“Yaşam Koçluğu”, son yıllarda ülkemizde de adından sıklıkla söz ettiren bir kavram haline geldi. Konuyu, bu alanda tanınan bir isimle konuşalım istedik. Konuğumuz, kendisini, anne ve babasının bölge orijinli olması sebebiyle “tipik bir Karadeniz kırması” olarak nitelendiren Danışman ve Yaşam Koçu Kemal İslamoğlu.
turk-internet.com: “Farkındalık insanımızda yerlerde” diyorsunuz. Neden?
Kemal İslamoğlu: Dünyada bütün insanlar için 4 düşünme seviyesi var: Birincisi tepkisel olmak. Bu bilinçaltı ile ilgili bir şey. Doğal olduğu yerler var, ama trafikte, ya da bir devlet dairesine gittiğinizde şöyle biraz dikkatli bakın. Tepkisel davranıldığını göreceksiniz. Fiziksel dünyada stratejik düşünmek gereklidir. Dünya nüfusunun yüzde 98’i tepkiseldir, yüzde 2’si stratejiktir ve o şu an yüzde 2 geri kalanı yönetiyor. Şu anda bize ayrılan kaynakların önemli bir bölümünü tüketmiş durumdayız. Gelinen noktada hep bir sonraki senenin rezervinden yer bir hale geldik. Bu ne demek? Gelecek nesillerin hakkını tüketiyoruz.
<>turk-internet.com: Bu hep böyle değilmiydi?
Kemal İslamoğlu: Eskiden kaynaklar boldu. Dünya nüfusu artıyor, kaynaklar azalıyor ve insanoğlu rasyonel tüketmeyi bilmiyor. Eğer derhal daha sistemik bir düşünce hakim kılınmazsa dünyanın sonunun geldiği aşikar olacaktır. Sistemik düşünceyle şunu kastediyorum: dünyada yaşanan sorunların en önemli nedenlerinden biri para olgusundan kaynaklanıyor. Paranın yerine ikame edilebilecek başka bir şey düşünülebilir. İşte bu sistemik bir yaklaşım olacaktır.
turk-internet.com: Bir de “sezgisel düşünme” kavramından bahsettiniz.
Kemal İslamoğlu: Sezgisel düşünme, en üst seviye düşünmeyi ifade ediyor. Stratejiği ve sistemiği öğrenebilirsiniz ancak sezgisel düşünmeyi hiç kimse öğretemez. Örneğin, elinizde bir işle ilgili raporlar var ve her şey size o işe girmenizi söylüyor. İçinizdeki ses ise ‘hayır’ diyor. O seviyeye geldiğiniz zaman orada en doğru kararı verebiliyorsunuz. ‘Türkiye’de farkındalık çok düşük’ dedim. Çünkü insanımızın yüzde 99.9’u tepkisel düşünüyor. Ve tepkisel düşünen insanların farkındalığı çok düşüktür. Zaten öyle olduğu için de aynı şekilde tepkisel düşünmeye devam ederler.
turk-internet.com: Yaşam koçluğu ne kadardır var?
Kemal İslamoğlu: Koçluk, 1960’lı yıllardan itibaren sporla yaşama girmiş bir olgu. Sir John Whitmore adında bir kişi spor dersi verirken bazı insanların çok hızlı ilerleme kaydetmeye başladıklarını görüyor. Olaya biraz daha uzaktan bakıyor ve sistemik düşünüyor. Dolayısıyla bir model ortaya çıkıyor. Ordu ve iş hayatında değerlendirilen koçluk, son 10-12 yıldan bu yana da hayatın içerisinde girmiş durumda. Yaşam koçluğu, bugünkü anlamıyla insanlara kendilerini daha iyi tanıyabilme imkanının kazandırılması olarak değerlendiriliyor. Şu an itibariyle ülkemizde daha çok iş dünyasının başvurduğu bir araç.
turk-internet.com: İş dünyası neden buna bu kadar eğilim gösteriyor sizce?
Kemal İslamoğlu: Çünkü, artık deniz bitti. Artık yaratıcılık bekleyen iş dünyasının çalışanlarını bir şekilde motive etmeleri gerekiyor. Yaşam koçluğu da bunlardan biri. Hangi sektöre giderseniz gidin değer yaratmanın çok daha zorlaştığını göreceksiniz. Bu dolayısıyla karlara yansıyor. Koçluk, kısa sürede daha fazla üretebilmenin iksiri gibi görülüyor. İş dünyası farkında olmadığı yetkinlikleri fark ederek çok daha verimli olunmasına vesile yaratmak istiyor.
turk-internet.com: Peki bunun örnekleri var mı?
Kemal İslamoğlu: Var tabii. Türkiye’de bir çok firma yaşam koçluğuna yatırım yapıyor. Bunlar arasında bankacılıktan teknolojiye kadar bir çok sektörden firmalar bulunuyor. Diğer yandan, Türkiye’de kendisini çok iyi yetiştirmiş koçlar da var. Bunun yanında şirket içi koçluk kültürü de yavaş yavaş gelişiyor. Örneğin, bugün en basitinden bir şube müdürü, personelinin yaşam koçu gibi davranmak durumunda. Zira ekibini ne kadar iyi yönetirse o şubenin verimliliği de o nisbette artar. Dolayısıyla, ülkemizde şube müdürlerine koçluk öğreten bankalar var. Ben bizzat o eğitimlerde bulundum. Türkiye’de, koçluk kavramının yakın bir zamanda çok daha cazip hale geleceğini düşünüyorum.



Kaynak : 