Seçimler yaklaştıkça partilerin ekonomi politikaları ve ekonomik gidişat hakkındaki tartışmaları kızışıyor. En çok konuşulan konu ise iç talepteki artışın, cari açığı olumsuz yönde etkilemesi ve bu açığın nasıl giderileceği. Seçim döneminde devam eden politikalar, genelde bankaların kredi hacmini daraltacak enstrümanları kullanarak, iç talebi dolayısıyla cari açığı düşürmeye yönelik gelişiyor.
2010 yılının son çeyreğinden bu yana uygulanan zorunlu karşılık oranlarındaki arttırım kararları, KKDF (Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu) ve BSMV (Banka Sigorta Muamele Vergisi) gibi krediler üzerinden alınan vergi oranlarının yükseltilmesi, genelde bu politikaya hizmet ediyor. Buna paralel olarak bankaların özellikle konut kredisi olmak üzere, tüm kredilerde faiz arttırımlarına ve kredi verme koşullarında sıkılaştırmaya gittiği görülüyor. Bankalar kâr oranlarının düşmesinden yakınırken, Merkez Bankası bu politikaların devam etmesi gerektiği yönünde görüş bildirmeye devam ediyor.
Tüketicilerin kredi maliyetleri daha da yükselmeden ihtiyaçlarını karşılamaları ve kredi alacakları dönemlerde genel ekonomik koşullara dikkat etmeleri gerekiyor, özellikle de bu dönem seçim dönemi ise.
Kredilerin gerçek maliyetlerinin bir göstergesi olan Yıllık Maliyet Oran’larının (YMO) eğilimine baktığımızda ise, YMO Ocak ayından bu yana yaklaşlık %1,2’lik bir artış göstererek %10,97’den %12,18’e yükselmiştir. Buna göre yılbaşından bu yana 100.000 TL’lik bir kredinin maliyeti 7.000 TL civarında artış gösterirken, konut kredisi faiz oranları ise ortalama 120 ay vadede %0,80-%1,14 oranları arasında değişim göstermektedir.

Kaynak : 