Muhalafet milletvekilleri ile konuşurken dikkatimizi çeken bir husus; AKP’lilerin kanunu savunurken, muhalefete yaptığı uyarı; “bu kanunla internet üzerinde özel hayatın gizliliği sorunları çözülüyor”. Bir kaç muhalafet milletvekili bu konuyu açıklıkla ifade etti. Hatırlarsanız, geçen seçim döneminde hem MHP’nin hem de CHP’nin bu konuda sorunları olmuştu.
Kanunun bu nedenle yapıldığı iddiası tam bir yanıltma, çünkü özel hayatın gizliliği konusu aslında “Kişisel Verilerin Korunması” kanununun konusu. Bu ise yıllardır çıkarılamıyor çünkü çıkarılsa şu fişleme olayı bir sorun haline gelecek. Önce askerler, sonra sırasıyla diğerleri bu kanunu tam 32 yıldır sallıyor.
Bu nedenle de, bugün herkes, kanunun aslında 17 aralık sonrasında ortaya dökülen video ve ses kayıtlarının, AKP’nin seçim sonuçlarına yapacağı olumsuz etki nedeniyle alelacele ortaya getirildiğini düşünüyor. AKP’li yöneticilerin yaptığı iddia edilen yolsuzlukların ve aldıkları iddia edilen rüşvetlerin ortaya dökmesi, geçen seçim döneminin video rezaletlerini hatırlatması açısından “kişisel-özel hayatın gizliliği” formatında ortaya konuldu ve 5651’e bu yönde ilaveler “kişisel hakların korunması” gibi haklı sanılabilecek bir nedene oturtuldu.
Ama benim sorum olayın diğer tarafından bakmayı getiriyor; acaba siyasilerin özel hayatı olur mu?
Görüştüğümüz muhalafet milletvekillerinden birisi “kişisel gizlilik hakkının” tüm dünyada geçerli olduğunu ve “right of privacy” olarak geçtiğini de anlattı. Biz de internete baktık ve aradık; “Siyasetçinin Özel Hayatı Var mıdır?”.
Biliyorsunuz; özellikle Lady Di’nin ölümüyle sonuçlanan kazanın bir Paparazzi’den kaçışı sırasında meydana geldiği iddiaları sonrasında, bu “ünlülerin özel hayatı olur mu?” konusu gündeme gelmiş ve o dönem batıda “Celebrity” denilen bu kişilerin (ister artist, ister politikacı ya da bu örnekte olduğu gibi Kraliyet Ailesi olsun) özel hayat hakkı epeyce bir tartışma konusu olmuştu.
Biz de internete baktık ve sorduk “Politikacılar Kişisel Gizliliği Var mıdır?” Burayı tıklarsanız, bu konuda 2 türlü düşünce olduğunu göreceksiniz. Ama 2 si’de aynı sonuca çıkıyor. “Politikacı elde edeceği gücün karşılığında özel hayatından vazgeçmelidir”.
- EVET diyen % 60 şu şekilde yorumlamış;
Evet ama belli bir sınır içinde. Çünkü politikacılar ve diğer kamuya mal olmuş kişiler, kendi özel hayatlarını güç elde etme karşılığında vermiş olurlar. Politikacılar ve kamuya hizmet edenlerin bazı mecburiyetleri vardır. Bu da normal vatandaşa nazaran, özel hayatlarının daha çok kısmına mal olabilir” - HAYIR diyen % 40 şöyle demiş;
Politikacıların herhangi bir kişisel gizlilik hakları olduğunu sanmıyorum. Çünkü kamuya hizmet ederler. Bu nedenle de hayatlarını kamuya vermek durumundadırlar. Eğer kişisel gizlilik istiyorlarsa kendilerine başka bir kariyer seçsinler.
Bu konudaki diğer yorumları okumak isterseniz burayı tıklayınız
Bunu yetersiz bulursanız, şurayı da tıklayarak okuyabilirsiniz : THIS HOUSE BELIEVES POLITICIANS HAVE NO RIGHT TO PRIVACY
Ayrıca bu konuda bir de makale ; Do politicians have the right to privacy?
Siz de internete girin bakın; bu konuda bir sürü makale, araştırma ve rapor bulacaksınız.
Şimdi soralım? 550 (ya da seçilmemiş olanlarla vs 10.000+) politikacının kişisel hayatları, milyonlarca kişinin internetine ipotek koyabilir mi? Bizi yönetsin diye seçilenler “durun biz istediğimizi yapacağız ama siz sakın öğrenmeyin” diyebilir mi?
Ya da başka bir soru; kendi yaptıklarından bu kadar korkan ve hatta milyonlarca kişinin internet özgürlüğünü gasbederek saklamaya uğraşan adamlara oy vermek doğru mudur?
Kişisel Gizlilik İsteniyorsa, “Kişisel Verilerin Korunması” Kanunu Çıkarılsın
Kişisel verilerin korunması isteniyorsa, bu konuda önlem “Kişisel Verilerin Korunması”dır. 1981’de AB’de koyduğumuz imzaya rağmen bugün hala bir kanunumuz yok. 1996’dan bu yana defalarca TBMM’ye giden taslaklar var. Ama o kadar.
Şimdi yenibir kanun taslağının imzaya açıldığını öğrendik ama bu bir “bak yapıyoruz” manevrası mıdır? Yoksa gerçekten geçecek midir bilemiyoruz.
Ya da bu kanun taslağını görmek mümkün olmuyor. Acaba içine neler konmuştur? Bunu da şüpheyle karşiılıyoruz doğrusu.

Kaynak : 