web analytics
Perşembe, Temmuz 16, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result

TÜSİAD 2015-2016 Programında Yer Alan Endüstri 4.0 Konusunda Panel Düzenledi

Tüsiad’ın 2015-2016 dönemi için kendisine hedef koyduğu 9 faaliyet alanından birisini “digital ekonomi” oluşturuyor. Digital Ekonomisi başlığı altında da Yönetim kurulu üye ve yedek üyeleri Esin Güral Argat, Erol Bilecik ve Levent Akgerman’ın sorumluluğunda Bilgi Ekonomisi, Toplumu, Bilişim, İnovasyon ve Teknoloji alanlarında çalışmalar yapılması hedefleniyor.

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
17 Eylül 2015
- Genel
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Tüsiad bugün Türkiye açısından önemli bir etkinlik düzenledi; Endüstri 4.0. Ancak bütün bu siyasal karmaşa ve şehit üzüntüleri içinde “etkinlik anlamını yeterince bulabildi mi?” diye düşünmeden edemiyoruz. Çünkü gerek etkinlikle ilgili olarak basında yer alan başlıklara baktığımızda, etkinliğin bizce çok önemli mesajı yerine, siyasal başlıkların –günün önemli olayları nedeniyle– yer aldığı görülüyor. Oysa, 45ci yaşını kutlayan ve ülkemizin kamu dışı milli gelirinin yarısını oluşturan, enerji hariç dış ticaretin % 80’ini yapan, kamu ve tarım dışı kayıtlı istihdamın % 50’sini ve kurumlar vergisinin % 80’ini gerçekleştiren en büyük sanayi firmalarını temsil eden Tüsiad’ın digital ekonomiye, en sonunda doğrudan eğildiğini göstermesi açısından önemli bir etkinlikti bu.

Endüstri 4.0 ve Tüsaid’ın 2015-2016 Çalışma Programı konusundaki gelişmeleri, bilişim ve iletişim teknolojileri konusundaki vizyonları ile KOBİ’ler ve katılımcı ekonomi konusundaki görüşlerini, toplantıdan çok daha önce Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes ile konuştuk. Bu söyleşiyi bir kaç gün içinde yayınlıyor olacağız. Ayrıca Endüstri 4.0 ile neyin kastedildiğini de daha detaylıvereceğiz.

Tüsiad’ın 2015-2016 dönemi için kendisine hedef koyduğu 9 faaliyet alanından birisini “digital ekonomi” oluşturuyor. Digital Ekonomisi başlığı altında da Yönetim kurulu üye ve yedek üyeleri Esin Güral Argat, Erol Bilecik ve Levent Akgerman’ın sorumluluğunda Bilgi Ekonomisi, Toplumu, Bilişim, İnovasyon ve Teknoloji alanlarında çalışmalar yapılması hedefleniyor.

Son bir kaç yılda, Türkiye’nin ekonomide yolunu bir hayli şaşırdığı herkesin malumu ama yine de eğer yeniden 2023 hedeflerine döneceksek, bunun ancak Türk endüstrisinin yeni çağa ayak uydurması ile yani “bilişim ve iletişim teknolojilerini öne alması ile” mümkün olabileceğini düşününenlerdeniz. Toplantıya da bu nedenle önem vererek katıldık. Toplantıda IBM, HP, Vodafone gibi bilişim ve iletişim firmalarının yöneticileri de yer alıyordu.

Toplantıda yapılan sunumlarda Endüstri 4.0’ın anlamı ve gerçekleştirilmesi gereken adımlar, Almanya örneği ile birlikte konuşuldu. Tüsaid Sanayide Dönüşüm Yuvarlak Masa Eş-Lideri Bahadır Balkır’ın modere ettiği panelde, BCG Danışmanlık firmasından Aykan Gökbulut ve Jacopo Brunelli ile Alman Makine Sanayicileri Federasyonu (VDMA) Bilişimden Sorumlu Yönetici Direktörü Rainer Glatz’ın yaptığı sunumlarda, Endüstri 4.0’ın temel mantığının fabrikalarda birbirinden bağımsız çalışan bölümler yerine, tamamen entegre, birbiriyle veri paylaşan bölümlerin geçmesi olduğu anlatıldı.

