BAŞKAN: Başkan Vekili Mehmet Akif HAMZAÇEBİ
KÂTİP ÜYELER: Mücahit DURMUŞOĞLU (Osmaniye), Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir)
Başkan Akif Hamzaçebi : “1’inci sırada yer alan, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu’nun görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz. dedi ve komisyon ile hükümetin yerinde olduğu görüldükten sonra görüşmeler başladı.
Başkan : Geçen birleşimde, İç Tüzük’ün 91’inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen tasarının tümü üzerindeki görüşmeler tamamlanmış ve maddelerine geçilmesi kabul edilmişti.
Şimdi birinci bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Birinci bölüm 1 ila 18’nci maddeleri kapsamaktadır.
Birinci bölümde söz isteyen milletvekillerimize, siyasi parti gruplarımıza sırasıyla söz vereceğim.
Birinci bölümde gruplar adına ilk söz, AKP Grubu adına Nevşehir Milletvekili Murat Göktürk oldu.
AK PARTİ GRUBU ADINA MURAT GÖKTÜRK (Nevşehir) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlarken, dün Ankara’da meydana gelen alçakça, haince yapılan terör saldırısında hayatlarını kaybeden asker ve sivil tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun, Allah daha büyük acıları bize yaşatmasın.
Bu olay karşısında, yine, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu ve AK PARTİ olarak bir araya gelip bir bildiri yayınlayan Meclisimizi de gerçekten, bir milletvekili olarak tebrik ediyorum. Ancak, burada terörün iyisinin, kötüsünün, dininin, mezhebinin, milletinin olmadığını hepimizin kabul etmesi lazım. Gönül isterdi ki Halkların Demokratik Partisi de bu bildiride yer alsın ve teröre karşı dik bir duruşta, birlik beraberlik içerisinde gereğini yapsın. Ancak bunu göremedik, bu düşündürücü bir durum ve biz bu durumu milletimize havale ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın birinci bölümü üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle değerli heyetinizi ve aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.
Bu kanun tasarısıyla kişisel verilerin korunmasına ilişkin ülkemizde ilk defa genel bir düzenleme yapılmaktadır. 2010 yılında halk oylaması sonucu yapılan Anayasa değişikliği sonunda kişisel verilerin korunması temel bir insan hakkı olarak güvence altına alınmış ve detayların kanunla düzenlenmesi hususunda, kanun yapılması hususunda açıklık getirilmiştir. Ancak, o günden bu zamana kadar herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.
Yine, Avrupa Birliği üyelik sürecinde yürüttüğümüz fasılların 4’ü kişisel verilerle ilgilidir. Bu fasıllarla ilgili sürecin ilerleyebilmesi için ülkemizde kişisel verilerin korunmasına ilişkin temel bir kanunun yürürlüğe girmesi gerekmektedir. Ülkemizde kişisel verilerin korunmasına ilişkin bir düzenleme olmaması sebebiyle polis teşkilatları arasında etkin bir iş birliğini hayata geçiren EUROPOL’le ülkemiz güvenlik birimleri arasında operasyonel iş birliği anlaşması yapılamamakta ve yine elektronik bilgi değişimi gerçekleştirilememektedir.
Bunun yanında, kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal düzenlemenin bulunmaması Eurojust’la iş birliği imkânını vermemekte, ülkemizde yaşayan yabancılar ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları bakımından askerlik, vatandaşlık, kimlik ve mal varlığı gibi konularda veri paylaşımı sorunlarının yaşanmasına sebep olmaktadır. Avrupa Birliği üye ülkelerin kişisel verilerin korunmasına ilişkin yapacakları mevzuatları arasında uyum sağlayabilmek için 24/10/1995 tarihinde Kişisel Verilerin İşlenmesi Sırasında Gerçek Kişilerin Korunması ve Serbest Veri Trafiği Direktifi’ni (25/46/EC) yürürlüğe koymuştur. Şu anda görüştüğümüz kanun tasarısı bu ilkelerden yani bu direktifte belirtilen ilkelerden daha modern, hukuk açısından bazı konularda daha ileri durumdadır.
Temel kanun olarak yani ülkemizde düzenlenen ilk uygulama, ilk kanun olarak görüştüğümüz kanun tasarısının birinci bölümü 1 ila 18’inci maddelerden oluşmaktadır. Bu bölümde yani 1 ila 18’inci maddeler arasında amaç, kapsam, tanımlar, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin genel ilkeler, işlenme şartları, özel nitelikli kişisel veriler ve işlenme şartları; kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi, anonim hâle getirilmesi; kişisel verilerin aktarılması, kişisel veriyle ilgili hak ve yükümlülükler, veri sorumlusunun yükümlülükleri; başvuru, şikâyet ve veri sorumluları başvuru ve şikâyeti; veri sorumluları sicili, kurula şikâyet hakkı, kurulun şikâyet üzerine veya resen şikâyetleri incelemesine ilişkin usul ve esaslar, suçlar ve kabahatler. Yani ilk 18’inci maddede bu hususlar düzenlenmiştir.
Şimdi, kanunun amacıyla ilgili, ne olduğunu anlatmak istiyorum. Kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere, kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleriyle uyacakları usul ve esasları düzenlemektedir.
Kanun metninde de açıkça anlaşılacağı gibi, kanunun amacı düşünüldüğü ya da iddia edildiği gibi fişleme merkezi oluşturmak değildir. Bu kanun kişisel veri toplayan, depolayan, saklayan bir merkez oluşturmamaktadır. Aksine okulda, hastanede, bankada, telefon aboneliği gibi değişik birçok yerde, gerek kamu gerek özel sektörde işlenen kişisel verilerin işlenmesi, korunması ve aktarılması, süresi sona erenlerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin, bugüne kadar ülkemizde bulunmayan bir düzenlemeyi hayata geçirmektir.
Anayasa’nın temel bir insan hakkı olarak tanımladığı kişisel verilerin korunmasına ilişkin önemli bir yasal düzenleme yapmaktayız. Bu kanun tasarısında öngörülen kişisel verilerin korunmasına ilişkin kurum ve kurulların kişisel veri işlemeye, toplamaya, saklamaya veya depolamaya ilişkin bir görevi ve yetkisi bulunmamaktadır. Görüştüğümüz kanun bir fişleme kanunu değildir arkadaşlar, bunu açık bir dille ifade etmek lazım.
Değerli milletvekilleri, kişisel veri nedir? Bunun tanımını ortaya koymak için bundan bahsetmek istiyorum. Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. Kanun ayrıca özel nitelikli kişisel veriyi de tanımlamıştır. Kişisel verinin işlenebilmesi için kişinin açık rızasına ihtiyaç vardır ve kanun açık rızayı belirli bir konuya ilişkin bilgilendirmeye dayanan, özgür iradeyle açıklanan rıza olarak tanımlamaktadır. Kişisel veriler istisnalar dışında açık rıza olmaksızın hiç kimse tarafından işlenemez, depolanamaz, aktarılamaz. Kanunda öngörülen istisnalar da düşünüldüğü ya da iddia edildiği gibi temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldıran nitelikte değildir. Buna benzer istisnalar tüm dünyada kabul edilmiş istisnalardır. İstisnaların gayesi insan sağlığını ve güvenliğini, toplumun düzen ve güvenliğini, huzurunu ilgilendiren konulardadır. Kanun tasarısıyla kişisel verilerin işlenmesi önemli bir disiplin altına alınmış, verilerin işlenmesinde hukuka, dürüstlük kurallarına uygun olma, doğru ve güncel olma, belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma, ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme ilkelerine bağlı kalmak zorunluluğu getirilmiştir. Aynı zamanda, kişisel veri işleyen bu kanun kapsamındaki gerek kamu gerekse özel sektör kuruluşları veri işleme sorumlusu tayin etmek zorundadır. Veri işlemenin ilkeleri, usul ve esaslarıyla veri işleme sorumlusu belli olunca kişisel verilerin ülkemizde bu anlamda hiçbir yasal düzenleme olmaması nedeniyle bundan sonraki süreçte daha güvence altına alınmış olacağı aşikârdır. Hâlen ülkemizde kişisel veriler kuralsız bir şekilde işlenmekte, aktarılmaktadır. Bu düzenlemeyle daha düzgün ve biraz önce bahsettiğim gibi temel hak ve hürriyetleri, kişi özgürlüklerini garanti altına alan bir yapı oluşturulmaktadır.
Sözlerime son verirken bugün Diyarbakır’da ve İdil’de verdiğimiz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ben Nevşehir Milletvekiliyim, temmuzdan bu yana terörle mücadelede bizim de şehitlerimiz oldu. Latif Adıgüzel ve Ali Rıza Güneş kardeşimizi de buradan rahmetle anıyorum. Onlar bu vatanın varlığı, birliği ve dirliği için canlarını feda ettiler.
Bu duygu ve düşüncelerle 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygılarımla selamlıyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mehmet Erdoğan, Muğla Milletvekili.
MHP GRUBU ADINA MEHMET ERDOĞAN (Muğla) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sözlerimin başında, terörün her türlüsünü lanetliyorum. Alçak hainlerin, dün Ankara’da; bugün sabah Lice’de, daha sonra İdil’de gerçekleştirdiği terör saldırılarında şehit olan vatandaşlarımıza ve askerlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı diliyorum. Yaralıların hepsine acil şifalar diliyorum.
Bu çok vahim bir durum. Burası Ankara, burası başkent. Teröristlerin buraya kadar gelip eylem yapabilmesi gerçekten düşündürücü bir durum. Ben, daha birkaç hafta önce bu kürsüde, iktidarın terörle mücadele yapmadığını söylemiştim. Terörle mücadele çok boyutlu bir iştir. Eğer, AKP iktidarı terörle mücadelede samimiyse bir kere bunu görmemiz lazım. Terörle mücadele yapılacaksa gerçekten silahlı teröristlerle mücadelenin yapıldığı gibi, terörü savunan, teröre destek veren herkesle, terör örgütlerine üye olanlarla, terörün üniversitelerdeki yapılanmalarıyla, terörü finanse edenlerle, terör örgütlerine üye olanlarla, kaçakçılarla, velhasıl terörün bütün unsurlarıyla, bütün bölücülerle kararlılıkla ve topyekûn mücadele edilmelidir.
Terörle mücadele eden güvenlik birimlerinin eli hukuki olarak güçlendirilmelidir. Bakınız, Paris saldırısından bu yana Fransa’da olağanüstü hâl uygulaması devam ettiriliyor. Ama Türkiye’de, hâlâ atılan, terörle mücadele konusunda çalışan güvenlik güçlerine destek olacak bir hukuki altyapı yoktur. Sınır güvenliği maalesef Allah’a emanettir. İktidar, milleti ayrıştırma hastalığından vazgeçmeli, teröre karşı millî bir hassasiyet oluşturulmalı ve teröre karşı milletçe tek yürek olmalıyız.
AKP iktidarı yukarıda saydıklarımı yapabilecek bir kararlılık sergileyebilirse, biz de her zaman olduğu gibi Milliyetçi Hareket Partisi olarak bugün de terörle mücadele edenlerin arkasında dimdik dururuz ama öncelikle AKP’nin bu kararlılığını görmemiz lazım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarı elbette çok önemlidir. Kişisel bilgiler kişilerin mahremleridir. Peygamber Efendimiz bir hadisişeriflerinde “Her kim bir Müslüman kardeşinin ayıp ve kusurlarını, kimsenin görmediği ve görmesini istemediği şeylerini örterse Allahutaala da kıyamet gününde onun ayıpları örter. Her kim Müslüman kardeşinin meydana çıkmasını istemediği bir şeyini ortaya çıkarır ve dile getirirse Allah da onun ayıplarını, kimsenin bilmesini istemediği hâllerini meydana çıkarır. Bu suretle, kendi evi içinde de olsa onu rezil eder. Müslüman kardeşinin ayıplarını örten bir ölüyü diriltmiş gibidir.” diyor.
Bu meyanda, kişisel veri toplarken ilk dikkat edilecek husus, kişisel veri ihtiyaçlarının hangi verilerin toplanması gerektiğinin titiz bir çalışma sonucunda belirlenmesi ve mümkün olan en az kişisel verinin toplanmasıdır. Elimizdeki veri arttıkça tabii ki bunun korunması, paylaşılması vesaireyle ilgili risk de artacaktır. Hangi kişisel veriyi hangi kurum niçin toplayacaksa bunun kanunlarımızda tek tek sayılması lazım. Dün, Sayın Adalet Bakanı bu kürsüde kişisel verileri toplama konusundaki istisnaları bolca saydı.
