Bilişim Sektörünün merkezinde tabi ki Bilgi İşlem Yöneticileri –moda deyimi ile CIO’lar—yer alıyor. Ancak sıkıntılı bir sektördeyiz. Sektörün yerli ya da çok uluslu vendor (üretici), entegratör (bütünleyici) ya da yazılım firmaları kotalar altında ezilirken, CIO’lara mal satmaya uğraşıyorlar.
Yerli yazılım firmaları zaten çok uluslu yazılım firmalarına karşı 1-0 (ya da çok-sıfır) mağlup başladıkları çok zorlu bir rekabet içinde. Entegratör firmaların ise yıllar içinde zorlandığını ve giderek kaybolduğunu gördük. Sorduğunuzda entegratör ve vendor firmalar karşılıklı birbirlerini suçlayabiliyorlar (fiyat, Pazar kapma ve diğer şartlar vsvs)
CIO’ların bu alış-satış sürecine nasıl baktığını, sektörün önemli ve deneyimli CIO’larından Borusan Grup CIO’su ve Genel Müdür Yardımcısı Ali Fuat Çötelioğlu’na sorduk.
turk-internet.com : CIO olarak size sormak istediğimiz bazı sualler var Ali Fuat Bey. İsterseniz önce kendinizi tanıtın! Sizi bilenler biliyor ama yine de tanımayan varsa diye.
Ali Fuat Çötelioğlu : Kısa Özet yaparsam bilgisayar mühendisiyim. Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Koç sistem de yaklaşık 3 sene çalıştım. Bu sırada Yıldız Teknik Üniversitesinde MBA ımı tamamladım. Sonra bir 4 sene profesyonelliğe ara verip kendi şirketimi kurdum, yazılım geliştirme ve danışmanlık üzerine çalıştım. Bundan sonra Oyak grubu ve profesyonel hayata dönüş : OyakTeknoloji, Oyak Bank – ING değişimini de kapsayan yaklaşık 7 yıl var. Ondan sonra da Borusan. Burada da yaklaşık 7 sene oldu. Önce otomotiv grubunda başladım, devamında Borusan Holding de 4 senedir de grubun CIO’luğunu sürdürüyorum.
turk-internet.com : Ali Fuat Bey, sizi genellikle çeşitli panellerde farklı bakış açınızla dinliyoruz. O yüzden size klasik sualler yerine, daha çok sektörün vizyonu, stratejisi açısından sualler sormak istiyoruz.
Siz CIO olarak genellikle bir takım üretici (vendor) dediğimiz firmalar ile veya yerel ya da çok uluslu yazılım firmaları ile doğrudan temastasınız. Bu firmalar ile olan temasları siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunlar CIO’ların ihtiyaçlarını anlayabiliyor mu ya da CIO’lara yeterli çözümler ile gelebiliyorlar mı?
Ali Fuat Çötelioğlu : Şimdi olayı 2 boyutta değerlendirebilirim. Teknoloji ve iş çözümleri. Teknoloji tarafını bakarsak, orada bildiğimiz üreticiler güdümlü bir dünya var zaten. Bulut teknolojileri işin içine girince boyut değiştirdi ve donanım satışından hizmet satışına doğru evrilmeye çalışıyor. CIO larda bu dönüşüme ayak uydurmaya ve hız/çeviklikten faydalanmaya çalışıyorlar. Bulut servislerina bakıldığında Yurtdışında iyi uygulamalar çok ama biz de alınacak mesalefe var. Yurtiçinde IaaS hizmetinin kalitesi sorgulanırken, üstüne PaaS, SaaS almaya kalktığınızda macera yaşamak kaçınılmaz. Service I yurtdışından almak ise regulasyonlar, rekabet hukuku, yasal süreçlerindeki olası değişiklikler düşünüldüğünde cesaret istiyor.
