Nisan ayında Amerika’da gerçekleştirilen “Sanal Güvenlik” konferansı, sonuçları itibariyle ABD sınırlarının çok ötesinde bir anlam ifade ediyor. Geçmişte Bilişim Güvenliği Derneği’nin başkanlığını yapan ve halen Vipre Türkiye Genel Koordinatörlüğü görevini yürüten Faruk Kekevi, bu konferansın medya organları tarafından yeterince aksettirilmemesinin önemli bir eksiklik olduğunu belirtiyor.
Bireylerin güvenlik bilincinin toplamda ulusal güvenliği oluşturduğunu söyleyen Kekevi, “Siber Savaş” kavramının teoriden pratiğe geçtiğini belirtiyor:
“Yakın geçmişte, ABD, Irak’ı, bilişim ağlarını felç ederek bir gecede işgal etmiştir. 1950’li yıllardan bu yana uygulanan Siber Savaş’ın bir çok örneği görülüyor. Bazı ülkelerin siber savaş ordularını oluşturdukları kendileri tarafından açıklanmıştır. Nato, siber tehdidi, 3 tehditten birisi olarak nitelemiş, stratejilerini oluşturmuştur. Genel Kurmay Başkanlığımız da siber savaş konusunda çalışmalar yaptığını açıklamıştır, ancak bu alanda nasıl bir çalışma yapıldığı bilinmemektedir ve herhangi bir belirtiye rastlamadığımızı belirtmem gerekiyor. Kamu kurumlarında yapılan saldırı testlerinde, kamu bilişim sistemlerinin saldırılara karşı yetersiz oldukları sonucu alınmıştır.”
Pentagon’un, adı geçen toplantıda, “yeter derecede bilişim güvenliğine sahip olmayan müttefik ülkelerle sanal bilgi paylaşımının risk yarattığı” şeklindeki açıklamasını Türkiye’nin iyi değerlendirmesi gerektiğini belirten Kekevi, bunun ülkenin NATO işbirliği dışında kalabileceği anlamını taşıdığını ifade ediyor. Almanya’nın, 3-4 yıl önce, casus programlar üreterek, bilgi toplayan bir kamu kurumu oluşturduğunun medyada yer aldığını hatırlatan Kekevi;
“Buna karşın, ülkemizin, bir casus program cenneti olduğunu, henüz casus program kavramının dahi olmadığı gözlemimi belirtmek istiyorum”
diyor. Bilişim güvenliği konusunda görüşlerine başvurduğumuz bir diğer isim Güvenlik ve Ağ Çözümleri Danışmanı Öner Çetin oluyor. Tek başına teknolojinin, bireyleri, kendi art niyetleri için bu teknolojileri kullanan kişi ve zümrelere karşı koruyamayacağını dile getiren Çetin, internet ve bağlı ekosistemin sağlıklı bir yapıya kavuşturulabilmesi için bireysel kullanıcıların bilinçlendirilmeleri gerektiğini belirtiyor. Geçmişte bireyi hedef alan saldırıların yerlerini çok daha kapsamlılarına bıraktığına işaret eden Öner, şu kritik değerlendirmeyi yapıyor:
“Şöyle düşünelim, önceden tekil bir bilgisayarı ve dolayısı ile kullanıcısına ulaşarak çeşitli kazanımlar sağlamak mümkünken, bugun BotNet’ler ve DDos atakları sayesinde kurum ve zümreler etkilenebilir, Anonymous ve benzeri isimli örgütler sanal tehdit unsurları haline gelmiştir. Bu zümreler kullanıcı bilinci artırılmadığı sürece pek çok önemli noktaya zarar verebilir ve her geçen gün daha fazla aktif hale gelebilirler. Bu kaçınılmazdır. Çünkü bu topluluklar artık faaliyetleri karşılığında bir gelir elde etmekte, aynı zamanda aktiviteleri ile ün kazanmaktadırlar. Lütfen unutmayın, reklamın iyisi kötüsü olmaz, muhakkak bir getirisi vardır.”



Kaynak : 