaSonera’nın ve Altimo’nun çıkarları olan uluslar arası pazarlarda güçlü ve rekabetçi bir Turkcell istemediği bir süredir konuşulan bir spekülasyon. Hatta TeliaSonera ve Altimo arasında 2009 yılında yapılan anlaşmanın veya bugün gündeme gelen Yönetim Kurulu yapısını değiştirme girişiminin de bu konuyla ilintili olduğu söyleniyor.
Yine basında kısa bir süre önce TeliaSonera’nın ağzından “Turkcell girdiği yabancı pazarlarda düşük performans gösteriyor” şeklinde bir açıklama yer aldı ve bu açıklamanın Turkcell’i sadece içine kapalı, yerel bir lider olarak konumlandırmaya yönelik olduğu söylendi. Bu konudaki görüşünüz nedir?
Cecilia Edstrom: Turkcell Yönetim Kurulu karar alırken bu kararları, şirketin büyük hissedarlarına göre değil, her zaman için Turkcell’in çıkarına olacak bir temele oturtmak zorundadır. TeliaSonera için Turkcell’deki tasarrufu son derece değerli bir varlıktır ve dolayısıyla Turkcell için değer yaratacak kararları Yönetim Kurulu’nda savunmak bizim çıkarımıza olacaktır.
Altimo olan anlaşmamıza gelecek olursak; bu iki firma arasında yapılan anlaşma herhangi bir pazarda başka iştiraklerimiz ile Turkcell arasında yaşanacak bir çekişme durumunda, her iki firmanın da Turkcell’in söz konusu pazardaki operasyonlarını genişletmesine engel olamayacağını güvence altına almaktadır. Dahası, Altimo ile yaptığımız anlaşmada açıkça belirtilen Turkcell’in yönetim yapısı, bir hissedarın diğer hissedarlar ve bağımsız yönetim kurulu üyesi tarafından desteklenen bir kararı bloke edemeyeceği şekilde tasarlanmıştır.
Turk-internet.com: Son olarak size başka bir önemli konuda soru yöneltmek istiyorum. Şuan itibarıyla TeliaSonera ve Altimo arasındaki yasal durum nedir? Rus mahkemelerinin iki kez TeliaSonera – Altimo arasındaki ortak teşebbüsü bloke ettiği belirtiliyor. Şu anda yasal durumunuz nedir ve bu konudaki süreç nasıl ilerliyor?
Cecilia Edstrom: TeliaSonera ile Altimo, hem Turkcell hem de Megafon’daki hisselerini ortak bir teşebbüste bir araya getirmek hususunda 2009 yılı Kasım ayında bir anlaşmaya varmıştır. Bu anlaşmanın amaçlarından birisi Çukurova ile uzun süredir devam eden hisse sahipliği tartışmalarını sona erdirmektir. Anlaşmanın diğer bir amacı ise hem Turkcell’de hem de Megafon’daki kurumsal yönetimi daha iyi ve sağlıklı hale getirmekti.
TeliaSonera ile Altimo arasındaki bu anlaşma yasal anlamda bağlayıcı bir anlaşmadır ancak Çukurova ile olan hisse sahipliği meselelerinin çözülmesine bağlıdır ve eksiksiz bir dökümantasasyon ile Türkiye’de ve Rusya’da regülatör yapıların onayına tabidir. İki firma arasında yapılan niyet anlaşmasının, Rus Yabancı Yatırım Kanunu’na aykırı olduğu gerekçesiyle mahkemeye taşınamayacağını düşündüğümüzden bu konuda karar alan Moskova Mahkemesi kararını temyize götürmüş durumdayız. Sonuç olarak bu mesele mahkemede değil, Duma’ya (Rusya Federasyonu federal meclisi alt kanadı) bağlı olarak stratejik sektörlerdeki yatırımlar konusunda uzman bir komitede çözülecektir.
Özetlemek gerekirse TeliaSonera ile Altimo arasındaki anlaşma yasal olarak bağlayıcı bir anlaşmadır ancak alım satım işlemi; Çukurova ile olan anlaşmazlığın çözülmesine, kesin ve tanımlayıcı bir dökümantasyon üzerinde anlaşılmasına, ve hem Türkiye hem de Rusya’daki regülatör kurumların onayına tabidir.
Şu andaki durum
Turkcell dünya çapında başarılı bir şirket. Hem İstanbul borsasında, hem de (tek Türk şirketi olarak) New York borsasında işlem görüyor. Dolayısıyla ülkemizde, bu şirket hakkında yapılan spekülasyonlar, bir çok başka şirket hakkında yapılanlardan daha fazla ses getiriyor.
Şirketin ana ortakları yani Telia Sonera, Alfa ve Çukurova Holding, arka planda uzun bir süredir mücadele halinde. Çok değerli bir şirketin üzerinde güç sahibi olmanın dayanılmaz cazibesi bu olmalı.
Mücadelenin temelinde, Çukurova Grubunun 2004 başlarında yaşadığı ekonomik sıkıntı var. O dönem TMSF tarafından sıkıştırılan grup, bankalarındaki parasal sıkıntıyı aşmak için önce TeliaSonera ile bir anlaşma, sonra Alfa grubu ile başka bir anlaşma yaptı. Bu anlaşmaların durumu her 3 şirket tarafından farklı farklı algılanıyor ya da algılanmak isteniyor olsa gerek ki, bir mücadele ve davalar var.
Son dönemde TeliaSonera’nın yönetim kurulunda değişiklik yapmak için acele etmesinin nedeni ise, Çukurova Holding’in, Alfa’ya karşı açtığı ve 2010 mayısında kazandığı “kredi x hisse senedi” içerikli davanın Alfa tarafından açılan temyiz davasının bugünlerde Çukurova lehine sona erme olasılığı olarak değerlendiriliyor.
Son olarak belirtmek isteriz ki; bu mücadelenin büyük bir kısmı hepimizin önünde ve borsaya açıklık nedeniyle, raporlanarak yaşanıyor ama hafta başında TeliaSonera’nın İsveç’e davet ederek, yerinde yaptığı basın toplantısı sonrası, 3-4 büyük ulusal gazetede verilen haberlerden de görüleceği üzere, bırakın okuyucuları, bu firmalarla doğrudan ilişki kuran, soru soran gazeteciler tarafından bile durum tam anlaşılamamış gözüküyor.
turk-internet.com, telekom gazeteciliğinin online duayeni ve takipçisi olarak, konuyu yakından takip ediyor ve bu haberden de görüleceği üzere, düzelterek ve detaylı veriyor. TeliaSonera firması da yine görüleceği üzere sorularımıza son derece açık ve net cevaplar verdiler. Kendilerine okuyucularımızı aydınlatmak konusunda yardımcı oldukları için teşekkür ediyoruz.
Konuyu diğer taraflara da sorduk. Bunlardan Turkcell yönetimi, her zaman olduğu gibi, ortaklar arasındaki konunun bileşeni olmadıkları ve dolayısıyla yorum yapamayacakları şeklinde cevap veriyorlar.
Turk-internet.com olarak tarafsız gazeteciliğin gereği olarak, sadece tek bir ortağa değil, Turkcell’in diğer büyük hissedarları olan Alfa Grubu ve Çukurova Grubu’na da konuyla ilgili sorularımızı ilettik. Bu soruların cevaplarını aldığımız takdirde önümüzdeki günlerde yine gelişmeleri yayınlıyor olacağız.



Kaynak : 