“Görsel İletişim Tasarımı” hayatımıza giren yeni bir kavram. Bilgisayarların gelişmesi ile birlikte üniversiteler de bu konuya el attılar. İlk olarak Bilgi Üniversitesinde 5 yıl önce açılan bir bölüm var. Grafik sanatlarla çağımızın iletişim teknolojilerini birleştiren kavşakta yer alan bu bölüm ve işlevleriyle ilgili olarak Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım Bölüm Kurucusu ve Başkanı Doç.Dr.İhsan Derman’ın düşüncelerini sunuyoruz.
Bu bölüm nasıl kuruldu? Bilgi Üniversitesi neden böyle bir bölüm kurdu?
Görsel İletişim Bölümü 5 yıl önce Bilgi Üniversitesinin kuruluş aşamasında planlandı. Ben o zamanlar Bilkent Üniversitesinde Fotoğraf Kuramı alanında çalışıyordum. Video Sanatı ve Bilgisayar uygulamaları konusunda çalışmalarım vardı.
Bu bölüm Türkiye’de multimedya (çoklu ortam) tasarımı alanında kurulan ilk bölüm. Bizden sonra başka üniversitelerde de benzer bölümler kuruldu ya da bölümler bazı değişikliklerle bu şekle getirildi.
Bilgi Üniversitesi sosyal bilimlere dayalı ama teknolojik olanaklardan maksimum yararlanan genç bir üniversite. Fiziksel yapısı ve etkinliklerle de bunu destekliyor. Üniversitenin atmosferinden de bunu hissedebilirsiniz.
Bu bölümün benzer bölümlerden farkı, çoklu ortam tasarımı verilen pekçok yerde geleneksel ortamlar üzerinde çalışılıyor. Bilgi Üniversitesinde ise biz doğrudan bütün dersleri bilgisayar tabanlı olarak yapıyoruz. Mesela, temel tasarım ilkeleri ya da fotoğraf tasarım ilkeleri derslerini bilgisayar üzerinde vermelisiniz.
Peki, geleneksel şekilde yaratılan sanatla bilgisayar üzerinde yaratılan sanat arasında fark yok mu? Elle yapılan sanat hep üstün tutulur
Öğretmeyi hedeflediğimiz şey “Genel olarak Ekran Estetiği”. Bilgisayarlar ortaya çıktıktan sonra yaratıcılığın ne olduğuna dair kavramlar yeniden gözden geçirilmeye başlandı. Bu da gerekli. Çünkü örneğin nota bilmeyen besteciler var. Bilgisayarla müzik yapıyorlar. Bu sanat değil diyemezsiniz. Yarattıklarını kabul etmemezlik yapamazsınız. Farklı bir gözle bakmak zorundayız.
Bilgisayarı bir alet olarak görüyorsak, fotoğraf makinasına ne diyelim. O zaman onunla çekilen şey de sanat değil demek lazım. Demek ki bilgisayarlar hayatımıza girdi ve sanatçılara yaratmak için güç sağlıyor.
Bu bölüm mezunları nerede çalışıyorlar?
İlk 2 yıl bu soru soruluyordu. 4 yılda ilk mezunları verdik ve Taksim’in, tüm sanatçıların buluşma noktası olan Taksim’in göbeğinde 2 ay açık kalan bir sergi açtık. Öğrencilerimizin yapıtlarını herkesin görüşlerine sunduk.
Artık bu bölümle ilgili olarak ne olunacağı kaygısı yok. Ana fikir “ekran estetiği”. Çoklu ortamı oluşturan konularda ve alanlarda verilen eğitim, herbir alanda profesyonel meslek seçilecek kadar ayrıntılı. Bu nedenle masa üstü video yayıncılık, ekran grafikerliği, Tv grafikerliği, multimedya tasarımcısı olabilecekleri gibi reklam fotoğrafçısı, video klip yönetmeni de olunabilir.
Grafik sanatlar açısından bakılırsa Türkiye’de Web Tasarımlarını nasıl buluyorsunuz? Sanat ağırlıklı olmaktan ziyade programcı ağırlıklı web siteleri yapılıyor
Heryerde böyle başladı. Bilgisayarcıların hegomonyasında. Yapılan iş teknik ve somut bir iş olduğundan tasarım ikinci planda kalabiliyordu. Şu anda ne yazık ki hala kalıyor.
Estetik ile işlev konularının ortak bir noktada buluşması gerekiyor. İşlev ön planda diye kötü olan siteler var. Mesela bana göre Yahoo raşitik.
Şöyle anlatalım; diyelim ki bir gözlükçü dükkanına tabela koyacağız. Bir tahta alıp üstüne sadece “gözlükçü” yazabiliriz. Bu tabela, bize o gözlükçünün ticariden-insaniyeye bir çok özelliğini dışarıdan, daha içeriye girmeden verir.
Web sitelerinde de böyle. Bilgi alışverişinin sağlanabildiği bu ara birimin işlevinin ötesinde estetik boyutlar da taşıması gerekiyor.
Neden estetik Olmalı?
Bilginin bu kadar yoğun dolaştığı bir ortamda alternatiflerden farklı olunmalı. Sizin verdiğiniz haber başkaları ile aynı olabilir, bu noktada sizi estetik öne geçirir.
