Türkiye’de bankaların teknoloji alanına hayli yakın olduğu düşünülüyor. Çünkü uzun zamandır, mevcut olan ya da yeni çıkan her türlü teknolojiyi deniyorlar ve uyguluyorlar. Ancak yanısıra zaman zaman bankaların teknoloji alanında girişimci oldukları da görülüyor. Bunları Türk Bankacılık sektörünün duayen yöneticisi Ersin Özince’ye sorduk. İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Özince, bankaların teknolojiye yaklaşımını bakın nasıl anlattı :
turk-internet.com: Ersin Bey size bankaların teknolojik anlamda yaptıkları yatırımlar konusunda bilgi verir misiniz? Örneğin sizin İşNet’iniz var, bir ara Aria Aycell konusunda, sonra bir yazılım firmanız var bayağı ciddi bir yazılım firması, dolayısıyla bu konuya bankalar nasıl bakıyor onu sormak istiyoruz.
Ersin Özince: Bildiğiniz gibi sadece İş Bankası değil birkaç bankamız daha bu konularda iştirakler kurdular. Örneğin ISP kuran yegane grup, yegane banka biz değiliz. Bunlardan bazıları zaman içinde son buldu ama netice itibariyle biz bankalar, finansal içeriği geniş kitlelere aktarmak, eğitmek, yol göstermek, cezbetmek ve ürün satmak ve en önemlisi de kolay yoldan enforme etmek nedeniyle teknolojiyle hep ilgilendik. Öyle ki İş Bankası’nın NCR’la 1950’li yıllarda birlikte kurduğu şirketi vardır.
Türkiye’de teknolojinin özellikle hizmet sektöründe kullanımı da ilk bankalardan çıkmıştır. Halen de bankaların bir çok teknolojik şirketi tarafından birlikte inisiyatif alma birlikte şirket kurmaya da davet edildiğinin altını çizeyim. Değişen bankacılık mevzuatı da artık bizler için bankacılık dışında ve özellikle fazla sermaye gerektiren alanlara yatırım yapmayı da engelliyor. Ama sonuç itibariyle bizim 2000’li yılların başlarına, 2001 krizine kadar ARIA ile GSM alanına İşNet ile ISP alanına girmemizde iki neden vardır:
Birincisi ülkemizde bankacılık, o dönemlerde son derece kötü bir rekabet piyasasına sahipti. Devlet bankacılık lisanslarını çok cömertçe dağıtmış, denetim ve gözetim konusunda çok önemli hatalar ortaya çıkmış, bununla da yetinilmemiş bankalara yüzde yüz mevduat garantisi verilmişti. Benim de aralarında bulunduğum bankacılar, o zamanlardan hatırlıyorum mesela Koç Bank Genel Müdürü Engin Akçakoca, hep bu garantinin yanlışlığını öne sürüyorduk.
Kısacası biz bu çok haksız rekabet koşulları nedeniyle, en başlarda ne mevduatta, ne kredide değildik, bir yandan kamu bankaları bir yandan yüksek garanti mevduatı nedeniyle zaten çok düşünce farklı yatırım alanları aradık. Yeni teknolojiyi de yine aktif olabileceğimiz, değer yaratabileceğimiz ilginç bir alan olarak gördük. O dönemlerde bankacılık mevzuatı da iştirakler yapmaya çok daha elverişliydi. Dolayısıyla ARIA’yı kurarken zaten PIRELLI ortaklığından ilişkimiz olan İtalyan ortaklarla, İtalyan Telekomla görüştük. Daha doğrusu onlar bize geldiler.
Telecom Italia o zaman bir kamu iktisadi teşekkül ediyordu ve bizim joint venture çalışmalarımız sürerken Olivetti grubuna satıldı, Hâkimiyet onlara geçti. Biz devam ettik ve bildiğiniz gibi Türkiye tam 2001 krizine yaklaşırken de rekor bir fiyat ve sonra da bizden önce lisans alan iki operatörün verdiği lisans bedeli kadar katma değer vergisi ödeyerek…
turk-internet.com: Rakamı söyleyelim isterseniz…
Ersin Özince: İki buçuk milyar dolar artı beş yüz milyon da KDV gibi bir şey. Bu işte Türkiye pazarının bugün geleceği yeri görerek düşünülmüş bir şey. Ama bir yandan da biz bankacılığın giderek telekomünikasyon hizmetleri ile yaygınlaşabileceğini düşünüyorduk. Nitekim İtalyan ortaklarımız bize sadece GSM değil, internet servis sağlayıcılığı ve medya dâhil geniş bir içerik zenginliğiyle hareket etme olanağı verdi. Bu alanlarda da gerekirse birlikteliğimizin olabileceğini, eğer istemezsek de yan şirketler kurmak arzusunda olduklarını hatta bakır ve fiber optik kablolu sistem altyapılarının Akdeniz’i dolaşacak seviyede altyapı şirketleri ortaklığının olması gerektiğini söylüyorlardı.
Ersin Ozince from Noete.com on Vimeo.
Fakat tabi bir yeni teknoloji kriziyle karşılaştık o yıllarda. İkincisi tabi Türkiye krizi bizim tadımızı çok kaçırdı; buna rağmen de İtalyan hissedarlar uzun yıllar devam ettiler. Ama netice itibariyle bankacılık sektörü teknoloji ve iletişim sektörleriyle gelecekte de çok büyük bir işbirliği içinde olacak. Kimileri bu iletişim sektörünün bankacılığı da içerik gibi içine alacağını düşünüp söylüyorlar ama bunun mümkün ve doğru olmadığını ben düşünüyorum.
Birçok ihtisas alanını kamusal niteliklerinden, yani özel sektör tarafından yapılsa bile kamu tarafından lisansa bağlanan ayrı bir ihtisas alanı olduğu düşünülerek, ayrı bir telekomünikasyondan ve teknolojiden yararlanmalıdır. Mesela sağlık. Sağlık bile bugün bu alanda faaliyet yapıyor ama bunu kalkıp da “efendim bir iletişim şirketinin sağlık hizmetini veriyoruz” diye ortaya çıkmasına benzer bankacılık da. Ben gelişmeleri sağlıklı görüyorum daha gidilecek çok yol olduğunu düşünüyorum.
turk-internet.com: Benim soracaklarım bu kadar sizin eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?
Ersin Özince: Hayır, teşekkür ediyorum, iyi yayınlar diliyorum.



Kaynak : 