2011 seçimlerini, ileride herhalde en çok “internet üzerinden yayınlanan kasetleri” ile hatırlıyor olacağız. Geçen yıl CHP Başkanının değişmesine ve bu yıl MHP’de çok sayıda üst düzey siyasetçinin, tam seçim arefesinde istifa etmesine neden olan “kasetlerin” politik ya da psikolojik (etik) tarafına bakmıyoruz ama bazen hukuki olmayan şekilde “site engellemesine” neden olması ve bunun da internet kullanıcıları tarafında “ileride bu bir alışkanlık yaratır mı?” sorusunu yaratması nedeniyle konuyu inceleyelim dedik ve bir bilene sorduk.
Öncelikle şunu belirtelim, kasetleri yayınlanan insanların aileleri ve toplum önündeki durumlarına saygı duyuyor ve bu konuda bir şey belirtmek istemiyoruz. Ama yine de şu andaki mahkeme ya da TIB kaynaklı erişim engellemelerin, 5651 kapsamında ama biraz da politik zorlamalı karar olduğunu düşünerek, sorunun çözülmesinde daha kalıcı önlemlerin alınması, bu tür olaylara bir çözüm getirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu kapsamda, konuya yakın bir hukukçu dostumuzla konuştuk ve sürecin içeriğini ve tıkanıklıkları anlamaya çalıştık.
Bu kasetler belli amaçlar taşıdığı için, yayınlandıktan sonra, ilgili kişiye bir şekilde duyuruluyor. Buradan başlayarak süreci gözden geçiriyoruz :
turk-internet.com : Bir hukukçu olarak, bize bu süreci anlatabilir misiniz? Kaset yayınlandığında ilgili kişiler nasıl hareket ediyor?
Hukukçu : Kaseti internete düşen ilk şoku atlatınca avukatı vasıtasıyla koşarak Cumhuriyet Savcılığına başvurur. İlk önce de görüntülerin yayınlandığı sitelere erişiminin engellenmesini ister.
Turk-internet.com : Buradaki tek hukuki işlem bu mudur? Ya da başka suçlar oluşmakta mıdır? Başvuranlar sadece site engelleme mi isterler? Başka talepleri olur mu?
Hukukçu: Burada site engelleme aslında bir önlem. Kişinin daha fazla zarar görmesini engellemeye yönelik bir önlem. Asıl yapılması gereken ise, bu kasetleri çeken ve yayınlayan yani bu suçu işleyen kişilerin yakalanması ve oluşan suçun cezalandırılmasıdır. Çünkü bir kişinin “kişilik hakları” ihlal edilmiş olmaktadır.
Ama bunu talep etmeyi düşünmeyen bile oluyor. İlk akıllarına gelen hep kasedin engellenmesi oluyor.
turk-internet.com : Başvuru sonrasındaki süreci anlatır mısınız? Hangi fazlardan geçiliyor?
Hukukçu : Kişinin şikayeti üzerine, internette kasetin paylaşıma ilk açıldığı sitenin yayıncı bilgileri, TIB sayfasındaki site sorgulamadan tespit edilmeye çalışılır. Cumhuriyet Savcısı bu tespitten sonra, görüntülerin yayınlandığı sitelere resen ya da mahkeme kararıyla erişimi engelleme için yazı yazar.
Tespit sonucunda sunucular Türkiye’de ise iş kolaydır –ki ünlülerle ilgili bu hiç olmadı–. Sunucunun yer aldığı hosting merkezi verilerinden, siteye yüklemeyi yapan IP istenir. Tespit edilen IP’nin kullanıldığı adreste arama, elkoyma ve gözaltı yapılır. Sonuç olumluysa yani suçlu bulundu ve kaset yayını engellendiyse, sorun yok.
Turk-internet.com : Böyle bir yurtiçi ve yakalanmış örnek verebilir misiniz?
Hukukçu : Örneğin, bir boşanma davasında, koca karısının iffetsiz olduğuna dair bir kaset sunmuştu. Kasetteki adam karartılmıştı. Ama belliydi, buradan bile bulunabilirdi. Biz yine de IP tespiti yaptırdık. IP de kocaya ait çıktı.
Turk-internet.com : Kaseti yayınlayan site yurtdışındaysa ne oluyor?
