Kendisine internet üzerindeki ya da fiziki ortamlardaki “erişim engellemeleri” ile ilgili tüm etkinlik ve toplantılarda rastladığımız, bir ara Korsan Partisi’nin Türkiye çalışmalarına da katılan, Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğretim Üyelerinden İsmail Polat ile BTK’nın 22 ağustosta yürürlülüğe girecek olan BTK profilleme kararının detaylarını konuştuk. İsmail Polat önemli konulara dikkatimizi çekti :
İnternet Kurulu ne öneri vermiş ve ne almış önemli değil. Şu andaki durum kurulun kararı iptal etmediği şeklinde. Yani 22 ağustosta karar yürürlülüğe girecek gibi gözüküyor.
BTK tarafından şu anda erteleme ya da iptal yönünde açıklama olmadığı için bu uygulamaya konulacak gibi gözüküyor.
İsmail Polat bu durumun kamuoyundan gelen tepkileri soğutmaya yönelik olduğu düşüncesinde :
Görüşüm şu; kamuoyunun yani sivil toplumdan gelen tepkilerin bir kısmını dikkat alarak, kararda düzeltme yapılmalıydı. Çünkü önemli olan sonras. Bu karar o kadar belirsiz ve muğlak ki, uygulayıcısı isterse çok özgür bir internet, isterse Çin ve İran’dan beter bir internet uygulayabilir.
İsmail Polat, bundan sonrasında sivil toplumun tek umudunun, BİANET’in Danıştaya açtığı yürütmeyi durdurma davası kaldığını söylüyor. Kendisine internet kurulunun önerilerini nasıl değerlendirdiğini soruyoruz :
Akademisyen gözüyle bakınca, internet kurulu önerileri çok genel ifadeler olmuş. Halbuki biz Bilgi Üniversitesi’ndeki sivil toplum örgütleri toplantısında daha detaylı konuşmuştuk. Önerilerin biraz daha ayrıntılanması lazımdı.
İsmail Polat, internete erişim engellemesi getirilmesinin pratikte işlemeyeceği düşüncesinde. Bunu da şöyle ifade ediyor.
Diğer yandan bu kurul kararının, pratikte yeni jenerasyon tarafından teknolojik olarak aşılacağını düşünüyorum. Müzik endüstrisinin Napster, BitTorrent gibi uygulamalara getirdiği yasakları gençler nasıl bypass ettiyse, bu konuda da aynısı olur. Gençleri bu şekilde durdurmak olanaklı değil. Tam tersi cazibeyi artturabilir diye düşünüyorum.
Bu sözlere karşı doğal olarak kendisine internet üzerinde sorunlu görülen alanlar konusunda bir karşı önerisi olup olmadığını sorduk :
Yeni kuşağın ve bunları yetiştirenlerin –yani ebeveyn, öğretmen ya da internet kanaat önderlerinin– ciddi anlamında bir bilinçlendirmeden geçirilmesi lazım. Yani gençlerin ilkokuldan, üniversiteye kadar, “yeni medya okuryazarlığı” tedrisatından geçirilmesi lazım.
Çözüm olarak, Türkiye’de bu işle ilgili Üniversitelerin, medyanın, servis sağlayıcıların, girişimcilerin ve herkesin belki internet kurulu öncülüğünde koordine olup, internet stratejisi oluşturması lazım.
Peki ama eğitim yeterli mi? İnterneti kötüye kullananlar, hem çocuk pornosundan, hem terör (bomba yapma, haberleşme vs) amaçlı kullanımlar olabildiğini hatırlatıyoruz :
Şu lafı unutmamak lazım. Herşeyin başı eğitim. Libya’daki ya da Norveç’teki benzeri manipulasyonlara uğranmaması için eğitim şart. İnternetin kullanıcıları arasında genellikle bilinçli ve aydınlık insanlar var.
Sansürle bir yere varılamaz. Bir şeyleri saklayarak varamayız. Ama bir şeyi açıklıkla anlatarak, riskleri, tehlikeleri anlatarak, bilinçlendirerek varabiliriz. O zaman bunları tehlikesini anlıyoruz.
Geçtiğimiz dönemde bazı siyasetçilerin başına gelen gibi, isanların mahremiyetine dair bilgiler, videolar yayılıyor. Bilinçli toplum buna alet olup, yaymaz bunları. Birkaç kişinin çürük olması önemli değil. Tüm toplum bilinçli olursa, bu videoları dışlarsa, yapılır ve internet de bunun aleti olur. Bilinçli toplumda bu tür kötü hareketler izole olur..
Söyleşinin 2.bölümünde üniversitelerimizde gitgide gelişen “Yeni Medya” bölümlerinin detaylarını konuştuk. Bu bölümü İsmail Polat : Siber Kültür, İyisiyle, Kötüsüyle Bir Yöne Gidiyor ve Eski Kültürel Mirasları Reddediyor – 2 başlığı altında okuyabilirsiniz.

Kaynak : 