Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın bugün Twitter ve Facebook hakkında söylediği sözler gündem yarattı. Bakan Yıldırım, Gezi Parkı direnişiyle ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlarken, Twitter’la temasa geçildiğini ancak firmanın kendilerine olumlu yaklaşmadığını söyledi. Yıldırım’ın Facebook’un uzun zamandır Türk makamlarıyla uyumlu çalıştığını söylemesi ise “Facebook’un kullanıcı bilgilerini paylaştığı” şeklinde bir algıya yol açıp, sosyal networkler üzerinde protestolar başlayınca, firma bir açıklama yayınlayarak bu iddiayı yalanladı ve protesto olaylarıyla bağlantılı olarak Türkiye’deki devlet otoriteleriyle herhangi bir kullanıcı bilgisi paylaşmadıklarını duyurdu.
Gezi Parkı eylemlerinin başlamasından bu yana 1 aya yakın zaman geçti ama protestolar ve konuya ilişkin tartışmalar devam ediyor. Bu süreçte en çok tartışılan konulardan birisi ise sosyal medya kullanımı oldu. Önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Twitter’ı “en büyük baş belası” olarak nitelemesi, ardından Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “isteseydik internet bağlantılarını keserdik ama yapmadık” şeklindeki açıklamaları Haziran ayı başında bazı tartışmalara ve eleştirilere neden oldu. Bu açıklamalardan kısa süre sonra İzmir’de yapılan Twitter baskınları da [1] eleştirilerin artmasına yol açmıştı. Şimdi ise Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın açıklamaları konuşuluyor.
Anadolu Ajansı’nın geçtiği bir habere göre, Erzincan’ın Kemah ilçesi Koçkar Köyü Sosyal Yardımlaşma, Dayanışma Kültür ve Eğitim Derneği’nin düzenlediği toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım sosyal ağlarla ilgili şu ifadeleri kullandı:
“Arkadaşlar gerekli temasları yaptılar. Bunların bir kısmı olumlu yaklaştı ama maalesef Twitter bu konuda işbirliğine yanaşmadı. Bu tabi önemli bir gelişme. Eğer bu ülkede faaliyet gösteriyorsanız, yasalarına göre suç teşkil eden konularda yargı ile kolluk kuvvetleriyle işbirliği yapmanız gerekir. Bütün ülkelerde bu böyle işler. Suçun gerçek hayatta ya da sanal ortamda olması suçu değiştirmez. Burada ciddi anlamda rahatsızlık olduğunu gördük. Yapılması gereken sosyal medyanın sesini kısmak, kısıtlamak değil. Bu hiçbir zaman düşünülmemesi gereken bir yöntem. İşin tabiatına da aykırı.
Arkadaşlar, yapılan yanlışlar konusunda gerekli uyarıları yaptılar. Ancak onlardan (Twitter) müspet bir yaklaşım görmedik. Facebook uzun zamandır Türk makamlarıyla uyumlu bir çalışma içinde bulunuyor. Türkiye’de birimleri var. Onlarla bir sorunumuz yok ama Twitter’da da bu yapı oluşabilir. Aksi halde bu sürdürülebilir bir şey değildir.”
Söz konusu açıklama, Facebook’un kullanıcı bilgilerini istendiği takdirde polis verdiği şeklinde bir algı oluşmasına yol açtı. Konuşmanın basına yansımasının hemen arkasından sosyal networklerde tartışmalar ve protestolar başladı. Bunun üzerine, Facebook bir açıklama yayınladı ve Gezi protestolarıyla ilgili kullanıcı bilgilerini paylaşmalarının söz konusu olmadığını sadece yaşamsal ya da çocukları tehdit eden bir konu (muhtemelen çocuk pornosu kast ediliyor) olduğunda bilgi paylaşımının söz konusu olabildiğini duyurdu. Facebook’un açıklamaları şu şekilde:
“Facebook, protesto olaylarıyla bağlantılı olarak Türkiye’deki devlet otoriteleriyle herhangi bir kullanıcı bilgisi paylaşmamıştır. Genel olarak, Türkiye’deki devlet otoritelerinden gelen bilgi talepleri; yaşamsal ya da çocukları tehdit eden bir konu içermediği müddetçe (ki bu kapsamdaki talepler, bize ulaşan taleplerin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır) kabul edilmemekte ve resmi yasal kanallara yönlendirilmektedir.
İnternet şirketlerinin Türkiye’deki asayiş otoriteleriyle daha sıklıkla kullanıcı bilgisi paylaşmasını gerektirebilecek yasal düzenleme önerileriyle ilgili endişelerimiz bulunmaktadır. Türkiye hükümetinin temsilcileriyle, bu hafta Silikon Vadisi’ne gerçekleştirecekleri ziyaret esnasında bir araya gelecegiz ve yasal düzenleme önerileriyle ilgili güçlü endişelerimizi kendilerine doğrudan da aktaracağız.”
Sosyal medya firmalarının gücü kullanıcı sayısı ile ölçülüyor. Bu sayı sayesinde para kazanabiliyorlar. Ancak kullanıcılarına karşı bir hareket yapmaları durumunda, kullanıcılarını kaybedecekleri gibi bir tehdit var. Bunu Google Çin hükümeti ile bazı konularda anlama yapınca gösterilen protestolar ile yaşamıştı. O zamandan beri sosyal medya şirketleri bu konuda ok dikkatli oldukları imajını veriyorlar. Hatta Twitter Wall Street protestocularından birisi hakkında mahkeme kararına rağmen, blgi vermemişti.
Ancak bir yandan da NSA skandalı konuşuluyor. Bilindiği gibi Snowden isimli eski bir CIA ajanı, 9 internet firmasının sunucularına –ki, içlerinde Google ve Facebook da bulunuyor– NSA’in doğrudan eriştiğine dair bir belgeyi sızdırmış ve ondan sonra firmalar kendilerini çeşitli şekillerde savunmuşlardı.
[1]-İzmir Polisinin Twitter Gözaltılarını Nasıl Gerçekleştirdiği Tartışılıyor



Kaynak : 