1876’da İsveç’te bir telgraf firması olarak Lars Magnus Ericsson tarafindan kurulan Ericsson ülkemize obil altyapı ve bir dönem cep telefonu cihazı sağlayarak girmişti. 3G ihalesi sırasında konulan ARGE şartı ile kurduğu ARGE merkezi bugün çok sayıda mühendisi barındıran Ericsson Türkiye’nin Genel Müdürü Zİya Erdem ile şirketin Türkiye’deki fonksiyonunu konuştuk. Söyleşimizin 2.bölümünde şirketin Anadolu yakasında açtığı yeni ofisi ile ilgili başka bir bölümü okuyacaksınız.
turk-internet.com : Ericsson bugün Türkiye’de hangi fonksiyonları yerine getiriyor?
Ziya Erdem : Ericsson, dünyanın lider mobil şebekeleri alt yapı sağlayıcısı. Alt yapı derken de, ekipman ve bu ekipmanların servise verilmesi ve bu ekipmanların üzerinde konuşlandırılan yazılımlar. Ericsson halihazırda 180 ülkede faaliyet gösteriyor, 120 bin çalışanı var. 30 bin’in üzerinde patenti var. Günde aşağı yukarı 16, 17 tane patent başvurusunda bulunuyor. Bu patentlerin tamamı teknoloji ile ilgili. En önemlisi de IT teknolojisinin telif haklarının çoğunluğu Ericsson üzerindedir. Mesela. IT, 4G olarak adlandırılan teknolojisi Ericsson’un liderliğinde gelişmiş bir teknolojidir. Türkiye’de de aynı noktada mobil operatörlere her anlamda hizmet veriyoruz biz. Dediğim gibi, yazılım, donanım ve bunların servislerini mobil operatörlerin hizmetlerine sunuyoruz.
turk-internet.com : Türkiye’den Yazılım ihracatından bahsediyordunuz?
Ziya Erdem : Yazılım ihracatı, bizim merkezi analiz sistemlerimizde geliştirilen yazılımların adaptasyonu ile ilgili. Biz Ericsson organizasyonu içinde Türkiye olarak Ortadoğu (bölgesi) içerisinde bulunuyoruz. Bu bölgede 23 tane ülke var. Hem insan, hem de yazılım ihracatı yapıyoruz bu bölgede. Yani, sistemlerin bakımı veya sistemler üzerindeki yazılımların gerçekleştirilmesinde gerek yerinde, gerekse buradaki AR-GE merkezlerimizde adaptasyonlar yapılıyor; müşterilerimize bunları ihraç ediyoruz. Bu anlamda da Türkiye’de yazılım ihracatçısı şampiyonuyuz diyebilirim.
turk-internet.com : Mobil sektörünün ilk dönemindeki yıldızlar Ericsson ve Nokia idi. Ericsson sektörün lideri olmaya devam ediyor. Nokia biliyorsunuz Microsoft’a satıldı. Ericsson’un bu sektörde lider olmasının nedeni nedir?
Ziya Erdem : Mobil şebekelerin 91 yılı ile birlikte dünyada kurumu ile birlikte, tabii bu şebekeleri kullanacak cihazların da sunumu gerekiyordu. Dolayısıyla, alt yapı hizmeti veren firmalar aynı zamanda cep telefonu da üretiyorlardı. Ericsson da bu ilk zamanlarında cep telefonu üretimini gerçekleştirdi.
Fakat daha sonra stratejik olarak Ericsson mobil şebeke alt yapı donanım ve hizmetleri sağlamak konusuna odaklandı. Ericsson’a bu başarıyı getiren de, bu odaklanma unsurudur. Ağırlıklı olarak bu şebekeler. Hâlâ evet sabit şebekelere de hizmet vermeye devam edeceğiz ama ağırlıklı olarak mobil şebekelerde dünya lideriyiz. Müşterinin ihtiyacını anlayıp algılayıp ona göre çözümler üreten bir firmayız. Bu da çok ciddi anlamda rekabetçi bir global pazarda bizi bu noktaya getirdi.
Turk-internet.com : Peki, mobil sektörün bundan sonrasını nasıl görüyorsunuz? 4G, 5G… nereye gidiyoruz?
Ziya Erdem : Bu teknolojik gelişmeler illâki olacaktır ama bundan sonrası bizim aslında ‘ mobil geniş band’ diye adlandırdığımız mobil internette kapasite ve hız gelişmesi olacaktır çünkü bugün dünyada en çok mobil şebekelerde kullanılan video yayıncılığı.
