İnternet hızlarının artması ve internetin giderek yaygınlaşması sonucunda bir hizmet olarak yazılım (SaaS) servisleri tüm dünyada hızla gelişen ve benimsenen servisler. Bu servislerin bir örneğini de, 2011’de kurulan ve hızla yol alarak başarılı yatırım sermayeleri alan CloudArena firması sunmakta. 3 Türk girişimcinin kurduğu ve konaklama tesislerini hedef alan bir servis sunan bu firma, en son geçtiğimiz günlerde 1,5 milyon Dolarlık bir erken evre yatırımı almasıyla tanınmıştı. Biz de CloudArena kurucu ortaklarından Tolga Yalçınkaya ve Arden Agopyan ile bir söyleşi gerçekleştirdik.
turk-internet.com: Merhaba. Öncelikle kısaca sizleri tanıyabilir miyiz?
Tolga Yalçınkaya: Benim adım Tolga Yalçınkaya. Yaklaşık 20-25 senelik bir girişimcilik geçmişim var. Yirmi sene Amerika tecrübesinden sonra Türkiye’ye gelip burada da birkaç tane girişime imza atmak istedim. Arden ve üçüncü ortağımız Ali ile beraber yaklaşık bir buçuk sene kadar önce Cloud Arena’ya girdik. Bu benim şahsi olarak sekizinci girişimim, ekip olarak yaptığımız ise ikinci girişimimiz. Yeni girişimlere de büyük ihtimalde ilerde imza atacağız ama önce Cloud Arena’yı büyütme ve global bir şirket haline getirme çabasındayız. Birazdan zaten bunlardan bahsedeceğiz.
turk-internet.com: Arden Bey siz?
Arden Agopyan: Adım, Arden Agopyan. Ben de Tolga gibi girişimcilik aşkıyla yanıp tutuşanlardandım. Beraber kurduğumuz ikinci şirketimiz bu, Tolga’nın da dediği gibi. İlkini başarıyla yapıp hemen satıp çıktık ve oradan gelenlerle hemen buraya atladık diyebilirim. Benim de önce yazılımcılıkla başlayıp satış ve pazarlamayla, danışmanlıkla devam eden bir geçmişim var. Aynı zamanda bilgisayar mühendisiyim, üzerine MBA yaptım şimdi finans üzerine doktora yapıyorum. Tolga’nın da aynı zamanda fizik üzerine doktorası var. Yani aynı zamanda akademik geçmişi olan bir ekibiz. Bununla birlikte de içerde hem AR-GE çalışmalarımızda hem de yazılım geliştirme çalışmalarımızda bu geçmişimizin de etkisi oluyor.
turk-internet.com: Peki Cloud Arena’dan biraz bahsedebilir misiniz? Cloud Arena kimdir, nasıl bir iş yapar, platform sağlayıcısı mıdır?
Arden Agopyan: Cloud Arena Tolga’nın dediği gibi bundan bir buçuk sene kadar önce kuruldu. Kurulurken tek bir vizyonumuz vardı aslında bizim. Bu da turizm endüstrisini yani hizmet verdiğimiz Turizm sektörünü offline’dan online’a getirmek. O amaçla neler yapabiliriz diye kafayı patlattık ve ortaya HotelRunner menümüz çıktı. HotelRunner ürünümüzde bizim temel amacımız otelleri, konaklama tesislerini daha doğrusu içinde yatak olan her yeri offline’dan online’a getirmek. Bunu yaparken de yani çevirmiçi hizmete geçerken onlara online’daki satışları artırmak için gereken bütün araçları tek bir platform üzerinde sağlamak ve online satışları yapabilmek için otellerin gelecekleri tek noktaları olmasını sağlamak.