Değerli arkadaşlar, istisnalar kaideyi bozar. İstisnası olan işte kural olamaz. Ayrıca, Sayın Bakanın saydığı başlıca istisnalar kimdir? MİT, Emniyet, Jandarma. Ben de Sayın Bakana -eğer sohbeti bitirebilirse- buradan sormak istiyorum: Ben, hiçbir olayın istihbaratını zamanında toplamayan, toplayamayan MİT’e nasıl güveneceğim? Ben, kendi tırlarını Adana’dan Türkiye sınırına götüremeyen MİT’e nasıl güveneceğim? Ben, İmralı’da yaptığı görüşmelerin tutanakları Almanya’da kitap olarak basılan MİT’e nasıl güveneceğim? Ben, Oslo’da “Büyük şehirlere ne kadar bomba getirdiğinizi biliyoruz.” deyip bombalar patlatılırken seyreden MİT’e nasıl güveneceğim? Ya da ben, MERNİS’ten aldığı bilgileri muhafaza edemeyen Emniyete nasıl güveneceğim? Onun istisnalarına nasıl razı olacağım Sayın Bakan? (MHP sıralarından alkışlar)
Öbür taraftan, siber saldırılar konusunda ülkemizin durumu ortadadır, bu konuda bir sürü saldırıyla bugüne kadar muhatap olduk. Bundan sonra bu saldırıların önlenmesiyle ilgili ortada iktidarın ciddi bir adımı var mıdır? Elbette ki yoktur. Bakınız, cep telefonlarında, bilgisayarlarda ve birçok yerde millî yazılımımız yok, başkalarının yazılımını kullanıyoruz. Dolayısıyla, elimizdeki birçok bilgi otomatik olarak başkaların eline geçmektedir. Bu konuda da ciddi adımlar atılması gerekmektedir.
Kişisel verileri hukuk ve kişilerin rızası hilafına paylaşanların sorumluluğu ne olacak? Efendim, kanun tasarısına bakıyoruz, genel hükümler ve disiplin mevzuatı çerçevesinde gereği yapılacaktır. Bu durumda yani birilerinin mahremini paylaşan, birilerine ait özel veri paylaşanlarla ilgili olarak, sadece o kurumdaki memur, paylaşan, hata yapan, suç işleyen değil, o kurumun başındaki kişilerin sorumluluğu ve elbette ki bu ülkeyi idare eden siyasilerin de sorumluluğunun bu kanunda yer alması lazım.
Kişisel verileri yasal olmayan yollarla üçüncü kişilerin ellerine geçen vatandaşların korunmasıyla ilgili kanunda ciddi bir düzenlemeyle karşılaşamadık. Vatandaşlarımızın birçok kişisel verisi hâlihazırda ortada dolaşmaktadır. Bugün birtakım dolandırıcılar ellerinde cep telefonları vatandaşlarımızı arıyor yani bunların içinde, aranan, profesörü de var, cahili de var, köylüsü de var, şehirlisi de var. “Ben polisim, ben savcıyım…” vesaire kimliklerle vatandaşlarımızı suçluyor ama bu arada da vatandaşlarımıza ait bütün kişisel bilgileri söylüyorlar, “Efendim, senin TC kimlik numaran şu, annen şu, baban şu, şurada oturuyorsun…” bütün bunları kullanıyorlar. Bu dolandırıcılara karşı da maalesef yapılan ortada ciddi bir mücadeleyle…
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yasa onun için çıkıyor.
MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Yasayla çıkıyor da yasada gene bunlarla ilgili ciddi bir şey olmadığını sen de pekâlâ biliyorsun okuduysan.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) – Yazdık.
MEHMET ERDOĞAN (Devamla) – Onun için, buradan laf atmayı bırakın, sıra gelince gelir konuşursunuz burada.
Gene, özel sektör tarafından veri toplanması ve verilerin muhafaza edilmesi de son derece tehlikeli ve sakıncalıdır. Özel sektörün toplayabileceği veriler kanunla muhakkak sınırlandırılmalı ve kontrol edilmelidir.
Şimdi, tabii ki AKP iktidarı için bu çok önemli bir düzenleme. Niye? AKP iktidarı döneminde vatandaşlarımıza ait birçok kişisel veri toplandı, birçok kişinin telefonları dinlendi, birçok kişinin kasetleri yayınlandı. Tabii, bu konuda, on dört yıldır iktidarda olanların, elhamdülillah, hiçbir kusuru ve sorumluluğu yoktur çünkü AKP iktidarı her türlü sorumluluktan münezzehtir.
Lakin unutulmaması gereken bir husus da şudur: Günümüzde teknoloji ilerlemiştir. MİT Kanunu, iç güvenlik paketi vesaire, dinleme, takip, fişleme işlerini yasallaştırmış ve kolaylaştırmıştır.
İktidar gücünü kullanan arkadaşlar, biliniz ki siz bütün teknolojiyi kullansanız da herkesi dinleyemez, herkesi takip edemez, herkesi kaydedemezsiniz. Lakin, Cenab-ı Allah bütün âlemin yaptıklarını -sizinkiler de dâhil olmak üzere- kaydetmektedir.
Bugün bazı hususlarla ilgili iddialarımızı geçiştirebilirsiniz, bazı vatandaşlarımızın haklarıyla devriiktidarınızda yapılan tecavüzleri inkâr edebilirsiniz ancak mahkemeikübrada Cenab-ı Allah’ın kayıtları önünüze konunca ne yapacaksınız? Dersinize şimdiden birazcık çalışın.
Ne yazık ki AKP iktidarı birçok masum vatandaşımızı dinleyip kasetlerini yayınlarken, takip ederken, fişlerken, ülkemizin birliğine, dirliğine kasteden hainleri, teröristleri dinleyememiş, takip edememiş, kontrol edememiştir. AKP iktidarının takip edemediği teröristler Sur’a, Cizre’ye, Silopi’ye yerleşebilmiş ve oralara yerleşen teröristler yüzlerce askerimizi, polisimizi şehit etmiş ve de şehit etmeye devam etmektedir.
Yine AKP’nin takip edemediği, dinleyemediği teröristler Ankara Garı’nda, Sultanahmet Meydanı’nda, Meclisin yanı başında canlı bombaları patlatıp onlarca vatandaşımızı şehit etmiştir.
İktidar gücünü kullananlar, size sesleniyorum: Masum insanlarla uğraşacağınıza hainlerle uğraşın.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Erol Dora, Mardin Milletvekili.
HDP GRUBU ADINA EROL DORA (Mardin) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı’nın birinci bölümü üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, kişisel verilerin korunması alanında ilk uluslararası belge olan, Avrupa Konseyinin 28 Ocak 1981 tarihinde imzaya açtığı, Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Bireylerin Korunmasına Dair Sözleşme’yi imzaya açıldığı gün imzalayan ilk ülkelerden birisidir, ancak günümüz itibarıyla sözleşmeyi imzalamasına rağmen onay süresini işletmemiş olan tek ülke konumundadır. Kişisel verilerin korunması konusunda yasal düzenleme yapılması ve düzenleyici ve denetleyici bir kurum kurulması Avrupa Birliği müzakere fasıllarıyla yakından ilgilidir. Bu konuda Avrupa Birliği standartlarında bir kanun ya da çerçeve bir düzenlemenin çıkartılmamasının temelinde devletteki fişleme zihniyeti ve geleneği yatmaktadır. Böyle bir çerçeve kanun çıkartılması artık devletteki fişleme geleneğine son vereceğinden böyle önemli bir imkândan feragat etmeyi göze almayı gerektirmektedir.
Değerli milletvekilleri, konuyu ele alış açısından bakınca tasarının daha çok veriyi toplayan ve işleyenin haklarına yöneldiği, tasarıda ilgili kişi olarak adlandırılan kişisel veri sahibinin haklarının ikinci planda kaldığı görülmektedir. Tasarının amacına bakıldığında ise korunmak istenen kişisel veri sahibinin hakları ve faydalanacağı korumalardan ziyade verileri işleyenlerin hangi hakları ne surette haiz olduklarına ağırlık verildiği görülmektedir. Tasarı madde madde incelendiğinde bu husus son derece belirginleşmekte. Tasarının hazırlanmasında Avrupa Konseyinin, Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulmasında Karşısında Bireylerin Korunması Sözleşmesi direktiflerinden uzaklaşıldığı açıkça göze çarpmaktadır. Açıkçası, son yıllarda AKP Hükûmetince çıkartılan kanunların mantığına bakıldığı zaman, demokratik yaşamı geliştirme yönünde bir adım görmek pek mümkün değildir. Daha ziyade, mevcut durumdaki fişlemelere hukuki zemin hazırlanacağını düşünüyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu hâliyle tasarının Avrupa Birliği kriterlerine uymak gibi bir kaygısının olduğunu düşünmemiz mümkün değildir. Tasarıya göre, kişilerin ismi, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmişi, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik bilgileri belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenmek, işlendikleri amaçla bağlantılı sınırlı ve ölçülü olmak, işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmek koşuluyla işlenebilecektir. Kişilerin etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı veya cinsel hayatıyla ilgili verileri özel nitelikli kişisel veriler olup bunların işlenmesi yasaklanıyor gibi görünse de ilgili kişinin açık rızasının bulunması, kanunlarda açıkça öngörülmesi, siyasi parti, vakıf, dernek veya sendika gibi kâr amacı gütmeyen kuruluş ya da oluşumların tabi oldukların mevzuata ve amaçlarına uygun olmak, faaliyet alanlarıyla sınırlı olmak ve üçüncü kişilere açıklanmamak kaydıyla kendi üyelerine veya mensuplarına yönelik verilerin işlenmesi, ilgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, veri işlenmesinin zorunlu olması, kamu sağlığının korunması ve bakım hizmetlerinin yürütülmesiyle sağlık hizmetlerinin yönetimi altında bulunan kişiler tarafından işlenmesi hâlleri bu yasa kapsamı dışında tutulmaktadır.
Değerli milletvekilleri, kişisel verilerin işlenmesi konusunda geniş istisna getiriliyor. Düzenlemeyle polis, Jandarma ve MİT’e fişleme için yasal kılıf getirilmektedir. Bu çerçevede, Polis, Jandarma ve MİT Yasası kapsamına giren suçlar veri koruması dışında bulunacak, bu hâllerde kişilerin hak arama kapsamında yapacakları başvuruları da doğrudan reddedilecektir. İşte, özellikle bu hüküm, kolluk ve istihbarat birimleri tarafından fişlemeye açık bir çek vermektedir. Bu hüküm, özellikle Türkiye gibi fişleme geleneğine sahip bir devlet anlayışında kesinlikle fişlemeye yasal kılıf uydurma amaçlıdır. Söz konusu bu hükümlerin Avrupa Birliği direktifleriyle uyumlu olmadığı da açıkça ortadadır. Bu bağlamda, Hükûmetin şu anda hukuku Avrupa Birliği müktesebatıyla uyumlu hâle getirmesi gibi bir kaygısının olmadığı açıktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP Hükûmeti “Kişisel verilere Avrupa Birliği standardı geliyor.” söylemiyle Meclise getirdiği bu tasarıyla fişlemeyi yasalaştırma arayışında. Tasarıyla kişisel verilerin millî savunma, millî güvenlik, kamu güvenliği, kamu düzeni veya ekonomik güvenlik sağlamaya yönelik önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi mümkün olabilecektir. Tasarıdaki kişisel verilerin kişilerin rızası olmadan işlenemeyeceği hükmü getirilen istisnalarla geçersiz hâle getirilmektedir. Buna göre, kişisel veriler soruşturma, kovuşturma, yargılama ve infaz mercileri ile disiplin soruşturma ve kovuşturma makamları tarafından ilgili kanun hükümleri uyarınca işlenebilecek, doğrudan kurum ismi sayılmamakla birlikte, bu istisnalarla MİT, Emniyet, Jandarmanın fişleme yapması da serbest bırakılmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarıya göre düzenleyici ve denetleyici birim olarak Başbakanlıkla ilişkili “kişisel verileri koruma kurulu” oluşturulmaktadır. 7 üyeden oluşan kurulun 4 üyesini Başbakan, 3 üyesini Cumhurbaşkanının ataması öngörülüyor. Tasarıya göre kurul başkanı ve 2’nci başkanın ise Bakanlar Kurulu tarafından atanması öngörülmektedir. Bu düzenlemelere bakarak ve mevcut durumda Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar Kurulu ilişkilerini dikkate alarak kişisel verilerin korunacağından bahsetmek en hafif ifadeyle toplumu yanıltmak anlamına gelmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu tasarı kişisel verilerin korunmasından ziyade toplanması ve sonrasında da istenildiğinde kamu otoritesi tarafından kullanılabilmesine imkân sağlayacak şekilde kaleme alınmış bulunmaktadır. Oysa kişisel verilerin korunmasında önemli olan kişisel verilerin mümkün olduğu kadar elde edilmesinin sağlanmasının, bir yerde toplanmasının ve kullanıma açılmasının önüne geçmektir. Tasarı, banka ve kredi kurumları, sigorta şirketleri, sağlık kuruluşları gibi çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar tarafından elde bulundurulmakta ve saklanmakta olan tüm kişisel verilerin kanun uyarınca oluşturulacak kurul tarafından denetlenmesi, bu kurula her türlü bilgiye erişim imkânının sağlanması, bu yolla temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının önünü açmaktadır. Bu bakımdan her ne kadar kanunun adı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı olarak öngörülmüş ise de iktidarca amaçlanan kişisel verilere kurul tarafından kolayca ulaşılması, bu bilgilerin denetlenmesidir.
