Kargo şirketlerinden Aras Kargo, küresel ekonomik krizin etkilerini daha geniş bir çerçevede değerlendirebilmek ve yeni yol haritaları oluşturabilmek amacıyla dünyaca ünlü ekonomist Prof. Laura Tyson’ı Türkiye’ye davet etti. 6 Ekim Perşembe günü Four Seasons Bosphorus’ta Aras Kargo’nun iş ortakları ve basın mensupları ile bir araya gelen Tyson, önemli açıklamalarda bulundu.
Aras Kargo’nun “Birlikte Ekonomiyi Taşıyoruz” sloganıyla düzenlediği Global Ekonomi ve Türkiye Konferansı’nın açılış konuşmasını Aras Kargo Yönetim Kurulu Başkanı Evrim Aras üstlendi. Evrim Aras,
“Bugün 80 milyar dolarlık büyüklüğüyle ekonominin lokomotiflerinden olan kargo ve lojistik sektörü, kriz dönemlerine ayna tutan sektörlerin başında geliyor. Biz de Aras Kargo olarak, tam 32 yıldır Türkiye’nin ekonomik yolculuğuna ayna tutuyoruz. 7 Kıtada 7 Yıldızlı Hizmet vizyonuyla küresel hareket ediyor ve ülkemizin coğrafi konumu nedeniyle lojistik üssü olma hedefine yönelik çalışmalar yürütüyoruz. Bu amaçla yaptığımız yatırımlarla 2008 yılından bugüne %53’lük bir büyüme sağladık. 2011 yılında ise şu ana kadarki büyüme oranımız %23 seviyesine dayandı. Her gün 150.000’in üzerinde ticari ürünü taşıyor, satıcılar ve alıcılar arasında köprü oluyoruz”
diyerek kargo ve lojistik sektörünün ekonomiye ayna tuttuğunu belirtti.
Kargo sektörü 1 günlüğüne durursa 80.000 kişi o gün işe gidemez
Evrim Aras
“Sektörün günlük işlem hacmi, bize ekonominin gidişatı hakkında gerçek zamanlı bilgiler veriyor. Ayrıca kargo sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin tamamı yalnızca 1 gün durursa; Türkiye genelinde yaygın istihdam ve tedarik durur, en az 80.000 kişi o gün işe gidemez. E-ticaret&direkt dağıtım sektörleri durur, ekonomimiz yıllık en az 35 milyar dolarlık iş hacmi kaybeder. Bu bilinçle sadece ülkemizdeki ticareti değil, global bilgiyi de iş ortaklarımıza ulaştırma
sorumluluğuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz”
dedi ve bu amaçla Berkeley Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Laura Tyson’ı davet ettiklerini belirtti.
Bu yıl Japonya depremi gibi ekonomiyi derinden etkileyen olaylar oldu
Evrim Aras’ın ardından kürsüye çıkan Prof. Laura Tyson, öngörülebilir gelecekte gelişmekte olan ülkelerin gelişmiş ülkelerden daha hızlı büyümeye devam edeceklerini anlattı. Bu süreçte küresel bir yavaşlama riskinden söz eden Tyson, şunları söyledi:
“2011 çok farklı şokların yaşandığı bir sene oldu. 2009 ve 2010’da güçlü bir toplarlanma süreci geçirdik. 2011’de her şey yolunda görünüyor. Dünya ekonomisi büyüyor. Ancak Japonya’daki deprem ve tedarik zincirindeki bozulmalar, Orta Doğu’da yaşanan olaylar ve petrol fiyatları ile ilgili belirsizlikler gibi ani bir takım olaylar oldu. Petrol fiyatlarının artması gelişmekte olan ekonomileri ciddi anlamda sarstı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu gelişmekte olan ekonomiler, para birimlerinin aşırı değerlenmesini önleyerek enflasyonla beraber büyümeye nasıl devam edeceklerinin yolunu aramaya başladılar ve bu noktada tıkanmalar meydana geldi. Bu olaylar sonrasında bu yaz ABD’de meydana gelen borç limitleri sebebi ile dünya ekonomisindeki belirsizliğe bağlı olarak ciddi bir bozulma yaşandı. Hemen ardından ise Yunanistan ve Portekiz’deki sorunlar tırmanışa geçti. Şu anda dünya ekonomisinde ciddi bir kırılganlık ve aşağı yönlü riskler hakim”
