Ülkemizde son yıllarda gelişen girişimci ortamı, beraberinde fonları da getirdi. Bu fonlardan birisi olan Revo Capital’in Genel Müdürü Cenk Bayrakdar ile sürecin nasıl işlediğini konuşuyoruz. Bu söyleşinin ilk bölümünü Cenk Bayrakdar : Revo Capital’in Yurtiçinden ve Dışından 20 Tane Yatırımcısı Var – I başlığı altında okuyabilirsiniz.
Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz;
turk-internet.com : Yatırımcılarınızdan bahsettiniz başlangıç olarak. Şimdi ekibinizi soralım. Ayrıca ekibiniz nasıl değerlendirme yapıyor? Bir de siz yeni yatırımcı da alıyorsunuz, değil mi? Mesela ben gelsem, desem ki, “ben de yatırımcılardan biri olmak istiyorum”. Ne yapıyorsunuz, nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cenk Bayrakdar : İlk önce ekibimizi anlatayım. Benim çok değerli bir ekibim var. Bunlar uzun yıllardır birlikte çalıştığımız insanlar. Bir tanesi, Bora Yılmaz ki, benim yaklaşık 17 yıldır birlikte çalıştığım bir arkadaş. Arçelik’te ilk üniversiteden mezun olunca yanıma almıştım. Orada üretimde idik, beraber çok şey öğrendik. Daha sonra Türkcell’e geçince Türkcell’e getirmiştim. Daha sonra Ukrayna Türkcell Life kurulduğunda bizim servisleri orada kursun diye oraya yollamıştık ve daha sonra kendisi bir start-up kurarak Ukrayna’da çok büyük başarılar kazandı. Bir gecede Turkcell’in aldığı bir karar ile iflas etti ama ondan sonra onu tekrar Turkcell’de internet işlerinin başına almıştım. bavul.com vardır; içeride onu kuran ekibin başındaydı Bora. Değerli, execution’u çok kuvvetli bir arkadaşım.
Bir diğer arkadaşım Berkin Toktaş. Berkin de benim Türkcell’de iken 4-5 yıl önce, T-Mobile Amerika’dan ikna ederek, Türkiye’ye getirdiğim bir arkadaşım. O da T-Mobile’da öncelikle strateji, daha sonra da en önemli bölümlerden biri olan pricing’in başındaydı. Gerçekten analitik zekası çok yüksek ve bu start-up inovasyon dünyasını, trendleri çok yakından takip eden, çok değerli, gerçek bir zeka diye düşünüyorum. Ekibe çok büyük değer katan bir arkadaşım. Bir de ODTÜ’den yeni mezun Ataman arkadaşımız var.
turk-internet.com : Dışarıdan da danışmanlarınız var bildiğim kadarıyla?
Cenk Bayrakdar : Evet, onun dışında bir de industrial adviser’larımız var. Nick Beim , Venrock diye önde gelen Amerikan fonlarından birinin partner’i. Bizim industrial adviser’larımızı konumlama tarzımız şu; Türkiye’deki funnel’larımıza bakıyoruz. Funnel’larımız yani Türkiye’deki yeni bulduğumuz firmalardaki funnellarımız hep short-list’ler halinde. Biraz sonra anlatacağım bir prosesisimiz var. O proses sonrasında, çok sık Amerika ile zaten iletişimde olduğumuz için, orada heyecan yaratıyor mu bu firmalar; onu hep bu insanlar ile check ediyoruz. Brook Vessel de öyle.
Biz dönemsel olarak, oradaki trendleri daha yakından hissetmeye çalışıyoruz. 3-4 ayda bir mutlaka zaten Silikon vadisi ile burası arasında mutlaka bir köprü kurmaya çalışıyoruz. Bunu İsrail yıllardır yapmış. Biz de onu kendi çapımızda bir nevi örnek almaya çalışıyoruz.