Cloud Arena kurulduktan sonra yazılım geliştirme süreçlerimize de başladık, Bağdat caddesindeki ofisimizdeyiz. Burada KOSGEB’den destek aldık, AR-GE desteği, Tübitak’tan bir proje desteği aldık. Nisan ayında 212 Capital Partners’dan bir yatırım aldık, bu yatırımın da etkisiyle ekibimizi çok büyüttük. Şu anda on üç kişilik bir ekip içerisindeyiz. Yeni bir yatırımımız da yolda. Ekibimizi büyütmeye devam edeceğiz. Ar-Ge çalışmamız az önce bahsettiğim gibi devam ediyor. Ürünün arkasında ciddi bir Ar-Ge var. Çok ciddi teknolojik ürün geliştiriyoruz ve çok ciddi yatırım yapıyoruz bir taraftan.
Tolga Yalçınkaya: Ben biraz da piyasadan bahsedeyim. Türkiye’de yaklaşık 23.000 kadar konaklama tesisi var. Baktığınızda Türkiye’ye hizmet veren en büyük seyahat portallarında ise geçerli kayıtlara bakarsanız 4.000 ila 5.000 arasında bir kayıtları var. Burada insanın aklına gelen ilk soru şu: 23.000 tane konaklama tesisi var ve “Niye online ortamı sadece 5.000 tanesi kullanabiliyor? Kalanlar nerede?”. Fakat bu soruyu sormak kolay ama cevabı çok zor. Cevabında da Arden’in bahsettiği gibi çoğu tesis bugün offline’da kalmış. Online’a geçmek için de web siteleri açmışlar ama web siteleri daha çok broşür gibi kalmış. Çoğunun da zaten web sitesi yok.
Ayrıca web sitesi olması güzel bir şey ama online’dan rezervasyon alabilmek online’dan işlem yapabilmek apayrı bir dünya. Gelişmiş bizim muadilimiz. olan ülkelere baktığımızda bir Avrupa’ya bir Amerika’ya, Asya’nın gelişmiş ülkelerine baktığımızda online rezervasyon sayılarının toplam rezervasyon sayılarına oranla %60 – %70’leri bulduğunu görüyorsunuz. Ülkemizde ise bu rakam çok daha düşük. Gerçekten online rezervasyonlara, yani bir web sitesine gidip online rezervasyon yapanlara baktığınızda bu oran %2 – %3’lerde. Hadi diyelim ki telefonu da işin içine soktuğunuzda bu rakam %10 – %11’lere çıkıyor.
Bunun değişmesi lazım inancıyla biz yola çıktık. Başlangıçta da kendimize şu basit soruyu sorduk: Bu tip otellerin, oteller de demeyelim, bu tip konaklama tesisi olan müesseselerin ihtiyacı ne, neye ihtiyaçları var, bunlar neden online’a çıkamıyorlar, online’a çıktıkları zamanda niye internette bulunamıyorlar? Bulundukları zaman internetten niye alışveriş yapamıyorlar, niye satış yapamıyorlar? Ve bu soruları sorarken dedik ki, bu soruların cevabını tek bir yerde çözelim, fragment olmuş bir market piyasa olmasın, tesis sahibi gelsin sanki Facebook’ta bir profil açarmış gibi tesisini açsın beş dakika içinde satışa başlasın kafasıyla yola çıktık.
Geldiğimiz nokta da zaten bu konseptin, bu yaklaşımın başarısının bir işareti. Bugün itibariyle yaklaşık 1.200’ün üzerinde tesisimiz var Cloud Arena’da kayıtlı. Bu da insanların ne kadar buna ihtiyacı olduğunu, böyle bir şeyi ne kadar benimsediklerini ve hakikaten böyle bir boşluğu nasıl doldurduğumuzun işareti.
turk-internet.com: Aslında bir yandan bakınca daha çok tur firmalarının ya da acentelerin bu konuya daha yatkın olduklarını görüyoruz. Onlar otellerle birtakım anlaşmalar yapıyorlar ve bir sürü oteli kendi içerisinde barındırabiliyorlar, kendi web siteleri üzerinden satış yapabiliyorlar. Sizin bahsettiğiniz konsept ise çok farklı bir konsept. Ama bunu büyük ihtimal acente ayağı da olacaktır diye düşünüyorum, siz ne düşünürsünüz bu konuda?
