Bu söyleşinin önceki bölümünü Niyazi Saral : Çizgi-Tagem Fikri 2000’lerde Doğdu, 2006’da Kuruldu – 1 başlığı altında okuyabilirsiniz.
Niyazi Saral’ın kendi inisiyatifi ile oluşturduğu ve ücretsiz bir eğitim platformu olan Çizgi-Tagem, 2012’de kapandı. Para alan eğitim kurumlarının şikayeti ile meydana gelen bu kapanma hikayesi TRAJİ-KOMİK. Hem de baştan sonra kadar. Mesela göreceksiniz; “hakim bey, bir iş adamının cebinden para ödeyip, para kazanmayacağı bir eğitim platformu açmasını anlayamamış. Allahtan kanun değişmiş de, platform yeniden açılabilmiş. Bakın neler olmuş;
turk-internet.com : Kapanma hikâyesi de çok ilginç! isterseniz siz anlatın bize!
Niyazi Saral : İnternette “Çizgi TAGEM kapandı” diyerek, yazan herkes bu hikâyeyi görebilir. 2010, 2011, 2012 yıllarında ekonomik sıkıntının Türkiye’de çok yüksek olduğu bir dönemde, çeşitli özel kursların Milli Eğitim Bakanlığı’na şikâyetleri ile oldu. Biz her şeyi ücretsiz verdiğimiz için şikayet ediliyorduk; Milli Eğitim Bakanlığı da birtakım bilirkişileri yollayarak, bizi ‘gerçekten ücretsiz mi veriyor?’ diyerek, rahatsız etmeye başlamışlardı. Hatta yatakhane bile aradılar bizim ofiste! Öyle şikâyet edilmiş çünkü.
Daha sonra bir savcı çağırdı. Tabii ki, çağırdığı dönemde bir protokol gereği olarak, anılan sayfamızda Milli Eğitim Bakanlığı’nın bir logosu vardı.
Bilirkişi öyle bir rapor tutmuş ki, ben o dönemde sivil toplum kuruluşu TÜBİDER Bilişim Sektörü Derneği’nin Mesleki Sınav ve Belgelendirme Merkezi’nin de başkanlığını yapıyordum. Bizim internet sitemizden onlara bir link vardı, bir banner vardı, tıklanınca gidilen sayfada da fiyatlar vardı, ücret vardı. Çünkü Tübider’in o merkezinde sınav ve belgelendirme ücretli. Ama o hukuki bir kurum. Mesleki yeterlilik kurumu ki, devletin kurumu. Yetkilendirdiği ve sınav yapma ücreti falan belirlenen bir kurum.
Bilirkişinin raporu 3 – 4 sayfa. İlk sayfasında “TÜBİDER, Niyazi Saral’ın şirketi,” son sayfada ise “TÜBİDER sivil toplum kuruluşu” diye geçiyor. Yani, kendi içinde de çelişkiler vardı. Ben savcıya gidip anlatmaya çalıştım ancak ‘benim vaktim yok’ dedi. Ben de ‘o zaman siz bildiğinizi yapın!’ dedim, o da beni mahkemeye verdi! Bildiği o imiş!
Avukat ve hâkim ile beraber gerçekten bir konsensus da oluşmuştu ama hâkim bu işi (Çizgi-Tagem işini) neden yaptığımı defalarca sordu.
turk-internet.com : Ben de soracağım birazdan!
Niyazi Saral : “Sosyal amaçlı” dedik. Aslında bizim gibi belirli yaşta olan insanların, “ben onu da yaptım, şunu da yaptım” falan ortaya çıkmasını doğru bulmuyorum.
turk-internet.com : Hele sizin bu kişiliğiniz ile…
Niyazi Saral : Aslında şu anda toplum onu çok normal görüyor. Sosyal faaliyetin reklamını yapmayı normal buluyor, biz ayıp görüyoruz. “Sosyal faaliyet” diyorum hâkime ama hâkim anlamıyor! Bir iş adamının toplumu eğitmek için niye para harcadığını anlayamadı!
