CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, Türk Telekom’un özelleştirme süreci ve sonrasında kamunun 97,8 milyar TL zarara uğratıldığını iddia etti. Açıklamasına,
“Siyasetten önceki kamu denetim elemanlığımın da, siyasi hayatımın da, en yürek yakan yolsuzluğundan bahsedeceğim. Bence bu yolsuzluk Türkiye Cumhuriyeti açısından yüzyılın vurgunudur, yüzyılın soygunudur. Bu, Telekom özelleştirilmesi ve sonrasında yaşanan gelişmelerden oluşmaktadır”
diye başlayan Erdoğdu, ihale süreci ve sonrasında yapıldığını iddia ettiği yolsuzlukları madde madde anlattı.
Erdoğdu, Aycell Şirketi’nin, Aria Şirketiyle birleştirilmesinde yaklaşık 1,5 Milyar Dolar kamu zararına sebep olunduğunu belirttikten sonra, özelleştirme ihale sürecinde yolsuzluklar yapıldığını ve 11,5 milyar dolara ihale edilen şirketin minimum değerinin en iyimser hesaplamalarla 40 milyar dolar olması gerektiğini söyledi. Bu süreçte üst düzey bir siyasetçiye Birleşik Arap Emirlikleri’nde 2.5 milyar dolar rüşvet verildiğini iddia eden Erdoğdu sözlerine şu şekilde devam etti :
“Bu iddia Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmiş ve soruşturma başlatılmış. Ancak rüşvetin verildiği ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri ile adli yardımlaşma konusunda bir anlaşma olmadığı için bu iddia ne yazık ki delillendirilememiş, yeterince araştırılamamıştır ve takipsizlikle sonuçlandırılmıştır”
Özelleştirme Sonrasında Kurumlar Vergisi 10 Puan İndirilerek 2 Milyar Kamu Zararına Neden Olundu
Aykut Erdoğdu, kurumlar vergisinin özelleştirmeden 7 ay sonra yüzde 30’dan yüzde 10’a indirildiğini ve devletin zarara uğratıldığını söyledi :
“Türk Telekom’un mali tablolarını incelediğimizde, bu değişiklik nedeniyle özelleştirilmiş olan Telekom’un kasasına 2005 ile 2015 yılları arasında haksız şekilde 2 milyar Türk Lirası girdiğini ve bu rakamın 20 yılda 4 milyarı bulacağını tespit ettik”.
Türk Telekom’a Ait Gayrimenkullerin Satışından Zararlar Belli Değil
Aykut Erdoğdu, özelleştirme sürecinde Türk Telekom satış sözleşmesine Danıştay’ın düzeltmesine Oger tarafından şerh düşüldüğünü belirtirken şunları söyledi :
“Telekom’un alt yapısı ve teçhizatları, özelleştirme süreci sonrasında yani 21 yıl sonra devlete geri dönmesi gerekmektedir. Bu şu demektir; bu şirket alt yapısı ve teçhizatları itibariyle satılmamış kiralanmıştır. Bu yüzden bu şirketin devlete ait olan arsalarını satması hukuksuzdur ve yolsuzdur. Ama Türk Telekom’un çok değerli gayrimenkulleri haraç-mezat fiyatlarla Ak Parti yandaşlarına satılmıştır. CHP’nin bu konuda ısrarlarına rağmen satışlar konusunda doğru dürüst bilgi verilmemiştir.”
Abonelerden Sabit Ücret Şeklinde 11 Milyar TL Haksız Alındı
Milletvekili Aykur Erdoğdu, özelleştirmeden sonra Türk Telekom’un abonelerden fahiş sabit ücret alınmasına ve piyasa gereklerinin üzerinde fiyat yükseltilmesine göz yumulduğunu iddia etti ;
“Abonelerden haksız olarak alınan sabit ücretler sonucunda 2015 yılına kadar en iyi hesaplamalarla, Hariri Ailesine 11 Milyar Türk Lirası haksız kaynak aktarılmıştır. 2005-2015 mali tablo verileri ve pazar gelişmeleri dikkate alınarak yaptığımız tahminlerde bu tutarın 2026 yılına kadar 20 milyar Türk Lirasına ulaşması beklenmektedir”
Türk Telekom Şu An İtibariyle Batmıştır
Telekom’un kamuya ait Türksat frekanslarını ücretsiz kullanımına Sayıştay’ın ısrarlı uyarılarına rağmen göz yumulduğunu ve bu nedenle 1,7 milyar TL kamu zararına neden olduğunu anlatan Erdoğdu, şirketin şu anda borç batağında olduğunu iddia etti :
“2005 yılında hemen hemen hiç borcu olmayan, 12 milyar varlığı olan şirketin 2015 yılı son mali tablosuna göre varlıkları sadece 6 milyar lira artmasına rağmen borcu 11 milyar lira artmış, öz kaynakları da 3.1 milyara erimiştir. Borç batağına sokulan Telekom 5 milyar lira faiz borcu ödemek zorunda bırakılmıştır. Şu gün itibariyle 15 milyar 224 milyon lira borcu vardır. Bunun üstüne yaklaşık 20 milyar Türk Lirası da şirketin ana hissedarı olan OGER Telekom, Telekom hisselerini rehin ederek borç yapmıştır. Bu yaklaşık 35 milyar borç demektir. Ve borç karşısında devlete ait olan 2026 yılında devredilecek olan teçhizat ve alt yapı rehin olarak verilmiştir. Telekom şu an itibarıyla batmıştır.”