Endüstri 4.0 tanımı, endüstrinin yeni bir safhası olarak veriliyor. Gelişen safhalar ise şöyle tanımlanıyor;

  • Endüstri 1.0 – 18ci yüzyılın sonlarında başlayan sanayi devriminin ilk aşaması yani su ve buhar gücü ile yapılan mekanik üretim
  • Endüstri 2.0 – 20ci Yüzyılın Başlarında elektrik enerjisinin kullanıldığı departmanlar halinde çalışan kitlesek üretime geçildiği dönem
  • Endüstri 3.0 – 1970’lerden itibaren, elektroniğin ve bilişimin kullanılmaya başlanması işe otomatize edilmiş üretim
  • Endüstri 4.0 – Günümüzün ve geleceğin dünyasında, uçtan-uca bağlı ve katma değerli üretim zinciri

Sunumlarda, Endüstri 4.0’ın bileşenleri de Büyük Veri ve Analitik, Arttırılmış Gerçeklik, Üretimde yenilikler (3 Boyutlu yazıcılar gibi), Bulut, Siber Güvenlik, Robotlar, Simülasyon, Yatay/Dikey Yazılım entegrasyonları ve endüstriyel internet (yani bir nevi IOT) olarak verildi.

Sanayicilerin – Yani Yatırım Sahiplerinin Bilişim ve İletişim Teknolojilerine Eğilmeleri Önemli Bir Gelişme

Tüsiad’In Bilişim ve İletişim teknolojileri konusundaki çalışmalarını izlemeye ve işlemeye devam edeceğiz. Çünkü ülkemizin ekonomik olarak daha iyi bir duruma yol almasının en önemli bileşeninin bilişim ve iletişime önem vermesi ve anlaması olduğunu düşünüyoruz. Bunu, yıllardır Bilgi işlem yöneticileri (CIO) iteklemeye çalışıyor ama asıl anlaması gerekenlerin yatırım yapanlar yani sanayiciler olması lazım. Halen sürdürülen sanayi verimli mi? Daha verimli hale gelebilir mi? Tüsiad düzeyinde bu tür konuların konuşulması önemli.

Cansen Başaran-Sysmes başkanlığındaki Tüsiad’ın hedefleri arasına bu konuyu ilave etmesi ve bütün bu siyasi karmaşa içinde de olsa böyle bir panelin gerçekleştirilmesi doğrusu çok sevindirici. Kendilerini farkındalıkları nedeniyle tebrik ediyoruz.

Toplantının açılışında Tuncay Özilhan ve Cansen Başaran-Symes birer konuşma yaptılar. Haliyle, bu konuşmanın bir kısmı terör, bir kısmı ekonomik durum, bir kısmı da toplantıdan bir gün önce tutuklanan bir Tüsiad Yönetim Kurulu üyesi (Memduh Baydak) ile ilgiliydi. Cansen Hanımın konuşmasının sadece Endüstri 4.0 ile ilgili bölümünü veriyoruz. Tuncay Özilhan’ın konuşmasının ise tamamını –merak edenler için– aşağıda sunuyoruz.

Cansen Başaran-Sysmes : Dünyadaki gelişmeleri, fırsatları takip ediyor, üzerinde ciddi şekilde çalışıyoruz

Tüsiad Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Sysmes, Endüstri 4.0 panelinin gerçekleştirildiği “Yüksek İstişare Konseyi’ Toplantısındaki açılış konuşmasında, Endüstri 4.0 konusunda şunları söyledi ;


    Değerli Üyeler,

    Bugün konuşmamın dikkat ettiğiniz üzere önemli bir bölümünü, terör ve terörün yarattığı ortama ve ülkede daha olumlu bir atmosfere nasıl ulaşabileceğimize yönelik konulara ayırmak durumunda kaldım. Elbette, böyle bir görevimiz var. Yeniden umutlanabilmek için Cumhuriyet değerlerine referans verme ihtiyacı hissettim.

