Batı basınında hastanelerin, hastaların kredi kartlarını takip ettiği ve bu kartlardaki hareketlere göre, hangi hastalıklara yakalanacaklarını tahmin etmeye başlayacaklarına dair haberler var. Tam da dün Bahçeşehir Üniversitesi öğretim üyesi Yard.Doç.Dr.Elif Kuzeci aynı konuya yani “sağlık alanında kişisel verilerin korunması” konusunun önemine değiniyordu ama anlaşılan “big data” dünyasında artık mahremiyete şans verilmiyor.
Bloomberg’de dün yayınlanan bir habere göre, ABD’de hastane, doktor ofisleri, bakım merkezleri ve ameliyat alanları olarak 900’den fazla bakım merkezi olan büyük bir sağlık şirketi, ellerindeki verileri incelemeye ve hastaları risk seviyelerine göre gruplamaya başlamışlar. Mesela hastaların çukulata ya da büyük beden elbise satın almasını bir risk verisi olarak değerlendiriyorlarmış.
Şirket gurur duyarak anlattığı projesindeki verileri, sadakat programları ya da kredi kart harcamalarını toplayan komisyoncu firmalardan satın alıyormuş ve şimdilik elinde iki milyondan fazla hasta verisini tuttuğu belirtiliyor. Ancak sorulduğunda bu komisyoncu firmaların adı verilmiyor, gizli tutuluyor.
Sağlık şirketi yetkilileri, bu verilerin halen tüketicilere bir takım malları pazarlamak için kullanıldığını ama kendi motivasyonlarının “iyilik için” olduğunu iddia ediyor. Tabi bu “iyilik için” tarafı, bir gün sağlık sigortacılarına veri pazarlamak haline dönüşmeyecek mi? diye sorulabilir.
Bu tür bir veri analizini, 2-3 sene önce Bilgi Üniversitesi öğretim üyelerinden Uğur Özmen’in öğrencilerine verdiği bir porejenin sonuçları ile ilgili olarak okumuştuk. Özmen hoca, kredi kart harcamaları ile 2 kişilik bir aile hakkındaki verilerin yorumlanmasını istemişti. burayı tıklayarak okuyabileceğiniz bu yazı, size kredi kart harcamalarınızdan ne tür bilgiler alınabildiğini gösterecektir
Üstelik Amerikalı sağlık şirketinin satın aldığı veriler sadece kredi kart harcamaları ile sınırlı da değil. Yanısıra laboratuar sonuçlarını da aldıkları belirtiliyor. Bu veriler hastalık risklerini çok daha anlamlı hale koyar değil mi? Şirketin Klinik yöneticisi 2 yıl içinde yüksek risk taşıyan hastaların verilerini, düzenli olarak bu hastalara yakın doktor ve hemşirelerine göndereceklerini ve hastalıkların başlamadan önce gerekli değişikliklerin yapılacağını söylüyor.
Mahremiyet Savunucuları Kızgın
Şirket bu çalışmayı “gayet iyi niyetli” kavramıyla anlatmaya çalışsa da, pek çok hasta ve avukatı Büyük Verinin Sağlık açılımından memnun kalmadılar. Bu olayı saldırgan olarak yorumluyorlar.
Çünkü bu tür veriler, ABD’de sağlık sigortası sisteminin özel olduğu düşünülürse, mesela sağlık sigortası rakamlarının artmasına neden olabilir. Tabi ki sakıncalar bu kadar değil; mesela “çukulata yine hasta için illa şu hastalık olacak” denmesi gerçeği ne kadar yansıtır?
Diğer yandan bu veriler, hastaların finansal durumuna da işaret eder mi? Bunun sonucunda, zengin olduğu görülen hastalara, olmayan hastalıklar ya da ameliyatlar iddia edilebilir mi?
Veri komisyoncuları, verdikleri datanın pazarlama için kullanılacağını sandıklarını, medikal veri satmadıklarını, medikal amaçla kullanılacak veri de satmadıklarını söylüyorlar.
Çağımızın Sorunu; Verilerden Yarar Sağlamak x Verilerin Kölesi Olmak
Çağımızın en önemli çelişkisi, gittikçe artan verilerimizin, hayatımızı kolaylaştırdığı düşünülse de, gitgide örümcek ağı gibi etrafımızı sarması ve bizi hareket edemez hale getirmesidir. Yukardaki örnek bunların en tuhaflarından birisi. Sağlık merkezi güya riskli hastalıkları tespit ediyor ama ya yanlış ediyorsa? ya da bilerek yanlış yapıyorsa? Ya da dönemsel bir şeyleri, uzun dönemli zannederse?
Big Brother sağlıkta da karşımıza çıktı anlaşılan !!

Kaynak : 