SAP Forum 2015 sırasında Genel Müdür Yardımcısı Uğur Candan ile firmadaki son gelişmeleri konuştuk :
Uğur Bey, biz SAP’yi hep büyük firmaların yazılımı, uygulamaları diye düşünüyoruz ama yeni gelişmeler küçük firmalara da yönelik bir şeyler yapıyorsunuz, bize biraz bundan bahseder misiniz?
Uğur Candan :Bunu da kırabilmek için sabahki oturumda şöyle bir şey yaptık; yine bu da Türkiye’de bir ilk. SAP’nin “SAP Store” dediği, elektronik ürünlerini sattığı lisanslı ürünleri elektronik olarak hem bulut bilişimden, hem de download edip bilgisayarınıza yükleyip kurabileceğiniz şekilde alıp kullanabileceğiniz pazar yerinin bir finansmanını yaptık. Bu videoyu seyreden arkadaşlar da eğer herhangi bir arama motorunda “SAP Store” yani “SAP pazar” diye yazarlar ise, karşılarına gelen ilk sayfadan sabahki Chief Digital officerimiz Jonathan Becher’ın yaptığı gibi, analitik ürününü aylık 23 EURO’dan alabilir. Hatta şöyle bir şey de söyledi, eğer bugünkü yayınlanan promosyon kodunu – sadece bugün geçerli- girerler ise de, hatta indirimli olarak alma şansını bütün dinleyicilere, sahnede oturan dinleyicilere sundu.
Bu da şunu gösteriyor, artık modeller değişiyor, dün büyük uygulamalar ile devreye aldığınız çözümleri, bugün artık kullanıcılar kendi evlerinde, –dev şirketlerin kullandığı çözümleri aylık 20 EURO, 30 EURO gibi farklı fiyatları olan uygulamaları–, evlerinde oturdukları yerden aktive edip kullanma şansına, hatta aktive etmeden önce ücretsiz belli bir süre, genellikle 1 ya da 3 ay diye değişen sürelerde deneyip memnun kaldıklarında kullanma şansına sahip oldukları bir dünyaya gidiyoruz.
Bu, deneyimi tamamen değiştiriyor tabii ki. Eskiden yüz yüze müşteri temsilcileri ile yaptığınız satış ve pazarlama faaliyetlerinin, söz konusu kullanıcının internet kanalı üzerinden, –oradaki biz “ Omni Channel” diyoruz–, tekile indirilmiş kanal üzerinden sizinle etkileştiği bir dünyaya gidiyoruz. Biz de bunu yaşıyoruz ve bu şekilde ürünlerimizi pazara sunmaya başladık.
Bugün, Türkiye’de –dünyada inanılanın aksine–, ekonomide aslan payı yüzde 50’nin üzerinde küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde varlığımızdan kaynaklanıyor. Tabi genellikle SAP deyince, o büyük projeler akla geliyor ama inanılanın aksine Türkiye’de 4 kullanıcı ile, 4 tane çalışanı olan, 5-6 çalışanı olan ya da iki elin parmağı kadar çalışanı olan firmaların bile bizim sistemlerimizi kullandığı birçok farklı başarı öyküsünü anlattık.
turk-internet.com : Birazcık da SAP HANA bölümüne bakalım. Orada yeni bir şeyler var mı?
Uğur Candan : Çok şey var. Şöyle söyleyeyim, HANA’yı HANA yapan en önemli şey, versiyonunun olmaması ve her gün yenilik çıkması, diğer sözlerle izah edecek olur iseniz; buna versiyonu olmayan yazılım diyoruz biz. Mesela elinizdeki iPhone’da bir tuşa basıp nasıl şu anda mesela elinizde bu görüntüyü cep telefonunuz ile çekiyorsunuz, onun ne versiyonda çalıştığını siz bile hatırlamıyorsunuz, çünkü sabahleyin bir popup geliyor, diyor ki, bir ekran çıkıyor karşınıza, benim yeni versiyonum var, tıklar isen bunu kuracağım. Diyor ki, istiyor isen kuracağım, istemiyor isen kalayım bu versiyonda.
