Söyleşinin ilk bölümünü Bülent Dal : Obase Mağaza Arka Ofis Uygulamaları ile Başlamıştı ama Günün Sonunda İş ‘Big Data’ya Dayandı – I başlığı altında okuyabilirsiniz.
Obase, ülkemizde özellikle perakende sektörüne yönelik çalışmaları ile bilinen bir yazılım firması. Bu firmayı daha kimse başlamadan önce başlattıkları, o günkü ifadeyle “karar destek sistemleri”, bugünkü ifadeyle “iş zekası” çalışmaları ile tanıyoruz. Tabi bu süreç onları “büyük veri”ye taşıdı ki, Genel Müdür Bülent Dal ile yapmış olduğumuz söyleşinin aşağıdaki bölümünde, “büyük veri” konusundaki gelişmeleri toplu olarak görebilirsiniz.
turk-internet.com : Sizin de söylediğiniz gibi, ‘büyük veri’ yeni bir konu değil aslında. Çok uzun zamandır firmaların topladığı veriler zaten büyük veri idi; bankaların da, perakendeci firmaların da. Bugün geldiğimiz noktada hani bu Ekonomist ile başlayan farkındalığın falan içerdiği. ‘Büyük veri’de bugün eskiden farklı olarak yaptığımız şey nedir?
Bülent Dal : Büyük veri’nin ilk kaba tanımlarına bakılacak olursa, şu şekilde yapılıyordu : ‘günümüz teknolojileriyle aslında işlenemeyen ve daha yeni teknolojiler ile işlenme gereksinimi duyan veriye büyük veri denilir’ deniliyordu. Bu tanım çok yanlış ve asıl sıkıntı da burada oldu.
Olayın tarihçesine bakarsak, Google gibi, Amazon gibi özellikle e-commerce tarafından hareket ederek işin ticaret tarafında yer alan, Facebook gibi sosyal medya tarafında hareket eden şirketler ciddi anlamda veriler tutmaya başladılar. Ama bu verileri, bizim alışagelmiş olduğumuz veri tabanı yönetim sistemleri ile işleyememeye ve kullanamamaya başladılar ve dolayısıyla kendi çözümlerini aradılar.
Yine diğer taraftan baktığımızda, mobil teknolojilerin gelişiyor olması, ‘nesnelerin interneti’ dediğimiz, makine-sensör kurgularının da devamlı veriler yayıyor olması, dünyada analog dönemden, dijital döneme çok hızlı bir şekilde geçişi gündeme getirdi.
Öyle ki tüm toplanan bütün bu dijital verileri –bu konuda yapılan araştırmalar var- depolayacak sistemlerin var olmadığını gösterir noktaya geldik. Bu noktada, bu kadar veri ile baş edebilmek için yeni teknolojiler, yeni çözümler gündeme geldi ve bu konsept hayata geçti.
Tabii konuyu biraz daha öteye geçirecek olursak, büyük veri deyince çoğu kişinin aklına, verinin hacminin çok büyük olduğu gelirken, “ geçmişte de yaşanan bazı problemler, daha ciddi ele alınması gereken problemler ortaya çıkmaya başladı.
Veri bir kere çok daha hızlı üremeye başladı, bu çok hızlı veriyi işleyebilmek ayrı bir konu haline gelmeye başladı. Ayrıca çok farklı, çeşitli nitelikteki verileri ele almaya başladık ki büyüklük konseptini belki hayata geçiren sebeplerden birisi buydu. Sonuçta ‘yapısal olmayan veri’ denilen bir kavram ortaya çıktı.
turk-internet.com : No SQL?
Bülent Dal : Evet aslında daha çok Google, Amazon, Facebook gibi firmalar bu tür veri işlemede teknolojiler geliştiriyor oldu ama hani baktığımız zaman geçmişte zaten çok iyi çözemediğimiz, işletmelerin birçok projelerinin başarısız olmasında en büyük sebep olan veri kalitesi problemi çok daha ciddi ele alınmaya başlandı.
Çünkü bu dağınık olan, yapısal olmayan kaynaklardan gelen verilere baktığımızda bu veri kalitesi problemini çözebilmek daha ciddi sıkıntı haline gelmeye başladı ve tamamlanmayan veriler söz konusu olmaya başladı.
Dolayısıyla bu noktada ele alınması gereken yeni konular ortaya çıktı. Verinin farklı ortamlarda farklı manalara geldiği ortaya çıktı ve bu ele alınmaya çalışıldı ki, biz bununla, sosyal medyada ya da bloglarda, ‘sentimantal analiz’ şeklinde karşılaşıyoruz.
Burada, bir süreç içerisinde olumlu olarak değerlendirilen bir örneğin, ya da kelimenin başka bir süreçte olumsuz manaya gelebildiği gibi durumlar söz konusu oldu.
“Veriden değer yaratabilmek” daha çok önem kazandı. Birçok veri var; o verilerin hepsini işleyebilmek mümkün değil. Dolayısıyla hangi veriden daha çok bilgi çıkarılabilir, bunu çıkarabilmek için daha derin analitik, daha ileri analitik nasıl kullanabilir ve veriyi değere dönüştürmek konusu daha ciddi bir başlık haline geldi.
Yine bakacak olursak, çok ciddi veri yığınları var. Burada, “iş kullanıcılarının” konuyu çok daha iyi algılayabilmeleri için görselleştirme önem kazandı. Bir sunumumuzda, ”Bir resim, binlerce kelimeye bedeldir” diye bir ifade kullanmıştık. Gerçekten görseller ile siz çok daha fazla şeyi ifade edebiliyorsunuz. Dolayısıyla yeni görselleştirme teknikleri ön plana çıktı ve bu konu başlıklarının hepsi daha da ekleyebiliriz gerçekten her geçen gün değişiyor ve yeni yaklaşımlar ile yeni geliştirmeler ile hayatımızın içerisine giriyor.
Söyleşinin son bölümünü Büyük Veri Projelerini, Bizzat İşin Sahiplerinin Üstlenmesi Gerekiyor – III başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 