Onbinlerce Telekom Çalışanı Mağdur Edildi, Travmaya Maruz Kaldı
Özelleştirme sonrası Telekom çalışanlarının mağdur edildiğini ve on binlerce Telekom çalışanının ağır travmalar geçirdiğini belirten Erdoğdu şunları söyledi :
“Telekom çalışanları kıdem tazminatı ve diğer yükümlülükleri kamuya yüklenerek birer eşya gibi Hariri’ye kiralamıştır. Bu sırada kamunun yetişmiş personeli özellikle muhalif personel eğitim ve yeterliliklerine bakılmaksızın aşağılayıcı pozisyonlarda çalışmaya zorlanmıştır.”
Türk Telekom 10 Milyar Borçlu, Oger Tarafından 20 Milyar Borç için Rehin Gösterildi
Erdoğdu, Türk Telekom’un borçlarının çok yükseldiğini de şu sözlerle iddia etti :
“Bütün bu yolsuzluk ağlarına ve kötü yönetim yapısına rağmen Telekom 10 yılda 114 Milyar TL gelir 20 Milyar TL kar elde etmiştir. Ancak bu sürede sermayesi 3 Milyar TL erimiş borçları 10 Milyar TL artmış ve 5 Milyar TL faiz ödemek zorunda bırakılmıştır. Ayrıca Telekom’un hakim hissedarı OGER Telekom hisselerini rehin göstererek ek 20 Milyar TL borçlanmıştır. Şu haliyle altyapısı ve teçhizatı kamuya ait olan TELEKOM gayya kuyusuna dönüştürülmüş olarak 2025 yılında kamuya dönmeyi beklemektedir.”
BTK ve Ulaştırma Bakanlığı Telekom’un Tekel Konımunu Kötüye Kullanmasına Göz Yumdu
Erdoğdu, Türk Telekom’un, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Ulaştırma Bakanlığı’nın gözetiminde tekel konumunu ve piyasa hakimiyetini kötüye kullandığını, yıkıcı fiyatlama ve çapraz sübvansiyon yaparak piyasanın serbestleşmesine ve rekabet ortamı yaratılmasına engel olduğunu ve bu durumun telekomünikasyon sektörünün gelişmesine engel olduğunu, hizmet kalitesinin artmasına neden olduğuna ve fiyatların düşmesine engel olduğuna işaret etti.
Telekom Özelleştirmesi Kamuya 97,8 Milyar TL Zarar Verdi
Aykut Erdoğdu sonuç olarak şunu ifade etti :
“Telekom özelleştirmesi ve sonrasında yapılan yolsuzluklar ve kötü yönetimin Türkiye ekonomisine 21 yıllık zararı 97,8 Milyar TL olarak hesaplanmış olup 34,8 Milyar TL zarar 2005-2015 yılları arasında gerçekleşmiş olup sektör verileri esas alınarak gelecek 11 yıl içinde 63 Milyar ek zarar edileceği hesaplanmıştır. ”
Milletvekili Aykut Erdoğdu’nun açıklamasının tam metnini aşağıda bulabilirsiniz;
- Kamuya ait yaklaşık 3 Milyar Dolar varlığı olan Aycell Şirketi, İŞ-TİM ortaklığına ait 1,5 Milyar Dolar borcu olan Aria Şirketiyle birleştirilerek yaklaşık 1,5 Milyar Dolar kamu zararına sebep olunmuştur.
- Telekom özelleştirmesinde ihale şartnamesi belirsiz bırakılarak Telekom’un ihale değeri 11,5 Milyar Dolara düşürülmüştür. İhale sonrası alıcı lehine tüm şartlar değiştirilerek Hariri Ailesinin ve diğer gizli ortakların fahiş kârlar elde edilmesi sağlanmıştır. Eğer Telekom Şirketine sabit telefon ve internet, sabit ücret ve alt yapı düzenlemeleriyle sağlanan avantajlar ihale öncesinden bilinseydi en iyimser hesaplamalarla Telekom Şirketinin değeri 40 Milyar Dolar olması gerekirdi.
- Telekom özelleştirilmesiyle ilgili üst düzey bir siyasetçiye Birleşik Arap Emirliklerinde 2,5 Milyar Dolar rüşvet verildiği iddiası araştırılmamıştır.
- Özelleştirme sonrası kurumlar vergisi 10 puan indirilerek 2005-2014 yılları arasında 2 Milyar TL kamu zararına sebep olunmuştur. Bu zararın 2025 sonuna kadar 4 Milyar TL’ye ulaşması beklenmektedir.
- 21 yıl sonra kamuya devredilmesi gereken gayrimenkullerin değerinin çok altında satılmasına göz yumularak suç işlenmiştir. Satılan gayrimenkullerin satış değerlerine ilişkin bilgiler hükümet tarafından gizlenmektedir.
- Özelleştirme sonrası Telekom’un abonelerden fahiş sabit ücret almasına ve piyasa gereklerinin üzerinde fiyat yükseltmesine göz yumularak aboneler soyulmuştur. Abonelerde haksız olarak alınan sabit ücretler sonucunda Hariri ailesine 2015 yılına kadar en iyi hesaplamalarla 11 Milyar TL haksız kaynak aktarılmıştır. 2005-2015 mali tablo verileri ve pazar gelişmeleri dikkate alınarak yaptığımız tahminlerde bu tutarın 2026 yılında kadar 20 Milyar TL’ye ulaşması beklenmektedir.
