Insanlık tarihinin başından beri uzay, gökyüzü, diğer gezegenler ve yıldızlar insanların hep ilgisini çekmiştir. Çok eski tarihlerden beri birçok bilim adamı ve gök bilimci uzayın derinliklerinde neler olduğunu araştırmaya başladılar.
Amerika’da bulunan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) gök bilim çalışmalarının yapıldığı en bilindik ve en büyük merkez olma özelliğini taşıyor. NASA’nın resmi internet sitesinde yayınlanan bilgiye göre Dünya’nın da içinde olduğu Samanyolu Güneş Sistemi’nde bulunan toplam 9 gezegenden sadece 3’ünün hangi tarihte bulunduğu resmi kayıtlara geçmiş. Örneğin, Uranüs 1781, Neptün 1846 ve Pluto 1930 yılında keşfedilmiş (1).
Insanlık tarihinin en eski topluluğu olan Antik Mısırlılar’ın bile gökyüzünü inceledikleri biliniyor. İşte bu eskiden beri gelen uzayı keşfetme ve uzaya gitme tutkusunun sonucunda 1961 yılı insanlık tarihinde bir kilometre taşı olarak tarihe kazındı. Rus kosmonot Yuri Gagarin 1961 yılında uzaya giden ilk insan oldu. Daha sonra 1969 yılında Amerikan yapımı Apollo 11, tarihte ilk defa Ay’a insanlı iniş yapan uzay gemisi olmuştur. Amerikalı Neil Armstrong ve Buzz Aldrin Ay’ın yüzeyine iniş yapan ilk insanlar olmuşlardır (2). Ve böylelikle uzaya ve diğer gezegenlere giderek orada hayat olup olmadığını anlamak artık sadece bir hayal olarak kalmamış, gerçek olmuştur.
Uzayda veya Diğer Gezegenlerde Yaşam Var Mı?
Uzaya ve diğer gezegenlere gitme fikri beraberinde birçok konuyu da getirmiştir. Özellikle bilim kurgu filmlerine de konu olan Marslılar, Uzaylılar, garip yaratıklar, virüsler, bakteriler en çok keşfedilmeyi bekleyen ve insanların biraz da korkarak baktığı kavramlar olmuştur. Uzayda veya diğer gezegenlerde yaşam olup olmadığı sorusu insanlığın en çok ilgisini çeken ve cevaplanmayı bekleyen sorularından olmuştur.
Şuanda bildiğimiz ya da gidebildiğimiz kadarıyla bizim “yaşam” olarak bildiğimiz gözle görülür canlılara henüz rastlanmadı. Ama tabiki yaşam formu sadece gözle görülür canlılarla sınırlı değil. Bakteri ve virüsler gibi gözle görülmeyen canlılar da yaşam formlarını oluşturmakta.
Enfeksiyon Yayılımının Etkileri
Diğer gezegenlerde yaşam olup olmadığını anlamanın en önemli yanlarından biri Dünya’dan uzaya veya başka bir gezegene giderken Dünya’da bulunan iyi veya zararlı mikropları o gezegene götürmemek. Bu, hem oradaki –eğer varsa- yaşam formlarını olumsuz etkileyebileceği gibi, buradan giden bakteri veya virüsler diğer gezegenlerde hayat bulursa bu, bilimsel çalışmaları da olumsuz etkileyerek yanlış sonuçlar elde edilmesine neden olabilir. Bu yüzden NASA’da yapılan çalışmalarda uzay araçları tasarlanırken çalışan bilim adamları özel kıyafetler giyiyor.
Bunun tam tersi de geçerli. Buradan yanlışlıkla diğer gezegenlere giden mikroplar olumsuz sonuçlar doğuracağı gibi, uzaydan gelen mikroplar da Dünya’da çok olumsuz sonuçlar verebilir. Özellikle orada neler olup bittiğini bilmediğimiz karanlık uzayda veya gezegende bulunan bakteri veya virüslerin insanlara bulaşması durumunda ne ile karşı karşıya gelineceği hala belirsiz.
Bu yüzden NASA Karantina Programı başlatmış ve Ay’a giden insanlar Houston, Teksas’ta bulunan Johnson Space Center’da 3 hafta boyunca karantina altında yaşamıştır (3).
Ayrıca Ay’dan veya Mars’tan gelen örnekler çok dikkatli bir şekilde kapalı ve steril kutularda korunmaktadır ve güvenliği yüksek çok özel laboratuvarlarda incelenmektedir (4).
Ne kadar çok önlem alınsa da, güvenlik önlemleri en üst seviyede tutulsa da %100 steril alan oluşturmak çok da mümkün olamıyor. Bu yüzden dünya dışı diğer yaşam formlarını keşfetmek için düşündüğümüzden çok fazla para, enerji ve dikkat harcanıyor.
1. StarChild Question of the Month for December 1999
2. Yuri Gagarin: First Man in Space
3. Apollo Lunar Quarantine Program
4. Mars Sample Return Receiving Facility

Kaynak : 