Türkiye 3G teknolojisi ile tanışalı 2,5 yıl oldu. Bu teknoloji sayesinde, mobil internet kavramı hızla benimsenmeye başladı ve operatörler oldukça başarılı sunumlar yaparak mobil data trafiğinin artışında çok önemli bir yol kat ettiler. Bu artışı sağlayabilmek bir operatör için son derece önemli zira, basit bir örnekle, aynı servisi 10 kişinin kullanması ile 1000 kişinin kullanması sonucunda elde edeceğiniz gelir ve (MB başına maliyetin sabit olduğu düşünüldüğünde) bu gelir üzerinden alacağınız kar arasında dağlar kadar fark olacağı ortada.
Ancak tam da bu noktada MB başına sabit maliyet kavramını göz ardı etmemek gerekiyor. Zira servisi 10 kişiye veriyorsanız ortada ciddi bir rekabet yok demektir ancak sizin bu sayıyı 1000 kişiye çıkartabilmeniz için müşterilerinize cazip fiyatlar sunmanız ve rekabette de bir adım öne geçmeniz gerekir. Bu da indirim yapmanız ve (maliyet sabit olduğuna göre) sunduğunuz servisteki kar marjınızın azalması anlamına gelecektir. Dolayısıyla 1000 kişiye hizmet sunarken, yani mobil data kullanan müşteri kitlenizi arttırırken, aslında sürümden kazanıyorsunuz demektir.
Üstelik müşteri tabanınız belli bir noktaya ulaştığında, servisin devamlılığı ve kalitesinin korunması için bir takım yatırımlar yapmanız kaçınılmaz hale gelecek ve MB başına maliyet hesabınız artacaktır. Yani telekom operatörleri, mobil internet gibi bir servisten kayda değer ölçüde gelir sağlayabilmek için müşteri sayılarını arttırmak zorundalar. Ancak gelir artarken fiyat indirimleri nedeniyle kardan ödün verirler. Sonrasında yapmak zorunda kaldıkları ilave yatırımlar da bu karın daha da düşmesine sebep olur.
Türkiye’de 3G, tüm operatörlerin yaptıkları açıklamalar göz önünde bulundurulursa, belirli bir aşama kaydetmiş olsa da hala gidilecek çok yol var. Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv, yaptığımız bir röportajda [1] son 2 yıl içinde mobil datanın 13 misli arttığına buna karşın fiyatların %81 oranında düştüğüne dikkat çekmekteydi. Yani Türkiye’de data işi operatörler için hala oldukça karlı ve büyümeyi sürdüren bir alan olarak gözükmekte. Ancak gelişmiş pazarlardaki duruma göz atıldığında operatörlerin data aktarımında karlılıklarını koruyamadıkları gözüküyor. Data sayesinde edinilen gelirler, gelişmiş pazarlarda bile (smartphone ve tablet cihazların ortaya çıkması, uygulamaların artışı ve elbette ki videoya olan talep yüzünden) artış gösteriyor. Ancak karlılık konusu SOS vermekte.
Dünyadaki örnekler incelendiğinde bu noktada atılması gereken adımlar, OPEX (operasyonel yatırımları) harcamalarını azaltmak için optimizasyona yönelmek ve CAPEX (sermaye yatırımları) harcamalarını azaltmak için de yeni teknolojileri gözden geçirerek Femtocell gibi alternatiflere yönelmek olarak gözükmekte. LTE gibi orta ve uzun vadeli network yatırım planlarını şimdiden hazırlamak da son derece önem kazanıyor.
Sonuçta, Türkiye gibi gelişmekte olan pazarların gelecekte ulaşacağı noktayı ve yaşayacağı sorunları görmek için önce gelişmiş pazarları iyi analiz etmek gerekiyor. ABD gibi mobil iletişim sektörünün gelişmiş pazarlarında, şimdilerde veri trafiğine yetişememe ve karlılığın çok ciddi oranda düşmesi sorunları söz konusu. Türkiye’deki operatörler için de benzer sorunların oluşması oldukça muhtemel. Bu sorunun çözümü için şimdilik tek öneri ise farklı fiyat modelleri geliştirebilmek olarak gözüküyor.
[1]- Ciliv : Mobil Data Trafiği 2 Yılda % 13 Artmış, Fiyatı % 81 Düşmüş

Kaynak : 