- Hariri ailesine ait Telekom’un kamuya ait Türksat frekanslarını ücretsiz kullanımına Sayıştay’ın ısrarlı uyarılarına rağmen göz yumulmuş ve yaklaşık 1,7 Milyar TL kamu zararına sebep olunmuştur. Bu haliyle devam etmesi durumunda 20025 yılında kümülatif kamu zararının 5,1 Milyar TL’ye ulaşacağı hesaplanmaktadır.
- Türksat’a ait alternatif telefon, internet ve televizyon hizmeti verme potansiyeli olan Kablo TV Şirketi Telekom’a avantaj sağlamak ve rekabeti engellemek amacıyla iğdiş edilmiştir.
- Özelleştirme sonrası Telekom çalışanları mağdur edilmiş on binlerce Telekom çalışanı ağır travmalar geçirmiştir. Telekom çalışanları kıdem tazminatı ve diğer yükümlülükleri kamuya yüklenerek birer eşya gibi Hariri’ye kiralamıştır. Bu sırada kamunun yetişmiş personeli özellikle muhalif personel eğitim ve yeterliliklerine bakılmaksızın aşağılayıcı pozisyonlarda çalışmaya zorlanmıştır.
- Bütün bu yolsuzluk ağlarına ve kötü yönetim yapısına rağmen Telekom 10 yılda 114 Milyar TL gelir 20 Milyar TL kar elde etmiştir. Ancak bu sürede sermayesi 3 Milyar TL erimiş borçları 10 Milyar TL artmış ve 5 Milyar TL faiz ödemek zorunda bırakılmıştır. Ayrıca Telekom’un hakim hissedarı OGER Telekom hisselerini rehin göstererek ek 20 Milyar TL borçlanmıştır. Şu haliyle altyapısı ve teçhizatı kamuya ait olan TELEKOM gayya kuyusuna dönüştürülmüş olarak 2025 yılında kamuya dönmeyi beklemektedir.
- Telekom, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) ve Ulaştırma Bakanlığı’nın gözetiminde tekel konumunu ve piyasa hakimiyetini kötüye kullanmış, yıkıcı fiyatlama ve çapraz sübvansiyon yaparak piyasanın serbestleşmesine ve rekabet ortamı yaratılmasına engel olmuştur. Bu durum telekomünikasyon sektörünün gelişmesine, hizmet kalitesinin artmasına ve fiyatların düşmesine engel olmuştur.
- Telekom özelleştirmesi ve sonrasında yapılan yolsuzluklar ve kötü yönetimin Türkiye ekonomisine 21 yıllık zararı 97,8 Milyar TL olarak hesaplanmış olup 34,8 Milyar TL zarar 2005-2015 yılları arasında gerçekleşmiş olup sektör verileri esas alınarak gelecek 11 yıl içinde 63 Milyar ek zarar edileceği hesaplanmıştır. Bu hesaplamanın varsayımları ve özeti aşağıda yer almaktadır.
- Aria-Aycell Birleşmesi
Telekom yolsuzluğunun ilk halkası, Telekom’a ait AYCELL’in, İŞ-TİM ortaklığına ait ARIA şirketiyle birleştirilerek AVEA Şirketinin kurulması sırasında yapıldı. Birleşme sırasında AYCELL Şirketi 2,5 Milyar Dolar lisans ücreti ödemiş, altyapıya önemli yatırımlar yapmış ve kamu kurumlarıyla yaptığı kurumsal anlaşmalarla müşteri potansiyelini hızla artırmış bir şirketti. Aynı dönemde ARIA sermayesi erimiş ve yükümlülükleri çok yükselmiş bir şirketti.
Birleşme öncesi şirketlerin (Aria ve Aycell) değerinin belirlenmesi için danışmanlık şirketi tarafından düzenlenen rapor Halktan gizlendi. Yapılan birleşmeye Hazine bürokratları, bu birleşmenin kamu zararı dolayısıyla hukuki sorumluluk doğuracağı gerekçesiyle itiraz etti. Hazine temsilcisinin itirazıyla birleşme kararının alındığı Türk Telekom Genel Kurulu iptal edildi. Bu durum karşısında AKP 4971 ve 5071 sayılı Kanunları TBMM’den geçirerek yasayla iki şirketi birleştirdi. Yasaya göre Aycell ve Aria birleştiriliyor, yeni şirketin %40’ı Türk Telekom’un, %40’ı Telekom Italia’nın, ’si İş Bankası’nın oluyordu. Telekom 3 Milyar Dolar değerinde Aycell’i 1,5 Milyar Dolar borcu olduğu iddia edilen Aria ile birleştiriyor ve yeni kurulan şirketin sadece %40’ını alıyordu. Yapılan bu birleşme sonucunda kamu yaklaşık 1,5 Milyar ABD Doları zarar ettirildi.
- Telekom’un İhale Öncesi Değerlemesi
Kamuda bir özelleştirme yapılmadan önce değerleme yapılması ve özelleştirme sonrasında bu değerleme raporunun halka açıklanması yasal zorunluluktur. Değerleme kabaca, satılacak varlığın fiyatının/değerinin hesaplanmasıdır. Hesaplanan değer bir tür ihale yaklaşık maliyeti olarak düşünülür ve ihale bedelinin bu değerin altında olmaması istenir. Amaç kamu varlığının değerinin çok altında satılmasına engel olmaktır. Bu durumu garantiye almak içinde değerleme raporunun özelleştirme sonrası halka açıklanması yasal zorunluluk olarak koyulmuştur.