Çok yakında göreceksiniz San Francisco şubesini açıyoruz. Haziran’ı planlıyorduk ama işe alacağımız kişi başka bir teklifi değerlendirdi. O yüzden şimdi Ağustos ayına gideceğiz, yeni iş görüşmelerimiz var. İnşallah Ekim ayı gibi Revo’nun San Francisco şubesini açıyoruz. Böylelikle orada full-time biri olup hem buradan oraya götürdüğümüz şirketlerin elini tutacak, hem de oradaki ilişki network’ünde bizim zaten geliştirdiğimiz ilişkileri daha da ileri götürecek, hem de devamlı orada olarak, daha etkin olmamızı sağlayacak diye düşünüyorum.
turk-internet.com : Peki, demin bahsediyordunuz, yatırımların değerlendirme süreci nasıl oluyor? Hem o süreci soracağım, hem de hangi yatırımlarınız var?
Cenk Bayrakdar : Biz 3 alana yatırım yapıyoruz. Bunların da çok bariz nedenleri var aslında. Bunlar yıllardır Türkcell’deki ürün ve servis ile ilgili stratejileri zaten ben ve ekibim yapıyordu. O yüzden biraz belki orada yaptığımız çalışmaların da sonucu olarak, bu 3 alanı belirlemiş durumdayız.
Bunlardan bir tanesi B2B cloud sistemlerine yatırım yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde bu konuda çok büyük bir büyüme alanı olduğunu düşünüyoruz. Niye derseniz? Bunu dile getirmekten gurur da duyuyorum. Biz Türkcell’de iken, network’deki arkadaşlarımız yaklaşık 31 bin kilometre fiber –şu anda 40 bin’i bulmuştur kesinlikle– Türkiye’nin her bir yerini kazarak fiber döşediler. Türk Telekom da en az, zaten onun daha önceden de bir alt yapısı olduğu için, 100 bin kilometre böyle bir alt yapısı var, artmadı ise.
Şimdi, bu göz ile bakarsanız, Türkiye fiber açısından dünyanın 6. ya da 7. ülkesi. Mobil kapsamı açısından bakar iseniz, 1. ülkesi. Ama 17 tane birinci var. O yüzden Türkiye’ye baktığınızda alt yapı olarak ilk 10’da.
Fakat üstündeki software’e bakarsanız, ne yazık ki Türkiye’deki bütün software –call center’ları falan çıkarın–; buraya yabancıları da koyun yani Oracle’ı, SAP’yi bunların da yazılımlarını koyun, bütün Türkiye’de yazılım sektörü 1.3 milyar dolar ama Türkiye SME’si yani KOBİ’si yoğun bir ülke çünkü GDP’nin biliyorsunuz yüzde 64’ü KOBİ’lerden geliyor Türkiye’de.
Şimdi böyle KOBİ’si yoğun diğer ülkelere bakalım; Brezilya’ya bakalım. Bu sayının 1.3 milyar değil, 20 milyar olması gerekiyor. İngiltere’ye bakın, ki bu konuda enfes bir örnek, yazılımın çok iyi parasının hakkını kazandığı bir örnek, 30 milyar olması gerekiyor.
Şimdi bu ne demek? Önümüzde müthiş bir potansiyel var. Bir de hükümetin aldığı çok önemli kararlar var. Burada biz bakıyoruz, diğer bütün partilerin de hepsinde aynı kararlar geçerli durumda. Nedir bu kararlar? Bir, “sen KOBİ isen bile web siten olacak, e-mail’in olacak”, bunları dediler. Daha yeni açıklandı biliyorsunuz, 10 milyon TL’nin üstünde olan bütün şirketler e-fatura kapsamına alınmıştır dediler.
Dünyada bunu yapan bir hükümet yok. Bu, ülkenin e- dönüşümü için çok önemli bir konu çünkü en mahrem olan muhasebeyi dijitale ve buluta açıyorsunuz. Sonuçta bunların hepsi yöneten açısından çok büyük bir şeffaflık getiriyor ve ülkenin vergisel refah açısından; onlar o yönden istiyorlar. Ama biz de diğer yanları açısından müthiş; en muhafazakar yönünüzü, muhasebenizi açtığınızda ve bunun yanında CRM’i, ERP’si koyduğunuzda, bütün bunlar aslında dijitale açılıyorsunuz demek.