Video deyince, basit anlamda video seyretmek olarak algılanmasın. Yani, her tür televizyon kanalından tutun da, kişisel videolara kadar izlemeyi saymak lazım. Bunlar tabii hız ve kapasiteye ihtiyacı olan oluşumlar. Dolayısıyla da 4G zaten günümüz teknolojisinde 3G’nin bir üst versiyonu; hız ve kapasiteyi de arttıran, aynı anda film seyrederken video konferans yapabileceğiniz bir ortamı sağlıyor. Dolayısıyla teknoloji gelişimi bu şekilde hız ve kapasite üzerinde devam edecektir, mekân ve zamandan bağımsız olarak.
turk-internet.com : Eklemek istediğiniz bir şeyler olacak mı?
Ziya Erdem : Ekleme yapacağım husus, 4G teknolojisinin Türkiye’ye gelmesi hususunda olabilir. Bu konuda ülkede biraz geciktik. Dolayısıyla bizim beklentimiz, bir an önce lisanslamaların ya da yetkilendirmelerin yapılması ve Türkiye’de buna gerçek anlamda ihtiyaç var. Özellikle belli yerlerde.
Şöyle bir algı var, o da çok yanlış, ‘ 3G aslında mobil internet anlamında bir farklılık getirdi. Dolayısıyla tüm Türkiye sathında kurulması gereken bir teknolojiydi. Ama 4G öyle değil. 4G, aslında 3G’nin tamamlayıcı bir unsuru. İhtiyaç olan yerlerde 4G teknolojisini kurabilirsiniz.
Yani, yoğun nüfus yoğunluğunun olduğu, çoğunluğun kullandığı ve hız ve kapasiteye ihtiyacı olan bölgelerde bunun bir an önce devreye alınması gerekiyor.
Belki bir 2. unsur da, Türkiye’de 4G teknolojisiyle ilgili 2 konu gündemi oluşturuyor. En azından bu sürecin içerisinde olan bizlerin gündeminde. Bunlardan bir tanesi, 4G donanımının Türkiye’de üretilip, üretilmeyeceği, 2.’si ise, acaba ortak bir şebeke, operatör kullanılabilir mi hususu.
Bunlardan birinci husus ile ilgili olarak biz ölçek ekonomisi çerçevesinde böyle bir yatırımın Türkiye’ye faydadan çok zarar getireceğini düşünüyoruz. Çünkü sadece Ericsson olarak biz yılda aşağı yukarı 5 milyar dolar civarında AR-GE yatırımı yapıyoruz. Bu çok ciddi bir bütçe. Global bir firmayız, 180 ülkede varız. 4G şebekelerinde yüzde 50’nin üzerinde pazar payımız var. Dolayısıyla ölçek ekonomisi çerçevesinde bizim veya rakiplerimizin üretimiyle rekabet edebilecek bir boyuta getirilmesi bence çok zor Türkiye’de..
Dolayısıyla onun yerine ben şahsen bunun yerine insan kaynaklarına yatırım yapmayı tercih ederim çünkü görüyoruz, bizim yazılımcılarımız bugün hem bizim içinde bulunduğumuz bölgede, hem de dünyanın çok çeşitli yerlerinde ismen talep görebiliyorlar. Çok ciddi bir yetkinlik havuzumuz) var. Dolayısıyla orayı yaygınlaştırmakta fayda olabilir.
Biz rekabetin ve serbest piyasa koşullarının geçerli olduğu yerde, ortak şebeke kullanılmasını da mantıklı bulmuyoruz açıkçası. Çünkü rekabetin ana unsuru gene şebekedir. Böyle rekabetçi bir ortamda operatörler şebekeye tercihlerine göre yatırım yapmayı ön planda tutmak durumundalar. Şu olabilir, eğer yarın öbür gün kırsal alana 4G teknolojisini götürmek gerekirse, oralarda belki ortak bir şebeke kurulabilir ama özellikle İstanbul gibi, Ankara gibi nüfus yoğunluğunun oluğu yerlerde ortak şebeke kurulması bizce serbest ekonomiye – operatörlere sağlayacağı avantajlar anlamında da- zarar verecek bir uygulamadır.
turk-internet.com Teşekkür ederim.
Ziya Erdem : Ben teşekkür ederim.
Bu söyleşinin videosunu aşağıda izleyebilirsiniz..
Ziya Erdem : Türkiye 4G’de Gecikti, Lisanslamaların Bir an Önce Yapılması Lazım from Noete.com

Kaynak : 