Değerli milletvekilleri, yurttaşlar hakkındaki her türlü bilgilerin kaydetme yoluyla saklanması beraberinde kişilerin fişlenmesine ve bu yolla mağdur edilmelerine yol açabilecektir. Demokratik bir hukuk devletinde kişilerin siyasi düşünceleri, felsefi ve dinî inançları, ahlaki eğilimlerine yönelik herhangi bir müdahale tümüyle kişi dokunulmazlıkların ihlali anlamına gelecektir. Kişilerin özel bilgilerinden hareketle kriminal içerikli keyfî yorumların önünün açılması ve bu yolla kişinin bir tehdit olarak işaretlenmesi kabul edilemezdir.
Değerli milletvekilleri, tasarıda konu edilen verilerin toplanacağı, veri sorumlusu tarafından kişinin rızası veya en azından kurulun izni olmaksızın mevzuata aykırı biçimde kişisel verilerin üçüncü kişilere aktarılması hâlinde kişisel veriler zaten aktarılıp bu hâlde kişiler hakkında tüm bilgiler öğrenilmiş olacağından telafisi güç ve hatta imkânsız zararların doğmasına sebebiyet verecektir. Bu bağlamda, kişi hak ve özgürlüklerinin açıkça tehdit edilebileceği, öngörülemez trajedilere neden olabileceği ve yurttaşların gerek devlet karşısında gerekse özel bilgileri kendi çıkarları doğrultusunda kullanabilecek kişi ve kurumlar karşısında savunmasız bırakılacağı, mağdur edileceği risklerini yoğun bir biçimde barındıran bu tasarı, bu hâliyle kabul edilemezdir.
Bu duygu ve düşüncelerle tekrar Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
Tasarının tümü üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Murat Emir, Ankara Milletvekili.
CHP GRUBU ADINA MURAT EMİR (Ankara) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Dün, Ankara’nın göbeğinde, Meclisimize yürüyüş mesafesinde yaşadığımız terör olayını lanetlerken, kaybettiğimiz canlarımıza, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza bir an evvel şifa diliyorum.
Yine, bugün, Lice’deki şehitlerimiz için de Allah’tan rahmet diliyorum.
Maalesef, bugünlerde acılarımız acılara karışıyor ve hepimizin, herkesin sağduyulu olması gereken bir dönemden geçiyoruz.
Değerli arkadaşlar, tartıştığımız yasa tasarısı aslında bir yönüyle siyasi, dolayısıyla grupların kendine göre bir tavır geliştirmesini anlayışla karşılayabilirim ama bir yönüyle de hiç siyasi olmayan bir yasa tasarısı; hepimizi ilgilendiriyor, hepimizin insanî taraflarını ilgilendiriyor, özel bilgilerini ilgilendiriyor. Bu nedenle, bu kanun tasarısıyla ilgili tartışmaların özenli, dikkatli ve de açık bir kalple, açık bir kulakla yapılmasında yarar görüyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yasa tasarısında -amacına baktığınız zaman- deniyor ki: “Kişisel verileri koruyacağız, insanların kişilik haklarını koruyacağız ve kişisel verileri işleyenleri belli kurallara veya yükümlülüklere bağlayacağız.” Çok güzel çünkü Avrupa Birliğinin 1995 yılındaki 46 numaralı Direktifi bize bunu gerektiriyor ve yine Avrupa Birliğinin bu konuda hazırladığı yeni bir tüzük var. Aynı zamanda, Anayasa’mızın 20’nci maddesi ve bu kanunun gerekçesinde hiç bahsedilmeyen -bence bir eksiklik olan- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesi de böyle bir yasanın gerekliliğini açık bir biçimde ortaya koyuyor. Peki, bu yasa böyle bir yasa mı? Çok kısa bir değerlendirme yapacağım: Bu yasa, böyle bir yasa değil maalesef arkadaşlar. Bu yasa alelacele yapılmış bir yasadır. Sayın Bakan “Üzerinde tartışıldı.” diyor ama ben alt komisyonda da, Komisyonda da bulundum; bu yasa, yeteri kadar konuşulmamıştır, çalışılmamıştır, çok ciddi teknik hatalar vardır, bazıları da kasıtlı hatalardır.
Değerli arkadaşlar, öyle bir yasa ki, amacı güzel… Ama ondan sonra bakıyorsunuz, 5’inci maddede kişisel verileri anlatmış, “Hiç kimse işleyemez.” diyor. Öyle mi? Ama değil. Bakıyorsunuz, istisnaları saymaya başlıyor. Bakıyorsunuz ki geride neredeyse kişisel veri kalmamış. Peki, 6’ncı maddeye geliyorsunuz, “hassas, özel nitelikli kişisel veri” bir rahatlıyorsunuz belki burada cidden bir koruma sağlanmıştır diye. O da ne? Orada da yine, aynı şekilde istisna maddeleriyle neredeyse bütün veriler özel nitelikli kişisel veri sayılıyor ve ilgililerin rahatça işlemesine olanak tanıyor. Bana sorarsanız, bu yasanın adının bir yönüyle fişleme yasası olması lazım, bir yönüyle de kişisel verilerin rahatça işlenmesi ve gerektiğinde satılmasına dönük bir yasa tasarı olarak adlandırmakta yarar var. Bununla da bitmiyor, devamında bu kuralları izlemekle görevli olarak bir üst kurul oluşturuluyor. Bu üst kurulu duyunca belki, diyorsunuz bir ölçüde bir rahatlama olabilir ama o da ne? Bakıyorsunuz ki üst kurul tamamen siyasi iktidarın güdümünde. Dolayısıyla, böyle bir siyasi iktidarın güdümündeki bir kurul, adı her ne kadar bağımsız da olsa bu kişisel verilerin, özellikle de özel nitelikli kişisel verilerin hukuka uygun bir biçimde, kuralına uygun bir biçimde işlendiğini nasıl temin edecek buna inanmanız, güvenmeniz mümkün değil. Tabii, bununla da bitmiyor, bakıyorsunuz ki 30’uncu maddeye geliyorsunuz ama yine istisnalar bitmemiş ve aslına bakarsanız, içeriğine baktığınız zaman bu yasa bir istisnalar yasasıdır ve kişisel verileri ortalığa dökmenin adıdır. Aslında sizin ortalığa dökmeyeceğinizi tahmin ediyoruz. Bunun bir özü de “Ben bileyim ama kimse bilmesin.”
Değerli arkadaşlar, bu yasa şu elimde bulunan metinden alıntılanmış, iddia budur. Bu yasayla Türkiye’nin bu alandaki hukuku Avrupa Birliği normlarına uygulanacak. Peki, bakalım bunun adı “Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Bu Tür Verilerin Serbest Dolaşımıyla İlgili Olarak Bireylerin Korunmasına İlişkin Avrupa Parlamentosu ve Konseyi Tüzüğü”.
Peki, buradan soruyorum çünkü ben bunu Komisyondan sordum cevap alamadım, umarım Sayın Komisyon buna burada cevap verebilir. Mesela “hassas veri, özel nitelikli veri” diyoruz değil mi? Özel nitelikli veriler içerisinde bakın, bu tasarıda bir tane kılık kıyafet var mı? Yok. Mesela burada mezhep var mı? Yok. Nereden çıkardınız bunu? İnsanların mezhebini kodlayıp, fişleyip ne yapacaksınız, nerede kurulacaksınız, size hangi istatistiki veriyi sağlayacak, hangi değeri var bunun? İnsanların kılık kıyafetiyle niye uğraşıyorsunuz? Bu Avrupa Birliği tasarısında olmayan bir şeyi buraya yazarak nereye ulaşmaya çalışıyorsunuz?
Yine aynı şekilde felsefi inanç meselesi var. Bunların burada olmayan şeylerin bizim yasa tasarımızda olmasının hiçbir anlamı yoktur. Bu despotik bir yaklaşımdır.
Bununla da yetinmiyoruz, sağlık verileri. Bakınız, sağlık verileri çok kritik verilerdir, özel nitelikli verilerdir, içerisinde son derece kişiye ait, kişiye sıkı sıkıya bağlı, kişilik haklarıyla iç içe geçmiş bilgiler vardır. Bunların detaylarını burada anlatmak için yeteri kadar vaktimiz yok. Ama aile facialarına yol açacak kadar ciddi bilgilerdir bunlar. Peki, bunları, madde 30’a bakınız, diyor ki sağlık verilerini istediğim gibi işlerim. Peki, var mı burada? Nereden aldınız? Almanya Sağlık Bakanlığının, Hollanda Sağlık Bakanlığının işleyemediğini siz niye işlemek istiyorsunuz? Nerede kullanacaksınız bu verileri? Hangi işinize yarayacak?
Bakınız, Avrupa Birliğinin çok açık normları var. Diyor ki: “Sağlık verileri ancak toplum sağlığı açısından bir risk oluşturuyorsa işlenebilir.” 123’üncü madde bakabilirsiniz. Bakınız, bu büyük bir yanlış hata yapıyoruz.
Siz muhafazakarsınız değil mi? En çok muhafaza etmeniz gereken şeyi muhafaza etmiyorsunuz burada. Çoluğunuzun çocuğunuzun, oğlunuzun, kızınızın, sizin bütün özel verilerini her şeyini Sağlık Bakanlığının işlemesine olanak veriyorsunuz, siyasi iradenin iki dudağının arasına bırakıyorsunuz. Hiçbir Avrupa Birliği normunda bu yok arkadaşlar, bunu bilmenizi isterim.
Mesela, rıza. Rıza çok önemli bir şeydir. Bizim Anayasa’mızın 24’üncü maddesinde açık bir şekilde “Kimseye rızası dışında tıbbi müdahale yapılamaz, işlem yapılamaz.” der. Bakın, sağlık verilerini rızası dışında işleme hakkına ulaşıyorsunuz. Avrupa Birliğinin… Madde 7, açıp bakabilirsiniz, rızayla ilgili koşullarına. İnsanların rıza göstermeden, rızaları olmadan her türlü özel verisini alıp, işleyip, hatta gerektiğinde satabilme hakkını nereden buluyorsunuz? Üstelik siz şaibeli bir iktidarsınız.
Bakın, daha Plan ve Bütçe konuşmaları sırasında Sayın İçişleri Bakanına soruldu, “Kodluyor musunuz?” denildi. Evet, kodlanıyor insanlar, insanlar ırkına göre kodlanıyor bu ülkede ve bu itiraf edilmiştir. Biz böyle bir ülkede yaşıyoruz. Siz böyle bir iktidarsınız. Böyle bir siyasi iktidara “Elinize alın, bütün verileri istediğiniz gibi işleyin.” demek mümkün müdür?
Bakınız, sizin siyasi iktidarınız bugün sağlam gibi görünüyor ama biliniz ki bütün kumdan kaleler sonunda yıkılır, eninde sonunda yıkılır. Siyasi iradeye bunları bırakmamak gerekir.
Mesela, “kurul” diyorsunuz. Bakın, burada yazıyor kurulun nitelikleri. Siz diyorsunuz ki: “Dört yıllık okul mezunu olacak.” Yeter mi? Nerede burada akademisyenler, hukukçular, tıp uzmanları, tıp etikçileri? İnsanlar, sivil toplum örgütleri, etik kurallar, hiçbiri yok burada. Bunlar olmadan bağlamışsınız, “Dört yıllık üniversite mezunu olsun.” Yeter mi? Yetmez. “3’ünü Sayın Cumhurbaşkanı, 4’ünü Başbakan atasın.” Sayın Bakanım, Sayın İyimaya, bunlar yok burada, yapmayın, bu yanlış bir yasadır, yeteri kadar konuşulmamıştır, eksiktir ve bu hepimizi ilgilendiren bir yasadır. Dolayısıyla, hepimizin bu konuda duyarlı olması gereken bir dönemden geçiyoruz.