CIO’ların asıl önemli konuları iş uygulamaları ve yeni gündemimize meşgul eden digital transformasyon. İş uygulamaları tarafında, yerli üretici kalmadı denebilir, Çok uluslu uygulamalara baktığımızda zaten sınırlı sayıda büyük ERP üreticisi ve irili ufaklı çözüm ortakları var. Bu açıdan bakıldığında yıllar içinde sektörel uzmanlık sağlanmış ve belli bir seviyede olgunlaşmış iş uygulamalarımız var. Bu noktada üreticilerin fayda/maliyet konusunda artıları var mı, eksileri var mı diye bir tartışalım derseniz, evet ikisi de var denebilir. Ağırlıklı olarak bizlere standart uygulamalarını ve devamında dünya pazarı için geliştirilen ve kendi yol haritalarında olan uygulamaları kullandırtmaya çalışıyorlar. Yerelleştirme uygulamaları haricinde , çözüm oluşturma tarafını partnerları aracılığı ile yapıyorlar. Ama ben yurt dışından da takip ettiğimden biliyorum, bu tip firmaların özellikle kapsamlı çözüm ve entegrasyon gerektiren büyük projelerinde görev alan büyük sistem entegratörleri veya bir fiil kendilerinin ana yüklenizi olarak girdiği projeler var. Ülkemizde bu sadece multi milyon dolarlık projeniz varsa olabiliyor. Yazılım çözümü üreten Entegratör firma yok diyebilirim, olduğunu iddia edenlere de biz güvenmiyoruz.
Bizim ülkemizdeki çok uluslu üreticiler bu konuda biraz çekingen kalıyor. Onlar daha çok “ben standart üreteyim, uygulamamı satayım, lisansımı alayım, bununla ilgili iş ortakları ile IT sektörünü geliştireyim” şeklinde bakıyorlar. Ama buraya kendi şirketlerinin yatırımlarını getirseler, kendi çalışanları ile bu community’i zenginleştirseler, bize daha faydalı olurlar.
turk-internet.com : Peki, o anlamda pazar mı zayıf sizce?
Ali Fuat Çötelioğlu : Tabi bu da doğru aslına bakıldığında. Kendi tarafımıza bakarsak, firmalardaki kar baskısı ile IT pazarında, hem üreticilerin, hem de satıcı alıcı tarafında kâr marjlarını çok azaltmış durumda. Dolayısıyla böyle multinational üreticiler vendorlar ve entegratör çözüm firmalarına kaliteli çözüm üretecek fırsatları tanıyamıyoruz. Daha düşük maliyetli ama kaliteli çözümler için gerekli nitelik ve nicelik sektörümüzde oluşmuyor maalesef.
Entegratör firmadan beklentimiz, belli riskleri tolare edebilmek ve Kabul edilebilir bir kaliteyi garanti etmek ama bunun için belli bir kar marjından fiyat veriyorlar. Maalesef içinde bulunduğumuz sektörler bu maliyetleri tolare edemiyor. Ama bu bir çıkmaz. Buradan yavaş yavaş çıkıyor olmak lazım.
Eskiden başarısız olan proje çoktu, son yıllarda fail etmemeyi öğrendik. Genelde kapsam daraltarak, “oldu, oldu” deyip alkış tutmayı seviyoruz. Lisanslara verdiğimiz dolarların daha fazla faydasını görmek için üreticilerin partnerleri diye tabir ettikleri ekosistemlerini çok fazla destekliyor olmaları lazım. Benim gözlemim, bu sektörde, ekosistemi iyi olan, partneri iyi olan bir şekilde tutunuyor, bir şeyler yapıyor. Amaç kalıcı olmak olmalı ve bakım tutarlarının daha fazla yerel partnerlar desteklenmeli.
turk-internet.com : Birçok entegratör firma da bundan şikâyet ediyor. Fakat entegratör firmaların da kendi aralarında çok haşin bir rekabet olduğunu görüyoruz. Bu anlamda da sektörde bir sorun oluyor mu sizce? Yani bu firmalar vendor’ları birazcık da zorlamıyorlar sanki kendi aralarında rekabetten?
