turk-internet.com Notu : Erdemir’e yönelttiğimiz “sosyal meyada nefret söylemi sorusunu, dün ülkemizde meydana gelen Suruç Felaketi nedeniyle ayrı bir yazıda geniş bir biçimde değerlendiriyoruz”
24. dönem CHP Bursa milletvekili ve merkezi Washington’da bulunan Demokrasileri Koruma Vakfı uzmanı” Sosyolog Aykan Erdemir [1] ile mesleği olan sosyolog’luk çerçevesinde bir sosyal medya söyleşisi yaptık. Erdemir’e politikacı da olması nedeniyle konunun tüm boyutlarını sorduk;
turk-internet.com : Aykan Bey, son 5-6 yılımızın en popüler konularından birisi sosyal medya.. Hem özel yaşamlarımızı, hem ticareti, hem de siyaseti etkileyebilen bir alan.. Siz de önce sosyoloji alanında bir doçent ve aynı zamanda politikacısınız. Dolayısıyla bu olayın tamamını size sormak istiyoruz;
Önce özel hayatlar açısından; Sosyal Medya sizce nedir? Neden böyle bir şey hayatımıza katıldı? Bu ortam bir haber alma ortamı mıdır? Haberleşme ortamı mıdır? Yoksa sadece bir eğlence midir?
Aykan Erdemir : Sosyal medya, teknolojinin bize sunduğu yeni bir mecra. Bu açık mecrayı iletişim, etkileşim ve eğlence ihtiyaçlarımızı karşılamak için çok farklı şekillerde kullanıyoruz ve kullanmaya da devam edeceğiz. Sosyal medyayı ve kullanım şekillerini tek bir işleve indirgemek ya da sınırlandırmak olanaklı değil.
turk-internet.com : Sosyal medyada bir takım riskler olduğu belirtiliyor. Dolayısıyla “kullanmamak gereklidir” der misiniz? Ya da ne şekilde ve ne kadar kullanmak lazım? Sizce kendimize koyacağımız kurallar ne olmalıdır?
Aykan Erdemir : Her mecra gibi sosyal medya da riskler içeriyor. “Güvenli İnternet” nasıl mümkün değilse, “güvenli sosyal medya” da mümkün değildir. Çözüm kullanmaktan kaçınmak değil, güvenli kullanım alışkanlıkları geliştirmektir. Tıpkı İnternet gibi sosyal medyanın da güvenli kullanımı olanaklıdır. Bunun yolu da yasak ve sansürden değil dijital okuryazarlık ve medya okuryazarlığından geçer.
turk-internet.com : Sosyal medyada saldırgan davranan insanlar olabiliyor. Ya da troller. Bunlara karşı nasıl davranılmalıdır?
Aykan Erdemir : Mutlaka mizah. Gerekirse ve de harcadığınız zaman değecekse geçerli ve güvenilir veri…
turk-internet.com : Bunu çocuklar açısından da değerlendirir misiniz? Çocuklar sosyal medya hesaplarına hangi yaştan itibaren sahip olmalılar?
Aykan Erdemir : Bunun kararı çocuklarla ebeveynler arasında yürütülen bir müzakereyle belirlenmeli. Aileler çocuklarının sosyal medyayı ebeveyn denetiminde güvenli kullanabilecekleri olgunlukta olduğunu düşünüyorlarsa kontrollü bir özgürlük sunmaları faydalı olacaktır. Denetimli özgürlük yasaklara kıyasla daha güvenli kullanım alışkanlıkları geliştirmeyi sağlar.
turk-internet.com : Siber zorbalık konusunda ne düşünüyorsunuz? Kimler yapıyor?
Aykan Erdemir : Gündelik yaşamda nasıl herkesin içinde zorbalık potansiyeli varsa, siber dünyada da aynı zorbalık potansiyeli mevcut. Trafikte yaşananlar herkeste bir zorba potansiyeli olduğunun bir kanıtı. Çevrimdışı dünyanın trafik canavarları çevrimiçi dünyada siber canavarlar olarak karşımıza çıkabiliyor. Siber dünyanın sunduğu “anonimlik” imkanının zorbalığı daha da güçlendirdiği de bir gerçek.
turk-internet.com : Siber zorbalık dediğimiz konunda çocuklara ve ailelere ne önerirsiniz?
Aykan Erdemir : Nasıl ki ebeveynler gündelik yaşamda çocukları kendilerini zorbalıktan koruyabilecekleri şekilde yetiştiriyorlarsa, sosyal medya da aynı anlayış geçerli olmalı. Önemli olan anne ve babaların çocuklarına bekçilik etmesi değil, çocukları kendilerini risk ve tehditlerden koruyabilecekleri bilinç ve alışkanlıklara kavuşturmasıdır. Korkmak ve saklanmak bir çözüm değil.
turk-internet.com : 1800’lerin sonlarından itibaren hayatımıza giren Reklam ve Pazarlama alanında, rastgelelikten, kitleselliğe, oradan hedeflemeye ve en sonunda da bireysel reklam ve pazarlamaya kadar geldik. Sizce sosyal medya iyi bir reklam alanı sayılabilir mi? İnsanlar burada arkadaşlarından etkileniyorlar mı?