Tolga Yalçınkaya: Ben acente ayağını Arden’e bırakacağım da orada bir noktaya değinmek istiyorum. İngilizcede “dirty little secret” derler; online’dan aldığınızı zannettiğiniz turların çoğu aslında gerçek anlamda çevrimiçi satış değil. Ben isim vermeyeceğim ama Türkiye’nin on büyük tur firmasını düşünün, web sitelerini düşünün, web sitesinde bir şey gördünüz, online satın aldığınızı düşünüyorsunuz arka tarafta müthiş bir call center yapısıyla “Sor-Sat” mantığıyla çalışan yerlerdir bunlar.
Siz rezervasyon yaparsınız, rezervasyon sıraya düşer, bu sıraya düşen rezervasyon talebinde çağrı merkezindeki eleman oteli arar der ki ”Abi senin bu akşam kapasiten var mı? Üç kişi, beş kişi? Rezervasyonu yapar, arkasından da rezervasyon yapan müşteri konfirmasyon alır. Bu “Sor-Sat” mantığıyla çalışan bir yer. Bizse bu yapıyı tamamen değiştiriyoruz. Bizde artık arada şahıslar yok insanlar yok. Müşteri geldiğinde direkt otelciyle muhatap oluyor. Otelciden direkt satın alabiliyor, tamamıyla apayrı bir konsept.
Asıl yenilik olarak getirdiğimiz nokta burada ve üstelik bunu da Facebook gibi kolay yapabilme. Facebook gibi “feature rich” yani her şeyi içinde olan, her şeyi kapsayan, tesis sahibinin hemen hemen bütün ihtiyaçlarını karşılayan bir şeyi bedava verebilmek, premium servis modelinde ise bizim iş modelimize uygun bir şekilde fiyatlandırmamızla beraber hani kazan-kazan mantığıyla idare edebileceğimiz bir konsept. Bir de tabi acenteler tarafımız var onu Arden’e bırakıyorum.
Arden Agopyan: Acenteye gelmeden önce güzel bir noktaya değindi Tolga. Otellerin tarafı aslında otellerin direkt satışlarını arttırmak için çok iyi bir mecra. Çünkü biz kaydolan otellere otomatikman bir web sitesi yaratma imkanı veriyoruz. Herhangi bir masraf yapmadan bir tema seçerek temayı istedikleri gibi değiştirerek, bir tane web sitesi yaratıyor otelciler ve buradan online rezervasyon almaya başlıyorlar. Envanterleri direkt olarak gerçek zamanda yönetebiliyorlar.
Çoğu sitede siz gittiğiniz zaman rezervasyon yapmak istediğinizde en iyi ihtimal bir formla karşılaşırsınız. Bu forma girmiş olduğunuz bilgiler otelciler tarafından alınır, ya da alınmaz. O formun ne olacağı,akıbeti nedir belli olmaz.,Arkada muhtemelen e-mail atan bir yapı vardır. Otelciye e-mail gider, otelci ona bakar yeri varsa var der yoksa yok der .Genelde Tolga’nın dediği gibi telefonda biter bu işin sonu. Ödeme almak istediği zaman hesap numarası verilir hesap numarasına havale yapılır vs.
Bizim geliştirdiğimiz sistemde ise her şey gerçek zamanlı. Otelcinin sunduğu siteye siz girdiğiniz zaman gerçek zamanlı rezervasyonunuzu yapıp kısa adımlarla tak tak tak hemen çıkabiliyorsunuz ve ödemenizi yapıyorsunuz, gerekirse kaparonuzu bırakıyorsunuz anlık kredi kartından, odanız anında rezerve ediliyor sizin adınıza. Bu da gerçek zamanlı gerçekleşiyor.



Kaynak : 