Özelleştirme öncesinde yapılması ve özelleştirme sonrasında halka açıklanması zorunlu olan değerleme işlemlerinde Türk Telekom’a piyasa değerinin çok altında değer belirlendi. Bu sayede Telekom değerinin çok altında satıldığında kimse ses çıkaramayacak itiraz eden olursa “değeri bu kadar” denecekti. Telekom’u değerinin çok altında gösteren bu değerleme raporu yasanın açık hükmüne rağmen şu güne kadar kamuya açıklanmadı. - Alıcıya Göre Şartlar
2005 yılında Telekom özelleştirmesi yapıldı. Özelleştirmeye esas şartname Telekom’un geleceği ile ilgili belirsizliklerle doluydu.Telekom satılıyor mu kiralanıyor mu?
Telekom’u alan gayri menkullerini satabilecek mi yoksa süre sonunda devlete devir mi edecek?
Telekom’un alanlar hangi hakları devir alacak?
Telekom’un varlıkları ve borçları tam olarak ne kadar?
Telekom’un sunduğu telefon ve internet hizmetlerinin gelecekte fiyatı ne olacak?
Telekom gelecekte ne kadar vergi ödeyecek?
Telekom gelecekte hangi yatırımları yapmak zorunda olacak?Bütün bu sorular ihale öncesinde kasıtlı olarak cevapsız bırakıldı. Çünkü bu soruların cevapları alıcıya göre değişecekti. Eğer planlanan/anlaşılan alıcı ihaleyi alırsa bütün bu belirsizlikler alıcı lehine gelişecek ve alıcı paraya boğulacaktı. Eğer hesapta olmayan bir alıcı çıkarsa şartlar alıcı aleyhine döndürülüp bu alıcı batırılacaktı.
Bu belirsizlik altında birçok potansiyel alıcı ihaleye teklif dahi vermedi. İspanyol Telefonica ihale sürecinden çekildi. Kalanlar da bu belirsizlikleri fiyatlayamadıkları için komik derecede düşük teklifler verdiler. Eğer bütün bu belirsizlikler netleştirilmiş ve satış sonrası sağlanacak avantajlar önceden bilinmiş olsa Türk Telekom’un değerinin satış fiyatından çok daha yüksek olması gerekirdi.
Ancak az evvel bahsettiğim belirsizlikler altında yapılan ihalede Telekom’un değeri 11,5 Milyar ABD Dolarında kaldı ve % 55 hissesi 6.5 Milyar Dolara OGER Telekom Şirketine satıldı. Ancak Danıştay devir ve imtiyaz sözleşmesine Telekom’un imtiyaz olduğu ve satılamayacağı gerekçesiyle altyapı ve tesislerin 21 yıl sonra kamuya devir edilmesi koşulunu ekledi. Telekom temsilcisi Danıştay tarafından konulan şartı kabul etmediklerini belirten şerh koyarak sözleşmeleri imzaladı. 21 yıl sonunda altyapı ve tesislerin kamuya devri gibi hayati bir konuyu ilgilendiren bu şerhin kabul edilmemesi ve özelleştirme ihalesinin iptal edilmesi gerekirken hükümet bu konuda ses çıkarmadı.2009 yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e bağlı Devlet Denetleme Kurulu’nun şerhe itiraz edilmemesinin suç olduğu ve soruşturulması gerektiği uyarısı dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a iletildi. Başbakanlık bu suç duyurusuyla ilgili hiçbir işlem yapmadan soruşturmayı kapattı.
- Araştırılamayan 2,5 Milyar Dolar Rüşvet İddiası
Bütün bu işlemler yapıldıktan sonra Telekom özelleştirmesiyle ilgili Genelkurmay Başkanlığı’na bir ihbar mektubu ulaştı. Yapılan ihbarda teknik detaylara da yer verilerek Telekom’un satışında Türkiye’de en üst düzey siyasetçilere Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) başkenti Dubai’de bir banka aracılığıyla 2,5 Milyar Dolar rüşvet ödendiği iddia ediliyordu.
Genel Kurmay Askeri Başsavcılığı konuyu dönemin DGM Başsavcılığına iletti. Türkiye ile BAE arasında adli yardımlaşma anlaşması olmadığı ve bu sebeple Dubai’den belge temin edilemediği için iddia delilendirilemedi ve takipsizlik kararı alındı. Daha sonra 17-25 Aralık yolsuzluklarını araştıran Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün bu rüşvetin peşine düştüğü ve iddiayı delillendirmek amacıyla defalarca Dubai’ye gittiği yazıldı.
Telekom özelleştirmesiyle ilgili herkesin bildiği devlet sırlarını İsmet Berkan da yazdı. İsmet Berkan’a göre Abdullah Tivnikli Telekom’da hisse sahibiydi. Ancak bu hisse kendisine değil üst düzey hatta en üst düzey bir siyasetçiye aitti. Berkan’ın yazısına göre “Becerikli Abdullah” bu siyasetçinin çantacısı olarak Telekom’u yönetiyor ve Telekom’un paha biçilmez gayrimenkullerini pazarlıyordu. Telekom özelleştirmesiyle ilgili bir tek yazı yazan ancak bu yazıda da çok ağır iddialara yer veren İsmet Berkan bir daha Telekom’la ilgili tek satır yazmadı.
