ÖSYM hatırlanacağı üzere son yıllarda, şaibelerle ve mahkemelerin verdiği kararlarla, soru ve sınav iptalleriyle devamlı gündemde. Bunların düzeltilmesi yolları aranacağına bu yıl tam tersi yapıldı, şeffaflık ortadan kaldırıldı ve ÖSYM –komiklik olarak kabul edilebilir diye düşünüyoruz– 5846 Sayılı Fikir Sanat Eserleri Kanunu’ nu öne sürerek, artık soruları, şıkları ve doğru cevapları açıklamayacağını duyurdu.
Arkasından da ÖSYM yaptığı sınavlarda sorduğu soruların artık sadece %10’unu kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Bu paylaştığı %10’luk sorular da bütün adayların doğru cevapladığı sorular.
Demokratik bir toplum için çok şaşırtıcı bir durum değil mi? Halkın vergileri ile ayakta duran devletin gerçekleştirdiği ve toplumun büyük bir kısmını etkileyecek olan sınavlarda, herkes neyin ne olduğunu görmeli ve şaibe olmamalı derken, tam tersine, ÖSYM şaibelerden kendini korumak adına içine kapanıyor. Oysa son yıllarda üstüste gelen sınav şaibelerinden korunmak için kapanmak yerine açılmak, şefaflaşmak gerekmiyor mu?
Son olarak şikayet konusu olan ve şaibe olduğu düşünülen bir sınav da, “İş Güvenliği Uzmanlığı” konusunda. Soma ‘da yaşanan tüm Türkiyeyi derinden sarsan iş kazasından sonra üzerinde daha titizlikle durulması gereken konulardan birisi olduğunu herkes bir daha kabul etti.
Hukuk devletinde Mahkemeler bile verdikleri kararlara itiraz hakkı tanır
Ne gibi sorunlar var diye sorduğumuzda adaylar şunları aktardı;
- 24 Mayıs 2014 tarihinde ÖSYM tarafından yapılan “İşyeri Hekimliği ve İş Güvenliği Uzmanlığı” sınava doktor, mühendis, öğretmen, kimyager ve biyolog gibi çeşitli mesleklerden 45 bin’e yakın üniversite mezununun girdiği bildirildi. Ancak sorulan soruların ve şıkların sır gibi saklanması, sorulara itiraz edebilmeyi imkansız hale getirdi.
Düşünün ki; “Bir mahkeme sizinle ilgili bir karar veriyor. Ama verdiği kararı, hangi gerekçe ile yani hangi kanunun hangi maddesine dayanarak verdiğini sizden saklıyor” ve sonra diyor ki istiyorsan 3 gün içinde itiraz et.” ÖSYM ‘nin adaylara yaşattığı sürecin kısa özeti budur.
- Sınava giren ve daha sonra bize başvuran bir öğretmenin belirttiğine göre, sınav soruları incelendiğinde, soruların içerik açısından bilimsel hatalara sahip olduğu düşünülüyor. Öğretmenimiz “Ayrıca, sınav soruları ve kitapçıklar ölçme ve değerlendirme bilimi açısından da hatalara sahip” diyor. Ama soruların ÖSYM tarafından açıklanmaması nedeniyle bu hatalara yönelik itirazda bulunamıyor.
- Bir başka sorun ise, “tüzük konusunda”. ÖSYM’nin sınav öncesinde açıkladığı sınav şartları incelendiğinde “Tüzük” ile ilgili soruların yer almayacağı belirtilmiş. Ancak sınav kitapçığında “Tüzük” konusunda birden çok soru yer almaktaymış.
Bu sınavı ÖSYM üstlenmeden önce 18 ağustos 2013 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen sınavda da benzer bir durum yaşanmış ve sınav sonrasında 22 soru iptal edilmek durumunda kalmıştı. Ama bu sorularla vakit kaybeden adayların, belki aynı sürede daha çok soru cevaplayabilecekleri olasılığı düşünülmeden, puan hesaplanmıştı.
- Ayrıca, bu sene ÖSYM tarafından yapılan sınavda sorular 5 seçenek üzerine kurgulanmış. Daha önce yapılan tüm sınavların 4 seçenek üzerine kurgulandığı için, sınava katılanlar bu konuda da sorun yaşadıklarını iletiyorlar. Şans başarısının farklılaştığını belirten adaylar, acaba bu durum bilerek mi yapıldı? Bazıları bunu sınav öncesinde biliyorlar mıydı? gibi sorular soruyorlar ve “Adil bir sınav değildir. Bizden öncekiler barajı bu nedenle daha kolay geçmişlerdir.” yorumu yapıyorlar.
Dolayısıyla ÖSYM sınav içeriği/alanları hakkında adaylara önceden yapılan bilgilendirmelerle, sınav kitapçığında yer alan içeriklerin birbirleriyle uyuşmamasından kaynaklanan genel mutsuzluk adaylarda “ÖSYM’nin kazık attı” şeklinde bir ifadeye neden oluyor ve adaylar “şaibe var” iddiasında bulunuyorlar.
Bir de örnekleme var; yukarıda yapılan açıklamalar sonrasında yüzbinlerce işçiyi eğitecek ve onların canını koruması beklenen İş Güvenliği Uzmanı adaylarına sorulan sorular “Aşağıdakilerden hangisi saplı kullanılır Keski, Törpü, Eğe, Hepsi, Hiçbiri” tarzı sualler olmuş. Adaylar bu sualleri aktarırken; “Türkiye ‘de işçilerin hayatına ne kadar önem verildiğini anlamak hiç te güç değil” diyorlar.
Sorular bilimsel doğrulara dayanmıyorsa, bazı sorulara yasal dayanak olarak gösterdikleri tüzükler yok hükmünde ise adayların hakkını aramasının önüne engeller koymak yerine bilimsel olarak incelenerek karara bağlanması doğru olandır. Şimdi hiçbir itirazı dikkate almayan ÖSYM on binlerce mezunu mahkeme kapılarına dökecek ve yine adayların haklı olduğu iptal edilen soruları içeren mahkeme kararları yayınlanacak ama geçen hukuk sürecinde adayların ve yakınlarının kaybettikleri zamanı ve maddi, manevi kayıplarını kimse umursamayacak.
Bekir Bozdağ; Soruların ve Cevapların Açıklanması Lazımdır
Mayıs sonunda gazetecilerin ÖSYM ile ilgili olarak sorduğu bir soruya cevap veren Bekir Bozdağ şunları söyledi :
“Milli Eğitim Bakanlığı’mızın bu konuda bir çalışması var. Soruların ve cevaplarının açıklanması lazım. Soruların açıklanmaması, sınav güvenliği bakımından tek başına yeterli değil. Örgütlü yapılar 3-5 tane öğrenciyi sınava sokarak soruları alabilir. Bu vatandaşın lehine bir sonuç çıkarmıyor bana göre. O yüzden açıklanması doğru olandır. Şeffaflıktan her zaman fayda gelir. Ben bu konuda bir değişim olacağına inanıyorum”
Ancak Bozdağ’ın açıklaması sadece üniversite soruları ile ilgili gözüküyor. Diğer konuları kapsıyor mu bilinmiyor. Soruların kaldırılması hakkaniyet ve şeffaflık açısından önemli. Aksi takdirde toplumda bu merkezin yaptığı sınavlarla ilgili şaibe dedikoduları arttıkça artacak.



Kaynak : 