HANA da böyle çalışan bir mantık. Yılda farklı zamanlarda sürüm güncellemeleri yayınlıyoruz. Bu en son sürüm güncellemelerinde daha çok ne öne çıkıyor der isek, öğrenme yeteneğinin sistemde gelişmesi yani deep learning dediğimiz ya da cognitive computing dediğimiz algoritmalar ile öğrenebilme yetkinliği kazanan fonksiyonlarda son derece gelişme var ve yeni yeni versiyonlar, yeni yeni modeller geliyor.
Bu modellerin endüstrinize uygun daha özel modellerini download edebiliyorsunuz. Yani bir sigortacılık endüstrisinde riski yönetmek ile ilgili veya müşterinin davranışındaki suiistimal yönetimi ile ilgili senaryolar öne çıkar iken, mesela telekominikasyonda “ Churn” dediğimiz müşteri sadakatinin ya da müşterinin sizi kullanmaktan vazgeçmesi ile ilgili riskinin modellenmesi ama otomotiv dediğimizde ise belki ürün hattından çıkan ürünlerin standardizasyonu ile ilgili kalite kontroller veya sürücünün deneyimindeki verileri toplayıp uykusu geldi mi, gelmedi mi, ona başka şeyler önerebilir miyim bakıyor. Yeni model arabaların çoğunda bu algoritmalar, gömülü sistemler ile geliyor. Bunları yapar hale geliyoruz.
turk-internet.com : Uğur Bey, bir konu seçecek olsanız, “dijital dönüşüm olurdu” dediniz. Bir de Türkiye açısından bakalım. Türkiye’de son dönemde özellikle mali işler ile ilgili bazı gelişmeler var, e-defter, e-fatura, e- arşiv, kayıtlı elektronik posta… Bir sürü şey var. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz buralarda yer alıyor musunuz?
Uğur Candan : Öncelikle şunu vurgulamak lazım ki, bir firmanın dijital dönüşümünde ne yazık ki bir firmanın etrafının da dönüşmesi lâzım. Bu yüzden kamusal alandaki entegre olunan noktaların da dijitalleşmesi, elektronik ortamlara kayması bugünkü matbu bir faturadan kurtulup bunu elektronik olarak iletebilmek, alabilmek ve işleyebilmek gerçekten hem verimliliği arttırıyor, hem de gereksiz atıkları ortadan kaldırıyor.
Müthiş bir kağıt tasarrufu, müthiş bir enerji tasarrufu, müthiş bir çabanın ortadan kalkıp sistemden sisteme entegrasyon gündeme gelmeye başlıyor. Bu yüzden şöyle bir şey söyleyeyim o zaman: Kim ile benchmark etmek doğru olur?
Bu konuda lider ülkelerden bir tanesiyiz. Dünyada bu tür lider olan farklı endüstrilerde, farklı ülkeler sayılabiliyor. Brezilya sanki biraz bazı endüstriyel alanlarda bu e-fatura, e-defterden sonra, e-irsaliyeye bizden bazı endüstrileri daha hızlı girdi. Biz tabii global bir şirket olduğumuz için dünyadaki bütün bu e-dönüşümlerin durumunu takip etme şansımız oluyor. Hep bizden sonradır İtalya, bizden sonradır Avrupa Topluluğu’ndaki standartların yaygınlaşması. Amerika’da eyaletten eyalete farklılaşan örnekleri var ama ilaç endüstrisinde mesela, tedarik zinciri çok daha derin entegre. Orada kutu hareketlerinin de takip edildiği ya da barkod takip uygulamaları var.
Herkes bizden sonra geliyor ama burada rehavete kapılmamak lazım. Gelenler çok hızlı geliyor ve bizim kat ettiğimiz alanı bizden hızlı, deneyimlere bakarak, kat ediyorlar. Bizim bu dijital dönüşümdeki verimliliği en üste koyabilmemiz için diğer başlıkları hızlıca açmamız lazım ve kamusal alandaki kurumlar arasındaki ilişkinin tamamını dijitalleştirecek alt yapıyı destekleyici yasaları uygulamayı da beraberinde koymamız gerektiğine inanıyorum.
turk-internet.com : Bu alanda önde olmayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Nereden kaynaklanıyor?