- Kurumlar Vergisi İndirimi
İhalenin yapıldığı 2005 yılında Türkiye’nin Kurumlar Vergisi toplam geliri 12 Milyar 48 Milyon TL ve Telekom’un ödediği yıllık vergi 811 Milyon TL idi. Yani Telekom tek başına kurumlar vergisini %7’sini ödüyordu. Telekom özelleştirildiğinde kurumlar vergisi oranı %30’du. Özelleştirme ihalesine teklif veren bütün potansiyel alıcılar kurumlar vergisinin düşürüleceği konusunda bilgilendirilmedi ve potansiyel alıcılar gelecekte kurumlar vergisi oranın %30 olacağı varsayımı altında ihaleye teklif verdi.
Ancak, Telekom imtiyaz sözleşmesinin imzalanmasından 7 ay sonra 21.06.2006 Tarih ve 5520 (26205 Sayılı R.G.) Sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi oranı %30’dan ’ye düşürüldü. Yapılan bu vergi indirimi sonrası ihaleyi alan Hariri ailesine haksız aktarılan kaynaklar aşağıda yer alan tabloda yer almaktadır:
2006-2014 Vergi Öncesi Kar Genel Toplam (1000 TL) 20.028.839 2006-2014 KV %30 Olması Halinde Vergi (1000 TL) 6.008.652 2006-2014 KV Olduğunda Vergi (1000 TL) 4.005.768 2006-2014 Vergi Kaybı (1000 TL) 2.002.884 *Yukarıda yer alan rakamlar Telekom Mali tablolarından alınmış ertelenmiş vergiler, cezalar, kanunen kabul edilmeyen giderler ve diğer vergi detaylarına yer verilmemiştir.
Yukarıda yer alan tablodan anlaşılacağı üzere 2006 yılında kurumlar vergisi oranının %30’dan ’ye düşürülmesi sonucunda en iyimser hesaplamalarla kamudan Telekom’a 2006 – 2014 yılları arasında 2 Milyar TL ek kaynak aktarılmıştır. Oysa Kurumlar Vergisi oranının düşürüleceği 7 ay önce açıklansa veya Telekom ihale şartnamesine Telekom’un kurumlar vergisi oranının özeleştirme süresi boyunca %30 kalacağı belirtilse istekli şirketler tekliflerini buna göre vereceği için rekabet nedeniyle ihalede Telekom’un değeri daha yüksek olacak veya devletin vergi geliri azalmayacaktı. Yapılan bu vergi operasyonu sonrası kamunun kaybı geçtiğimiz 8 yıl boyunca en az 2 Milyar TL olup, bu tutar özelleştirmenin sonlanacağı 2025 yılına kadar artmaya devam edecektir.
- Telekom’un Gayri Menkul Satışları
Yukarıda ihaleyle ilgili süreci anlattığımız bölümde Danıştay kararıyla Telekom’un altyapı ve tesislerinin 21 yıl sonunda kamuya devredilmesi gerektiğinin hüküm altına alındığını ve bu şarta Hariri’lerin hukuka aykırı şerh koyduğunu, Abdullah Gül’ün bu konuda soruşturma açılmasını istediğini Recep Tayyip Erdoğan’ın bu soruşturmayı kapattığını söylemiştik. Danıştay kararına göre altyapı ve tesislerin mülkiyeti kamuya ait olup 21 yıl sonra kamuya devredilmesi gerekiyordu. Özetle Telekom’un altyapısı ve tesisleri satılmamış, kiralanmıştı.
Telekom’un Türkiye’nin her yerinde çok değerli arsaları, binaları ve tesisleri vardı. Bu tesislerin 21 yıl boyunca işletmeci tarafından kullanılması ve süre sonunda kamuya devredilmesi gerekiyordu. Ancak, işletmeci bu tesislerin birçoğunu satışa çıkardı. Türkiye’nin her noktasında Telekom’un gayrimenkulleri gazete ilanlarıyla haraç-mezat satıldı. Satılan gayrimenkullerle ilgili bilgiler Telekom yönetimi tarafından gizlendi. CHP Milletvekili Atilla Kart bu konuyla ilgili olarak suç duyurusunda bulundu ancak bu suç duyurusu dava açılmadan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nda kapatıldı.
- Telekom’un Fahiş Ücret Politikası
Özelleştirmeyi savunanlar özelleştirme sonrası fiyatların düşüp hizmet kalitesinin yükseleceğini söylediler. Telekom özelleştirmesinden hemen sonra BTK sabit telefon ve internet faturalarına fahiş fiyat ve sabit ücret uygulamasına göz yumdu. Yaklaşık 20 milyon aboneden haksız olarak alınan sabit ücretlerle fahiş kârlar elde edildi. Oysa ücret ve tarifelerle ilgili özelleştirme öncesi belirsizlik yaratılmamış ve özelleştirme sonrası yüksek fiyat uygulamasına izin verileceği belirtilmiş olsaydı Telekom’un özelleştirme değeri çok daha yüksek olabilirdi.
- Türksat Hatları Ücretsiz Kullanıldı
Uydu ile yer istasyonları arasındaki haberleşmede kullanılacak frekanslar kıt kaynaklar olarak değerlendirilmektedir. Bunlardan 17.7 -19.7 Gigahertz bandındaki frekanslar Türksat’ın malıdır. Türk Telekom yıllardır 17.7-19.7 Ghz frekanslarını Türksat’a herhangi bir ücret ödemeksizin kullanmaya devam etmektedir.