Derken, 3. mahkemede kanun değişti. Yani beni mahkemeye verdikleri kanun “İzinsiz eğitim kurumu açma” idi; o da iptal olunca benim mahkeme de otomatik düştü.
turk-internet.com : Çok komik bir hikâye!
Niyazi Saral : Evet, komik ama tabii 1 sene kaybetmiş oldum. Ben hani o kızgınlık ile siteyi bir sene askıya aldım, stand- by’a aldım. 1 sene sonra, geçtiğimiz Mart ayında tekrar yeni bir platform açtık ama o arada eğitim faaliyetlerimiz durmadı. Eğitim faaliyetlerimiz, görsel eğitimlerimiz 1000 saat’ten, 1400 saat’e çıktı o arada. 400 saat daha ekledik. 2014’ün Mart ayında tekrar çıktık; şu anda 20 bin üyemiz var. 3- 4 ay gibi bir sürede. Yani aynı dönemde ilk açıldığımızda 4- 5 ayda 2 bin kişi vardı.
turk-internet.com : Kapanmadan önce üye olmuş o 270 bin kişi ne oldu?
Niyazi Saral : 270 bin kişi ya dağıldı, ya haberi yok. Çünkü insanların e-posta adresleri, şunlar bunlar değişiyor. Tekrar kayıt yapmadılar. Aslında TÜBİTAK’ın desteği ile açtık, Ulakbim’in desteği ile açtık. Yaklaşık 300 GB’a yakın bir datadan bahsediyorum. Biz hep oradan linkler veriyoruz. Zaten herkese her şeyi paylaşabiliriz dediğimiz için datanın nerede olduğunun da çok önemi yok. İnternetin bugünkü ortamı böyle bir şey.
turk-internet.com : Niyazi Bey, ben bu hâkimin sorusunu sorayım: Siz bunu nasıl yapıyorsunuz, nasıl finanse ediyorsunuz? Değil mi, bir de para harcıyorsunuz herhalde?
Niyazi Saral :
Sosyal faaliyetlerde bile insanlar popülerlik arıyorlar. Yani, eğitim popüler değil!
Yani Türkiye’de “ eğitim şart, eğitim şart” jargonu herkesin ağzında ama Milli Eğitim Başkanın bir lafı var, “ biz” diyor, “ bütün eğitim hayatımız boyunca her kişiye birkaç şey öğretmeye çalıştık. Bir İngilizce, bir Türkçe, bir matematik. Bu 3’ünü de bilmez bizim toplumumuz” diyor. “Bu kadar uğraşılır da, nasıl bilmez?” diyor! Yani bu kadar acı.
Eğitim gibi ciddi konular popüler olmuyor ne yazık ki. Popüler olmayınca da destek bulamıyorsunuz.
Çünkü büyük şirketler sosyal faaliyetlerini, tırnak içinde “satmak” istiyorlar. Hor görmüyorum, olabilir; olmaz diye bir şey yok ama ikisi beraber yönetilemiyor. Yani gidip futbola destek vermeyi daha rantabıl buluyorlar. Böyle olunca da tabii yapacak bir şey yok.
Belki birkaç sene uğraştım, özellikle dernek çatısı altında uğraştım. Daha sonra ben insanlardan sponsorluk pek istemedim. Tamamını geçmişten beri ben finanse ettim, ediyorum.
turk-internet.com : Ne kadar para harcadınız buna?
Niyazi Saral : Onu söylemeyeyim! Sadece bir şey söyleyebilirim; bizim mesela ADOBE CONNECT dediğimiz, senkron ders anlatılan sınıflarımız var. Şu anda halen de kullanılmıyor aslında, bir dönem bayağı bir kullanıldı ama, o sınıflar için 140 bin dolar para harcamıştım. Karşılıklı Medya Soft’a verdiğimiz bir hizmet sonucu yaptığım bir işten… Cebimden nakit bir para çıkmadı benim ama böyle bir bütçesi vardı. Aslına parası büyük. Ama esas olarak hizmet ve geçirdiğiniz vakit…
Söyleşinin son bölümünü Niyazi Saral : Türkiye’de STK’ların Çalışmalarına Baktığınızda, Harcadıkları Zaman ve Para, Elde Ettiklerine Göre Rantabl Değil – 3 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 