Operatörler arasındaki rekabet bu derece artınca, kullanıcılara sağlanan bazı avantajlardan vazgeçildiği görülüyor. Daha önce yalnızca faturalı hat abonelerinden tahsil edilen ve BTK’ya ödenen “Yıllık Telsiz Kullanım Ücreti”ni şimdi faturasız hat sahiplerinden de tahsil edilmeye başlıyor. Daha önce bu rakam kartların içine yedirilmişti. Ayrı alınmıyordu.
Operatörler şimdiye dek 2011 yılı için yıllık 13,2 TL olarak belirlenen bu ücreti faturasız hat sahiplerinden almıyor ve onlar adına BTK’ya kendisi ödüyordu. Ancak başta da dediğimiz gibi, anlaşılan düşen kar marjları operatörleri tahsilata itmekte.
Telsiz Kullanım Ücreti, her sene BTK tarafından tarifesi belirlenen ve mobil operatörlerin BTK’ya ödedikleri bir ücret. BTK mobil cihazların alıcı – verici özellikleri nedeniyle “telsiz”sınıfına girdiğini belirtmekte ve operatörlerden aldığı yıllık ücretlere telsiz kullanım ücreti adı altında bir kalem fatura daha kesmekte. Buna göre operatörler sahip oldukları her abone için BTK’ya önceden belirlenen bir tutar ödüyorlar. 2011 yılı için belirlenen tutar 13,20 TL. Yani her operatör sahip olduğu abone sayısı başına BTK’ya yıllık 13,20 TL “Telsiz Kullanım Ücreti” ödüyor.
Operatörler şimdiye dek BTK’ya ödedikleri bu tutarı faturalı hat abonelerinin faturalarına aylık taksitler halinde yansıtıyor, faturasız hat abonelerinden ise bu ücreti tahsil etmiyordu. Yani bir anlamda faturasız hat aboneleri sübvanse ediliyordu. Şimdi ise 3 operatör ortak bir karar alarak faturasız hat abonelerinden de söz konusu ücreti tahsil etmeye başlıyor. Uygulama yine aylık olarak yapılacak ve kullanıcıların bakiyelerinden her ayın ilk günü kesilecek. Bakiye yetersiz ise ücret takip eden ilk yüklemede hesaptan düşülecek.
Burada konuyla ilgili iki önemli nokta üzerinde durmak gerekiyor. Birincisi bugüne dek faturasız hat abonelerinden bu ücreti tahsil etmeyen operatörlerin şimdi niye tahsilata başladıkları konusu. Bunun en temel ve mantıklı sebebi, kar marjları son dönemde düşüş yaşayan operatörlerin gider kalemlerini kısmak istemeleri.
Sonuçta operatörler abone başına ödedikleri söz konusu “telsiz kullanım ücretini” ister abonelerinden tahsil etsin, isterse de kendi kasasından karşılasın bir şekilde BTK’ya ödemek zorunda. Şu ana kadar faturasız abonelerin telsiz kullanım ücretlerini kendi kasasından karşılayan firmalar, rekabetin arttığı ve kar marjlarının azaldığı bu ortamda gider kalemlerini azaltmak için tahsilat yoluna gidiyor gibi gözükmekteler.
Her üç operatörün de yayınladığı 2011 ikinci çeyrek finansal sonuç raporlarından hareketle edindiğimiz abone sayılarına göre, firmaların yıllık 13,2 TL olan telsiz kullanım ücretini faturasız abonelerinden tahsil ettikleri takdirde Turkcell’in yıllık 310 milyon TL, Vodafone’un yıllık 165 milyon TL, Avea’nın ise yıllık yaklaşık 89 milyon TL yeni bir marj imkanı bulabilecekleri ortaya çıkıyor. Faturalı hat abonelerinden söz konusu meblağ zaten tahsil edildiği ve BTK’ya ödendiği için burada bir yeni marjdan elde etmeleri mümkün olmayacak.
Telsiz Kullanım Ücreti Ne Anlama Geliyor?
Kullanıcılardan (yeni bir frekans tahsisi filan olmadığı için) ne nedenle tahsil edilmek istendiğini anlayamadığımız bu telsiz kullanım ücreti için BTK’nın faturalı aboneler de dahil olmak üzere, hesaplarımıza göre, yıllık 842 milyon TL gibi bir fon ya da belki vergi demek lazım topladığı ortaya çıkıyor.
