NSA teknik takip ve izleme skandalı ortaya çıktığından beri, gerçekleştirilen toplu veri çekme faaliyetini savunanların en önemli argümanı NSA’in her bir kişiyle ilgili özel verileri değil sadece metadata yani veri hakkındaki veriyi çektiği yönündeydi. Stanford Üniversitesi araştırmacılarıysa, başlattıkları yeni bir deneyle birlikte metadata’nın aslında nasıl kullanılabileceği ve bu üst verilerden bir kişiyle ilgili ne ölçüde ilişkisel veri analizi yapılabileceğini gösterme hedefindeler.
Stanford araştırma görevlileri Jonathan Mayer ve Patrick Mutchler, NSA’in topladığı metadata’nın nasıl kullanılabileceğine dair başlattıkları deney hayli ilginç. Araştırma görevlileri, bu deneysel çalışma için MetaPhone adı verilen bir Android işletim sistemi uygulaması geliştirmişler. Google Play üzerinden ücretsiz bir uygulama olarak indirilebilen bu uygulama kullanıcıların çağrı ve mesajlaşma trafiklerine ait log dosyalarını topluyor ve Facebook için temel erişim izni istiyor. Analistler, NSA’in de benzer bir biçimde mobil operatörlerden toplu veri çektiğini ve bu verileri kullanıcıların Facebook hesaplarıyla eşleştirdiğini söylüyorlardı. Deneyin amacı, NSA’in çektiği metadata veriler ile tam olarak neler yapabileceğini tespit etmek.
Projeyi geliştiren araştırmacılardan Jonathan Mayer, metadata bilgisinin NSA savunucuları tarafından iddia edildiği gibi masumane olmadığını ve bu verilerle derinlemesine analizler yapılabildiğini söylüyor ve bu deneysel çalışmayı da hipotezlerini ispat etmek ve bilimsel açıdan metadata ile neler yapılabileceğini ortaya koymak amacıyla gerçekleştirdiklerini açıklıyor. Projenin ilk bulguları ise smartphone cihazlardan çekilen metada ile kullanıcılar hakkında pek çok ilişkisel bağlantılar kurulabileceğini ve örneğin %60’ı aşan dorulukla bir kişinin medeni hali ve ilişkisi konusunda yorum yapılabildiğini gösteriyor.



Kaynak : 