Bilişimciler açısından Mayıs ayının hatta bu yılın en önemli etkinliği “Bilişim Şurası”ydı. Nisan ayında RTÜK tartışmaları yüzünden yaralı bir şekilde gündeme gelmeye başlayan şura daha ilk açılış günüyle de hayal kırıklığı yaratmıştı.
Açılışa Başbakan Bülent Ecevit haklı sağlık nedenleri ile katılamamıştı ama daha önemlisi; sektörün geleceğine yönelik stratejik çalışmaların oluşturulmasını ve şekillendirmesini umduğumuz “Şura”da; Devlet ve Hükümet kadroları gereken ağırlıkta yer almadı. Alınacak kararları uygulayacak olan Bakanlardan, örneğin, altyapıdan sorumlu Ulaştırma Bakanı, Şuranın çalışma konularından e-eğitim’le ilgili bakan olan Milli Eğitim Bakanı ya da e-ticaret konularıyla ilgili Hazine ve Dış Ticaret’e ait Devlet Bakanlarından Şuraya katılım olmadı. Bu bakanlıklara ait kadrolardan da icracı düzeyde katılımlar yok denecek düzeydeydi. Hatta Şura’ya katılan Milletvekili sayısı da bir elin parmaklarını geçmiyordu. Politika konusundaki paneli saymazsak, katılan milletvekili sayısı 3-4’dü.
Devlet ve hükümet kademelerinden “Şuraéya gösterilen bu “ilgisizlik” bütün bilişim camiasını üzdü ve şaşırttı. Konuyla ilgili yorumlardan birkaçını size, Bilişim Şurasından İlk Gün İzlenimleri başlıklı yazı ile aktarmıştık. Mustafa Akgül’ün de belirttiği gibi “Bilişim Camiası olarak herzamanki gibi bizbize toplandık ve önemli bir fırsatı kaçırdık” ama Neden ?
Ziya Aktaş ile geçtiğimiz cuma günü yaptığımız görüşmede konuya başka bir yorum geldi. “Önemli olabilecek bir fırsatı kaçırmış” bir sektör olarak olayların nedenlerini anlamamız önemli. Özellikle de bir sonraki şansımızda nasıl kullanılması gerektiğini belirlemek açısından. Şimdi Ziya Aktaş’ın anlattıklarını kendi kelimeleri ile iletiyoruz.
- Bilişim Şurasına katılmadım. Emrehan Halıcı da aynı suali sormuştu; Ona da katılmayacağımı belirterek, “nedenlerini biliyorsun” demiştim.
Bilişim Şurası kararı alındığını ve Başbakan’nın imzaladığı duyuruyu ben gazetelerden öğrendim. 1998 yılından beri TBMM Bilgi Teknolojileri Grubu Başkanlığını yürütürken iyi veya kötü bir şeyler yapmaya çalıştım. Beklerdik ki, bu tür şeylerde bizim de katkımız olsun, biz de omuz verelim, bize de sorulsun.
Öncelikle “Bilişim Şurası” kelimelerinin kendisine itiraz ederdim. Şura fikrini ortaya ilk koyan benim. Bunu “Ulusal Bilgi Şurası” ifadesi ile ortaya koymuştum. Burada “bilgi” kelimesinin kullanılması önemli. Bilişime karşı değilim ama “Bilişim” ifadesi geride kaldı. Bugün “Bilgi” kelimesi var. 1987 yılında ODTÜ’de Bilişim Enstitüsünü ben kurdum. O zaman Bilişim ifadesi yeterliydi. Bugün değil. Bilişim amaçtır. Ama artık Bilgi ifadesi öne geçti.
Yani, “Ulusal Bilgi Şurası” fikrini ortaya atan kişi olarak, gazetelerden Şura düzenleniyor olduğunu öğrenince buruldum. Kimler düzenliyor diye baktım. 2 tane Vakıf, 1 dernek. TBV ve Zeka Vakfı ve TBD (sonradan Tübisad da katıldı). Ama TBMM Bilgi Teknolojileri Grubu yer almıyor. Bu grup yıllardan beri iyi kötü birşeylerle uğraşıyor ama Şurada yer almıyor. Kendimi iyice dışlanmış hissettim.
Bir şura yapılıyor ve alınan kararları uygulamasında takipçi olabilecek TBMM Bilgi Teknolojileri Grubu buraya alınmıyor. Burada bir terslik var.
Halıcı’ya açıp sordum “Ben TBMM Bilgi Teknolojileri Grubuna gerek görmüyorum” dedi. Ben ise bir Bilişim Şurası yapılıyorsa, TBMM Bilgi Teknolojileri Grubunun katılması gerektiğini düşündüğüm için bu sefer Başbakanlık’tan Füsun Koroğlu’na konuyu sordum ve haberi ancak gazetelerden öğrendiğimi belirttim; “Aa nasıl olur? TBMM Bilgi Teknolojileri Grubunu ben kendi elimle yazdım” dedi. Bu arada TBD Başkanı Rahmi Aktepe ile görüştüm. O da “Hoca nasıl olur? Listede olması lazım yanlış hatırlamıyorsam” dedi. 2 gün sonra İstanbul’dan Faruk Eczacıbaşı beni arayarak “listeye grup eklendi” diye bildirdi.
Evet listeye alındı ama TBMM Bilgi Teknolojileri Grubu bu sefer de Çalışma Gruplarının hiçbirisine dahil edilmedi. Buna rağmen ben ara toplantılara katıldım. Görüşlerimi de ilettim. Ama Şuraya katılmadım. Siz olsanız bu durumda katılır mıydınız?
Ziya Aktaş’ın dedikleri bu şekilde.
Bu arada geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiğimiz diğer bir röportaj Ulaştırma Bakanı Oktay Vural ile yapıldı. Oktay Vural’ın bu röportajını başka bir yazı halinde okuyacaksınız ama sorularımız arasında “Bilişim Şurasına niye katılmadığı” da vardı. Bakan Oktay Vural “Şura çalışmalara çağrılmadığı” cevabını verdi.
Bu 2 ifadeyi, Bilişim Şurasından İlk Gün İzlenimleri başlıklı yazıda yer alan diğer bazı görüşlerle de birleştirdiğimiz zaman ortaya ilginç bir tablo çıkıyor. “Bilişim Şurası” gibi, sektörümüzün geleceğini çizmek açısından çok önemli bir toplantının harcandığını görüyoruz. Gerekli koordinasyonların nedense sağlanmadığı ya da sağlanamadığı ve Şura’nın ilk günden ölü doğduğu görülüyor.
Bu konuda Emrehan Halıcı’ya suallerimizi e-mail yoluyla geçtik. Kendisinden bir açıklama ulaşırsa, sizlere ileteceğiz.
Bize düşen bu Şura ile ilgili görüşleri sizlere başka yönlerden aktarmaktı. Sizlerin de yorumlarınızı bekliyoruz.



Kaynak : 