Türk Telekom özelleştirildikten sonra da bu frekansları ücretsiz olarak kullanmaya devam etmiştir. Sayıştay, kamuya ait frekansların özelleştirilmiş bir şirket olan Türk Telekom tarafından ücretsiz olarak kullanılmasını mevzuta aykırı bulmaktadır. Sayıştay bu durumu gerek özelleşmeden önce Türk Telekom’un 2003 ve 2004 raporlarında, gerekse Türksat’ın 2005 ve sonrası raporlarında defalarca gündeme getirmiştir. Türksat’ın buna ilişkin ücreti Türk Telekom’dan alma konusunda yeterli gayreti göstermediği bir Sayıştay tespitidir.
Konunun çözümü için Sayıştay’ın zorlamasıyla yapılan girişimlerde kamu kurumlarının birbirleriyle yazışmalarında Sayıştay’ın aldatılmasına kadar varan düzeyde yazışmalar yapıldığı bizzat Sayıştay tarafından tespit edilmiştir. Özetle; özelleşmiş bir şirket olan Türk Telekom kullandığı frekanslar için (Mustafa Varank’ın iddia ettiğinin aksine, özel değil) bir kamu şirketi olan Türksat’a yıllarca herhangi bir ücret ödememiş, hatta bunda ısrar etmiş, Türksat da bu paranın peşine düşmemiş, BTK dahil kamu kurumları Türk Telekom’u kamunun aleyhine korumuştur. Yapılan bu işlemler sonucunda kamu yaklaşık 1,7 Milyar TL zarar ettirilmiştir.
- Telekom Çalışanları
Özelleştirmenin çalışanları mağdur etmeyeceği ve istihdamı artıracağı söylenmişti. Telekom özelleştirmesi sonrası on binlerce Telekom çalışanı mağdur edildi. AKP’nin çıkardığı 5457 sayılı Yasa Telekom çalışanlarını tıpkı bir eşya gibi Hariri ailesine kiraladı. Çalışanlar peyder pey kamu personel havuzuna gönderildi. Bu çalışanların kıdem tazminatları kamuya yüklendi. Telekom çalışanlarından özelleştirme sonrası intihar edenler, ailesi dağılanlar, psikolojik tedavi görenler oldu. Telekom’un 2005 yılında 53.300 olan çalışan sayısı 2015 yılına gelindiğinde 34.000’e indi. Personel sayısında bu düşüşe rağmen 2005 yılında 1.7 milyar TL olan Genel Yönetim Giderleri 2014 yılına gelindiğinde 1,9 Milyar TL’ye çıktı.
- Telekom Borç Batağında
Aşağıda Telekom tarafından her yıl açıklanan mali tablolardan çıkardığımız temel mali veriler bulunuyor.
Yıllar Gelir Varlıklar Borçlar Özkaynak Vergi Finansman Net Kar 2005 7.384 12.872 5.182 7.690 812 -7 1.762 2006 7.534 13.025 6.615 6.410 111 -56 2.208 2007 9.232 12.770 6.610 6.160 821 436 2.508 2008 10.195 12.660 7.546 5.114 644 -574 1.627 2009 10.568 13.401 7.980 5.421 731 -438 1.652 2010 10.853 15.100 8.926 6.174 765 -184 2.328 2011 11.941 16.175 10.405 5.770 735 -891 1.900 2012 12.706 17.208 10.753 6.455 352 -144 2.593 2013 13.190 18.245 12.917 5.328 352 -1.540 1.267 2014 13.602 19.878 13.575 6.303 696 -548 1.969 2015* 6.960 19.803 15.224 4.579 140 -1.061 328 TOPLAM/FARK TOPLAM
114.165FARK
6.931FARK
10.042FARK
-3.111TOPLAM
6.159TOPLAM
-5.007TOPLAM
20.142Telekom özelleştirildikten sonra Varlıkları 6,9 Milyar TL artarken Borçları 10 Milyar TL arttı. Üstelik bu borçlar içinde hakim hissedar OGER’in Telekom hisselerini rehin ederek kullandığı yaklaşık 20 Milyar TL’ye yakın borçları bulunmamaktadır. Borç batağına sokulan Telekom’un faiz giderleri hızla yükseldi ve toplam faiz ödemeleri 5 Milyar TL oldu ve özkaynakları 3.1 Milyar TL eridi. Borç batağına sokulan ve yolsuzluk sarmalına giren Telekom bütün yapılanlara rağmen 2005-2015 yılları arasında 114 Milyar TL gelir 20 Milyar TL kar etti.
Ancak 10 yıldır devam eden bu kötü yönetim sonucunda Telekom 1997 yılından bu yana ilk defa zarar etmiş, 2015 yılı 3. çeyreğinde 493 Milyon TL zarar açıklamıştır. Özetle değerinin çok altında satın alınan Telekom’un kârları elinden alınmış, varlıkları eritilmiş, borca batırılmış ve kamuya sadece yüklü bir borç ve meçhul bir altyapı bırakılmıştır.