Hukukçu : Kaset, ülke dışındaki bir merkezden yayınlanan bir sitede yayınlanmış ise, talimat yazılarak, o ülkenin yetkilileri üzerinden bilgi soruluyor.
Turk-internet.com : Sorduğunuz bilgiler nelerdir ve kime talimat yazıyorsunuz?
Hukukçu : İstediğimiz bilgiler;
-
a. Kasetin hangi IP’den yüklendiği
b. Yükleme saat ve tarihi
c. Bu IP’nin ait olduğu kişinin üyelik bilgileri ve mail adresi
d. Eğer o ülke sınırları içinde yaşayan bir kişiye aitse, o kişinin davet edilerek, sorgulanması ve hatta Türkiye’ye iade edilmesi.
Bu bilgileri almak için, şikayetin ulaştığı Cumhuriyet savcısı, önce Türk Adalet Bakanlığına yazıyor, o da Türk Dışişleri Bakanlığı’na yazıyor, o da –örneğin Amerika’daki bir site ise– Amerikan Dışişlerine Bakanlığına yazıyor. Onlar da kendi savcılarına bu şikayeti gönderiyorlar. Savcı işlemi ilgili site ve hosting firması ile görüştükten sonra, aynı yoldan Türkiye’deki muhatabına geri cevap dönüyor. Bu işlem neresinden baksanız bir 6 ay sürüyor.
Turk-internet.com : Nasıl bir cevap dönüyor?
Hukukçu : Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın “Türkiye bizden şu bilgileri istiyor” şeklindeki bu yazısına, Amerika’lı savcılar “verilir” ya da “verilemez” şeklinde cevap veriyor. Ama cevaplar genellikle olumsuz dönüyor. “Bizim kanunlarımıza göre suç değil” diyorlar. Birçok ülke –özellikle ABD– bu bilgileri, “düşünce özgürlüğü” kapsamında değerlendirip vermiyor.
turk-internet.com : Neye karşı “düşünce özgürlüğü” deniliyor. Mesela siyasilerin kasetlerinde nasıl bir talimat yazılıyor ABD’ye?
Hukukçu : Yazılan talimatta, “aşağılamak, karalamak gibi nedenlerle cinsel içerikli kaset çekmek ve yayınlamak” gibi ifadeler yer alır çoğunlukla. Karşı taraf bunu “düşünce özgürlüğü” kapsamında değerlendiriyor.
turk-internet.com : Bu arada süreç bir hayli zaman alabilirmiş gibi gözüküyor. Öyle mi?
Hukukçu : Bu süreç 6 ay kadar sürüyor. Gelen cevap olumsuz ise, bazen yeniden farklı bir şekilde yazışılabiliyor. Bu da bir 6 ay alabiliyor. Yine de olumsuz cevap dönebiliyor.
Turk-internet.com : O zaman yani olumsuz sonuç olursa ne yapıyorsunuz? İşin arkasını bırakıyor musunuz?
Hukukçu : Bu durumda yani yurtdışından bilgi alma ya da tespit zorlukları ortaya çıkarsa, ya da süreç başlarken, bir yandan paralelinde, şikayetçiden, çekim yapılan yer konusunda bilgi istenir ve burada inceleme yapılır. Varsa bu mekana giren, çıkan kişilerden, ve yine varsa güvenlik kamerasından yola çıkarak soruşturmada delil toplanır.
Tecrübeyle sabittir ki çekimler aylar ya da yıllar önce yapılmış görüntüler olunca, bu yol da kapanıyor, çünkü deliler kaybolmuş oluyor.
Elde kalıyor “bu kasetten kim faydalandıysa, suçlu odur” mantığı. Bu da sadece komplo teorisi üretmektir.
Turk-internet.com : Zaman zaman, özellikle de siyasetçilerin kasetleri söz konusu olduğu zaman, “sürecin yavaşlığı” şikayetleri yapılıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz, yavaşlık nereden kaynaklanıyor?
