Tam da Van depreminin dehşetini ve sıkıntılarını yaşadığımız bugünlerde önemli bir ihale yaklaşıyor. Ama 1 hafta sonra gerçekleştirilecek olan bu ihaleye ait detaylara bakıldığında, ilgililer 1 sorun olduğunu düşünüyorlar. 23 kasımda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından gerçekleştirileceği bildirilen ve 723 adet uydu telefonunun satın alınacağı Afet ve Acil durumlarda haberleşme ihalesindeki temel kriterlerin yeterli olmadığı, en önemli kriterin yani güvenliğin sağlanmasına yönelik olanların atlandığına dair şüpheler var. Konuyu açalım.
Malum afet ya da acil sorunlarda devlet birimlerinin haberleşmesi önem arzediyor. Daha yeni bir deprem yaşadık ve son dönemde hergün şehit verdiğimiz bir terör savaşını 30+ yıldır yaşıyoruz. Öyle ki aynı olayda 20+ kadar şehit verdiğimiz günler oldu. İşte bu tür durumlarda haberleşme çok önemli. Devlet de bunu düşündüğü için, birimlerinin iç haberleşmesinde kullanılmak üzere 2 farklı ihaleye gidiyor. Bu ihalelerden ilki, telsiz haberleşmesine yönelik. Bunu bir başka haberimizde işleyeceğiz. İkincisi ise uydu haberleşmesi şeklinde.
İşte bu haberde konumuz, bu ikinci ihale ve 23 kasımda Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından gerçekleştiriliyor.
Ancak konuya yakın kişilerden aldığımız bilgiye göre, ihale şartnamesinde güvenlik sorunlarına özen gösterilmediği görülüyor. Coğrafi olarak stratejik önemini her geçen gün daha iyi anladığımız ve gittikçe ısınan bölgede, hele ki son 30 yılını terörle mücadele içinde geçiren ülkemizde, devletin ilgili birimlerinin iç haberleşmesi için ihalesi yapılmakta olan sistemlerin güvenliği en önemli kriter olmalıdır.
Bunun en taze örneğini çok kısa bir süre önce Libya’nın devrilen Devlet Başkanı Muammer Kaddafi’nin uydu telefonu kullanmasından sonra yerinin tespit edilmesi ve sonrasında öldürülmesiyle yaşadık. Ancak bu yapılacak ihalede Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının ihaleye giriş için gerekli güvenlik kriterlerine yeterince önem verilmediği iddiaları yer alıyor.
Bu kriterler nelerdir?
Uydu haberleşmesi en güvenilir ve dinlenilmesi zor sistemler olarak bilinmekle birlikte, bazı şartlar yerine gelmediği zaman bunun kolay olmadığı belirtiliyor.
Bunların ilki haberleşmenin üzerinden yürüyeceği uydu yer istasyonu. Bu istasyon eğer ülke dışında yer alırsa, sinyalin başka ülkelerin toprakları üzerinden taşınması söz konusu oluyor. Bu da güvenlik zaafının daha yüksek olması anlamına geliyor. (ayrıca ülke içinde uydu istasyonu kurulmasının ülkemize sağlayacağı bilgi birikimi, istihdam ve vergi faktörlerinden bahsetmiyoruz bile)
Diğer yandan uydu telefonları üzerinden sürdürülecek haberleşmeye yönelik kodlamanın da kolay kırılmaması gerekiyor. Buna ait modülasyon kriterlerinin konulması da önemli.
Bir de, ülkemiz gibi dağlık bir çoğrafyada hareketli uydu sistemleri(LEO) tercih edilmeli. Sabit yörünge uydu sistemleri(GEO) bu gibi yerlerde hiç işe yaramayabiliyor. Örneğin bir vadide ya da yüksek bir binanın ya da tepenin kuzey tarafında bir GEO sistem çalışmayabilir.
Bahsettiğimiz ihalede bu 3 önemli noktaya dikkat edilmediği iddiaları var. Ama ülkenin acil ya da afet durumundaki haberleşmesini sağlarken, güvenlik çok önemli olacaktır. Biz de konuyla ilgili olarak sorularımızı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na da ilettik. Cevap gelirse okuyucularımıza ileteceğiz.



Kaynak : 