    Oysa, bugün aslında sizlerle, küresel trendleri ve bunların yansımaları ışığında ülkemiz için vizyon önerimizi paylaşmak istiyordum. Yönetim Kurulumuz Ocak ayında göreve geldiğinden bu yana bu vizyon üzerinde birçok çalışma yaptı. Bu çerçevede; sizlerle dünyanın yaşadığı büyük dijital devrimin hayatımıza etkilerinden; sanayinin geçirmekte olduğu 4. büyük dönüşüm olan “Endüstri 4.0” dan bahsetmek istiyordum –ki birazdan çok değerli panelistlerle bu büyük önem taşıdığına inandığımız konu kapsamlı olarak ele alınacak.

    Sizlerle ayrıca ülkemizin gerçek potansiyelini oluşturan gençlerimizle birlikte gelecek vizyonumuzu oluşturmak için, onların parlak iş fikirlerini hayata geçirmek amacıyla yaptığımız çalışmaları sizlerle paylaşacaktım. Kapsayıcı büyüme yaklaşımı ile üyelerimizle az gelişmiş bölgelerimizdeki KOBİ’lerimizi bir araya getirme projemizi anlatacaktım.

    Demokratikleşmemizi, kalkınma sorunlarımızı, daha üretken ve yenilikçi olmamızın temelini oluşturduğuna inandığımız eğitimin kalitesini nasıl yükseltebileceğimizi ve kadınlarımızın toplumsal ve siyasal yaşama katılımını nasıl artırabileceğimizi konuşmayı arzu ediyordum.

    Biliyorsunuz, iş insanları olarak, özellikle de ülkesinin ekonomik, sosyal, siyasal gelişimi için ortak akıl oluşturmak, katkı sağlamak üzere gönüllü şekilde bir araya gelmiş iş insanları olarak enerjimiz hala yüksek, ülkemizin kalkınması, refahının artması için yapmak istediklerimiz, hayallerimiz çok. Böyle de güçlü bir yönetim kurulumuz var. Dünyadaki gelişmeleri, fırsatları takip ediyor, üzerinde ciddi şekilde çalışıyoruz. Potansiyelimizi biliyoruz, potansiyelimize inanıyoruz. Ancak, ülkemizin içinde bulunduğu durum ve koşullar tüm bu enerji ve potansiyelimizi zaman zaman aşağı çekiyor, hızımızı kesiyor, ekonomimizi geliştirmek üzere ve rekabetimizi güçlendirmek üzere konuşmak istediklerimizi ise ertelememize neden oluyor.

    Bugün sizlerle paylaştığımız Yönetim Kurulu çalışma programını etkili bir şekilde uygulamak için sizlerin de desteğiyle, büyük çaba sarfedeceğiz.

    Bütün bu şartlara rağmen enerjimizi düşürmeden bu programı uygulamaya hazırız. Tekrardan belirsizliklerin ihmal edilecek derecede azaldığı bir Türkiye ortamında, kalkınma, küresel rekabet ve iş ve yatırım ortamını konuşabilmek ümidiyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

    Hepinize katılımınız için teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.


Tuncay Özilhan : Gündemde toplumsal ve siyasi sorunlar bu kadar ağır basıyorken, ekonomi iş dünyasının da gündeminde ister istemez ikinci sıraya düşüyor.

Tüsiad Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan, toplantının açılış konuşmasında içinde bulunduğumuz konuları özetledi :


    Sayın Divan, TÜSİAD’ın değerli üyeleri, Sayın Basın Mensupları,

    TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanlık Divanı adına hepinizi saygıyla selamlıyorum.

    Ülkemizin içinden geçmekte olduğu bu zor zamanda takdir edersiniz ki konuşma yapmak kolay değil.