Bakın, bir Devlet Denetleme Raporu var. Devlet Denetleme Raporu’nda açıkça diyor: “Kamu kurumları kişisel verilerin saklamasında özenli davranmamaktadır.” Bu kamu kurumlarını belli bir akılla, belli bir düzenle ve kişilik haklarını korumaya dönük olarak düzenlemek varken bütün yetkileri bir kamu kurumuna devrediyoruz. Buna hakkımız yok, buna çocuklarımızın geleceği adına hakkımız yok. Bakınız, yine, daha önce, Tunceli Hozat’ta insanların polis kayıtlarında fişlendiği, özel nitelikli verilerinin sonuna kadar depolandığı 2013 yılında Malatya Cumhuriyet Savcılığının dosyasında ortaya çıktı. Dolayısıyla, şaibeli, sabıkalı bir iktidarsınız ve sizleri bu konuda duyarlı olmaya çağırıyorum.
Değerli arkadaşlar, Anayasa’mızda 20’nci madde varken bu yasa tasarısı Anayasa’mıza açıkça aykırıdır. Yine, bakınız, Anayasa Mahkememizin daha önce verdiği bir iptal kararından bakarsanız -özel ve aile hayatına saygıyı anımsatmış Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8’inci maddesini- günümüz teknolojik gelişmesiyle veri eşleştirme, veri madenciliği yöntemleriyle birbirinden ayrı tutulan bilgiler arasında analiz yapılarak yeni verilere ulaşıldığı anımsatılan kararda, kişisel verilerin ticari işletmeler için kıymetli varlık kazandığı ve risklerin giderek arttığı tespiti yapılmıştır. Dolayısıyla, kişisel verilere özenmek zorundayız. Bu iktidarın, bu anlayışın kişilerin canını yeteri kadar korumadığını biliyoruz, dolayısıyla duyarlı olmamız gerekiyor.
Hepinize saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Siyasi parti grupları adına olan konuşmalar sora ermiştir, şahısları adına olan konuşmalara geçiyorum.
Serap Yaşar, AKP İstanbul Milletvekili.
SERAP YAŞAR (İstanbul) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce dün Ankara’da yaşanan terör saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza ve bu sabah Diyarbakır’da askerî araca yönelik yapılan bombalı saldırıda şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı dilemek istiyorum, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum.
Bugün Genel Kurul gündeminde 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın birinci bölümü üzerine şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
İnsan haklarının korunması bilincinin gelişmesiyle kişisel verilerin işlenebilmesi ve etkin bir denetime tabii tutulması daha da önem kazanmıştır. Söz konusu yasa tasarısıyla kişisel verilerin kaydedilmesi ve muhafazasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Yasa tasarısının Adalet Komisyonunda görüşülmesi sırasında siyasi parti gruplarının olumlu katkılarıyla Genel Kurul gündemine getirilmiştir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı Hükûmetimizin önem verdiği, halkımızın beklediği, Avrupa Birliği standartları bakımından da son derece önem arz eden, özellikle ekim ayında başlamasını planladığımız vize muafiyeti düzenlemesi bakımından da öncelikler arasında yer alan yasa tasarılarından bir tanesidir.
Türkiye’de kişisel verilerin korunmasına ilişkin müstakil bir düzenleme bugüne kadar, maalesef, yapılmamıştır. 2002 yılından beri çok çeşitli konularda, vatandaşımızın da beklentisi dikkate alınarak pek çok konuda yasal düzenlemeler yapılıp çözüme kavuşmuş olmakla birlikte, bana göre, açıkçası gecikmiş bir yasal düzenlemedir. Dün Genel Kurulda görüşmeye başladığımız yasa tasarısıyla ilk defa ve kapsamlı bir yasal düzenlemeyle Genel Kurul gündemindedir.
Kişisel veriler gerek özel sektör ve gerekse kamu sektörü tarafından bilişim sistemleri üzerinden, aslında biz istesek de istemesek de, modern yaşamda, artı, teknolojinin de gelişmesiyle kayıt altına alınmaktadır. Bu bilgilerin kullanılması bireyler ile mal ve hizmet sunanlar bakımından bazı kolaylıklar sağlasa da, söz konusu bilgilerin istismar edilme riskini bertaraf edememektedir. Tam da bu amaçla bu yasa hazırlanmış ve benim de mensubu olduğum Adalet Komisyonunda muhalefet partilerinin öneri ve katkılarıyla bugün Genel Kurulumuzun gündemine getirilmiştir.
Bu yasanın öncelikli amacı, kişisel verilerin işlenmesinin disiplin altına alınması, temel hak ve özgürlüklerin korunmasıdır. Bunun dışında, aslında Türk Ceza Kanunu’nda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 135 ve devamı maddelerinde kişisel verilerin hukuka aykırı olarak elde edilmesi, kaydedilmesi veya ifşa edilmesi fiilleri suç olarak düzenlenmiş ve cezai bir yaptırıma bağlanmıştır. Buna karşılık, kişisel verilerin işlenmesine yönelik özel bir kanunun, derli toplu, bütün hükümleri içeren bir kanunun bulunmaması bu fiillerin ne zaman hukuka aykırı, ne zaman hukuka uygun olduğunun belirlenmesinde birtakım tereddütleri de beraberinde getirmiştir. Uluslararası belgeler mukayeseli hukuk uygulamaları ve ülkemizin ihtiyaçları göz önüne alınmak suretiyle hazırlanan tasarıyla kişisel verilerin çağdaş standartlarda işlenmesi ve koruma altına alınması amaçlanmaktadır.
CEYHUN İRGİL (Bursa) – Dünyanın neresinde mezhep soruyorlar?
SERAP YAŞAR (Devamla) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle kişisel verilerin korunmasına yönelik önemli bir düzenleme hayata geçirildi. Anayasa’mızın 20’nci maddesine eklenen üçüncü fıkrayla kişisel verilerin korunması temel bir anayasal hak olarak koruma altına alındı ve bunun bir gereği olarak da kişisel verilerin korunmasına ilişkin usul ve esasların kanunla düzenleneceği anayasal hükme bağlanmıştır.
Kişisel verilerin korunması konusunda yapılan yasal düzenlemeyle bu konuda düzenleyici ve denetleyici bir kurum kurulması öngörülmüştür. Bu kanundaki düzenlemeler, aynı zamanda, Avrupa Birliği müzakere fasıllarından olan “yargı ve temel haklar”, “polis iş birliği”, “bilgi toplumu ve medya”, “tüketici ve sağlığın korunması” adı altında 4 fasılla çok yakından ilgilidir.
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; kişisel verilerin korunmasına ilişkin Avrupa Birliği üyesi ülkeler başta olmak üzere, birçok ülkede özel kanunlar bulunmaktadır. Bu tasarının yasalaşmasıyla birlikte kişisel veriler Avrupa Birliği standartlarında bir koruma altına geçecektir.
Tasarının birinci bölümünde özellikle kişisel verilerin işlenmesi düzen altına alınmakta, buna ilişkin genel ilkeler belirlenmektedir. Kişisel veriler ancak ilgili kişinin açık rızasıyla işlenecek, özel nitelikli kişisel veriler tanımlanmış ve işlenmeleri özel hükme bağlanmıştır.
Muhafaza edilmesine artık ihtiyaç duyulmayan veriler silinecek, yok edilecek, anonim hâle getirilecektir. Yasa tasarısıyla verilerin ilgilinin açık rızası olmaksızın üçüncü kişilere aktarılması yasaklanmıştır.
Yine, bu bölümde kişisel verilerin yurt dışına aktarımı özel olarak düzenlenmiş, ilgili kişinin açık rızası olmaksızın yurt dışına aktarılamayacağı hükme bağlanmıştır. Bu açık rızanın altını çizmek istiyorum. Bu kişi hak ve hürriyetlerine verilen değerin bir göstergesidir.
Veri sorumlularına ilişkin kişileri aydınlatma yükümlülüğü; verileri işlenen kişilere ise bilgi edinme ve düzeltme hakları gibi haklar getirilmektedir.
Tasarıyla, bir veri sorumluları sicili kurulması öngörülmektedir. Bu sicil kurulun gözetiminde kamuoyuna açık olarak tutulacak ve veri işleyen gerçek ve tüzel kişiler… (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Kendileriyle ilgili bilgileri edinme hakkına sahip olacaktır.
Sözlerimi beş dakika içerisinde aslında toparlayamadım.
Bu benim ilk deneyimim.
Çok teşekkür ediyorum hoşgörünüz için, sağ olun.
Teşekkürler.
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Yaşar. Sayın milletvekilleri, sadece kadın milletvekillerimize bir pozitif ayrımcılık yaparak sözlerini tamamlaması için ilave bir dakikalık süre veriyorum. Bugün böyle bir uygulama yaptım, bunun bilginize sunuyorum. (AK PARTİ, CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
Şahsı adına ikinci konuşmacı Mizgin Irgat, Bitlis Milletvekili.
MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu an görüşülmekte olan Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı aslında amaç maddesinden başlayarak son maddesine kadar yani 30’uncu maddeye kadar birtakım sorunları içermekte ve aslında bu hâliyle yasalaşması Türkiye açısından, geleceğimiz açısından çok tehlikeli bir sürece doğru bizi götürdüğü çok açık. Öncelikle bunu dile getirmek gerekiyor. Bu Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın amacı aslında bir gözetim toplumunu oluşturmak. Yani toplumu kişilerin hak ve yükümlülüklerini, yaşam tarzlarını, geçmişlerini, sağlık verilerini bir bütün dizayn etme, izleme ve gözetlemeyi amaçlamaktadır. Yasa tasarısına baktığımızda ise söz konusu amaç aslında eksik belirtilmiştir. Bahsedildiği şekliyle özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak olarak dile getirilen amaç aslında yasa hazırlanırken dikkate alınması gereken Avrupa direktifiyle çelişmektedir. Avrupa direktifinde rıza ve meşru amacın hep birlikte olması gerektiğine işaret eder fakat biz bu yasa tasarısının amaç kısmının ve genelinin, bu meşru amacı çok iyi bir şekilde açıklamadığını net görmekteyiz. Yani kişilerin kişisel verilerinin neden kayıt altına alınması ve bu kaydı tutanların neden korunması gerektiği ve bu kurulun neden kurulmuş olduğuna ilişkin cevapları eksiktir.
Bu yasanın meşru amacı toplumu ikna edecek düzeyde değildir. Dolayısıyla da devamı maddelerinde tartışacağımız bu yasa maddesi istisnalarla, eksik olan bu meşru amacı da aslında geriye itmektedir ve dolayısıyla da insan hak ve özgürlükleri bağlamında, bireyin temel hak ve özgürlüklerine ciddi bir saldırıyı teşkil etmektedir. Ve bu hâliyle bu yasa tasarısı geçmesi noktasında ileride, hem mahkemelerde hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde hem Anayasa Mahkemesinde yürütülecek sayısız davanın gerekçesi olduğunu düşünmekteyiz.
Türk Ceza Kanunu’nda buna ilişkin düzenlenen uygulamayı ve yasa maddelerini de aslında bir şekilde ortadan kaldıran bu yasa tasarısının gerekli ve yeterli şekilde biz tartışılmadığını düşünüyoruz. Çünkü burada yasanın kuruluş amacına baktığımızda ve burada kurulmak istenen özellikle kurulun kuruluş şekline baktığımızda, bunun teokratik, diktatöryal rejime doğru, Hükûmetin aslında bir memuru statüsünde çalışacak bu kurulun da bu komisyonda belirlenen, bu tasarıda belirlenen bu amaca hizmet etmeyeceğini düşünüyoruz.
