Ar-Ge, Türkiye’de teknoloji çevrelerinin üzerinde en fazla tartıştıkları konu başlıklarından birini oluşturuyor. Son yıllarda ülkemize daha fazla sayıda teknoloji firmasının yatırım yapması tartışmaları daha farklı bir istikamete doğru yöneltiyor: Yatırımların ülkeye katmadeğer sağlayacak ve daha da önemlisi kalıcı olacak bir şekilde gerçekleştirilmesi. Konuyu, en önemli taraflarından biri olan Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı’nın (TTGV) Genel Sekreteri Dr. A. Mete Çakmakçı ile konuşuyoruz.
turk-internet.com: Yabancı teknoloji şirketlerinin Türkiye’de Ar-Ge yapabilmeleri sizce nasıl özendirilmeli?
Dr. A. Mete Çakmakçı: Yabancı teknoloji şirketlerinin Ar-Ge yapmak için Türkiye’ye gelmeleri yeterli değil. Bizim Türkiye’yi bölgesel anlamda teknoloji gündeminin belirlendiği bir merkez haline getirmemiz lazım. Bunun için, bir sahiplenme, devlet ile bu firmalar arasında tutarlı bir arayüzün oluşturulması lazım. Bugünkü durum itibariyle Türkiye’nin de içinde yer aldığı Doğu Avrupa, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Ortadoğu bölgelerinde kartların yeniden dağıtıldığına tanıklık ediyoruz. Bu süreçte güçlü bir devlet olarak inisiyatif gösteren, teknoloji firmalarının arkasındasındayız diyen ülkeler daha fazla ilgi çekecek. O nedenle Ar-Ge merkezi kurmak yeterli değil. O, Ar-Ge merkezlerinin gündemini belirleyen bir merkez olmak çok daha önemli.
Türkiye’de yatırım kararını alan şirketlerin Ar-Ge merkezlerinin burada çok daha fazla kök salmaları gerekiyor. Bu da nasıl olur? Buraya gelen ve Ar-Ge merkezi kuran bir yabancı şirketin üniversitelerle, buradaki küçüklü büyüklü şirketlerle ve diğer araştırma şirketleriyle etkileşim içerisinde olmalarıyla olur. O zaman buraya yatırım getiren şirketlerin yapmış oldukları şeyler emanet olmaktan çıkar, kalıcı olur. Buna benzer bir örneği son dönemde Macaristan yaşadı. ‘Demir Perde’ bloğunun yıkılmasından sonra çok ciddi yatırım alan ülke, küresel ekonominin merkezi Asya’ya kayınca IBM gibi şirketleri buralara kaptırdı. Ben, bugün Türkiye’deki kamu vizyonunda bu bakışı görmüyorum. Biz, TTGV olarak bunu dillendiriyoruz ve çok daha entegre ve koordineli bir çalışmanın yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyoruz. Dolayısıyla bugün yapılanlaryeterli değil.
turk-internet.com: Sizce neler yapılabilir?
Dr. A. Mete Çakmakçı: Örneğin, geçtiğimiz günlerde İstanbul’da Bilişim Zirvesi yapıldı. Bu ve bunun gibi etkinlikler, iş çevreleri ile kamunun bir araya gelip sorunlarını anlattıkları bir platform olmaktan ziyade bölgesel, entellektüel vizyonun tartışıldığı bir zirve haline getirilebilir. İşte o zaman bu şirketler Türkiye’ye geldiklerinde kendilerinin de burada bir paydaş olabileceklerini görebilirler.
Bugün, geldiğimiz noktada ülkelerin cazibe olabilmek adına birbirleriyle yarıştıklarını görüyoruz. Bu nedenle Türkiye’nin de bazı konuları gözüne kestiripbunlara göre bir koordinasyon sağlaması gerekiyor. Yoksa % 10 avantaj sağlıyorum demenin çok büyük bir cazibesi yok.
turk-internet.com: İleriye dönük bir umudunuz var mı?
Dr. A. Mete Çakmakçı: Bunu ancak, ülkenin bu konudaki stratejisi net bir biçimde ortaya çıktığında görebiliriz. Biz, Türkler acı çekerek de olsa öğrenebilen bir milletiz. Zaman zaman hataları tekrar edebiliyoruz ama aslında sahip olduğumuz çeviklik ya da uygun yeteneğimizi iyi değerlendirebilirsek bir sorunumuzun kalmayacağını düşünüyorum. Zira biz kolay iletişim kurabilen bir milletiz. Burada yapmamız gereken, kendimize çekmek istediğimiz şirkete, “ben şunu istiyorum, ama sen ne istiyorsun”u oturup konuşmamız lazım. Aksi taktirde “niye gelmiyorsunuz” dediğiniz vakit o, “yerim ar” anlamına geliyor.
turk-internet.com: Rica etsek bize TTGV’den kısaca bahsedebilir misiniz?
Dr. A. Mete Çakmakçı: TTGV, 1991 yılında bir kamu özel sektör ortaklığıyla kurulmuş bir vakıf kurucularımız arasında büyük teknoloji şirketlerinin girişimcilere, kamu kuruluşlarına, STK’lara kadar pek çok çevre yer alıyor. Özel bir statüye sahip olan TTGV’nin yönatim kurulunda hem kamu hem de özel sektörden temsilciler var. Şu an itibariyle ülkemizde Ar-Ge ve inovasyonla iştigal eden tek vakıfız. Bize sağlanan ayrıcalıklarla kamu programlarının yürütücüsü oluyoruz. Kamudan yardım alabilme istisnasına sahip tek vakıf biziz.
Türkiye gelinen noktada eskiye nazaran kaynak bulunmasında çok daha kolay hale geldiği bir ülke. Bu kaynakların doğru kullanımı bundan sonrası için bir hedef halini aldı. Biz de TTGV olarak bu sürece uyum sağlamaya çalışıyoruz. Amacımız, farklı alanlarda değer sunabilecek uzmanlıkları TTGV şemsiyesi altında barındırarak bunu ilgili yerlere yönlendirmek.

Kaynak : 