Uğur Candan : Sistemde girip bakmak acaba hangi ülkelerde bu konuda en çok isteğe ya da farklı boyutlara proje yapmış ülke organizasyonları hangileri? Buna bakıyoruz. Mesela bugün, aynı soruyu ben bu konuda ilaç için soruyor olsam ve kutu takibi için soruyor olsam, insanlar Türkiye’yi arıyor çünkü Türkiye’nin bu konudaki deneyimi fazla, regülasyon fazla.
Ya da işte biz bugün yarın irsaliye ile ilgili bir şey konuşuyor olsak, biz Brezilya’daki arkadaşlarımızı arıyoruz. Onun için bu telefonlar, kimin telefonu çalıyor ise, biliyoruz ki, o ülke o organizasyonda daha ileride. Çok temelde yani rakamlar ile bunu bechmark edip mukayese etmek doğru olmaz çünkü burada her ülkenin Gayrı Safi Milli Hasılası da farklı, işlem sayısı da farklı ama burada uzmanlık merkezi, telefonu alan uzmanlık merkezi oluyor.
turk-internet.com : Türkiye’nin SAP konusundaki becerisi ne durumda? Mesela, Mercedes merkezlerinden birini buraya taşıdı. SAP insan kaynağı iyi diyerek, taşıdı; sorduk kendilerine. Ya da işte, sizin bile burada AR-GE merkezi açtınız. Dolayısıyla, bu alanı nasıl düşünüyorsunuz? Yani SAP’nin katkısı, diğer ülkelerden tecrübeleri taşımasının yanı sıra, Türkiye’de de galiba iyi bir insan kaynağı oluştu.
Uğur Candan : Valla o konuda mütevazı olmamamız gerektiğini düşünüyorum çünkü bu sadece bizim başarımız değil, bizim iş ortaklarımızın başarısı. Örnek verelim, bugün burayı geziyor iseniz, havayı soludunuz, ettiniz, etrafı gördünüz, odaları gördünüz, burada bizim bir tane logomuz var ise, yaklaşık 50’leri aşkın, farklı, küçüklü, büyüklü iş ortağımızın farklı şekillerde yer aldığı bir oturumlar var.
Bu forumda bizim yüzde 10- 15 sunumumuz var ise, geri kalanının hepsi onlar tarafından dolduruluyor. Ekosistem olarak büyümek önemli ve zaten bu ekosistem olarak büyüdüğünüz zaman bilgi birikimi ve tecrübe lokal pazarda oluştu demektir. Lokal pazarda bu tecrübe oluştuğu zaman da lokal pazar diğer pazarlara bunu aktarır iken, bir katma değer yaratıyor demektir.
Bizim sevindiğimiz nokta bu konuda, en fazla yakın coğrafyadan örnekliyoruz. Dünyadaki en iyi olduğumuzu iddia edemeyeceğim, hala gideceğimiz noktalar var ama yakın coğrafya içinde en iyi olanlardan bir tanesiyiz. Bazen liderliğe oynarız, genelde sıralamanın ilk 3’ünü bir şekilde kapladığımız farklı durumlarda, bir yapımız var. Bu önem, değer verdiğimiz bir konu SAP Türkiye olarak.
Mesela, araştırma geliştirme merkezi olarak baktığımız zaman, zaten orada tartışmasız bir liderlik söz konusu. Oradaki arkadaşlarımızın hepsine de buradan selam gönderiyorum, orada müthiş bir iş yapıyorlar çünkü bu şekildeki bir ARGE merkezi, bu yakın coğrafyada…
SAP bu kadar stratejik komponentlerinde kendi mühendisleri ile dünyaya kod yazabilen SAP organizasyonu, –yani ikinciyiz diyemeyeceğim– liderliği ve girişimi ile son derece doğru olmuş bir çalışma. Pırlanta gibi 25’e yakın arkadaşımız var, sayıları her gün artıyor ve bizi SAP içinde konumlandırmamızı da, ülke olarak ve müşterimize verdiğimiz servis kalitesi olarak farklı konumlandırıyor.



Kaynak : 