7 üyeden oluşan kurulun 3 tanesinin Cumhurbaşkanı, 4 tanesinin Bakanlar Kurulu eliyle seçilmesi, başkanı ve başkan yardımcısının dahi bu kurulun seçemeyeceği şeklindeki düzenlemeye de baktığımızda, ciddi tehlikeleri barındıran söz konusu tasarı yeniden gözden geçirilmeli ve eminim tamamı reddedilecek muhalefet partilerinin önergeleri dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Merkezî bir gözetim toplumu yaratılırken, burada bireyin hak ve özgürlüklerinden ziyade devletin kurum ve kuruluşlarının nasıl daha rahat çalışacağı, bu verileri nasıl sorunsuz ve eleştirisiz bir şekilde başka ülkelere, kıtalara sunacağı ya da gerçek ve tüzel kişilerin bu konuda ticari amaçları doğrultusunda kullanacağı, bu verileri nasıl kullanacağı noktasında, aslında buna hizmet eden tarzda düzenlenmiş bir tasarıdır. Evet, bu yasa tasarısı bir bütünel toplumu gözetleyen, kadınıyla erkeğiyle, cinsel yönelimi, ırkı, etnik kökeniyle toplumu fişleyen bir yasa tasarısıdır. Bu yasa tasarısının ismi tam da böyledir. Hiç süslemeyelim, amacını farklı şekilde yansıtmayalım; bu yasa tasarısının tek bir amacı vardır, bugüne kadar aslında fiilî yapılan fişleme işleminin bir yasa tasarısı adı altında resmî bir şekilde yürütülmesidir.
Yasa başta farklı bir amaçla anlatılmakta, devamı maddelerindeki istisnalarla bu amaçtan bir bütünel uzaklaşılmaktadır. En büyük veriyi tutan, devlet; verilerimizin tamamını en çok kullanan, devletin kurum ve kuruluşlarıdır fakat bu yasanın istisna maddesine baktığımızda ise bu söz konusu kuruluşlara bir muafiyet tanınmaktadır. Yani burada birey-devlet dengesi orantısız bir şekilde birey aleyhine yürütülmüştür. Yani bizim fakültelerde çokça tartıştığımız bir konu vardı: Devlet mi halk içindir, halk mı devlet içindir? Bu yasa tasarısında cevap: Halk devlet içindir, her şey devlet için meşrudur. Dolayısıyla da bireyin yaşamı, bütün hayatı, etnik kökeni, kıyafeti bir bütünel siyasi düşüncesiyle bir gözetim toplumu çerçevesinde bir sisteme oturtulmakta ve bu yasanın adı fişleme yasasıdır.
Bu anlamıyla söz konusu yasa ciddi tehlikeleri barındırmaktadır; değişime, yeniden tartışılmaya ihtiyaç duymaktadır.
Teşekkür ediyorum.
1 saatlik aradan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin 41’inci Birleşiminin Dördüncü Oturumunda, 117 sıra sayılı Kanun Tasarısı’nın görüşmelere kalınan yerden devam edildi. Bu bölümde on beş dakika süreyle soru-cevap işlemi yapıldı.
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Sayın Başkan…
BAŞKAN – Bir saniye, soru-cevap işlemine başlamadan önce Sayın Tanal’ı görüyorum, söz talep ediyor. Sayın Tanal, dinliyorum sizi.
CHP Milletvekili MAHMUT TANAL (İstanbul) – Değerli Başkanım, bu mevcut olan tasarı, kişilerin cinsel hayatının kişisel veri olarak kayıt altına alınmasına ilişkin tasarı şu anda bizim huzurumuzda. Bu cinsel hayatın, tabii, özel veri olarak kaydedilmesi bu devletin hangi ihtiyacından doğdu, bu hangi gereklilikten doğdu? Yani, bu toplumun cinsel hayatının performansına devletin ihtiyacı niye doğar? Bu, Anayasa’mızdaki özel hayatın gizliliğine aykırı olduğu için, öncelikle bu Anayasa’ya aykırılık iddiamızın Sayın Meclis Başkanlığınızca gündeme alınarak bunun değerlendirilmesini talep ediyorum. Ne için? Çünkü, komisyonda bu konuda Anayasa’ya aykırılıkla ilgili bir talep olmamış Sayın Başkanım. Bunu değerlendirmenizi arz ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Tanal, siz de gayet iyi biliyorsunuz ki, İç Tüzük’ümüzün 38’inci maddesine göre, komisyonlar kendilerine havale edilen tasarı veya tekliflerin öncelikle Anayasa’nın metnine ve ruhuna uygun olup olmadığını tetkik etmekle yükümlüdürler. Komisyon bu inceleme sonucunda o tasarı veya teklifin Anayasa’ya aykırı olduğuna kanaat getirirse maddelerine geçilmesini reddeder, hiçbir şekilde tasarı ve teklifi görüşmez ve reddedilmiş sayılır. Komisyon bu değerlendirme konusunda, daha doğrusu 38’inci maddeye göre Anayasa’ya aykırılık değerlendirmesi yapmadığına göre, komisyon bu -görüşmeyi- tasarıyı tümü üzerinde, maddeleri üzerinde görüşerek çalışmasını tamamlayıp Genel Kurula gönderdiğine göre, Genel Kurulun bu konuda yapacağı herhangi bir işlem bulunmamaktadır.
Bitmedi açıklamalarım. Ayrıca, İç Tüzük’ün 84’üncü maddesine göre, tasarı ve tekliflerin herhangi bir maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu siyasi parti grupları veya mükellef milletvekilleri önergelerle ileri sürebilir. Bu aykırılık Genel Kurul tarafından ciddi görülür ise önergenin kabul edilmesi suretiyle o maddenin tasarı ve tekliften çıkarılması sağlanır. Bütün bunlar dışında Başkanlık Divanının Anayasa’ya aykırılık iddiası konusunda yapacağı herhangi bir şey yoktur Sayın Tanal.
Teşekkür ederim.
Sorulara başlıyorum ve ilk soru her zamanki gibi Sayın Tanal’ın. Buyurun Sayın Tanal.
- KAZIM ARSLAN (Denizli) – Yargı Bağımsızlığı, Bakanlıkların Kiraları ve Uygulamalı Eğitime Geçiş hakkında
- NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Büyükşehir Yasası ile ilgili bir konuda
- ÖZKAN YALIM (Uşak) – İstanbul Hadımköy Hapishanesi’nde yatan 25 tane istihbarat sorumlusu hakkında
- ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) – 4/C’li personele ek ödeme konusunda
- GÜLAY YEDEKÇİ (İstanbul) – Yassıada’daki doğa katliamı ve yeşil katliamı hakkında
- ERKAN AYDIN (Bursa) – Yas ilan edilmesi hakkında
- CEYHUN İRGİL (Bursa) – Can Dündar ve Erdem Gül’ün Halk TV izlemeleri hakkında
- SERKAN TOPAL (Hatay) – Sosyal medyada ve İnternet sitelerinin bazılarında 2 bin kişilik silahlı grubun Türkiye’den Suriye’nin Azez şehrine girdikleri iddiaları hakkında
MAHMUT TANAL (İstanbul) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli Bakan, değerli milletvekilleri; tasarının 6’ncı maddesinde kişilerin cinsel hayatı veri olarak kaydediliyor. Tabii, bu, vatandaşımızın cinsel hayatı hangi ihtiyaçtan doğdu? Devletin vatandaşların cinsel hayatını veri olarak kayıt altına almasını gerektiren gereklilik nedir? Burada, vatandaşımızın cinsel performansını ölçmek için devletin hangi ihtiyacı var? Burada damızlık insan mı aranıyor? Bu Hitler döneminde ari ırk zihniyeti vardı, o ari ırk zihniyetinin bir yansıması mıdır bu? Bu açıdan, Sayın Bakanlık bize eğer açık, net bilgi verirse… Ayrıca bu, Anayasa’nın özel hayatın gizlilik ilkesine de aykırılık teşkil etmiyor mu?
Teşekkür ederim.
Kişisel Verilerin Korunması kanunu ile ilgili bu sorudan sonra,
sorular soruldu. Bakanlar da bu soruların bazılarına cevap verdiler. Tanal’ın sorusuna verilen cevap şöyleydi;
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tasarının 6’ncı maddesi özel nitelikli kişisel verilerin nasıl korunacağına ilişkin bir düzenleme getirmektedir. Esasında maddenin (1)’inci fıkrasına baktığımızda özel nitelikli kişisel verilerin ne olduğunu ifade ediyor ve bunların işlenmesi, kişinin rızası olmaksızın işlenmesinin yasak olduğu (2)’nci fıkrada açıkça ifade ediliyor. Daha sonra (3)’üncü fıkrada ise rıza olmaksızın işlenebilecek istisnai iki hâli düzenleniyor. Birisi, kanunda yazan hâl, diğeri ise sağlıkla ilgili bazı verileri burada ifade ediyor. (4)’üncü fıkrasında ise özel nitelikli kişisel verilerin (2)’nci ve (3)’üncü fıkradaki kurallar yanında (4)’üncü fıkraya göre kişisel verileri koruma kurulu tarafından alınacak yeterli önleme kurallarına da uyulmasını şart koşuyor, sadece buradaki yasakları değil, aynı zamanda kişisel verileri korumu kurulunun ortaya koyacağı kurallara da uyma zorunluluğu getiriyor. Esasında bu madde, hassas kişisel verilerin daha fazla korunması için kurallar içeren bir maddedir, bunları daha fazla korumaktadır.
“Sağlıkla ilgili, cinsel hayatla alakalı veriler neden burada yer alıyor?” şeklindeki değerlendirme de, esasında bizim Türk Ceza Kanunu’nun 135’inci maddesine baktığımız zaman orada cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına ilişkin kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde işlenmesini suç olarak tanzim ediyor ve bunu bir cezai yaptırıma bağlıyor.
Bu maddenin (3)’üncü fıkrasına baktığımız zaman ise, “Kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbî teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi ile sağlık hizmetlerinin planlanması, yönetimi ve finansmanı amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından işlenmesi.” (1)’inci fıkrada hassas veriyi koyuyor, (2)’nci fıkrada cinsel yaşamla ilgili verilerin işlenemeyeceğini hükme bağlıyor; bu veri işlenemez, kişisin açık rızası olmadıkça yasaktır, o yasağı getiriyor. Ayrıca, (3)’üncü fıkranın içerisindeki b) bendi ise buna bir istisna getiriyor. Ne istisnası? Sağlıkla ilgili olması hâlinde bu işlenebilir. Yani, siz, cinsel yaşamınızla ilgili bir sağlık sorunu yaşadığınızda, hastaneye gittiğinizde doktorlar size soru sormayacak mı, siz o doktora cevap vermeyecek misiniz? Vatandaşımızın tedavi hakkı ve orada gerekli cevapları alması ve bununla ilgili birtakım verilerin kaydolması zorunlu olduğu zaman bunu kaydetmeyecek mi? Bu bir zorunluluktan konmuştur, yoksa devletin güvenliğiyle falan alakası yok. Sadece sağlıkla ilgili konularda, teşhis ve tedavi süreçlerinde, gerekli olduğu zaman, tabipler tarafından, sağlıkla ilgili birimler tarafından bunun işlenmesi için bir kural getiriliyor; yoksa (1)’inci fıkra “hassas veri” diyor, (2)’nci fıkra işlenmeyi yasaklıyor, o zaman işleyemeyecek ama bu kuralı koyduğumuzda bu istisna çerçevesinde işlenecektir. Ayrıca, Avrupa Genel Veri Koruma Regülasyon Taslağı’nın 9’uncu maddesindeki -bu taslak bu sene içerisinde yürürlüğe girecek taslak- taslağın içerisindeki hassas verilerle ilgili, 9’uncu maddesinde -maddeyi de veriyorum, bakabilirler- “genetik veriler ya da sağlık veya cinsel yaşam…” ve devam ediyor. Bunlara dair verileri nitelikli kişisel veri olarak kabul edilmiş, kural olarak işlenmelerinin yasak olduğu belirtilmiş ancak işlenebileceği hâller de öngörülmüştür. Bunlardan bir tanesi bu sağlıktır. Onun için, bu, sağlıkla ilgili bir husus olduğu için burada konulmuştur, aksi takdirde işlenmesi mümkün olmayacaktır. O nedenle, bu konudaki değerlendirmenin isabetli olmadığını, amacın da tamamen bu olduğunu burada ifade etmek isterim.
BAŞKAN – Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır. Şimdi, birinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza sunacağım.
1’inci madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın 1’inci maddesinde yer alan “özgürlüklerini korumak ve” ibaresinin “özgürlüklerini korumak suretiyle” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Baki Şimşek(Mersin), Arzu Erdem(İstanbul), Nuri Okutan (İsparta), İsmail Faruk Aksu (İstanbul), Kamil Aydın (Erzurum), İsmail Ok (Balıkesir), Erkan Haberal (Ankara)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve ilgili kişilerin bilgisi ve rızası dahilinde kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.”
Namık Havutça (Balıkesir), Ömer Süha Aldan (Muğla), Özkan Yalım (Uşak), Cemal Okan Yüksel (Eskişehir), Zeynel Emre (İstanbul), Haydar Akar (Kocaeli)
BAŞKAN – Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın 1’inci maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 1- Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korurken kişisel verilen işleyen gerçek ve tüzel kişiler, kamu kurum ve kuruluşlarının yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.
