Bu söyleşinin ilk bölümünü Tolga Yarman : Japonya’daki Patlamaları Hafife Almak Alaturka Nükleer Yaklaşımlardır ve ikinci bölümünü Prof.Dr.Tolga Yarman : Çernobil’de Deney Yaparken, Reaktörü Elden Kaçırdılardı – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Prof.Dr.Tolga Yarman ile 16 mart 2011’de gerçekleştirdiğimiz bu söyleşimizin ilk 2 bölümünde Three Miles Island ve çernobil kazalarını inceledik. Şimdi Japonya’daki sızıntıyı konuşuyoruz. Kaldığımız yerden devam ediyoruz.
turk-internet.com : Şimdi Japonya’ya Fukişima kazasına gelelim ..
Prof.Dr.Tolga Yarman : Kayıtlarda olsun diye belirtiyorum; 13 pazar akşamı NTV haber bülteninde zikrettiğim şekilde (aldığım teknik resim açısından), Japonlar bu kazayı 4 şiddetinde tasvir etmişler, ben bunun daha ziyade psikolojik rahatlatma amacı taşıdığını ve anlayışla karşılanması gerektiğini düşünüyorum ama katiyen gerçekçi bulmuyorum. “Bu kaza Three Miles Island ile Çernobil arasında bir yerde olması gerekir”, demiştim.
Şimdi orada kastettiğim şuydu; bir defa Allahın emri –öyle görünüyordu çünkü– zırh yırtılacaktı, ya da yırtılmasın diye (sonradan yapıldığı şekliyle), bile bile, dışarıya radioaktivite salınacaktı. Kimse bunu söylemiyordu.
turk-internet.com : Neden?
Prof.Dr.Tolga Yarman : Keşke yanılsaydım tabii. İlk tahminim “eyvah zırh yırtılacak” yönünde oldu. Yani son toplamda, hem Çernobil’de, hem de Three Miles Island’da olan felaket başa gelecek dedim.
Bir defa 9 buyukluğunde bir deprem oluyor. Bu beklenmiyor. Oraya meteor düşse, reaktörün tam üstüne nasıl hesaba katılmazsa demek istiyorum, bu da öyle bir şey. Hesaba katılmıyor.
Bilhassa fay hattı üzerinde olarak reaktör kalbini vurmuşsa….. Japonya’da depreme binalar fevkalade dayanıklıdır. Bakarsın, gökdelen gider, geri gelir, bilyalar üzerinde oturtulmuştur. Gölcük’te yaşananın 100 kat şiddetindeki deprem güm diye vurunca, herhalde reaktör gitti geldi ama soğutma borularına ne oldu acaba?
Dusundum ki, Japonya’daki nükleer mühendisler, kaza mühendisleri, bunu düşünmüşlerdir ama 9 buyuklugundeki deprem, 8 buyuklugundeki depreme oranla 10 kat daha şiddetli bir depremdir. “Sürükledi ama eyvah borulardan birisi zarar görmüş olamaz mı?” dedim. Bu bir.
Japonlar ‘in bilgi gizlediklerini saniyorum, tam bilgi nedir bilemiyordum.
turk-internet.com : Evet Japonlar başta fazla bilgi vermediler.
Prof.Dr.Tolga Yarman : Zaten Çernobil’de de ben şöyle söylüyordum. Ruslar dışarıya hiçbir şey sızdırmadılar, “radyasyondan başka”.
Gorbaçov, hiç bir şey yok derken, İsveç’teki Geiger sayaçlar deli gibi rasyasyon tespit ediyordu. Zaten uydular da Çenobil’in tepesi kel gibi açılmış manzarayı görüyorlardı. Çernobil büyük bir kaza geçirmişti.
Ama bu daha az büyük bir felaket değil. Bir kere arka arkaya gelen ve üstüste binen olumsuz etkiler itibariyle. Bir de Japon adası küçük bir yer. Çok büyük bir nüfus yaşıyor. Ciddi bir yer sıkıntısı var, Japon halkının.
Öngörülenden 10 kat daha büyük bir deprem. Yani bir fiske ile şamar arasındaki fark gibi. Bu nedenle eyvah soğutma boruları ne oldu diye düşündüm. Gerçi kendileri söylemedi ama benim teknik hissim soğutma borularında, daha basta bir arıza meydana geldi, bu yöndeydi. Tsunami tuz biber ekti tabii…
turk-internet.com : Kırılma gibi bir şey mi?
Prof.Dr.Tolga Yarman : Kesildiği hesaplara katılır ama bu durumda acil kalp soğutma sistemi devreye girecektir. Yani bu olabilir, imkansız değil, karşı önlem vardır.
Ama deprem bu büyüklükte gelirse, “eyvah acil kalp soğutma suyu taşıyan sistemlerinde de bir şey vukua gelebilir ve reaktör susuz kalacak”, dedim.
Hadi diyelim orayı atladık –ama zannetmiyorum atlanmış olabileceğini- ama Tsunami arkasından öyle bir geliyor ki, depreme bağlı olarak okyanusun ortasında teşekkül eden 9-10 metrelik dalga, belli bir enerji taşıyarak geliyor.
Dalga, deprem o büyüklükte hesaplanmadığı için o boyutta hesaplanmamış.
Depreme karşı önlem var ama o büyüklükteki depreme karşı yok, Tusnami’ye karşı önlem var, dalga kıran var ama o yükseklikteki tsunamiye karşı yok. Dalga kıranların üzerinden atlıyor tsunami, 10-20 katlı binalara giriyor, çarpıyor, etraftaki bütün gemileri o binaların üzerinde yüzdürmeye başlıyor.
Dedim ki, “eyvah reaktörü de bu dalgaların vurmaması mümkün değil.” Elektrik sistemleri yani acil durum kalp soğutma pompaları 1 saat 2 saat daha çalışmak gerekirken, çalışmaz olacak. Ama dalga vurduğu için mi, oradaki güç kaynağında bir arıza olduğu için mi, arıza bu şekilde katmerlendiği için mi, yoksa zaten başlangıçta bir soğutma sistemi sorunu ile karşı karşıya olduğumuz için mi, son toplamda her hal-u karda, reaktörler, soğutma suyundan yoksun kaldılar.
Reaktörlerin hepsi durdurulsa bile, soğutulmaya devam gerekliliği akamete uğruyor, reaktörler soğutma suyundan mahrum kalınca, nükleer yakıtlar, tam da tahmin ettiğim gibi, ergiyor. Birinci reaktördeki yakıtın % 70’i, 2cinin % 30’u ergimiş. Reaktörler elden çıktı. Orada ciddi bir hasar var. 5 milyar dolar reaktör başına dersek, 3 x 5=15 milyar dolar.
Bir de dünyanın hiç bir yerinde bugüne kadar nükleer kaza doğal felaketten olmamış. Ötekiler insan hatalarında olmuş. Beklenmedik bir doğal felaket sonucunda, 3 reaktörün birden böyle bir duruma duçar olması meydana gelmedi.
Three Miles Island’da olmayan bir şey oldu burada. Sanıyorum ki, iceride zirkonyum zarf ile kızgın buharın teması uzantısında açığa çıkan hidrojen, patladı.
Yarın ki bölümde hem bu hidrojen patlamasının detaylarını, hem de kullanılmış yakıt çubuklarının bekletildikleri yerde başlarına bir şey gelme olasılığını konuşacağız. Bu bölümü Prof.Dr.Tolga Yarman : Fukişima’nın Önceki Kazalardan Diğer Bir Farkı Hidrojen Patlaması Meydana Gelmesi- 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 