    Bizler bu topraklarda, 70’li yılların kardeş kavgalarını, 80 ihtilalini, 90’lı yılların geride bıraktığı karanlık günleri hep beraber göğüsledik.

    Son aylarda ise birçok kayıp verdiğimiz üzücü olaylara tanıklık ediyoruz. Bu dönem içinde kaybettiğimiz tüm yurttaşlarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

    Daha bir kaybın yasını tutarken bir yenisiyle sarsılıyoruz.

    Yaşananlar yüreklerimize ateş düşürmüşken, topraklarımızda tanıklık ettiğimiz mülteci dramı, bize bir iç savaşın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor.

    Doğu ve güneydoğudaki bazı ilçelerimizde sokağa çıkma yasakları sürerken teröristlerin yanında siviller ve küçücük çocuklar da vuruluyor; ölüyor.

    PKK terörünü lanetlemek için yapılan gösteri eylemlerinin protesto sınırlarını aşıp Kürt vatandaşların canına, malına, dükkanlarına, kast ettiğine tanıklık ediyoruz.

    Bir G20 ülkesi olan Türkiye’nin ekonomi başkenti sayılabilecek İstanbul’un göbeğinde, toplumun her kesiminin haber alma hakkını sağlamaktan sorumlu medya kuruluşlarına, fiziki saldırıların yapıldığı günleri yaşıyoruz.

    Tüm bu yaşananlar, ülkemizin küresel alanda itibar ve istikrar çizgisini zedeleme noktasındadır.

    Türkiye son 10-15 yılda azımsanmayacak bir dönüşüm yaşadı. Bu dönüşüm, birlikte yaşama kültürümüzü güçlendirdi ve hepimize daha fazla demokrasi getirdi.

    Bu toplumun istisnasız tüm bileşenleri için çok hayırlı oldu.

    Ama bugün bu kazanımlarımız artık büyük bir tehdit altında.

    Toplumumuzun renkleri arasındaki ciddi güvensizlik, beraber yaşama ortamımızı zedeleme noktasında.
    Güneydoğu ve Doğuda bazı illerimizde ve ilçelerimizde “demokratik özerklik” adı altında açıkça Anayasaya ve yasalara aykırı bir emrivaki ile karşılaşıyoruz.

    Artık Güneydoğu ve Doğudaki bazı illerimizde ve ilçelerimizde olağan yönetim uygulanamıyor; sokağa çıkma yasakları ve olağanüstü güvenlik bölgeleri sivil yaşamı ve sivil yönetimi sınırlıyor.

    Bu kadar çok sorunla baş edebilmek hiç kolay değil. Üstelik biz bütün bu toplumsal patlamalar yaşarken, bir de erken seçime doğru yol alıyoruz; yürütmede geçici bir hükümet, yasamada ise seçime hazırlık yapan bir parlamento var.

    Değerli üyeler,

    Bu tabloda henüz bizim dışımızdaki gelişmelerden hiç söz etmedim.

    Maalesef dünya ekonomisindeki gelişmeler ve yanı başımızda komşularımızda devam eden çatışmalar, bu zor olan tabloyu kolaylaştırmıyor; daha da zorlaştırıyor.

    Gündemde toplumsal ve siyasi sorunlar bu kadar ağır basıyorken, ekonomi iş dünyasının da gündeminde ister istemez ikinci sıraya düşüyor.

    Ama biliyoruz ki siyasi, ekonomik ve toplumsal gelişmeler birbirleriyle sıkı sıkıya ilişkili. Birini ihmal ederek diğerlerini çözmek kesinlikle mümkün değil.

    Ya da şöyle söyleyeyim: birisi kötü giderse, diğeri de kötü gidiyor.

    Bu sarmal 2000’li yıllarda tam tersine çalışmıştı.

    Ekonomimiz düzeldikçe, siyaset de buna ayak uydurmuştu.

