Bu söyleşinin ilk bölümünü Prof.Dr.Kürşat Çağıltay : 33 e-Devlet Sitesinin Kullanışlılığını Araştırdık – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Vergi ödeme, pasaport başvurusu gibi bazı hizmetlerin, e-devlet siteleri üzerinden yürütüldüğü günümüzde, ODTÜ önemli bir araştırmaya imza attı ve e-Devlet sitelerinin kullanılışlığını araştırdı. Dünyada sık sık yapılan bu çalışmaların bir örneğini, turk-internet.com 2009’da İstanbul Belediyesi web siteleri için yapmıştı[1].
Prof.Dr.Çağıltay’a araştırmanın sonuçlarını sorduk:
Türk.İnternet.com: Üzerinde çalıştığınız 33 web sitesinde bulduğunuz iyi yönler nelerdir, kötü yönler nelerdir?
Prof. Dr.Kürşat Çağıltay: Belli bir takım kategoriler var. Ve tek bir kritere göre değerlendiremiyorsunuz ne yazık ki. Bu web sitesi 40 aldı, bu web sitesi 50 aldı gibi. Web sitesi gezinim açısından iyi olabilir, bağlantı isimlerinin anlaşılması açısından kötü olabilir, hepsi iyi olabilir ama görme engelliler açısından kötü olabilir. Bunlar tek tek değerlendirilebilir. Dolayısıyla ağırlıklı sonuç ortaya çıkarttık.
Şu an hatırladığım rakamlar açısından bakacak olursak, bizim ağırlıklı sonuçlarımıza göre, genel ağırlık olarak Türksat’ın hazırladığı e-devlet kapısı tüm kurumlar arasında 100 üzerinden 80’e çıkan tek kurumdur. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi de, zamanında Türksat konusunda kullanılırlığa önem verilmiştir. Orada bir ekip çalışma yapmıştı. Size bahsettiğim e-devlet kapısı kılavuzu da kamu kurumu web kılavuzu da yine Türksat tarafından hazırlanmıştı. Sanırım o geçmişin getirdiği bir artı değer nedeniyle bu oldu. Ama yine de bu skor istenilen düzeyde değil. Bu skorun daha da yükseğe çıkarılması bekleniyor. Ama diğer kurumlara göre daha iyi denilebilir.
Türk.İnternet.com: Kaç puan olursa daha iyi demek?
Prof. Dr.Kürşat Çağıltay: Tek başına skorun bir anlamı yok diğer kategorilere de bakmak gerekir 90 nın üzerinde olması gerekir.
Türk.İnternet.com: En kötü site hangisi?
Prof. Dr.Kürşat Çağıltay: Maliye Bakanlığının web sitesi bizim değerlendirmemizde en aşağıda çıktı. Burada bir uyarı yapmakta fayda var. Bizim yaptığımız kılavuz bazlı bir değerlendirmedir. Bu tür değerlendirmelerin farklı alternatifleri var. Örneğin son kullanıcıların değerlendirmesi gibi başka değerlendirme metotları da var. Tüm bu metotlarla değerlendirilmesi gerekiyor bu web sitelerinin artı bu çalışmaların her yıl sürekli yapılması iyileştirilmesi gerekiyor
Türk.İnternet.com: Yapacak mısınız?
Prof. Dr.Kürşat Çağıltay: Biz bir üniversiteyiz bir üniversitenin imkânı bu tür hizmet vermeye yönelik planları ne yazık ki kısıtlı. Benim seneye bir master öğrencisi bulup yeniden yaptırmam olabilir. Bunun daha da bir kurumsallaşması gerekiyor.
Nasıl bir kalite kontrol mekanizması kurumları var buna benzer kontrol kurumları yani görevi bu olan kurumlar ortaya çıkması gerekiyor.
Bu kapsamda ODTÜ de Türk standartları enstitüsü ile yapmış olduğumuz bir çalışma var. Örneğin insan iletişimi laboratuarımızı interaktif bir laboratuar haline getirmeye çalışıyoruz. Öyle bir laboratuar haline getirirsek, örneğin kurumlar gelip “benim web sitemi değerlendir” ya da “benim web sitem, uluslararası standartlarlara göre kullanılabilirlik kriterlerini geçiyor mu, geçmiyor mu ?” diye araştırma isteyebilirler.