İdris Baluken (Diyarbakır), Osman Baydemir (Şanlıurfa), Bedia Özgökçe Ertan (Van), Meral Danış Beştaş (Adana), Mahmut Celadet Gaydalı (Bitlis), Mizgin Irgat (Bitlis)
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge üzerinde Mizgin Irgat, Bitlis Milletvekili.
MİZGİN IRGAT (Bitlis) – Tekrar merhaba.
Sayın Başkan, sayın üyeler; hepinizi selamlıyorum.
Evet, aslında ara vermeden önceki konuşmamda da dile getirdiğim gibi 1981’den beri beklenen yasa tasarısı belki de toplumda ya da hukukçular nezdinde acaba nasıl bir yasa çıkarılacak? Bu yasayla topluma nasıl bir mesaj verilecek? Nasıl bir ilerleme kaydedilecek? Avrupa Birliği noktasında gelgitleri yaşayan Türkiye siyasetinde, Hükûmet politikasında sadece kişisel verileri koruma yasasıyla ilgili bu usul ve esası, bu uyumu sağlama niyetini aslında biz bu yasayla topluma çok iyi anlatamadık diye düşünüyorum.
Kişisel verilerin korunması yasa tasarısının çıkış gerekçesi nedir? Kişisel veriler neden korunmak istenir? Kişisel veriler bir bireyin, toplumun ve Türkiye’de yaşayan tüm etnik kökenlerin, bir bütünel eğilimlerin, bütün verilerin neden bir yerde toplanılmak istenir ve bu toplanan veriler için koruma yasası neden çıkarılmıştır? Bütün bunlar aslında cevaplanmayı bekleyen sorular olarak karşımızda durmaktadır.
Evet, her birimizi, gelecekte doğan çocukları ve bir toplumu çokça yakından ilgilendiren söz konusu yasa tasarısı AKP Hükûmetinin yıllardır uygulamış olduğu iyi bir şeyler yapıyormuşum görüntüsü adı altında yapmış olduğu; yine Hükûmeti totaliterleştiren, aslında merkezi hükûmet güçlendiren bir yaklaşım olarak görüyoruz ve bu yasa tasarısı da böylesi bir yaklaşımın ve politikanın sonucu olarak alelacele çıkarılmıştır.
Aslında bugün burada bizler çok önemli sorunlarımızı konuşmamız gerekiyordu. Türkiye’de şu an sokağa çıkma yasağı adı altında uygulanan uygulamalar, hâlâ hastaneye gitmeyi bekleyen yaralılar varken ve her gün sokağa çıkma yasağı ilanları günbegün artırılırken burada bu, iyi açıklanmamış, iyi gerekçelendirilmemiş, “Avrupa direktifi” denilip de direktife uyum sağlamayan söz konusu yasa tasarısını tartışıyoruz ve yasalaştırmaya çalışıyoruz. Burada yapılmak istenen tek şey şu: Burada, “kişisel verileri koruma” adı altında birinci amaç Türkiye’de yaşayan bütün insanların fişlenmesidir, diğer bir amacı da bu verilerin ticarileşme noktasında ülkelere, tüzel kişilere ve ticari şirketlere satılmasıdır. Dolayısıyla da bu yasa tasarı bu hâliyle eksiktir. Yeterli tartışmalar yapılmadan, sivil toplum kuruluşlarının, hukukçuların, yargıçların ve belki de bu işe mesai harcayan insanların görüşleri yeterince alınmadan birkaç akademisyenin ama Hükûmete yakın bu görüşleri destekleyen akademisyenlerin görüşü alınarak eksik bir yasa tasarısı burada kanunlaştırılmaya çalışılmaktadır. Dolayısıyla da aslında biz kişisel verileri burada irdelerken birey ve toplum ilişkilerini, birey ilişkilerini, hepsini yeniden gözden geçirmemiz gerekmektedir. Evet, bütün bunları tartışırken birey neden vardır, devletin gözünde birey nedir, halk nedir? Bunların hepsinin tartışmaya açıldığı bu yasa tasarısında, biz, devletin, Hükûmetin güdümünde otoriterleşen bir sisteme gittiğimizi çok net görmekteyiz. Dolayısıyla da bu kanunun amacı, anlatıldığı gibi temel hak ve özgürleri koruma değildir, devletin daha çok gözetlediği, daha çok hükmedeceği, daha çok baskı kuracağı bir sistemi kurmaktır. Dolayısıyla da biz bu yönüyle söz konusu yasa tasarısını eleştiriyoruz, yasa tasarısının ileride telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağı noktasında çok ciddi kuşkular taşımaktayız. Devlet bireyi gözetlerken, bireyin yaşam koşullarına, değişen yaşam sistemine de bir şekilde aslında müdahale etmektedir. Yani, burada biz, devletin topluma müdahalesini çok net bir şekilde bireyin yaşamına müdahale eden ve aslında AKP Hükûmetinin iktidarı süresince topluma dizayn getirdiği, topluma yeni bir şekil, yeni bir dil, yeni bir sistemi getirmesinin başka bir versiyonudur, bu yasa bu uygulamanın bir devamıdır. Dolayısıyla da bu yönüyle bizim açımızdan sakıncalıdır ve değişmesi, yeniden gözden geçirilmesi, sunduğumuz önergelerle güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İleri ki maddelerde de tamamen çıkarılması gereken yasa maddeleri var tasarıda. Bu tasarının bu maddelerinin de zaten söz konusu tasarıdan çıkarılması gerekmektedir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı’nın 1’inci maddesinin (1)’inci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 1- (1) Bu Kanunun amacı kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumak ve ilgili kişilerin bilgisi ve rızası dahilinde kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları düzenlemektir.”
Ömer Süha Aldan (Muğla) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katlıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKANVEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge hakkında Ömer Süha Aldan, Muğla Milletvekili.
Buyurun Sayın Aldan. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakikadır.
ÖMER SÜHA ALDAN (Muğla) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yasanın 1’inci maddesinde aslında kişisel veri sahibinin temel hak ve özgürlükleriyle o verileri bir anlamda fişleyecek ya da inceleme altına alacak kesim arasındaki bir denge kurulmaya çalışılmış, amaç maddesi olarak bu belirtilmiş.
Şimdi, aslında bu yasanın üç tarafı var. Birincisi, kişisel veri sahibi olan kişi var, bunun temel hak ve özgürlüklerini korumak son derece önemli. İkincisi, o kişinin içinde yaşadığı toplumu idare eden devletin o kişisel veriler hakkında bilgi sahibi olması gerekliliği var. Üçüncüsüyse, bu kişisel verilerin ticari amaçla kullanılması var. Belki söze şöyle de başlamak mümkündü: Biraz önce tatsız bir şekilde “yerli” tartışmasını yaşadık. Aslında yerli-yabancı tartışmasının asıl nedeni bu yasanın amaç maddesidir.
58
Ulusal yargı ağımız giderek önemini yitirmektedir. Dünyada öyle bir noktaya doğru gidiyoruz ki küreselleşmenin etkisiyle şirketler artık dünyaya egemen olmaya başlayacaklar. Bir süre sonra şirketlerin hukuku her ülkede etkin olmaya başlayacak. Bunların tipik örneği budur. Aslında bu yasayla temel amaç o kişisel verileri bir güvence altına almaktan öte, o kişisel verilerin ticari özelliklerini pazarlamadır. Dünyada şu anda belki en değerli meta bir bireyin, 6 milyar insanın yaşadığı dünyadaki insanların kişisel verileridir. O kişisel veriler bir anlamda bir toplumun genel özelliklerini saptamada, o topluma yönelik birtakım operasyonlar yapmada önemli bir etken olarak karşımıza çıkacaktır. Biz buna direnemiyoruz. Aslında bireylerin yerli ya da yabancı olmaları üzerindeki tartışma yerine, bu küresel güçlerin dayatmasına yönelik düzenlemeler karşısında ne kadar dik durabiliyoruz onun arayışı içinde olmak durumundayız.
Değerli milletvekilleri, bu yasada maddelerin sırası geldikçe pek çok konuyu gündeme getireceğiz; örneğin 6’ncı madde, örneğin istisnaları kapsayan 28’inci madde, örneğin bu Kişisel Verileri Koruma Kurulunun nasıl yapılanacağına dair maddeler, bunlarla ilgili birtakım düzenlemeleri yapacağız ama ben bu noktada işin bir de başka boyutuna değinmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, evet, dış dünyanın, küresel güçlerin birtakım dayatmasına engel olamıyoruz, onların etki alanı içindeyiz. Bu çerçevede, dün olan olaylar var, pek çok insanımızı kaybettik. Meclisimize çok yakın mesafedeki dünkü patlamada yaşamını yitiren, şehit olanlardan biri benim oğlumun ilkokul arkadaşıydı, sivil memurdu. Böyle bir yaşamı herhâlde hiçbir zaman istemezdi ama kaybolup gitti gepegencecik bir yaşta.
Bunun elbette ki bir anlamı var, Ankara’nın göbeğinde Genel Kurmayın karargâhına yapılmış bu saldırının bir anlamı var. Bence bunun temel nedeni, Türkiye’yi bir yerlere çekmektir. “Siyasi otoriteyi razı edelim, bunun yanında, olmadı, orduyu da tahrik edelim.” düşüncesi egemen olmuştur. Bu konuda sağduyulu davranmak durumundayız.
Türkiye’nin kendi içindeki sorunlarıyla yeterince başı beladadır. Kendi topraklarımız dışındaki birtakım maceralara girmeye gerek yoktur ve bu noktada terör konusundaki en önemli özellik de ortak duruştur, ortak tavırdır. Bu tavrı sergilemek durumundayız. Bugün sanki bir şey olmamış gibi her şey gelip, geçip gidebiliyor. Elbette ki terörün en önemli silahlarından bir tanesi, insanları kaosa itmektir. Bundan kurtulmak durumundayız. Ama, şunu unutmayalım: Bu yangın giderek büyümektedir. Yangını tek taraflı çözmek de mümkün değildir.
Ortak aklı egemen kılalım diyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Aldan.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın 1’inci maddesinde yer alan “özgürlüklerini korumak ve” ibaresinin “özgürlüklerini korumak suretiyle” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ruhi Ersoy (Osmaniye) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Önerge hakkında Ruhi Ersoy, Osmaniye Milletvekili…
Buyurun Sayın Ersoy. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakikadır.
RUHİ ERSOY (Osmaniye) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; üzerinde tartışılan konu aslında bir noktada mahremiyetle ilgilidir. Mahremiyet muhafazakâr dünya görüşünde çok önem ifade eden bir kavramdır. İnsanlığın yeryüzü serüveninden bu tarafa kutsal olan ilişkileri onun yaratılışında var olan, hilkatinde var olan hayasının gereği, birtakım duygu ve düşüncelerini inanç sistemiyle beraber geliştirmesine sebebiyet vermiştir. İlk insandan bu tarafa örtünme duygusu bunun temel bir göstergesidir. Hayatın değişim dinamikleri yazılı, sözlü, elektronik kültür ortamları ve insanlığın yaşadığı çağlar her döneme göre kendisine birtakım mahremiyetler inşa etmiş ve kişiye ait, aileye ait değerlerin muhafaza etmiştir. Oysa bugün insanlık içerisinde bulunduğu henüz daha modernitenin bir şekliyle sonucu olan ama postmodern süreci de beraber yaşayan bir ikilemde bizim gibi de daha gelişmekte olan gecikmiş bir moderniteyle erken gelen postmodern dalga arasında sıkışmış ülkelerdeki bu tür sorunlar siyasetin de, insanlığın da temel problemi olur.
(Gürültüler)
RUHİ ERSOY (Devamla) – Benim yüce Parlamentoya saygım sonsuz, yerlerinde olsam dinlerdim.
59
Sayın Başkanım…
BAŞKAN – Sayın Ersoy, bir saniye efendim.