    Daha fazla demokrasi sayesinde kardeş kavgasını engelleyebildiğimiz gibi bir büyüme ve kalkınma sürecine girmiştik.

    Bu olumlu sarmalda hiç şüphesiz Türkiye’nin AB üyeliği süreci ve küresel ekonomik koşulların çok elverişli olması önemli rol oynamıştı.

    Bugün maalesef küresel koşullar hiç elverişli değil.

    AB kendi gündemini çözmeye çalışırken, biz ise AB üyelik sürecinde mesafe almayı bıraktık.

    Dünya ekonomisine baktığımızda 2008’de patlak veren küresel krizde üçüncü faza girdiğimizi düşünüyorum.
    Gelişmiş ülkeler durgunluktan çıkmaya uğraşırken 2000’li yıllarda küresel üretim ve ticaretin lokomotifi olan yükselen piyasa ekonomileri hızla yavaşlıyor.

    IMF her sene olduğu gibi bu sene de büyüme tahminlerini aşağı çekti.

    Biliyorsunuz, Türkiye’de yapılan son G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankaları Başkanları toplantısı için hazırladığı dökümanda IMF, dünya ekonomisindeki kırılganlıklara ve finansal piyasalardaki oynaklıklara dikkat çekmiş ve FED’İ faiz kararı konusunda temkinli davranmaya davet etmişti.

    Bugün yapılacak olan toplantıda FED’in nasıl bir karar vereceği diğer gelişmekte olan ülkeler kadar Türkiye açısından da önemli.

    Değerli üyeler,

    Türkiye’de en önemli ekonomik değişken kur.

    Hepimizin kurdaki değişiklikleri sürekli takip ettiği günlere geri döndük.1990’lı yıllarda TL’deki oynaklık sanırım sadece benim değil, bu salondaki birçok iş insanının ve ekonomideki birçok şirket yöneticisinin hafızalarında hala dün gibi canlı.

    Uzun vadeli düşünmeyi imkansızlaştıran, yatırım kararı alma koşullarını ortadan kaldıran kurdaki oynaklığın zaten zayıf olan yatırım performansını daha da zedelemesi, tüketim talebini zayıflatması riski ile karşı karşıyayız.

    Üstelik bu zayıflama zaten iç açıcı olmayan bir performansın üzerine gelecek.

    TL’nin değer kaybetmesi ihracat artışına yol açmıyor.

    Çünkü bütün ülkeler benzer bir süreç yaşıyor.

    Buna karşılık ithalat daha pahalı hale geliyor ve enflasyon tırmanıyor.

    Maalesef ihracattaki düşüş hız kazanırken, ithalattaki azalma yavaşlıyor.

    Yani düşen büyümeye ve değer kaybeden TL’ye rağmen, cari açık sorunu azalmıyor, varlığını koruyor.
    Birçok işletme, TL değil yabancı para cinsinden borçlanıyor.

    Bu yüzden TL’nin değer kaybının reel kesimde sıkıntıya yol açabileceği gayet açık.

    Ancak şirketler döviz riski karşısında 2001 krizi öncesindeki kadar korumasız değiller.

    Ben bu nedenle üretim ve yatırım boyutunun çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.

    Değerli üyeler,

    Dünyada gelişkin bir sanayi alt yapısına sahip olmadan büyümesini sürdürebilmiş hiçbir büyük ülke yok.

    Doğal kaynaklar açısından çok da zengin olmayan ülkemiz için sanayisini geliştirme dışında bir büyüme alternatifi yok.

    İnşaat sektörü mutlaka çok önemli bir sektör ve tüm ekonomiyi harekete geçirebilme potansiyelini sağlıyor.

    Hizmet sektörü de gençlerimize sağladığı iş olanakları açısından bir o kadar önemli.

    Ama büyümenin lokomotifi olan sanayi ve diğer sektörler, varlığını ve canlılığını üretime borçlu.
    Üretim yoksa ürün yoksa ekonominin çarkları duruyor.