Aykan Erdemir : İnsanların uzun saatlerini geçirdiği sosyal medya elbette ki önemli bir reklam alanı. Ama kabul etmeliyiz ki geleneksel mecralarla kıyasladığımızda kolay bir reklam alanı değil. Genç ve etkileşimli mecra, bu yeni yaşamın kodlarını kavrayabilen genç ve etkileşimli yaklaşımları gerektirir. Her alanda olduğu gibi sosyal medya da şarlatanların bol ve dahilerin az sayıda olduğu bir mecra. Latince bir sözü hatırlamakta fayda var: “Caveat emptor!” (Alıcı dikkat etsin!)
turk-internet.com : Bir sosyolog olarak tahminde bulunabilir misiniz? Bu kadar veriye ve bu kadar reklama boğulduğumuz bu alanda nereye gidiyoruz?
Aykan Erdemir :
turk-internet.com : Yine reklama benzer bir soru; IŞID gibi terörist bir grubun sosyal medya üzerinden propoganda yaptığı ve bunda da çok başarılı olduğu iddiaları var. Üstelik bunu baş kesme görüntüleri ve şiddet içerikleri ile başardığı da belirtiliyor. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Aykan Erdemir : Teknoloji eşitlikçidir. Faydalanmasını bilen herkese büyük imkanlar sunar. Günümüzde otoriter kesimlerin teknolojiyi özgürlükçü kesimlerden daha başarılı kullanıyor olması teknolojinin suçu değil, özgürlükçülerin vizyonsuzluğu sonucudur. Sosyal medyada nefret siyaseti her zaman var olacak. Bu konuda hareket alanımız sınırlı. Özgürlükçü siyaseti sosyal medya üzerinden daha geniş kesimlere ulaştırmak ise elimizde. Karanlığa küfretmek yerine, bir mum yakmakta fayda var.
turk-internet.com : Obama başta olmak üzere sosyal medya ile seçim kazanıldığına dair iddialar var.. Ya da New York Belediye Başkanlığını sosyal medyayı başarılı kullandığı için kazandığı yorumlanan Blasio örneği çok çarpıcı. Siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz. Ve de Türkiye ile ABD arasında bu açıdan bir farklılık var mıdır?
Aykan Erdemir : Sosyal medya siyaset alanında da çok etkili bir araç. Fakat ABD ile Türkiye’yi kıyaslarken dikkatli olmak gerekiyor. ABD’ye kıyasla Türkiye’de İnternet erişiminin çok daha düşük düzeyde olduğunu unutmamak gerekiyor. Ayrıca, ABD’de seçime katılım oranının düşük olması kendine destek veren seçmeni sandığa daha etkili taşıyabilen adayların kazanmasını sağlıyor. Sempatizanları harekete geçirme merkezli stratejiler sosyal medyayı öne çıkarıyor. Türkiye’de ise seçime katılım oranı çok yüksek. Kazanmak için rakibi destekleyen seçmeni ikna etmeniz gerektiriyor. Kutuplaştırma süreçlerinde çok etkili bir araç olan sosyal medyanın ikna temelli stratejilerdeki verimi hakkında soru işaretleri mevcut.
turk-internet.com : Politik trollük konusunda ne düşünüyorsunuz. Bu politik propaganda içinde değerlendirilebilir mi?
Aykan Erdemir : Trollük sosyal medyanın doğal bir sonucu. Siyasi propaganda stratejisi olarak kullanımına engel olmak mümkün değil. Ama tüm diğer siyasi propaganda araçlarında olduğu gibi denetlenmesi ve düzenlenmesi şart. Kamu kaynaklarıyla finanse edilen, nefret söylemi içeren ve nefret suçuna teşvik eden trollük örnekleri herkesin malumu. Bu yasadışı örneklerle hukuki mücadele şart. Siyasi etik konusuna girmiyorum, çünkü kin ve nefret siyasetinin egemen olduğu bir ülkede ahlak ve değerlerden söz etmek anlamlı değil.
turk-internet.com : Bütün bu soruların sonucunda, Sosyal Medya yararlı bir araç mıdır ? Geleceği sizce ne olur?
Aykan Erdemir : Sosyal medya kullanmasını bilen için son derece büyük olanaklar sunuyor. Türkiye’de niceliksel olarak yaygınlık kazansa da niteliksel olarak henüz yeterince faydalanılamadığını düşünüyorum.



Kaynak : 