Sayın milletvekilleri, Sayın Hatibi dinleyelim lütfen. Teorik bilgilerin de olduğu bir konuşma yapıyor. Lütfen…
RUHİ ERSOY (Devamla) – Değerli arkadaşlar, burada, tabii, bir akademik ve entelektüel birikim ifadelerini yansıtmak istemiyoruz ama bu kürsü vesile olsun. Özellikle çoğunluğu oluşturan iktidar partisini, belki okumakta ve düşünmekte fırsat bulamadığı bazı kavramlardan haberdar edebilir miyiz diye de özel bir gayretimiz var. Fark ediliyor mu, bilmiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlarım, sayın milletvekilleri; bugün içerisinde bulunduğumuz dünyada evimizde televizyon açamıyor; her çocuğumuzun cebine koyduğumuz akıllı telefonlarla sosyal medya üzerinden dünyaya entegre ettiğimizi düşündüğümüz hayatın içerisinde mahremiyetlerimizi olduğu gibi yaşam tarzımızın, neredeyse yediğimiz, içtiğimiz mutfağımızdan özel hâllerimize kadar dünyaya servis edildiği bir süreç yaşıyoruz. Bugün, oranlara ve istatistiklere bakıldığında Türkiye’deki İnternet, Facebook ve Twitter kullanıcısı sayıları, demokrasinin gelişmesi ve sahip olduğumuz imkânlar açısından çok güzel fakat bunlarla ilgili denetimle beraber kontrol sadece siyasal gelişmelerde birtakım olağanüstü hâllerde devreye giriyor. Bir Gezi Parkı hadisesinde, bir terör olayında veyahut da bir tape meselesinde ya da bir yolsuzluk iddiasının olduğu siyasal gündemlerde bunlar yasaklanırken, bugün itibarıyla mahremiyeti muhafaza etme noktasında muhafazakâr parti acaba bunun ne kadarını muhafaza edebiliyor?
Gelişmiş toplumlarda, Batı ülkelerinde İnternet ve Facebook üzerinden birtakım özel sitelere ulaşma yaş oranı ve denetlenebilirliği nedir? Bugün Türkiye’de bunların denetlenebilirliği nedir? Denetleyebiliyorlar mı? Yoksa bu konuda bir kaygı yok mu? Türkiye’de muhafazakâr değerler üzerinden söylem geliştirip liberal yaşam tarzını dayatarak bir şekliyle toplumun başkalaşmasına zemin hazırlayan bir politik süreç mi yaşanıyor? Biz, bunu geçmişteki konuşmalarımızda da söyledik. Peyami Safa’nın Fatih-Harbiye’sinde olduğu gibi Fatih’ten oy almak için Fatihçilik yapmak ama oy aldıktan sonra uygulamalarımızı ne hikmetse Harbiyeci olarak yapmak, Şişlici olarak yapmak ve bunun ikisinin arasında gençlerimizi, toplumumuzu, muhafazakâr değerler üreten insanlarımızı, ürettikleri değerleri muhafaza etme noktasında yeni değerler üretmeyerek bir tarafa bırakmak. Bu millet bunu hak etmiyor, bu devlet bunu hak etmiyor, bu toplum bunu hak etmiyor.
Mesele, sadece ve sadece muhafaza etmek ve muhafazakârlık adına özel bilgilerin mahremiyetini bir şekliyle kanunla sınırlamakla elbette ki iyi işler yapılıyor. Bu, daha da gelişmelidir ve iyi hâle getirilmelidir. Ama mahremiyeti ve muhafazakârlığı savunan, aile değerlerini savunan iktidar partisinin de bu değerleri muhafaza etmek adına ne yaptığını bu kürsüden sormak istiyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Ersoy.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
1’inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… 1’inci madde kabul edilmiştir.
Sayın Murat Emir, sisteme girdiğinizi görüyorum.
Sayın Murat Emir yok herhâlde.
Sayın Pekşen, biraz önce 60’a göre söz talep ettiğinizi söylediniz ama sistemde kaydınızı göremedim. Giriş yaparsanız söz vereceğim size.
Buyurun, mikrofonunuzu açıyorum bir dakika süreyle.
HALUK PEKŞEN (Trabzon) – Sayın Bakan, cezaevlerindeki tutuklu, hükümlü, hükümözlü sayısının cezaevleri kapasitesinin çok üzerinde olduğu bilinen bir gerçek. Cezaevlerindeki bu tutuklu, hükümlü, hükümözlülerinin bu kadar çok olmasının temel sebebi özellikle banka kredi kartlarından kaynaklanan icra usulüne ilişkin tutuklamalar vesaire. Bunlara ilişkin toplumda da çok büyük bir hassasiyet var. Toplumda, kamuoyunda beklenti, cezaevinin tuvaletlerinin önünde yatan, masa üzerinde yatan insanların bu mağduriyetlerinin giderilmesine yönelik. Yaygın kabul edilen husus da, denetimli serbestlik süresinin iki yıla çıkarılması yönünde kamuoyunda da bir beklenti var.
Bu yönde Bakanlığınız cezaevlerindeki bu insanlık dışı sonuçları ortadan kaldırmak için herhangi bir çalışma yürütmekte midir? Bunun ivedilikle yürütülmesi için bir çalışma yapmayı düşünmekte misiniz efendim?
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Pekşen.
60
1.- Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı (1/541) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 117) (Devam)
BAŞKAN – 2’nci madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesinde geçen “kanun” ifadesinin “kanunun” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İdris Baluken Bedia Özgökçe Ertan Meral Danış Beştaş
Diyarbakır Van Adana
Osman Baydemir Mahmut Celadet Gaydalı
Şanlıurfa Bitlis
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesinde yer alan “işleyen gerçek ve tüzel kişiler” ibaresinin “işleyen gerçek kişiler ile tüzel kişiler” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Baki Şimşek Arzu Erdem Erkan Haberal
Mersin İstanbul Ankara
Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu Kamil Aydın
Isparta İstanbul Erzurum
İsmail Ok
Balıkesir
BAŞKAN – Şimdi maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı’nın 2’nci maddesinin birinci fıkrasının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 2- (1) Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.
Namık Havutça Ömer Süha Aldan Cemal Okan Yüksel
Balıkesir Muğla Eskişehir
Özkan Yalım Haydar Akar Nurhayat Altaca Kayışoğlu
Uşak Kocaeli Bursa
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ (Yozgat) – Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Önerge hakkında Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Bursa Milletvekili konuşacaktır.
Buyurun Sayın Altaca Kayışoğlu, süreniz beş dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidara sesleniyorum, on dört yıllık icraatlarınız neticesinde ülkemizi terör cehennemine çevirdiniz ve şimdi sınırı aşan suçlarla ilgili ortak operasyonlar yapmak, EUROPOL ve EUROJUST’a bir an evvel dâhil olmak için apar topar bu yasayı çıkarıyorsunuz.
Kuşkunuz olmasın ki sınır aşan suçlar işleyenler hakkında bir gün bu kanunu biz de uygulayacağız, o verileri paylaşacağız. Üzerinde konuştuğumuz tasarı da diğer tasarılar gibi STK’ların itirazları dikkate alınmadan, “Ben yaptım, oldu.” mantığıyla ve direktif doğrultusunda ülkemizin gerçeklikleri göz önünde bulundurulmadan hazırlanmıştır.
Üzerinde konuştuğum 2’nci madde ise kanunun kapsamını belirtmektedir ama devamında düzenlenmiş olan 28’inci madde öyle istisnalar getirmiştir ki âdeta bu 2’nci kapsam maddesi devre dışı kalmıştır.
Özel hayat kapsamında kalan kişisel verilerin korunmasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kriterleri göz önünde bulundurulduğunda devletin hem pozitif hem negatif yükümlülükleri vardır, yani hem kişisel verileri koruma hem de ihlal edenleri cezalandırma. Ama 2’nci maddenin gerekçesinde korumanın hem kamu hem de özel sektöre karşı olacağı belirtilmiş olmasına rağmen 28’inci maddede kamu tüzel kişileri neredeyse tamamen kanun kapsamı dışına çıkarılmıştır. Bu veriler kamuya karşı korunmamaktadır. Madde gerekçesinde kapsamda olmayan fiillerin Türk Ceza Kanunu 135’inci madde gereğince cezalandırılacağı belirtilmiştir ama gözden kaçırılan çok önemli bir husus vardır, TCK 135’inci madde sadece verilerin kaydedilmesi, başkasına verilmesi ve yayılmasını cezalandırmaktadır. Bu kanundaki diğer fiiller TCK kapsamında kanunilik ilkesi gereği cezalandırılamaz.
Bunun yanında, diğer ihlaller kabahat olarak düzenlenmiştir. Suçların tanımı belirsiz
61
olduğu için TCK’daki sınırlı sayıda suç dışında bu kanundaki koruma amaçlı düzenlemeler biraz önce belirttiğimiz gibi cezalandırılamaz. Kabahatler karşısında da kamu tüzel kişileriyle özel tüzel kişiler arasında bir eşitsizlik, dengesizlik söz konusudur. Kamu tüzel kişileri bu kanunu ihlal ettiğinde sadece disiplin cezası öngörülmüştür, özel tüzel kişilerle ilgili olarak da farklı miktarlarda, bazen fahiş miktarda para cezası öngörülmüştür.
Hâlbuki, kişisel verilerin en fazla korunması gereken kişilik kamu tüzel kişiliğidir. Çünkü, veriler en çok orada depolanmaktadır. Geçen günlerde, Grup Başkan Vekilimiz Özgür Özel hakkında açılan bir davada da anlaşıldığı gibi, SGK kişisel verileri satmıştır ve bu en somut örneğidir, kişisel verilerin kamuya karşı korunması gerektiği konusunda.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) – Davayı kazandım.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – Evet, Özgür Başkanımız davayı kazandı bu arada, bilginiz olsun.
Esasen, kanun tasarısının geneline baktığımızda, tasarının kişisel verileri korumaktan çok, kişisel verileri toplamayı yani insanları fişlemeyi koruma altına aldığı anlaşılmaktadır. Ama bu fişlemeyi de doğru yaptığınızı söyleyemiyoruz maalesef. Yapmış olsaydınız, Türkiye’nin kalbinde, yüce Meclise 300 metre mesafede dünkü hain saldırı gerçekleşmezdi. Dün, Sayın Bakan kanun kapsamındaki kurumun bağımsız ve tarafsızlığından bahsetti. Kurul üyeleri, Cumhurbaşkanı ve bakanlar tarafından atanan, başkanı belirlenen ve kurul gündemine, kurul üyelerinin dahi müdahale edemediği bir kurum nasıl bağımsız olabilir? Böyle bir kurum, örneğin, özel tüzel kişilerle ilgili, derneklerle ilgili şikâyetler geldiğinde yandaşlarla muhalifler arasında ayrımcılık yapmayacak mıdır?
Yine, kanunda kanunilik ilkesi ihlal edilmiştir. Tanımlar maddesinde, kişisel veri tanımına ilişkin olarak “belirlenebilir” ibaresi net değildir. Verilerin saklanmasıyla ilgili olarak da müphem, belirsiz bir ifade vardır. “Gerekli olan süre kadar” ibaresi kullanılmıştır ve tamamen kurumun takdirine bırakılmıştır. Yani neresinden bakarsanız bakın, kanunun her tarafı belirsizliklerle, Anayasa’ya aykırılıklarla doludur.
Mesela, 28’inci maddedeki istisnalarda, aynı konutta aile efradının veri işlemesini sayıyorsunuz. Size avukatken yaşadığım bir olayı anlatacağım: Birisi telefon açtı, dedi ki: “Boşanmak istiyorum, eşim beni aldatıyor, ben aralarındaki konuşmayı dinledim.” “Nasıl dinlediniz?” dedim, “Seslerini kaydettim, uygulamadan bir program indirdim ve orada, telefonda konuşulan bütün konuşmalar kaydediliyor, ben de bunu delil olarak kullanacağım.” Şimdi, bu tasarıyı görüşürken Yargıtaya sordunuz mu? Şimdi, bu veri kaydını bu şekilde yasallaştırmış olmuyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Mikrofonunuzu açıyorum. Sözlerinizi tamamlayınız Sayın Altaca Kayışoğlu.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Devamla) – Bu hâliyle eksik görüş alınmış, uygulamada karşılaşılacak sorunlar göz önüne alınmamış ve dolayısıyla her hâliyle Anayasa’ya, hukukun genel ilkelerine aykırı bir şekilde fişleme amacıyla çıkarıldığını düşünüyoruz ve bu hâliyle itiraz ediyoruz diyorum.
Teşekkür ederim, saygılarımı sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Altaca Kayışoğlu.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesinde yer alan “işleyen gerçek ve tüzel kişiler” ibaresinin “işleyen gerçek kişiler ile tüzel kişiler” olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İsmail Ok (Balıkesir) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Önerge hakkında İsmail Ok, Balıkesir Milletvekili.
ERKAN AKÇAY (Manisa) – Gerekçe…
BAŞKAN – Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Maddenin daha açık ve anlaşılır hâle getirilmesi öngörülmüştür.