    Bu ürünleri Türkiye’de üretmek yerine ithal etmeye dayalı bir ekonomi modeli 77 milyonluk bir ekonomi için çok gerçekçi değil.

    Üretimi, üretkenliği nasıl teşvik edeceğimiz konusunda daha fazla kafa yormamız gerekiyor.

    Üretimi teşvik edelim derken yeni bir teşvik sistemi lazım demiyorum.

    Çünkü ta Osmanlı dönemindeki Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan bu yana birçok teşvik sistemi denendi.

    Bu teşvikler belki istihdam ve gelir yaratmakta işe yaradı ama ne sanayi yatırımlarını geliştirmekte ne de bölgesel kalkınmayı sağlamakta etkili oldular.

    Düşük reel faizler de üretim ve yatırımlar için tek başına yeterli olamıyor.

    Merkez Bankası Başkanı’nın da vurguladığı gibi düşük faiz oranları güçlü ve kalıcı bir yatırım artışına yol açmıyor.

    Bize düşük faiz oranlarından ve parasal teşviklerden farklı bir şeyler gerekiyor.

    Bize ne gerektiğini anlamak için bugün dünyanın en iyi iktisatçıları arasında sayılan Türkiye doğumlu Daron
    Acemoğlu’nun Robinson ile birlikte geçen sene yayımladıkları kitaplarında dile getirdikleri bir teze bakmamız gerektiğini düşünüyorum.

    Yazarlar çeşitli örnekler vererek sürdürülebilir büyümenin iyi yönetişim kültürünü benimseyen, kurumlarına güven duyulan toplumlarda gerçekleşebildiğinin altını çiziyor.

    Biraz daha açarsak, sadece mevcut teknolojileri kullanan, bir anlamda geçmişte Türkiye’nin ekonomik gelişmesinin de üzerine bina edilmiş olduğu montaj sanayi ve ithal ikamesi ile sağlanan büyüme süreci çoktan tamamlandı.

    Yeniliğe ve teknolojik değişime dayalı bir büyüme süreci için, piyasa ekonomisinin dengeli biçimde işlemesi gerekir.

    Bunun için de, teknolojik ilerlemeye dayalı sürdürülebilir bir büyüme, ancak gelişkin bir hukuk devleti ve iyi işleyen bir demokrasi sistemi içinde sağlanabilir.

    Yani tüm kurumlarıyla etkili bir kurumsal altyapıdan bahsediyoruz.

    Aksi halde biz eğitimden yaşam kalitesine, yaratıcılıktan kadınların toplumsal konumuna kadar, uluslararası karşılaştırmada hep son sıralarda yer alacağız.

    İşte bu nedenle daha gelişmiş bir demokrasiye sahip olmak, Türkiye ekonomisinin de içinde bulunduğu kısır döngüden çıkmasını sağlayacak.

    Değerli üyeler,

    2008’den bu yana hüküm süren olumsuz küresel ortam hiç şüphesiz Türkiye ekonomisine de yansıyor.
    Ama düşük performansın tek sorumlusu küresel ortam değil.

    Ne boyutta olursa olsun, içeriden kaynaklanan sorunları da çözmek zorundayız.

    Çünkü içinden geçmekte olduğumuz bu hassas dönemde sorunlar konusunda artık istiap haddimizi aştık; var olan sorunların üzerine bir yenisine tahammül etme gücümüz kalmadı.

    Türkiye, 2010-2011 döneminde çok ciddi bir fırsat yakalamıştı.

    Bu fırsatı iyi kullanıp, enflasyondaki ve faiz oranlarındaki düşüşü kalıcı hale getirip, aynı anda üretim alt yapımızı güçlendirebilmiş olsaydık, bugün rekabet gücümüz çok daha yüksek, dış açığımız çok daha düşük ve küresel şoklara karşı çok daha dayanıklı olurduk.

    Maalesef bu altın fırsatı iyi kullanıp kendimizi geleceğe, büyük bir heyecan yaratmış olan 2023 yılı hedeflerini yakalamaya hazırlayamadık.