Kurumsal bir site düşünelim. Demin söylediğim gibi estetik kurumun içinde olup biteni yansıtıyor. Diğer ilişkilerin boyutlarını içeriyor. Somut katkıları var. Bu nedenle kurumların web sitelerinin estetiğine önem verilmesi gerekir.
Türkiye’de Web Siteleri Ne Durumda?
Bu teknolojilerin yöneldiği boyut demokratikleşme yönünde. Yani çok ucuza alabileceği makina ve yazılımlarla herkes kendi sitesini rahatlıkla hazırlayabiliyor.
Ancak şöyle düşünün. Bir tekstil firması ürünlerinin katalogunu yaparken, fabrika müdürü eline fotoğraf makinasını alıp, gidip resimleri çekmiyor. Fotoğraf makinasını çok iyi kullansa bile, katalog hazırlamak farklı disiplinlerin uzmanlık alanına giriyor. Web Siteleri de böyle olmalı. Uzmanlığı olana yaptırılmalı.
Türkiye’de zaten grafik sanatlarda bir atılım yok. Emekleme aşamasında. Bu web sitelerine de yansıyor.
Dünya’daki gelişim de farklı değil. Önce bilgisayarcılar başladı. Ama artık sanat-estetik kayguları gözönüne alınıyor.
Dünya’da www.deviantart.com düzeyli grafik işlerin paylaşıldığı bir cemaat. Buradaki işleri incelerseniz, Türkiye’nin katkısının fazla olmadığını göreceksiniz. Oradaki estetik düzeye yaklaşamıyoruz bile.
Peki siz Üniversite olarak bu konuda neler yapıyorsunuz
Bilgi Üniversitesinde biz sene sonu yaptığımız öğrenci işleri sergisini çok önemli görüyoruz. Tam İstanbul’un göbeğinde, kültür merkezinde (Taksim) bilgisayar bazlı yaratıcı çalışmaları sergiliyoruz. Bunu diğer okullara da taşımak istiyoruz.
Bunun dışında yurtdışındaki okullarla ilişkilerimiz var. İtalya ve İspanya’daki bazı okullar bizden öğrenci istediler. Bizi internet sayfalarımızın estetiği onlara taşıdı.
Milano Politeknik’ten bir hoca tesadüfen bizim siteyi görüyor. Güzel bir tebrik yolladı. İspanya’da benzer bölüm kurmak isteyen bir okuldan Avrupa Birliği çercevesinde ortaklık teklifi aldık. Bütün bunlar bizdeki estetiği sitemizin farklılığından yakaladılar. Zaten siteyi de 8-12 ayda bir yeniliyoruz.
Peki Reçete Ne olmalı?
Kullanılan teknik yapının altında bir “düşünsel temel” olmalıdır. Yani görsel kültür – felsefi yapı.
Almanya’da bir okulun sitesi var. Tamamen text. Dümdüz bir sayfada bir nokta. Ana siteye giriş çok estetik. Aslında bir nevi telefon rehberi tarzında hazırlanmış. Gerçekleştirilmesi kolay. Ama işlevini minimalist bir estetik arkasında gayet iyi karşılıyor.
Yani sitenin üstüne oturduğu bir düşünce olmalı. Renk seçerken yine entellektüel ilişki gözönüne alınmalı. Bilginin birebir katkısı. Sadece usta bir şekilde operasyon yapmak, programlamanın çok üst düzey olması yetmez. Sosyal bilimlerin geçmişi, kültür birikimi önemli. düşüncelerin uzantısında yapılmalı.
Arkadaki Düşünce Ne olmalı?
Bilgisayar ortamlarında farklılık sadece aygıtta değil. Bilgisayarlar “Dünyayı Değiştirme” iddiasında olan bir makina.
Grafikerlerden bazıları tamamen memur. Saat 6’da makinayi kapatıp evine gidiyor ve bir daha da düşünmüyor. Oysa bilgisayarda yapılan grafik aleti kapatıp gitmekle olmuyor. Bunu yaparsanız geride kalırsınız. Kendinizi geliştirmek zorundasınız. Devamlı yeni gelişmeler çıkıyor. Bu nedenle biz 8-12 ayda bir web tasarımımızı gözden geçirip değiştiriyoruz.
Bilgi Üniversitesinin Web Sitesinde Neler Var? Arkadaki düşünce nedir?
Öncelikle tasarım departmanının kendi estetik anlayışını görmeniz gerekir. Sitemiz dinamik, devingen, manifestosu yok. Sabit firkirlerimiz yok. Grafik değişmelere ve trendlere bağlı olarak devamlı geliştiriyoruz.
Okulun kadrosu seçkin ve titiz insanlardan oluşuyor. Biz siteyi ders program tanımlamaları, haftalık uygulamaları ve en önemlisi öğrenci çalışmalarının yer aldığı bir yer olarak tanımlıyoruz.
e-MBA Çalışmalarınız Çok İlginç. Onu da siz yapıyorsunuz değil mi?
Alt yapısı ve estetik görünüm tamamen bizim bölüm tarafından geliştirildi. sadece içeriği biz yapmıyoruz.



Kaynak : 