Evet, Konunun ikinci ve belkide daha önemli kısmı bu; “telsiz kullanım ücreti” adı altında toplanan paranın ne amaçla alındığı sorusu. “Telsiz Kullanım Ücreti” terimi aslında kabul tarihi 1983 yılı olan Telsiz Kanunu’na dayanıyor. Söz konusu kanunda “Telsiz” terimi, aralarında herhangi bir fiziki bağlantı olmaksızın elektromanyetik dalgalar yoluyla açık veya kodlu veya kriptolu ses, data ve resimleri vermeye, almaya veya yalnızca vermeye veya almaya yarayan sistemlerini tanımlamak için kullanılıyor.
Sonraki tarihlerde bu kanunda yapılan değişiklikler ve BTK’nın mevzuatlarında da telsiz teriminin kapsamı aynı şekliyle korunuyor. Yani hepimizin kullandığı cep telefonlarının kanunlardaki geçerli tarifi birer telsiz cihaz oldukları yönünde. İlgili kanun ve yönetmelikler de telsiz cihazlarının kullanımının yıllık bir ücrete bağlanmasını ve bu ücretin hizmet sağlayan operatörlerden tahsil edilmesini gerektirmekte.
Ancak söz konusu bu gereklilik biraz enteresan. Günümüzde mobil operatörler, kendi altyapı yatırımlarını kendileri yapmak durumundalar. Yani baz istasyonu kurulumları, tüm kablolama işlemleri, bakım – onarım masrafları ve de mobil iletişimi sağlayacak her türlü ekipmanın temini ve kurulumu operatörlerin sorumluluğunda. Operatörler tüm bu harcamaları yapıyor ve BTK’nın sadece denetleme görevi ve sorumluluğu mevcut. Ancak operatörler sahip oldukları baz istasyonu ve abonelerinin sahip olduğu mobil cihaz başına BTK’ya her yıl bir de kullanım ücreti ödemek durumundalar.
Üstelik BTK, söz konusu “kullanım ücretlerinin” operatörler tarafından nasıl ödeneceği ile de ilgilenmiyor. Yani operatörler dilerlerse bu miktarları kendi kasalarından ödeyebilir, dilerlerse de abonelerinden tahsil ederek BTK’ya ödeyebilir durumdalar. Hal böyle olunca insan ister istemez “sırada ne var acaba, operatörler kar marjları düştüğünde baz istasyonu başına ödedikleri 49 ila 1500 TL arasında değişen kullanım ücretlerini de abonelerinden mi tahsil edecek?” diye kendisine sormadan edemiyor.
Konu hakkında 7 Ocak 2011’de bir açıklama yayınlayan Tüketiciler Derneği (TÜDER) bu durum karşısında oluşan tepkileri “Cep Telefonu Telsiz Değildir” başlığı ile özetliyor. TÜDER’in sitesinde yer alan basın duyurusu şu ibarelere yer veriyor:
“11 Ekim 2010 tarihinde TÜDER olarak yaptığımız basın açıklamasında belirttiğimiz gibi Telekomünikasyon sektöründe yeni nesil servis bazlı hizmetlere “telsiz ruhsat bedeli”, “yıllık telsiz kullanım bedeli” ve “ilk tesis ücreti” gibi ruhsatla izin verilen ücretlendirmelerin GSM’ye uygulanması artık son bulmalıdır. Çünkü, GSM cihazları Bilgi teknolojileri ve İletişim Kurumuna (BTK) sadece her GSM cihazına özel kimlik numarası olan IMEI numarasıyla ücreti karşılığında kaydolmaktadır.
GSM cihazlarına BTK tarafından her hangi bir frekans tahsis edilmemektedir ve cep telefonları bir telsiz cihazı değildir; bu nedenle “ilk tahsis ücreti” “telsiz ruhsatı” ve “telsiz kullanım” gibi çok gerilerde kalmış ücretlerin alınmaması gerekmektedir. Diğer bir deyişle, GSM cihazları herhangi bir GSM işletmecisine abone olmak kaydıyla alınan SIM kartı kullanımıyla aktif hale getirilerek iletişim kurulabilmektedir.