- Hakim Durumu Kötüye Kullandı
Türkiye’de uzun yıllar serbestleşme ve özelleşme kavramları karıştırılmıştır. Özelleştirme gerçekleşince serbestleşmenin kendiliğinden oluşacağı gibi bir algı yaratılmıştır. Oysa haberleşme altyapısı doğal tekel konumundadır. Doğal tekellerde rekabet fikri kurgusaldır. Düzenleyici otorite görevini çok iyi yapmadığı sürece, sektörde gerçek anlamda rekabetin gerçekleşmesi, mümkün değildir. Bu durumda, yerleşik operatörün (Telekom) hakim durumunu kötüye kullanması da kaçınılmazdır. Telekom hakim durumunu şu şekilde kötüye kullanmıştır.
- Rakiplere aşırı fiyatlarla veya ayrımcı koşullarla mal ve hizmet sunarak,
- Yıkıcı fiyatlama yaparak,
- Rekabetçi olmayan hizmetlerden elde edilen gelirlerle rekabetçi hizmetlerin fiyatlarını sübvanse ederek (çapraz sübvansiyon),
- Abone kazanımında avantaj elde etmek üzere bazı mal ve hizmetleri birlikte sunarak,
- Teknik birtakım zorluklar çıkararak,
Ayrıca kiralık devre ücretlerini maliyetlerinin çok üzerinde tutmuş, alternatif operatörlerin rekabet edebilecekleri uluslararası ve şehirlerarası görüşme ücretlerinde çok fazla indirim yapmasına karşılık, alternatif operatörlerin rekabet şansının bulunmadığı şehir içi görüşme ücretlerini artırmıştır.
Türk Telekom kamunun yönetimindeyken hakim durumunu kötüye kullanmasını önlemeye çalışan düzenleyici otoriteler (BTK ve Rekabet Kurumu) aynı duyarlılığı özelleştikten sonra göstermediler. Daha 2002 yılında Telekom tekel konumundayken bile yasal olarak operatörlük yapması mümkün olmayan işletmelere karşı “hakim durumunu kötüye kullandığı” gerekçesiyle cezalandıran Rekabet Kurumu’nun, Telekom özelleştikten sonraki rekabet ihlallerine duyarsız kalması düşündürücüdür.
Rekabet Kurumu, Türk Telekom’un özelleştirilmesini onaylarken, çapraz sübvansiyonun önlenmesini sağlamak amacıyla, internet hizmetlerinin ayrı bir şirket halinde bölünmesini şart koştu. Bunun sonucu TTNet, Türk Telekom’dan ayrı bir şirket olarak yapılandı. Rekabet Kurumu’nun rekabeti sağlama yolundaki tek katkısı bu olsa gerek. Ancak TTNet’in ayrı bir şirket olmasının internetteki serbestleşmeyi sağladığını söylemek mümkün değildir. İnternet bağlantısı için sabit telefon bağlantısı şartı aranması İnternet kullanıcılarını Türk Telekom’a mahkum bıraktı. Yalın ADSL tarifesinin Tekel’in kalkmasından 6 yıl, Türk Telekom’un özelleştirilmesinden 4 yıl sonra hayata geçirilmesi, düzenleyici kurumların Türk Telekom’u koruduğu iddiasını teyit eder bir gelişmedir. Kaldı ki, “Yalın ADSL” tarifesinin yüksekliği, serbestleşmeyi kağıt üzerinde bırakmaktadır.
BTK da; Telekom’un rekabet ortamının oluşmasını engelleyen tarifelerini onayladı, Sabit Telefondaki numara taşınabilirliğinin önündeki engelleri uzun süre kaldırmadı, yerel şebekeden diğer operatörlerin makul fiyatlarla yararlanmasını sağlayacak düzenlemeleri yapmadı.
Kablo TV şebekesi üzerinden gerek internet, gerekse sabit telefon hizmeti verilebilmesi mümkündür. Bu özellikleri nedeni ile Kablo TV şebekesi serbestleşmeye katkısı olabilecek bir yapılanmalıdır. Pek çok ülkede gerek internette gerekse telefon iletişiminde Kablo TV şebekesinin önemli bir payı vardır. Maalesef Kablo TV şebekesi Türksat’a geçtikten sonra abone sayısında bir artış olmamış ve kamuya ait Kablo TV’nin, özelleştirilmiş sabit telefon şebekesine rakip olma ihtimali, dolayısıyla tüketicinin lehine bir rekabet ortamının yaratılması engellendi.
Pek çok ülkede, serbestleşmeyi müteakip, telefon trafiğinin ve abonelerin küçümsenemeyecek bir bölümü ana operatörden alternatif operatörlere geçerken, Türkiye’de alternatif operatörler ciddi bir trafik oranına ve abone sayısına ulaşamadılar. Yani, özelleştirme sonunda tam rekabet ve serbestleşme gerçekleşmedi, dolayısıyla fiyatlar düşmedi, kalite artmadı.
- Telekom Özelleştirmesinin Türkiye Ekonomisine Verdiği Zarar
Yukarıda bahsettiğimiz Aycell – Aria birleşmesinden başlayıp BTK ve Ulaştırma Bakanlığı’nın düzenlemelerine kadar uzanan yolsuz işlemler ve kötü yönetimin Türkiye ekonomisine faturası ağır olmuştur.
Özelleştirilmiş Türk Telekom Şirketinin hakim durumunu kötüye kullanmasına, çapraz sübvansiyon yapmasına, fahiş ücret uygulamasına, haksız sabit ücret almasına ve sektörün fiilen rekabete kapatılarak rakiplerini ezmesine göz yumulması sonucu 2005-2015 yılları arasında elde edilen gelirin 2015-2025 yılları arasındaki dönemde projekte edilmesiyle elde edilen tutardan bütün bu işlemlerin hukuka ve rekabete aykırı işlemlere göz yumulmaması halinde elde edilmesi gerektiği tahmin edilen gelirden çıkarılması suretiyle Türkiye ekonomisine verilen tahmini zarar hesaplanmıştır.