Ali Fuat Çötelioğlu : Ağırlıklı olarak üreticiler arasında rekabetler oluyor. Dolayısıyla bizimkiler bir rekabet yoksa hiç zorlamıyorlar. Bu da bir kısım vendor’ın işine de geliyor aslında; yatırımı zaten yapacak olan eski müşteri ile ek indirim için uğraşmak istemiyorlar. Yani yurt dışından buraya bakıldığında ek lisans satışı olarak görülüyor. Buradaki vendor’daki satıcı arkadaşlarımızın da bakış açısını bildiğim için “yapmıyorlar, etmiyorlar” demek istemiyorum, bence satış baskısıyla kendi kar marjlarından yiyorlar. Bu orta vade de kalitesiz destek hizmeti olarak bize dönüyor ve memnuniyetsizlik yaratıyor. Yurt dışı headquarter ları, türkiye deki şubelerine baktığında ana işi lisans /ürün satışı diye görüyor. Dolayısıyla onlar da ağırlıklı yatırımlarını buna göre yapıyorlar. Ama asıl olan çözüm ve hizmet ve en önemlisi bunu verebilecek teknik danışman kadrolarının oluşturulabilmesi. Presales ekiplerinin içindeki mühendislerin part time desteklemesiyle proje yapmaktan daha doğrusu yapamamaktan yorulduk artık.
Bizim partner’lar ne yapıyor? Rekabetten dolayı birbirlerini öldürüyorlar ve maalesef bugün baktığımızda –ağırlıklı olarak– yazılım entegratörleri eskiye nazaran çok az kalmış durumda. Ve bu yazılım entegratörleri de spesifik projelere, ağırlıklı olarak kamu projelerine soyunuyorlar.
Büyük projelerde vendor’ların kendilerinin girmesi gibi tecrübeler var sektörde ve bu projelerde vendor’ların çok da ağzı yanmış. Bu isterse kamuda olsun, –ki kamuda cezalı durumuna düştükleri ve çok eziyet çektikleri, çok zarara girdikleri projeler var–. Denemeleri de iyi oldu aslında. İlk olarak gidip kamu sektöründe yapıp, orada da bizim şartnamelere tosladıkları için sektör bir miktar zorlandı ve geri çekildi ve kendi içinde rekabet eden ama büyük yatırım projelerine soyunamayan… yani entegratör kıtlığı çekilen bir dönemdeyiz şu anda.
Son yıllarda Özellikle de operatörlerin, alt yapı projelerine giriyor olması, tamamen data center, network işletimini devir alıyor olmaları yada buna çalışmaları, bu entegratör firmaların alanlarını çok daralttı. Biz de mutsuyuz bu gidişten, üstüne eleman yetiştirmek yerine zaten az sayıda olan teknik kadroları, cazip tekliflerle transfer ettiler. Benzer bir durum yıllar önce yazılım tarafında finans sektöründe olmuştu. Finansal gücü yüksek kurumlarım bu hamleleri, IT pazarımızda iş gücünü azaltıyor. Uzun vade de sektöre yarar sağlamıyor. Finans kurumlarının ve Telko operatörlerinin ana işi değil IT çözümü üretmek.
Yazılım satıcıları lisans satışı açısından bakıyor, telkolar da haliyle data satışı açısından bakıyor. Bakıldığında en önemli çözüm olan yazılım gözüyle bakan sektörümüzde öyle çok fazla bir oyuncu yok. Küçük şirketlerin yardımıyla ile IT’ler bunları kendi içlerinde yapmaya çalışıyorlar ve benim gözlemlediğim, yurt dışında da var bu, yurt içinde de biraz insource’a dönüş.
Bu başarısız projelerden kaynaklanan ve bir tür yerinde durmayan IT elemanlarından da kaynaklı, “bari ben kurumsal olarak bu çalışanları daha iyi muhafaza edeyim” deyip iç kadrolara dönme olayı bu. Biz de bunu 1-2 sene içinde yaşıyoruz; outsource ettiğimiz konuları peyderpey içeri almayı düşünmediğimiz kadroları içeri almak zorunda kalıyoruz. Bu tamamen sektörün dinamikleri ile alakalı bir konu.
Bu söyleşinin 2ci bölümünü Ali Fuat Çötelioğlu : Sonraki Jenerasyon CEO’lar, CIO’ları Daha İyi Değerlendirecek – II başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 