Ya da rekabetçi olabilmek için bunları kullanıyor olmanız lazım ve bu göz ile bakıldığında Türkiye’de bir sürü KOBİ var, böyle sistemleri yok. Excell’ler ile iş yapmaya çalışıyorlar. E ne olacak onlar? Kendi IT bölümlerini mi kuracaklar bu küçük şirketler? Kendi server’larını mı alacaklar? Hayır. Hepsi aynen Amerika’nın 10-12 yıl önce yaptığı gibi bulut’a yönelecekler. Zaten birçoğu da o yönde gidiyor. Bu da önümüzdeki 5 yılda bakın bulut’un çok hızlı yükseldiğini göreceksiniz Türkiye’de. Bizim bu konuda çok önemli yatırımlarımız var.
İkinci alanımız, e-commerce enable’lar. Biz 50 milyon dolar’lık bir fonuz; e-commerce’e 50 milyon dolar ile giremezsiniz. O çok deep pocket denilen büyük sermayeye gerektiren bir sektör ve biz de Türkiye’deki dinamikleri çok doğru bulmadığımız için e-commerce yatırımı yapmıyoruz. Ama e-commerce’i yatayda kesen enabler platformlarına yatırım yapıyoruz. Ne demek istiyorum? Ödeme sistemleri, ARTEC yani advertising technology, retail tech yani perakende teknolojileri konularına yatırım yapmak çok istiyoruz, yapıyoruz da.
3. alanımız, internet of Things (IoT) dediğimiz … biz Türkcell’de machine to machine platformunu kurmuştuk zamanında- yani aslında ucunda ille de insan olmayan, makinaları uzaktan kontrol edebildiğiniz ya da ölçebildiğiniz sistemler. En son yatırımımız bununla ilgili. Burada çok güzel hikayeler var. Hayatımızda internet genişledikçe, hayatımızdaki çok daha fazla unsur internetten kontrol edilebilir ya da bizi uyarması için imkan yaratabilir hale getiriyoruz. IoT’ler de bunlar. Bu alanın da büyüyeceğini düşünüyoruz.
Bu üç alana nasıl bir süreçten geçiyoruz? Biz zaten doğal olarak ekip ile düzenli aralıklar ile teknoparkları geziyoruz. Mutlaka 3 ayda bir teknoparklara bakıyoruz. Incubasyon merkezlerini düzenli geziyoruz. Her bir fon ile çok yoğun bir ilişkimiz var.
Volümü biraz önce söylemeyi unuttum. Revo, 250 bin dolar ile 4 milyon dolar arasında yatırım yapan, erken aşama teknoloji fonu. Türkiye odaklı. Türkiye ve bölge odaklı. Yüzde 75’ini Türkiye’de yatırıma ayırdık. Ve erken aşama ve orta aşamada yani büyüme aşamasında yatırım yapıyor ve mutlaka içinde teknoloji olması lazım, yani fark yaratan bir şey olması lazım.
turk-internet.com : Mobil olmak şart mı?
Cenk Bayrakdar : Şart değil ama artık hepsinde oluyor, yani vazgeçilmez olmuş durumda.
Nasıl bir sürecimiz var? Biz, bütün buralardan bulduğumuz, ve bir de 13 yıllık Türkcell’de de herkes zaten yeni fikirleri partnering’e getiriyordu, — partnering’i de 2000’li yıllarda biz kurmuştuk; daha sonraki da benim görev tanımım değişse bile partnering bir şekilde benim ekibim içindeydi–. İnsanlar fikirlerini getirmeye alışıklar. Buraya fikirler geldikten sonra ya da www.revo.vc’de kendi fikirlerini –orada sorular var, o soruları doldurur doldurmaz bize e-mail geliyor zaten- hemen onlarla toplantı yapıyoruz.
turk-internet.com : Bu şekilde gelen var mı çok?
Cenk Bayrakdar : Çok var! Bu şekilde gelen çok var.
turk-internet.com : Ne kadarı işe yarar çıkıyor?
Cenk Bayrakdar : Size bahsettiğim 2013’ün Şubat’ından beri fikirlere bakıyoruz ve yaklaşık 580 firmaya bakmışız bugüne kadar; 6 tanesine yatırım yaptık. Ama bu doğal yani. Buradaki rakamlar hep böyle zaten.
turk-internet.com : Onun için sordum.
Cenk Bayrakdar : Zaten neredeyse yarısı biraz önce bahsettiğim 3 alan ile örtüşmüyor oluyor; zaten yarısı öyle eleniyor.
Yarın söyleşinin 3cü bölümünü yayınlayacağız.



Kaynak : 