Türk.İnternet.com: Bu kurumlar derken , hangilerini kastediyorsunuz?
Prof. Dr.Kürşat Çağıltay: Devlet kurumları, özel kurumlar ya da bir banka olabilir. Biliyorsunuz bu gün kurumlar ISO belgesi alıyorlar. Benim kalitem seviyem iISO kriterlerine uyuyor diyorlar ve bunu web sitelerine koyuyorlar. ISO’nun benzer şekilde kalite standartları var.
Dolayısıyla bizim beklentilerimiz diğer kurumlara önem veriyorlarsa, web sitelerinin belli bir kaliteye ulaşmasına önem veriyorlarsa bunu yapabilirler.
Türk.İnternet.com: Siz bu yaptığınız çalışmayı kurumların kendisine de gönderecek misiniz?
Prof. Dr.Kürşat Çağıltay: Biz saten bunu açık olarak yayınlıyoruz. 2 hafta önceki Türkiye Bilişim Derneğinin, kamu bilgi işlem merkezi yönetim Antalya sundum. Tüm katılan kamu kurumlarına aynı zamanda bizim insan bilişim etkileşim araştırma grubumuzun bir web sitesi var. Bu web sitesi üzerinden de detaylı olarak rapor yayınlanıyor.
İsteyen kurum indirip hangi kategoride hangi skoru almış, ne yapmış, neye göre değerlendirmiş, bizim değerlendirme kriterlerimiz nelerdir buradan görebilirler. Birkaç kurumla konuştuğumuzda onların “biz iyiyiz” türünde yorumları da oldu. Biz metodolojimizi açıyoruz nasıl yaptık, nasıl değerlendirdik, nasıl bu sonuca ulaştık.
Onlar da kendilerini değerlendirip bizim sonuçlarımızı kendilerine göre gerçekten onların web sitelerini hakkaniyetli mi değerlendirmişiz, yanlışlık mı yapmışız bakabilirler. Dediğim gibi onun için biz yaptığımız çalışmanın tüm detaylarını zaten açık olarak sunuyoruz.
Bizim gördüğümüz özellikle web sitelerinin tasarımında da, en başından web sitesinin ortaya çıkartılması sürecinden yayınlanmasına geçen süreçte, bir takım çok kritik çalışmaların yapılması gerekiyor. Vatandaşı merkeze alan kamu kurulumları web siteleri oluşturulması gerekiyor.
Mevcut durumda bizim gözlemimiz vatandaşı merkeze alan değil kamu kuruluşu devlet üyesini merkeze alan türde bir tasarımlar var. Yani o kurumun vatandaşı hiç ilgilendirmeyen bir takım etkinlikleri, falanca müdürün, falanca bakanın gezi programı, bizim vatandaş olarak çok ilgilenmediğimiz konuları, çok kritik noktalarda, ekranda en dikkat çekilen noktaya konulduğu.
Ama sıradan bir vatandaş olarak benim onunla çok bir işim yok. Benim o kurumdan alabileceğim hizmete yoğunlaşmalıyım. Tasarımlar buna yönelik olması gerekiyor.
Tasarım sürecinde son kullanıcıları, vatandaşları alıp onlarla test yapılması, gerçekten bu siteden beklentilerini sağlıyor mu istedikleri bilgiyi rahat ulaşıyor mu, bu testleri yapıp ondan sonra açılması, yine açıldıktan sonra bu testlerin tekrarlanması gerekiyor.
Burda özellikle web sitesi hazırlayan kişilerde de bir bilinç gerekli. “Kullanılabilirlik mühendisliği” dediğimiz bir yaklaşım var. Bir web sitesi yapmak bir kodlama yapmak değil, oradaki resimleri, yazıları web sitesine koymak değil, bunun ötesinde vatandaşın en iyi anlayabileceği, kullanabileceği bir formata sokulması gerekiyor. Buna da “kullanabilirlik mühendisliği” diyoruz. Bu konuda da geliştiricilerin bilgi sahibi olması gerekiyor.



Kaynak : 