    Oysa ki, motive edici hedeflere hepimizin ihtiyacı var.

    2023 hedefleri ve AB üyelik vizyonu bizi yeninden bir araya getirebilecek, ortak bir gelecek hayaliyle beraberlik ruhunu harekete geçirebilecek hedefler.

    Bugün bu beraberlik ruhuna her zamankinden daha çok ihtiyacımız var.

    Değerli üyeler,

    Sözlerimi tarihi bir süreçten geçtiğimizi vurgulayarak tamamlamak istiyorum.

    İçinden geçmekte olduğumuz bu süreçte, tarihe tanıklık yapmak değil, tarih karşısındaki sorumluluğumuzu yerine getirmemiz gerekiyor.

    Bu kabaran dalga karşısında, başta siyasetçilerimiz olmak üzere, hepimizin yan yana durmamız, birbirimizi anlamak için dinlememiz gerekiyor.

    Siyasetin önünü açalım.

    Kendi doğrularımızda ısrar etmek yerine empati kuralım. Bu noktada hatırlatmadan edemeyeceğim.

    AB’nin Türkiye ile müzakerelere yeşil ışık yakması benim başkanlık dönemime denk gelmişti.

    Eğer Türkiye 1999’da başlayan AB üyelik sürecinde kararlı olsaydı, AB normlarındaki demokratikleşme tamamlanabilseydi, bugün dile getirilen sorunlar, kamuoyunun taleplerinin bir arada karşılandığı daha geniş bir çerçevede çözümlenmiş olurdu.

    Müzakereler başladığında ilerisinde olduğumuz Doğu Avrupa ülkelerinin gerisine düşmüş olmazdık.
    AB’de bazı ekonomik sıkıntılar yaşanıyor olabilir ama bu sıkıntılara rağmen toplumsal değerler ve demokrasi konusunda geri gidilmiyor.

    Bu nedenle, seçimlere giderken tüm partilerden beklentimiz AB standartlarında demokrasi hedefinin seçim bildirgelerinde yer alması.

    Tüm partilerin demokrasiye bağlılığını ve yaşadığımız sorunları demokratikleşerek aşma kararlığını güçlü biçimde deklare etmeleri bugün yaşadığımız tansiyonu düşürecektir.

    Bugün içinde bulunduğumuz tüm zorluklara rağmen, ülkemizin geleceği için çok umutluyum.

    Toplumdaki kamplaşmayı giderecek, daha demokratik bir Anayasayı hazırlamak ve demokratikleşmeyi kaldığı yerden ileri götürmek üzere de parlamenter siyasetin önünü açmaya ihtiyacımız var.

    Bunun için de hepimiz 1 Kasım seçimlerinde oyumuzu kullanalım. Birikmiş sorunlarımızı tek tek ve derhal ele alıp çözecek bir iktidarın oluşmasının önünü açalım.

    Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi bir kez daha saygıyla selamlıyor, beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.

Etiketler: Haber
Plugin Install : Subscribe Push Notification need OneSignal plugin to be installed.
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • Çin’deki Bir Üniversitede “Yapay Zekayı Yanıltma” Sınavı Yapıldı
  • CarbonNature, Yapay Zekâ ve Uydu Verileriyle Doğanın Karbon Değerini Gelire Dönüştürüyor
  • Nato’nun Ankara’daki Zirvesinin “Siber Savunma” Boyutu
  • Palantir’in Siyasi Yaklaşımı, Müşteriler, Yetenekler ve Uzun Vadeli Büyüme Konusunda Endişelere Yol Açıyor
  • Yapay Zeka Halka Arz Patlaması, SBF Döneminden Sonra “Effective Altruism”e İkinci Bir Hayat Verebilir

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile Karşılaştırmak Kaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]
Plugin Install : Subscribe Push Notification need OneSignal plugin to be installed

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Gizlilik Bildirimi.