Tabi hayret dememize bakmayın. ABD gibi bir ülkede yani halkın kendi haklarını savunduğu bir ülkede, başkanlar, ben nasılsa seçildim, “milli irade benim” diyemiyor. ABD’de 7 aydır tartışmaları sona ermeyen NSA takip süreçleri konusunda bir gelişme var.
Her ne kadar Snowden’e kızgınlıklarının geçmediğini söylese de, Amerikan Başkanı Barack Obama, cuma günü NSA dinlemeleri konusunda bir dizi adım attı. Önce kendisinin yakın arkadaşları!!! ve ABD’nin müttefiklerinin başkanları olan batılı liderlerin NSA tarafından dinlenmesini yasakladı. Yine aynı kapsamda Amerika’lı vatandaşların dinlemelerini da sınırlamaya başladı.
Hatırlarsanız 6 haziran 2013 tarihinde, Daily Telgraph’da yayınlanmaya başlayan belgeler NSA’in 9 Amerikalı internet devinin sunucularına doğrudan ulaşabildiğini ve bu sunucularda haberleşme bilgileri olanların kişisel verilerine ulaşıldığını göstermişti[1]. Daha sonra bu belgeleri eski CIA ajanı Edward Snowden’in sızdırdığı ortaya çıkmıştı. 7 aydır bu skandalın çeşitli boyutlarını görüyoruz. Tersine de özellikle Amerikan bulut firmalarına güvenin azaldığı görülüyor[2].
Obama’nın duyurduğu kararların en ilginci, müttefiklerin liderleri için olanı; “zorlayıcı bir ulusal güvenlik sorunu olmadığı sürece” tanımı ile duyuruluyor. Amacın da, Obama’nın geçen sene Merkel’in dinlenmesine izin verdiğinin ortaya çıkması ile bozulan ilişkileri düzeltmek olduğu yorumu yapılıyor. Obama bu konuda şöyle dedi :
Eğer yakın dostlarımız ve müttefiklerimizin liderlerinin bir konuda ne düşündüğünü bilmek istersem, gözetlemek yerine, telefonu açıp, doğrudan sorabilirim”
Amerika’lıların Kişisel Verileri Korunacak, Darısı Başımıza
Obama yaptığı konuşmada, liderlerin yanısıra Amerika’lıları ve yabancıları da, kişisel veriler konusunda gerekli adımların atılacağı konusunda ikna etmeye çalıştı :
“Bugün sunduğum reformlar, istihbarat ve kanun güçleri ülkemizi güvenlik içinde tutmaya çalışsa bile, Amerikan insanlarına haklarının korunduğuna dair büyük bir güven vermelidir”
Yapılan yorumlara bakıldığında, vatandaşları memnun etmek uğruna, NSA elektronik gözetleme programını zora sokacağı düşünülüyor.
Ama basındaki bilgiler, NSA’in hala günde tüm dünyada dönen 200 milyon mesaja baktığını ve 100.000 bilgisayarda da trojanları olduğunu yazıyor.
Obama Halkın Kızgınlığını Dengelemeye Çalışıyor – Reformlar Yapıyor
Obama’nın açıkladığı reformlarla halkın NSA konusundaki kızgınlığı dizginlemeye çalıştığı belirtiliyor. Ama işi zor çünkü açıklanan reformlar bir yandan da kongredeki Cumhuriyetçilerden tepki görüyor. Bunlar getirilen reformları gerektiğinden çok ileri gitmiş olarak değerlendiriyorlar.
Obama’nın reformlarındaki en önemli fark; Amerikan halkının yaptığı telefon görüşmelerinin kaydının tutulması ile ilgili. Kimi aradığı ya da kim tarafından arandığı şeklinde tutulan verilen için Obama bu programın sona ereceğini söyledi. Danışmanlar bu numaraların telefon işletmecileri tarafından tutulmasını istedi ama Obama gelecekte bu numaraları kimin saklayacağı konusunda bilgi vermedi.
Obama, FISA (Foreign Intelligence Surveillance Act) yasası çerçevesinde, –gerçek bir acil durum olmadığı sürece– milyonlarca telefon konuşmasını içeren veri tabanını incelemek isteyen gizli servisin her seferinde mahkemeden izin isteyeceğini söyledi.
Bu telefon verileri Obama tarafından atanan danışmanlarca incelenmiş ve programın karşı terörizm soruşturmaları açısından bazı bilgiler yaratabildiği görülmüşse de, temelde karar vermeye etken bilgiler sağlamadığı görülmüş.
Obama’nın önerdiği bir reform da, FISA mahkemesine, gizlilik savunucularından kurulu bir panel oluşturulması şeklinde ama FISA’nın baş hakimi bunu reddetmiş durumda.
Ama Obama’nın reformları içine almadığı konular da var; bunlardan birisi siber güvenlik konusunda çalışmaları sırasında istihbarat servislerinin maksadını aşan hareketleri olduğu şeklinde (100.000 bilgisayara trojan yüklenmesi gibi)
Diğer bir konu ise; şifre kırılması çabalarına son verilme talepleriydi. Ama Obama her 2 konuda bir açıklama yapmadı.
Ülkemizde Durum
Ülkemizde 18 temmuz 2013 tarihli BTK kararı çerçevesinde, tüm internet ve ses (telefon) trafiğinin, Ankara’da TİB’e teslim edilmesi isteniyordu. Normalde TİB’in dinleme yapmaması gerekiyor. Telefon dinlemelerinin ise ancak mahkeme kararı ile yapılabileceği ve haberleşme özgürlüğünün bir anayasal hak olduğu biliniyor.
Ancak 1981 yılında imzalanan AB Kişisel Verilerin Korunması konvansiyonuna rağmen aradan geçen 33 yılda, Türkiye hala bir “Kişisel Verilerin Korunması” kanunu çıkartmadı. Bu konvansiyonu imzalayan ülkeler arasında, Kişisel Veriler kanunu olmayan tek ülke durumundayız.
Diğer yandan TBMM’de hala duran 2.ci torba kanun ile TİB’in yani telefon ve interneti takip eden kuruluşun kadro sayısı 200-250 aralığında arttılıyor ve yeni internet maddeleri ile de yetkileri çoğaltılıyor (örneğin kendisine gelecek bir şikayetle, her türlü internet adresini engellemek üzere erişim engelleyiciler birliğine talimat veriyor – günderiyor).



Kaynak : 