Türkiye güçlü konumda
Gelişmekte olan ülkeler arasında Türkiye’nin güçlü konumda olduğuna vurgu yapan Tyson, normal ekonomik koşullarda olsaydık Türkiye’nin cari açığını çok daha rahat yönetebileceğinden bahsetti. Türkiye’nin cari açığını öteleyebilmesi ve yapılandırması halinde, bu problemin ekonomiyi etkilemeyeceğini söyleyen Tyson :
“Türkiye’nin ihracat rotaların çeşitlendirmesi ve odaklanması gerekiyor. Türkiye ihracatının çoğunu Avrupa’ya yapıyor ancak bu ülke ekonomileri zor durumda. Bu sebeple yeni rotalarda yol almalı. İpek Yolu’nu izleyerek Asya’ya ihracat yapmalı. Türkiye’nin çok güçlü bir konumda olduğunu düşüyorum. Ancak bu dönemde güçlü ekonomisi, istikrarlı siyaseti, jeopolitik konumu ve artan ihracatı, diğer ülkelerin sermayelerini Türkiye’ye yönlendirmesine olanak verebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kısa vadeli sermayenin aşırı ısınmaya sebep olması”
diye konuştu. Uzun vadede Türkiye’nin ithalat bağımlılığını azaltmak için alternatif enerji kaynaklarına yönelmesi gerektiğini aktaran Tyson, yatırımcılara enerji verimliliği, alternatif enerji ve altyapı yatırımları yapmaları tavsiyesinde bulundu.
Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın farklı para birimine ihtiyaçları var
Konferansta Euro’ya geçildiği dönemi inceleyen Tyson, 1999-2007 arasında Avrupa ekonomisinde denge olduğunu ancak global kriz sonrasında ülke ekonomilerindeki dengesizliğin daha da göze batar hale geldiğini söyledi. Günümüzde Avrupa’da çözülememiş ülke borçları ve finansal zorluklar hakkında da bilgi veren ünlü ekonomist,
“Avrupa ülkelerinde yaşananları anlamak çok önemli. Bence Yunanistan, Portekiz ve İspanya’nın Euro para biriminde rekabetçi olmalarına imkan yok, bu mümkün değil. Farklı bir para birimine ihtiyaçları var. Ancak yakın gelecekte bu olası değil”
diyerek görüşlerini özetledi.
ABD ekonomisi %3,5 yerine %2 büyürse dünya ekonomisini ciddi yavaşlatır
Prof. Laura Tyson, ABD ekonomisinin içinde bulunduğu duruma da ayna tuttu. ABD’deki işsizliğin sebeplerini; genel sorunun işsizlik mi, büyüme hızı mı, yoksa bütçe açığı mı olduğunu irdeleyen Tyson, bu üç sorunla aynı anda nasıl başa çıkılacağını anlattı. Amerika ekonomisinin dünya ekonomisinin en büyük parçalarından birini oluşturduğunu belirten Tyson, ABD ekonomisinin %3.5 yerine %2 büyürse bunun dünya ekonomisi üzerinde ciddi bir yavaşlatma etkisi olacağını da sözlerine ekledi. Tyson konuşmasını şöyle sürdürdü:
“ABD hükümetinin borçlarının sebebi yaşlanan nüfusun sağlık sistemine etkileri ve savunma sistemine ayrılan pay. Çok yıllı, kademeli borç düşürme planına ihtiyacımız var. Sağlık maliyetlerini kontrol altında
tutulması, savunma masraflarını bütçeden daha az pay alması ve vergi gelirlerinin yükseltilmesi gerekiyor. İyi haber, ABD asla iflas etmez. Şu andaki açık sürdürülebilir bir açık ve düşüş trendinde. Borç, önümüzdeki 20 sene içerisinde çözülebilecek bir sorun. Yaşlanan nüfusun sağlık harcamalarının dengelenmesi ve savunmaya ayrılan payın düşürülmesi ile ABD ekonomisi dengesini bulacak.”

Kaynak : 