SIM kartı olmayan GSM cihazları hiç bir telsiz iletişimi kuramadıkları için (kamu yararına sadece ACİL numara aranmaktadır) Telsiz Genel Müdürlüğü (!) zamanında tanımlanan “telsiz kullanımı” sınıfına da girmemektedir. GSM cihazları, sadece lisans ödenerek, işletme hakkı verilen özel GSM frekans bandında çalışmak üzere imal edilmişlerdir. Ruhsat karşılığı işletme hakkı verilen Telsiz sistemlerinde kullanılan Telsiz cihazlarının çalıştığı frekans bandına GSM cihazları çalışmamaktadır. Bu nedenle ruhsat karşılığında alınan “ilk tesis ücreti” “telsiz ruhsat bedeli” ve “telsiz kullanım ücreti” gibi bedellerin GSM cihazı kullanan tüketicilerden alınması, büyük bir hatadır ve bu hatadan en kısa zamanda dönülmelidir.
Bu nedenledir ki GSM sistemini kullanan 219 ülkenin hemen hemen hepsinde GSM cihazı aboneliğin gereksinimi olarak görülmekte ve tüketiciler, alınan hizmete karşılık, devlete yalnızca hizmetin katma değer mükellefi olarak yalın KDV ödemektedir.Ülkemizde GSM kullananları cezalandırırcasına sadece mobil haberleşme için ödenen %18 KDV, %25 Özel İletişim Vergisi, ilk tesis ücreti, telsiz ruhsat ve telsiz kullanım ücretleri dışında ; GSM cihazı alımı sırasında da ayrıca %18 KDV dışında Özel Tüketim Vergisi, % 8 TRT katkı payı, BTK IMEI kayıt ücreti ödenmektedir.
AB direktifleriyle uyumlu mevzuat değişiklikleri yaparak serbestleşme yolunda ilerleme gösteren telekomünikasyon sektörünün düzenleyici kurumu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), 63 milyon GSM hizmeti alan tüketicisinin hem operatöre ödediği konuşma ücreti dahilinde, hem de BTK’ ya telsiz kullanım ücreti ödeyerek frekans kullanımına dayanan iki defa vergilendirilmesindeki haksızlığı, çağdaş mobil iletişim ücretlendirme kurallarına göre değiştirmemiş ve büyük bir haksızlığa imza atmıştır ve 2011 yılında da bu haksızlık zamlarla katmerlenerek sürdürülmektedir.
Tüketicinin ve rekabetin korunması perspektiflerinden bakılarak telekomünikasyon hizmet/ servislerinin verimlilik ve tüketicinin ekonomik çıkarları göz önüne alınarak yeniden ekonomik kriterler çerçevesinde modernize edilmesi artık kaçınılmazdır.
İş ve özel yaşamın sürdürebilmesi için zorunlu toplumsal hizmet konumunda olan mobil iletişim, tüketici ile işletmeci arasında yapılan sözleşmeye bağlı olarak ücretlendirildiği halde, bağımsız idari kuruluş olan BTK’nın kamunun temsilcisi olarak tüketicilerden Telsiz Ruhsat ücreti (bir seferlik alınan 12.30 TL; Telsiz Kanunu Mad.27), Telsiz Kullanım Ücreti (her yıl alınan 12.26 TL; Telsiz Kanunu Mad.27), İlk Tesis Ücreti (31.80 TL) almasını içimize sindirememekte ve gereğini beklemekteyiz. Gerçekleşmediği takdirde ulusal ve uluslararası alanda hakkımızı almak için gereken tüm yollara başvuracağımızı kamuoyuna duyurmayı bir görev biliyoruz.”
Ancak TÜDER ile görüştüğümüzde basın açıklamasının Ocak ayında yapılmış olmasına karşın konu hakkında herhangi bir yasal başvuru yapılıp, dava açılmadığını öğrendik. BTK yetkilileri ise “Telsiz Kullanım Ücreti” düzenlemesinin kanunlarda ve mevzuatta yer alan yasal bir uygulama olduğunu söylüyorlar ve operatörlerin yeni başlattıkları uygulama ile ilgili kendilerinin muhattap olmadığını açıklıyorlar.
Kısacası operatörler tarafından faturalı hat abonelerinden şimdiye dek zaten tahsil edilen ve BTK’ya ödenen “Telsiz Kullanım Ücreti” şimdi faturasız hat abonelerinden de alınmaya başlayacak. Sonuçta ister operatörlerden alınıyor olsun isterse de son kullanıcılardan, toplanan yıllık 840 milyon TL tam olarak neyin ücretidir ve ne amaçla harcanıyor sorusu ise şimdilik yanıt bulmayı bekliyor.

Kaynak : 