Turkcell’deki hissedar çekişmeleri, Genel Kurulların yapılamaması, yönetim kurullarının şekillendirilememesi ve temettü paylarının dağıtılamaması ile tam bir açmaza dönüşmüş durumda.
Bu sürecin başlangıcı ise, 2005 yılı Mart ayına uzanmakta. O tarihlerde Pamukbank ve Yapı Kredi Bankası operasyonları nedeniyle TMSF’ye borçlanan ve nakit akışında ciddi sıkıntılar yaşayan Çukurova Grubu, bu sorunu aşmak için Turkcell’deki ortakları TeliaSonera ile hisse satışı için anlaşmıştı. Ancak bu anlaşma son anda Altimo’nun daha iyi bir teklif vermesi ile rafa kalktı. Anlaşma gerçekleşseydi, TeliaSonera grubu Turkcell’deki mevcut hissesini %64,3 düzeyine taşıyacak ve firmanın yönetiminde tek başına söz sahibi olabilecekti.
TeliaSonera, rafa kalkan anlaşmayı Uluslar arası tahkime taşıdı ve 2007 yılında merkezi İsviçre’de bulunan Uluslar arası Ticaret Odası TeliaSonera ile Çukurova arasındaki itilafta TeliaSonera’yı haklı buldu [1]. Çukurova grubu, bu konuda resmi itirazlarını yaptı ve 2011 yılında yine Uluslar arası Ticaret Odası’na (ICC) bağlı tahkim kurulu, yeniden TeliaSonera’yı haklı bularak Turkcell’in ortaklarından Çukurova Holding’in, TeliaSonera’ya faiziyle birlikte 932 milyon dolar tazminat ödemesine karar verdi [2].
Şimdi bu konudaki karar, bir ABD mahkemesi tarafından onaylanmış oluyor. Ancak Turkcell’deki süreç oldukça kafa karıştırıcı olduğu için, TeliaSonera’nın niye böyle bir onay almak zorunda hissettiğini anlamak çok da kolay değil. Yanıt ise oldukça basit: TeliaSonera, uluslar arası tahkimde alınmış bir kararın geçerliliğini sağlamlaştırmak için yerel bir mahkemeye onaylatmış oldu. Peki ama neden Çukurova’nın tabi olduğu Türk mahkemeleri veya Sonera’nın tabi olduğu Hollanda mahkemeleri değil de ABD seçildi? Bunun yanıtı ise Çukurova’nın hareket alanını sınırlamak gibi gözüküyor.
TeliaSonera yetkililerinden aldığımız bilgiler, firmanın ABD’de bir mahkemeye başvurarak Çukurova’nın ABD’deki olası iş girişimleri öncesinde ellerinde bir yasal tazminat kararı olmasını istediğini ortaya koymakta. Buna göre, Çukurova Grubu ABD’de bir iş girişiminde bulunduğu takdirde TeliaSonera bu mahkeme kararına dayanarak 932 milyon Dolarlık tazminat ve yasal faizlerin ödenmesini talep edebilecek. Çukurova Grubu’nun, hem Digiturk vasıtasıyla hem de Baytur İnşaat firması aracılığıyla New York’lu firmalarla iş ortaklıkları geliştirdiği söylenmekte. Dolayısıyla da TeliaSonera’nın Güney New York Bölge Mahkemesi’nde onaylattığı karar 932 milyon Doların tazmini açısından önem taşımakta.
TeliaSonera’nın ABD’de bir mahkemeye başvurması ve bu kararı onaylatmasındaki bir diğer önemli gerekçe ise, firmanın daha uzun vadeli B planı. Bildiğiniz üzere, söz konusu davaya konu olan Turkcell hisseleri, şimdi Altimo ile Çukurova arasında İngiltere’deki Privy Council’de görülen bir başka davaya konu olmuş durumda. TeliaSonera yetkililerinden aldığımız bilgilere göre firma, bu davanın sonucuyla da yakından ilgileniyor ve ABD mahkemesinde aldırdıkları onay ile söz konusu tartışmalı hisseler için de “sıraya girmiş” oluyor. Yani, olur da Privy Council kararını Çukurova lehine kullanır ve Altimo ile itilaf konusu olan hisselerin Çukurova’da kalmasına hükmederse, TeliaSonera yeniden hukuk mücadelesi başlatıp bu hisselere talip olacak. Çukurova Grubu, ABD’deki mahkemenin aldığı kararın nihai olmadığını ve bu karara itiraz edeceklerini açıklamakta.
Sonuçta, Turkcell’deki büyük ortakların satranç hamleleri devam ediyor. Şirketin kilitlenen yönetim kurulu yapısında SPK kararları nasıl bir etki oynayacak ve bu kilit çözülecek mi bekleyip göreceğiz. Ancak yönetimdeki sorunlar kısa vadede aşılsa bile, ortaklar arasındaki iktidar mücadelesi daha uzun süre devam edecekmiş gibi gözüküyor.
[1]-Tahkim TeliaSonera’yı Haklı Buldu
[2]-Tahkim Mahkemesi Çukurova’nın TeliaSonera’ya 932 milyon $ Ödemesine Karar Verdi



Kaynak : 