Ar-Ge Mühendisleri ve Yöneticileri Derneği’nin Boğaziçi Üniversitesi işbirliği ile düzenlediği ve sistematik Ar-Ge yaklaşımlarına odaklanmasıyla bir ilk olan 1. Uluslararası Ar-Ge Mühendisliği ve Yöneticiliği Konferansı Boğaziçi Üniversitesi Rektörlük Konferans Merkezi’nde gerçekleştirildi.
TCV Genel Müdürü Timuçin Bayraktar, konferansta bir sunum yaparak Ar-Ge konusuna bakışını katılımcılarla paylaştı. Ar-Ge bütçelerinin yüzde 14’ünün yeni ürün ya da pazar oluşturmak için, yüzde 86’sının ise mevcut ürünlerde kısmi değişikliklerin yapılması amacıyla kullanıldığını anlatan Bayraktar, buna karşılık yeni ürünlerden gelen gelirin şirketin sağladığının yüzde 38’ini oluşturduğu bilgisini paylaştı. İnovasyonun “invention” (icat) olarak algılandığını ifade eden Bayraktar, terimin neyi kastettiğini;
“Bizim asıl derdimiz hali hazırda mevcuttaki fikirleri değerlendirip müşteriye farklı bir değer yaratabilmek. Şu an için pazarda yüzlerce cep telefonu var. Bunların her birinin kendisini 3 ayda bir yenilediğini düşünürseniz, müşterinin ihtiyaçlarını ne kadar kısa bir sürede cevaplarsanız bunun size geriye dönüşü de o denli yüksek olacaktır”
şeklinde anlattı. Belli başlı bazı icatların, önemli ölçüde üniversiteler ya da devletler tarafından desteklenen kuruluşlarca ortaya çıkartıldığını belirten Bayraktar, joystick, çizilmez gözlük camları gibi halen kullanılan bir çok şeyin Amerikan Havacılık ve Uzay Ajansı NASA tarafından bulunduğu bilgisini paylaştı.
Timucin Bayraktar / TGV Genel Muduru< i>ile turk-internet
İnovasyonun, ürün, strateji ve süreç olmak üzere üç ana kategoriye ayrılması gerektiğini anlatan Bayraktar, hemen her gün onlarcası ortaya atılan yenilikçi fikirlerin ne kadarının yönetilebildiğinin temel soruyu oluşturduğunu söyledi. Şirketlerin, inovasyon ve Ar-Ge süreçlerini iyi yönetebilmek için standartlaşmış bir değerlendirme sürecini kabul etmesi gerektiğine dikkat çeken Bayraktar, temel sıkıntılardan bir diğerinin üst yönetimin Ar-Ge’nin rolü konusundaki belirsizliği olduğunu ifade etti. Bayraktar:
“A-Ge’nin hangi konulara öncelik vereceği, buna hangi kaynakların tahsis edileceği doğrudan üst yönetimin alması gereken kararlardır. Eğer ki üst yönetim Ar-Ge projeleri ile strateji arasında bir bağlantı kuramıyorsa zaten yapılmakta olan çalışmaların karşılığını alamayacaktır. Tüm bunları sıralarken Ar-Ge’nin nasıl yapılması gerektiği şirket için cevabı bulunması gereken önemli bir diğer konu başlığı olacaktır.
Şirketin kendi insan gücünü kullanması kadar, bir tedarikçi ile birlikte ortak projeler gerçekleştirmesi, bir platform oluşturması ya da Ar-Ge yapan bir başka şirkete kaynak sağlaması da Ar-Ge gerçekleştirebilmesi için bir alternatif olabilir. Platform, günümüzde oldukça önemli bir alternatifi oluşturuyor. Microsoft örneğinde görüleceği üzere bir şirketin kendi Ar-Ge ekosisteminin dışında oluşturacağı bir platform vasıtasıyla geliştiricilerle doğrudan temas sağlayabilir ve başarılı kazanımlar gerçekleştirebilir”
şeklinde konuştu. Konuşmasının son bölümünde adından sıklıkla söz ettiren “disruptive technology” konseptine de değinen Bayraktar, konuşmasını ilişkin şu değerlendirmeyle tamamladı:
“Bu, stratejik inovasyonun temellerinden bir tanesini oluşturuyor. Bu, gelecekteki bir ürün ya da pazarın nereye gideceğini görüp pazardaki bütün ürün ve hizmetleri geçersiz kılabilecek bir adım atabilmeyi ifade ediyor. Böylelikle, spesifik bir ürüne yönelik yatırım yapan firmanın bu çabaları boşa çıkartılmış ve yeni bir pazar yaratılmış olacaktır. İnovasyon, Ar-Ge konularında kendi kendimize sormamız gereken bir tane soru var: yaptığınız işi şöyle bir düşündüğünüzde bilgisayar tarafında daha hızlı ya da Asya’da daha ucuza yapılabiliyorsa sizin de bir takım şeyleri değiştirme zamanınız geldi demektir.”



Kaynak : 