Dün, Bilişim Muhabirleri Derneği’nin (BMD) artık geleneksel hale gelen pikniğinin 7’ncisi gerçekleştirildi. Pikniğe eş ve çocuklarıyla katılan bilişim gazetecileri, geçtiğimiz hafta kaybettikleri duayen gazeteci Yurtsan Atakan anısına, piknik alanının bir köşesinde ayrılan taziye defterine onunla ilgili düşüncelerini yazdılar. Atakan’ın, genç bir yaşta yaşama veda etmesi, sayısı sektör gereklilikleri paralelinde artmayan bilişim gazeteciliği ile gerekli insan kaynağının nereden bulacağı konularını gündeme taşıyor. Yıllardır sektörün içinde yer alan gazeteciler turk-internet.com’a görüşlerini açıkladılar:
Cem Kıvırcık: Bundan önce yayın hayatında yer alan bir çok kuruluş, imkansızlıklar nedeniyle kapandı. Çeşitli platformlarda da ifade ettiğim gibi firmalar sektör yayınlarına gereken önemi vermiyorlar. İnternet yayıncılığı yaygınlaşıyor, ancak internette belli bir kıvama ulaşılabilmesi için belli bir sürenin geçmesi gerekiyor.
Bu süre çok acılı ve meşakkatli bir süre. Herkes bu sürece dayanamıyor. Bilişim ile ilgili bir çok yayın, sektörün büyük şirketlerinin kendilerine gereken desteği vermemesi sonucu kapısına kilit vuruyor. Bu, bilişim alanında muhabir yetişmemesinin en büyük nedenlerinden birini oluşturuyor.
Merih Işın: Üniversitelerin iletişim fakültelerinden her yıl çok sayıda öğürenci mezun oluyor, ama bir branşlaşma yok. Yani tıpkı ekonomi ya da spor muhabiri yetiştrildiği gibi diğer konularda da örneğin bir bilişim muhabiri eğitimi verilmesi gerekiyor. Yani iletişim fakültelerinde bir alt bölümün oluşturulması gerekiyor.
Bunun da ötesinde mezunların teknoloji şirketlerinde biraz daha spesifik eğitimlere tabi tutulması gerekiyor. Şu anda Türkiye’de bilişim alanında kısıtlı sayıda muhabir bulunuyor. Eskiden kurulmuş olan bilişim dergilerinden yetişenler şu anda piyasada iş yapmaya çalışıyor.
Onlar da rahmetli Yurtsan örneğinde olduğu gibi yavaş yavaş aramızdan ayrılıyor. Kimse kalmıyor, yenileri de yetişmiyor. Ben bu konuda BTK ve büyük teknoloji şirketlerinin yetkililerine bilişim sektörüne eleman yetiştirilmesi konusunda hafta sonları ders verilmesi önerisinde bulundum.
Musa Savaş: Bugünkü durumun daha iyi anlaşılabilmesi için son 10 yıla bakmak lazım. Nisan 2000’de bir ayda 3 ayrı segmentte 240 bine yakın dergi satılmıştı. Fakat geçen süre içerisinde yaşanan gelişmeler bilişim medyasını da etkiledi. Reklamverenlerin dergiler yerine barter karşılığında gazetelere reklam vermeleri dergilerin gelirlerini olumsuz etkiledi.
Bilişim özelinde yayınların konsolidasyonu bir diğer darbeyi oluşturdu. Tüm bunların sonucunda gelinen noktada medyada yer almak eskiye nazaran cazibesini önemli ölçüde yitirdi. Artık mezunlar gazeteci olmak yerine bir PR şirketine girmeyi tercih ediyor. Fikir işçiliğinin zor olduğu bir ortamda herkes kolay para kazanmanın bir yolunu arıyor.
Bazen ödül alan bir yazı yarım saatte yazılmış gibi görülebilir, ancak onun öncesinde 30 gün bunun sancısı çekilmiş olabilir. Dolayısıyla gelecek 10 yıl içerisinde bilişim medyası diye br tanımlama kalmayacak. Yani, yemekteki tuz misali her şeyin içinde olacak. Çok uzmanlar ve kullanıcılar olacak. Ara nesil diye bir şey kalmayacak.
Bilişim medyası bunları görüp kendisini buna göre reorganize etmezse de bilişim medyasının yakın bir gelecekte varlığından söz etmemiz çok zor olacak.
Aykut Altındağ: Sektörde çalışan uzman gazeteci sayısının artmaması bu koşullarda gayet normal. Çünkü yayınların reklam gelirleri çok düşük. Birçok yayın bu reklam gelirleriyle bırakın eleman almayı, dergiye veya portala kilidi vurmadan yayın sürdürmeye bir müddet daha “nasıl devam edebiliriz?” diye düşünüyor.
Bunun en büyük sebebi bilişim sektöründeki reklam veren firmaların adaletli bir reklam dağıtımı yapmamaları. Bazı firmaların da basın tanıtımlarına onbinlerce dolar paralar harcarken o toplantıya çağırdıkları yayınları reklam yoluyla hiç desteklemiyorlar.
Sektörde birkaç büyük kurumsal yayın dışında aslında işler hiç yolunda gitmiyor. Bazı yayın sahipleri bu işi sürdürebilmek için başka işler yapmak zorunda kalıyorlar. Oldukça düşük ücretle çalışan birçok muhabir arkadaşımız da uzmanlaşmaya yönelmeden biraz daha fazla para kazanabileceği işi bulunca hemen işten ayrılıyor.
Yeni uzman gazeteci yetişmediği gibi yetişmiş uzman arkadaşlarımız da Yurtsan Atakan gibi aramızdan çok erken ayrılabiliyorlar. Özetle, yayın sahiplerinin de çalışan gazetecilerin de işi zor ve aslında iki taraf da bu durumdan memnun değil. Böyle giderse sektör firmaları yakında toplantılarına çağıracak uzman gazeteci bulmakta çok zorlanacaklar.
Fatih Sarı: Öncelikle Yurtsan Atakan’ın kaybı bu sektörün kurulmasına önderlik etmiş bir isim olması bakımından ciddi bir kayıp. Günün sonunda baktığımız zaman eksildiğimiz ancak artmadığımızı görüyoruz. Biz BMD olarak bu sektörde yazan kişilerin artması için bir çok etkinlik yapıyoruz.
Ancak, maalesef arkadan gelen arkadaşlarımızı motive edecek olan şartları ortaya koyamıyoruz. Sektör “büyüyor” diyoruz, ama çok da büyüyen bir sektör yok. Gençleri bilişim medyasının içinde var olmaya teşvik etmek, özendirmekle mümkün olabilir.
Bu konuda fikir önderliği yapacak kişilere ihtiyacımız var. 11 tane bilişim STKsı var. Bunların hepsinin ortak bir platformda toplandıklarını düşünürsek çok ciddi bir sinerji yaratabiliriz.
Dolayısıyla çok ufak dokunuşlarla bilişim muhabirliğine ilgi çekebiliriz. BMD Başkanı olarak bilişim STK’larının bu yönde giişimde bulunmalarını sağlamak yönünde çalışacağım. Çünkü Yurtsan ağbinin de kaybı artık şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerektiğini bize hatırlatıyor. İyi düşünerek bir çözüm üreteceğimize inanıyorum.



Kaynak : 