Türk Telekom “Marmara’nın kalbini Dinliyoruz” ile önemli bir projeye sponsor olmuş. Projenin detaylarını bir önceki haberimizde[1] okuyabilirsiniz. Ben size basın toplantısından diğer notları ileteceğim.
Özellikle 2 hafta önceki Japonya depreminin hemen arkasından böyle bir proje duymak insanı rahatlatıyor. Toplantıda konuşan Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve projenin yönlendiricilerinden olan Prof.Dr.Gülay Barbarosoğlu da ilginç bir ifade ile : “Bir Tsunami’nin hemen arkasından başladığımız proje, diğer bir Tsunami’nin arkasından bitirildi” diyerek 2004’deki Bande Ace ve 2 hafta önceki Japon Tsunami’lerini hatırlattı.
Marmara’nın tabanına yerleştirilen 5 adet denizdibi istasyonu dünya için bir ilk. Kandilli Rasathane’sinin Müdürü Prof.Dr.Mustafa Erdik böyle söylüyor ve devam ediyor, dünyada denizdibi istasyonları olduğunu ama hepsinin geçici ve bir müddet data biriktirdikten sonra bulunduğu yerden alınan tür olduklarını söylüyor. Oysa Marmara’ya gömülen istasyonlar sabit ve dataları online olarak iletiyorlar.
Denizin dibindeki sismometrelerin topladığı veriler, anlık olarak deniz dibine döşenen fiber optik kablolar üzerinden kıyıdaki istasyonlarla iletiliyor. Buralardan da uydu üzerinden merkeze aktarılıyor.
İstasyon denilen merkezler, 1000 metrelik derinliğe yerleştirilen sismometreler. Karadaki istasyonlardan farkları, 1000 metre derinlikteki ısı, basınç ve sıvıyla kaplı olmak gibi ortam özelliklerine karşı korunmalı yerleştirilmeleri. Bu konuda ufak bir videoyu aşağıda izleyebilirsiniz.
Denizdibi gözlem merkezleri, hem deprem, hem de Tsunami’ye karşı veri toplayacak. Prof.Dr.Barborosoğlu 1908 yılında İtalya Mesina’da Tsunami gerçekleşmiş olduğunu hatırlattı.
Barbarosoğlu projenin henüz başında olduklarını da iletti.
Kandilli Müdürü Prof.Dr.Mustafa Erdik ise, projenin bir araç olduğunu belirttikten sonra, istasyonları Marmara denizinde bazıları nerdeyse fay hattına sıfır derecede yerleştirdiklerini söyledi.
Toplanan verilerin İGDAŞ’ın denizaltı boruları, Marmaray’ın durumu gibi tesisler için önemli olduğunu belirten Erdik, proje kurulumunun 1 yılda biteceğini sandıklarını ama 3 yılda ancak bitirildiğini, denizcilik Müsteşarlığı, Deniz Kuvvetleri Seyir ve Oşinografi Dairesi gibi pek çok yerle birlikte çalıştıklarını ve denizaltından alacakları verilerin, karadaki verilere nazaran çok daha hassas ve çok daha küçük depremleri tespit edebilir olacaklarını söyledi.
Toplantıya katılan gazeteciler “erken uyarı” sisteminin ne kadar uyarı yapabildiğini sordular. Bu soru birden fazla soruldu ama cevap değişmedi. Teknik açıdan imkanlar 4-8-15 saniye gibi sürede uyarı yapabiliyor. Örneğin Adalar’ın arkasındaki deprem için Kartal’a uyarı yapma süresinin 4 saniye olabileceğini söyledi.
Soru üzerine Erdik, Japonya’da 3000 istasyon, Türkiye’de ise 300 tane bulunduğunu söylerken, erken uyarı konusunda daha iyi olmak için Japonya ile Türkiye’nin alanlarını kıyaslayarak 5000-6000 istasyon olmasının gerektiğini söyledi. Ancak Japonya’da da erken uyarı süresi 10 saniyeler düzeyinde.
Türk Telekom Genel Müdürü Gökhan Bozkurt’a da maliyet soruldu. Bozkurt, projenin maliyetinden çok katma değerinin öne çıkarılmasını istediklerini belirtti. Ama yine de rakamı öğrendik. 2 milyon $’a mal olmuş durumda. Yine soru üzerine, Bozkurt bir deprem ya da olağanüstü durumda iletişimin kesilmemesi için, Türk Telekom’un 15 ilde özel afet ekipleri oluşturulduğunu açıkladı.
Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü hakkında
Rasathane-i Amire adı ile ilim tarihimizde yer alan İstanbul Rasathanesi 1868 yılında meteorolojik gözlemlerle başladığı bilimsel çalışmalarına daha sonra Astronomi ve Deprem gözlemlerini de ilave etmiştir. 1910 yılında İcadiye tepesi (bugünün Rasathane yeri) Rasathane yeri olarak seçilmiştir. 1982 yılından itibaren ise Kandilli Rasathanesi, Boğaziçi Üniversitesi’nin bünyesinde bir Enstitü haline dönüşmüştür.
Depreme dönük çalışmalar ilk hedef olmuş ve araştırma uygulama çalışmaları üç anabilim dalında (Deprem Mühendisliği, Jeodezi ve Jeofizik) yüksek lisans ve doktora eğitimiyle bütünleştirilmiştir.
Bu şekilde deprem konusunda gözlem, eğitim, araştırma ve uygulama faaliyetlerini tek bir bünye altında toplayan ilk kuruluş özelliğini kazanmıştır. KRDAE Türkiye Deprem şebekesini operasyonel olarak işletmekte ve aynı zamanda uluslararası işbirliği çerçevesinde nükleer patlamaları denetleyen bir kuruluş olarak, bu konu ile ilgili Ulusal Veri Merkezi görevini de yürütmektedir.
KRDAE, İstanbul ve civarında 100’e yakın kuvvetli yer hareketi kayıtçısı çalıştırmaktadır ve ülke bazında Tsunami ve Erken Uyarı Sistemleri konusunda da çalışmalarına kesintisiz devam etmektedir.
[1] Türk Telekom ve Kandilli Rasathanesi’nden Denizdibi Deprem Gözlemevi



Kaynak : 