Bu makalenin ilk bölümünü burayı tıklayarak ve ikinci bölümünü burayı tıklayarak okuyabilirsiniz..
4. Sorumluluğun kapsamına yönelik belirsizlikler
58. maddedeki en büyük eksiklik sorumluluğun kapsamının tam belirlenmemiş olmasıdır. Yukarıda açıklandığı üzere Avrupa Birliği E-Ticaret Yönergesi aracı durumunda olan ve salt veriyi bir noktadan başka bir noktaya ileten, gerektiğinde geçici olarak muhafaza eden bilgi toplumu hizmet sağlayıcılarına muafiyet tanımaktadır. Buna karşın 58. Madde “Haksız rekabet, her türlü (…) bilişim işletmeleriyle işlenmişse, 56. Maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak, basında yayımlanan şeyin, programın (…) herhangi bir şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir” demektedir. Diğer bir deyişle, bilişim sistemlerinin kullanıldığı durumları da klasik mecralarla aynı kefeye koymakta ve de genel sorumluluk hükümlerine atıfta bulunmakla yetinmektedir.
Bu durumda bilişim teknolojilerinin kullanıldığı durumlarda içeriğin yayılması veya haksız rekabet oluşturan içeriğin yayılmasını kolaylaştırılması fiillerinden dolayı sorumluluğun olup olmadığı belirsizdir. Ayrıca, bilişim teknolojilerinin haksız rekabet için aracı olarak kullanıldığı durumlarla, bilişim teknolojilerinin bizzat haksız rekabet oluşturduğu durumlar arasında ayrım yapmamaktadır. Benzer bir şekilde link verme, içeriği çerçeve (frame) veya benzeri tekniklerle (parse gibi) kopyalama gibi tekniklerin kullanıldığı durumlarda haksız rekabetten dolayı hukuki sorumluluğu belirleyecek kapsamda değildir.
5. Alınacak tedbirlere ilişkin eleştiriler
4. Fıkranın ikinci cümlesin mahkemelere geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Söz konusu hükme göre, haksız rekabet eyleminin etkisinin kapsamlı veya ağır olması durumunda haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesine veya önlenmesine ilişkin tedbir kararının hizmet sağlayıcı aleyhine de verilebilecek veya içeriğin geçici olarak kaldırılması başta olmak üzere başkaca tedbirler alınabilecektir. Etkinin kapsamlı olmasının veya sonucun ağır olmasının önkoşul olarak kabul edilmesi yerinde bir yaklaşımdır. Ancak, 5651 sayılı Kanunun uygulanması sırasında yaşanan DNS ve IP engelleme teknikleri sorunlarını göz önüne alırsak, Kanunun açıkça alınacak tedbiri tanımlaması ve tedbirleri bunlarla sınırlandırması yerinde olacaktır.
6. Sonuç
58. maddenin (özellikle de 4. fıkrası) yeni bir hükümdür ve herhangi bir mahkeme kararına konu olmamıştır. Ancak, bilişim ortamlarının klasik yayın-basın mecralarıyla eşdeğer tutulması ve kapsamın muğlâk bir şekilde kaleme alınması bazı hukuki sorunlara yol açacağa benzemektedir. Hukuki ihtilafları önlemek için 58. maddenin ya kapsama giren aktörleri açıkça tanımlaması ve sorumluluk esaslarını belirlemesi ya da 5651 sayılı Kanun gibi temel düzenlemelere atıfta bulunması gerekmektedir. Her şeye rağmen, kötü kaleme alınmış bir düzenlemenin öngörülü uygulayıcılar tarafından doğru bir şekilde uygulanması mümkündür. Uygulayıcılar yerindelik denetimi yaparken alacakları tedbirin İnternetin kendine özgü yapısı ve küresel ağ niteliğiyle bağdaşıp bağdaşmadığının kapsamlı bir şekilde değerlendirmeleri gerekmektedir. Haksız rekabet dâhil her koşulda İnternet içeriğine müdahale en son tercih olmalıdır.



Kaynak : 