2006-2015 yılları arasında haksız olarak elde edilen internet ve sabit telefon hizmeti (STH) gelirleri, sabit ücret gelirleri ve altyapı hizmetlerinden elde edilen haksız gelir toplamı 26,6 Milyar TL olarak hesaplanmış, gerçekleşmiş bu veriler üzerinden zararın 2025 yılına projekte edilmesi sonucunda toplam zarar 84,2 Milyar TL olarak hesaplanmıştır:
2006-2014 2015-2025 2006-2025 MİLYAR TL Gerçekleşen Olması Gereken Fark Öngörülen Olması Gereken Fark Toplam Fark Internet Servisleri ve Sabit Telefon Hizmetleri Gelirleri 33,6 28,8 4,9 55,3 39,3 16 20,9 Ses Abonelerinden Elde Edilen Sabit Ücret Gelirleri 23,3 12 11,3 27,9 7,8 20,1 31,3 Altyapı Hizmetlerinden Sağlanan Gelirler 34,2 23,7 10,5 68,9 47,4 21,5 32 TÜRK TELEKOM TOPLAM 91,1 64,5 26,6 152,1 94,5 57,6 84,2 ARIA-AYCELL BİRLEŞMESİ 4,5 0 4,5 KV ORANI DEĞİŞMESİ 2 2 4 TÜRKSAT ZARARI 1,7 3,4 5,1 GENEL TOPLAM 34,8 63 97,8 - Veriler, BTK Pazar Verileri, TT Finansal Raporları esas alınarak derlenmiştir.
- Ortalama Pazar büyümesi yıllık %5 öngörülmüştür.
- Altyapı hizmetlerinde 2 yıllık bir geçiş dönemi ile maliyet esaslılık öngörülmüştür.
- Sabit Ücrette, 2004 yılında TT tarafından gerçekleştirilen Tarife Dengelemesi maliyet esaslı kabul edilerek, bundan sonraki dönemler için de aynı rakam öngörülmüştür.
- ISS ve STH pazarlarında (toplam) TT Grubunun Pazar payının benzer ülkeler göz önüne alınarak 2006’dan itibaren daha keskin düşeceği ve 2014’te %48’e gerileyeceği öngörülmüştür (Pazar büyüme oranı yine %5 alınmıştır)
BASIN AÇIKLAMASI
YÜZYILIN VURGUNU – TELEKOM ÖZELLEŞTİRMESİ
Türkiye’nin en büyük özelleştirmesi olan Telekom özelleştirmesi Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunudur. Bu vurgun Ankara’da herkesin bildiği bir devlet sırrıdır. Aşağıda bu tespitimize esas teşkil eden olaylar başlıklar halinde yer almakta olup tespitlerimizin detayı açıklamamız ekinde bulunmaktadır:
Aykut ERDOĞDU
CHP İstanbul Milletvekili
YÜZYILIN VURGUNU – TELEKOM ÖZELLEŞTİRMESİ
Türkiye’nin en büyük özelleştirmesi olan Türk Telekom özelleştirmesi Cumhuriyet tarihinin en büyük vurgunudur. Bu vurgun Ankara’da herkesin bildiği bir devlet sırrıdır. Aşağıda bu tespitimize esas teşkil eden olaylar başlıklar halinde yer almaktadır.
AÇIKLAMALAR
Yukarıda yer alan tabloda varsayımlar kamu adına iyimser alınmıştır. Örneğin abone başına ortalama 20 TL olan sabit ücretin 7 TL’sinin haksız olarak alındığı ve her yıl abone sayısının azalacağı varsayımı altında 2005 -2015 yılları arasında haksız elde edilen gelirin 11,3 Milyar TL olduğu hesaplanmıştır. Pazar paylarındaki azalış ve pazar büyüme oranlarında mümkün olduğu kadar iyimser tahminler kullanılmıştır.
Bütün bu iyimser varsayımlar altında 21 yıllık Telekom özelleştirmesi sonucunda sadece yapılması gereken sektörel düzenlemeler yapılmayarak Türkiye ekonomisine verilen zarar 84,2 Milyar TL’dir. Bu tutarın üzerine kamuya ödenmesi gereken veya kamudan haksız ödenen 13,6 Milyar TL’de eklendiğinde toplam zarar 97,8 Milyar TL’ye çıkmaktadır. Bu zararın bir kısmı kamu zararından, bir kısmı Halktan haksız olarak toplanan ücretlerden, bir kısmı da haksız rekabet ile yüzlerce telekomünikasyon Şirketinden toplanan ücretlerden kaynaklanmıştır.
Bu zarar kadar önemli olan bir diğer husus da yapılan yolsuzluklar ve kötü yönetim sonucu sektörün rekabete açılmaması, serbestleşmenin sağlanamaması, Telekom tarafından teknolojik yatırımların yapılmaması ve diğer şirketlerin yatırım yapmalarına engel olunması sonucu Türkiye ekonomisinin en önemli girdisi olan telekomünikasyon altyapısının gelişmemesidir.
Saygılarımla,
Aykut ERDOĞDU
CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ



Kaynak : 