Hukukçu : Yavaş davranılması eleştirilerinin gelişmesi şöyle oluyor; Demin de anlattığım gibi IP bilgisi için örneğin, ABD’ye yazılan bir talimata 6 ay sonra cevap geliyor. Bir de olumsuz cevap verilmişse, tekrar bir yazı yazılıyor, bir 6 ay daha geçiyor. Zaten bu arada olan da olmuş bulunuyor. O nedenle hukuki sürecin dışındakiler, bu durumu “bir şey yapılmıyor” gibi değerlendirebiliyor. Oysa elimiz, kolumuz bağlı.
Turk-internet.com : Bunun çözümü yok mu?
Hukukçu : Benim ülkem ABD gibi hukukçuların yanına iki polis verip, git ABD’de bu işi çöz demiyor. Dışişleri vasıtasıyla yazı yazılarak, işlem başlatılıyor ve bekleniyor.
Ama ABD örneğini verelim, olay olduğunda FBI ve polis müfettişleri, atlayıp Türkiye’ye geliyorlar ve Türkiye’deki emniyet genel müdürlüğü ile bizzat görüşüyorlar. Interpol kanalıyla, savcılara ulaşıyorlar. Eğer Türk kanunlarına uygunsa, kendilerine istedikleri bilgiler de veriliyor. Ama illa veriliyor gibi bir şey de düşünülmesin. Bazen de verilmiyor, bilgi vermek, Türk kanunlarına göre uygun görülmeyebiliyor ve reddedebliyor.
Turk-internet.com : Onlar nasıl bilgi istiyorlar? Kaset mi onların da sorunu?
Hukukçu : Hiç kaset konusu olmadı. Ama Çocuk pornosu seyredenlerle yönelik geldiler. Ya da kara para aklama gibi nedenlerle geldiler.
Turk-internet.com : Kaset yayınlarında site engelleme neye göre yapılıyor?
Hukukçu : Site kapatma, eğer söz konusu kişi bir politik figürse, çoğu kez usulsüz yapılıyor. Görüntüler müstehcen değilse, aslında resen kapatamazsınız. Müstehcen ise, yurtiçinde TIB karar veriyor. Politik figür olduğu durumda, baskı çok yoğun geliyor ve usulüne uydurulmak zorunda kalınıyor. Özellikle, seçimler gibi bir konu gündemde olunca, hele muhalefet partileri söz konusu olunca, yapılan baskı ve suçlamalar yüksek olabiliyor. Bu da usülün biraz olsun esnetilmesine neden olabiliyor. Genellikle 5651’in içindeki müstehcenlik kapsamına sokularak engelleme yapılıyor.
Turk-internet.com : Burada başka suç yok mu? Yani sadece site engelleme mi yapılıyor?
Hukukçu : Burada kişisel gizliliği ihlal suçu var. Görüntüleri yayınlayan kişilere ve hatta sitelere, özel hayatın gizliğini ihlalden dava açılabilir. Ama şikayetçiler arasında bu konuda dava açan pek görmedik. Nedense herkes sadece site engellemeye çalışıyor sadece.
Turk-internet.com : Birden fazla sitede yayınlandığında ne oluyor?
Hukukçu : Çoklu site olursa, işlem o kadar zorlaşıyor. Önce her bir url uzantılı adresin tespitleri yapılıyor. Bunu genellikle şikayet eden dilekçesinde verir ama siyasiler söz konusu olduğunda, emniyetten böyle bir tam tespit de istenebiliyor.
Turk-internet.com : Bu konudaki sorunun çözülmesinde, Türkiye olarak siber suç sözleşmesini imzalamamızın ve taraf olmamızın bir olumlu katkısı olabilir mi?
Hukukçu : Siber suç sözleşmesinin, bu konuya pek bir etkisi olmayacak diye düşünüyorum. Sonuçta orada söz konusu olan çocuk pornosu, kara para aklama, siber dolandırıcılık gibi konulardır. Kişisel haklar konusunda çok etkin olmayabilir.
Ya da şu şekilde bir yararı olacaktır; bu sözleşme her ülkeyi bir merkez kurmaya zorluyor. Dolayısıyla işlem kısalacaktır. Adalet Bakanlığına, oradan Dışişileri Bakanlığı’na yerine bizim ülkedeki merkez, oradaki merkeze başvuracaktır. Bu da işlemi kısaltma getirebilir. O açıdan olumludur.

Kaynak : 