BAŞKAN – Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın
62
2’nci maddesinde geçen “kanun” ifadesinin “kanunun” şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Meral Danış Beştaş (Adana) ve arkadaşları
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Önerge hakkında Meral Danış Beştaş, Adana Milletvekili.
Buyurun Sayın Danış Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Adana) – Sayın Başkan, değerli üyeler; ben de hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısı’nın 2’nci maddesi üzerindeki önerge üzerinde söz almış bulunmaktayım.
Doğrusu, bu kanun tasarısı üzerinde diğer maddelerle ilgili ayrıntılı bir şekilde görüşlerimizi ve eleştirilerimizi tabii ki sunacağız. Gerçekten bu kanun kişisel verilerin korunmasından ziyade kişisel verilerin ortalığa saçılması, kişilerin güvenlik, özel yaşam, sırları, yaşamlarına ilişkin bilgilerin kamunun elinde başka bir araca dönüşmesi konusunda ciddi riskler içerdiğini öncelikle ifade etmek istiyorum.
Sayın Adalet Bakanı buradayken ben açıkçası bir konuda tekrar düşüncelerimizi ifade etmek istiyorum. Geçen hafta Meclis Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerimizin Sayın Adalet Bakanına sorusu üzerine bizim partimize mensup milletvekillerinin cezaevinde görüşmelerine izin verilmediğini bizzat Adalet Bakanının kendisi kabul etmiştir, diğer anlamda itiraf etmiştir. Aslında bunu kabul etmesine gerek yoktu, biz zaten verdiğimiz başvurularda olumsuz ya da olumlu bir yanıt verilmediği için…
Umarım Sayın Adalet Bakanı da bu konuşmamızı dinler, memnun oluruz çünkü önemli bir mesele fakat kendisi çok keyfî bir tutumla maalesef “Evet, ben takdir hakkımı böyle kullandım. Yetki bana ait, ben kullanıyorum. Ben bu cevabımı söylüyorum, açıkça söylüyorum, takdir hakkı bana aittir, ben de vermedim.” diyor ve şu anda da konuşmamı dinlememeyi tercih ediyor. Maalesef, Adalet Bakanının bile Mecliste doğrudan kendi şahsıyla ilgili yapılan konuşmayı dinlememesini de büyük bir talihsizlik ve adaletin içinde bulunduğu… Türkiye kamuoyunun gözleri önüne sermesi açısından ibret verici bulduğumu ifade etmek istiyorum.
Adalet Bakanı söz konusu konuşmasında Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik’in 40’ncı maddesine atıfta bulunmuş ve o maddeye göre kendisinin takdir hakkı olduğunu söylemiştir. Ben Sayın Meclise bu 40’ncı maddeyi aynen okumak istiyorum: “Milletvekillerinin, ceza infaz kurumlarındaki yaşam şartlarını yerinde görerek tespitlerde bulunmak, inceleme yapmak veya hükümlü ve tutuklular ile görüşmede bulunmak amacıyla yapmış oldukları istemler, ceza infaz kurumu idaresine bilgi vermek koşuluyla yerine getirilir.” Bizzat Adalet Bakanının konuşmasında 40’ıncı maddeye atıf vardır. Milletvekilleri hükümlü ve tutuklularla açık ziyaret şeklinde görüşebilir. Bunun yönetmelik ve kanuni dayanakları da tabii ki var.
Şimdi, bütün bunlara rağmen, Adalet Bakanı Sayın Bozdağ toplantıda ısrarla “20 Temmuzdan sonra başlayan terör saldırıları nedeniyle, terör örgütü mensuplarıyla ilgili, vekillerin görüşmesine dair izin taleplerine olumlu cevap vermedim.” diyor başka bir yerde.
Şimdi, sayın milletvekilleri, Anayasa’nın 38’inci maddesini eminim birçoğumuz biliyoruz, hukukçu olmamıza gerek yok. 38’inci maddenin (4)’üncü fıkrasında “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.” diyor.
Bir kere, bu ülkenin adaletten sorumlu, birinci derecede yetkili ve sorumlu kişisi Anayasa’nın açık hükmüne rağmen cezaevindeki herkesi hükmen hükümlü olarak kabul etmiş ve bunu ilan etmiştir.
Diğer maddeyi okumak istiyorum. Yine Anayasa’nın çok temel maddelerinden biri, Anayasa’nın 10’uncu maddesi. 10’uncu maddede, herkesin, hiçbir farklılık gözetmeden -zaman sıkıntısı sebebiyle okumayacağım- kanun önünde eşit olduğunu derceder. Ve (4)’üncü fıkrada, hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağını zikreder. Ve Son fıkra: “Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
Eğer bu ülkede, Sayın Adalet Bakanı, kanun önünde eşitliğe, suçsuzluk karinesine, Anayasa’nın temel ilkelerine aykırı bir şekilde işlem tesis ediyorsa bu ülkede yargı bağımsızlığından, adaletten, kanun önünde eşitlikten ve ayrımcılık yasağından söz edemeyiz. Bu ülkede yargıya olan güvensizlik, adalete olan güvensizlik, insanların artık yargıdan ve adalet kavramından anladıklarını yapılan anketler ve istatistikler çok net bir şekilde gözler önüne sermektedir. Gerçekten, adalet ve yargı konusunda ortaya çıkan manzara Türkiye tarihinin en kötü dönemlerinden birini daha yaşatmaya devam etmektedir.
63
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen sözlerinizi tamamlayınız, mikrofonunuzu açıyorum Sayın Danış Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Sayın Adalet Bakanının bu işlemi, Anayasa’ya aykırı işlemi bizim cezaevlerinde görüş yapmamıza izin vermeyen işleminin hukuka aykırı olduğunu, kendisinin açıkça suç işlediğini, ayrımcılık yasağına uymadığını, imza attığımız sözleşmeleri ihlal ettiğini ve bunu artık yargı önüne götüreceğimizi ve kendisinin de burada bulunduğu hâlde ve sesimi duyduğu hâlde bunları dinlemezlikten geldiğini büyük bir ibretle izliyorum gerçekten. Ama, bu, artık mahkemeler önüne gidecek, artık bu mahkemeler kimden talimat alıyor, yürütmenin emirlerini mi yerine getirecek, yoksa yasaların gereğini mi yerine getirecek hep birlikte göreceğiz. Bu tablonun, Türkiye’de bir partinin milletvekillerine, partimizin milletvekillerine açıkça ayrımcılık yapıldığını, eşitlik ilkesine ve halkın oylarına büyük bir saygısızlık olarak icra edildiğini maalesef üzülerek belirtmek istiyorum. Hiçbirimize oy veren bireyler, yurttaşlar arasında bir hiyerarşi yoktur, halk halktır; biz de o oylarla geldik, sizler de geldiniz. Ve bu tutumunuzu protesto ediyoruz, kınıyoruz, kınamakla kalmayacağız, emin olun, eğer Türkiye’de bunun gereği yerine getirilmezse, bu ayrımcılık ortadan kalkmazsa -gerçi sizin talimatlarınızdan çıkmayan yargının dışında ulusal üstü mahkemelere ve- bu konuda her türlü mekanizmayı kullanacağımızı da ifade ediyoruz. Siyasi arenada da Avrupa Birliği mekanizmalarında…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) – …ve Avrupa siyasetinde AKP iktidarının bu uygulamalarını teşhir edeceğimizi şimdiden ilan ediyoruz.
Sayın Başkanın da kadınlara pozitif ayrımcılığından dolayı ayrıca teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Danış Beştaş.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Önerge kabul edilmemiştir.
Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Madde kabul edilmiştir.
3’üncü madde üzerinde üç önerge vardır, önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısının 3 üncü birinci fıkrasının (a) bendinin aşağıdaki şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
“a) Açık rıza: Belirli bir konuya ilişkin açık bilgilendirilmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan yazılı, onaylanmış olmak kaydıyla sesli veya sözlü, elektronik rızayı”
Namık Havutça Ömer Süha Aldan Özkan Yalım
Balıkesir Muğla Uşak
Cemal Okan Yüksel Zeynel Emre Haydar Akar Eskişehir İstanbul Kocaeli
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısının 3. Maddesinin (1). fıkrasının sonuna “ifade eder” ibaresinden önce gelmek üzere aşağıdaki bendin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Baki Şimşek Nuri Okutan İsmail Faruk Aksu
Mersin Isparta İstanbul
Erkan Haberal Kamil Aydın İsmail Ok
Ankara Erzurum Balıkesir
Arzu Erdem Mehmet Necmettin Ahrazoğlu
İstanbul Hatay
“i) Düzeltme Hakkı: Veri sahibinin veri sorumlusundan kendisine ilişkin doğru olmayan kişisel verilerinin düzeltilmesini, eksik bilgilerin tamamlanmasını isteme hakkı”
BAŞKAN – Şimdi, maddeye en aykırı önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 117 sıra sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Tasarısının 3. maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 2- (1) Bu Kanun hükümleri, kişisel verileri işlenen gerçek kişiler ile bu verileri tamamen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işleyen gerçek ve tüzel kişiler hakkında uygulanır.
İdris Baluken Bedia Özgökçe Ertan Osman Baydemir
Diyarbakır Van Şanlıurfa
64
Mahmut Celadet Gaydalı Çağlar Demirel
Bitlis Diyarbakır
Madde 3
a)Açık Rıza: İlgili kişinin kendisiyle ilgili veri işlenmesine, özgürce, konuyla ilgili yeterli bilgi sahibi olarak, yazılı, sesli, sözlü ve elektronik olarak verdiği onay beyanını,
b) Anonim Hale Getirme: Kişisel verilerin, kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiyle, ona aşırı maliyet ya da çaba getirmeden, ilişkilendirilemeyecek hâle getirilmesini
d) Kişisel veri: Kimliği belirli veya kimliği belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi, ifade etmektedir.
e) Kişisel verilerin işlenmesi: Kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da izinsiz kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemi,
1): Veri sorumlusu: Kişisel veri işleme amaç ve araçlarını birlikte ya da tek başına belirleyen gerçek ya da tüzel kişiler, kamu kurum ya da kuruluşları veya diğer kişileri ifade etmektedir.
BAŞKAN – Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ HAKKI KÖYLÜ (Kastamonu) – Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN – Hükûmet?
GENÇLİK VE SPOR BAKANI AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (Samsun) – Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN – Önerge hakkında konuşmak isteyen Osman Baydemir, Şanlıurfa Milletvekili.
Buyurun Sayın Baydemir. (HDP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakikadır.
OSMAN BAYDEMİR (Şanlıurfa) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Şüphesiz ki Türkiye’nin Avrupa Birliğine entegresi, Türkiye’nin Avrupa Birliğine dâhil olması ve dâhil olabilmesi için de ev ödevi mahiyetinde müktesebatının Avrupa Birliği normlarına uyarlaması bir ulusal yükümlülük olarak önümüzde duran bir realitedir.
Elbette ki bu yasanın adı, açıkçası, kulağa çok hoş geliyor ama bu yasanın adıyla, bu yasanın 1’inci maddesi ile yasanın bütün maddeleri arasında büyük bir çelişki, büyük bir uçurum var.
Yine bu yasanın getirmiş olduğu düzenlemelerde muhtevası itibarıyla kişilerin haklarını, hukuklarını, özellikle de özel hayatına dair bütün verilerin depolanması, bırakın korunmasını, son derece art niyetli, yanlış kullanımına zemin hazırlayan, yasal mevzuat hazırlayan bir düzenleme hâlini almış durumdadır.
Ben, açıkçasını ifade etmek gerekirse maddenin üçüncü içeriğine dahi baktığımızda, bir kere ilgili kişiden kasıt fişlenen kişidir. Veriyi işleyen kişiden kasıt ise onu fişleyen kişidir. Veriyi işleyen kişinin gücüne baktığımızda bir kamu kuruluşunun örneğin üst düzey yöneticisi olacaktır veya bir özel şirketin üst düzey yöneticisi olacaktır, karşısında da sadece ve sadece bir birey olacaktır. Bu birey ile bu kurum arasında, bu tüzel kişilik arasındaki güç orantısızlığına baktığımızda, Allah aşkına irade nerede kalıyor? İş arayan bir yurttaşımız, bir kamu kuruluşuna gittiğinde veya çalışmış olduğu kurumun içerisinde “Ben rıza göstermiyorum, benim verilerimi işleyemezsiniz.” deme imkânına sahip olacaktır. Dolayısıyla, bu yasa büyük bir felaketin -açık ve net söylüyorum- habercisidir ve aynı şekilde bu yasaya sadece iktidar, muhalefet ya da ana muhalefet çelişkisini esas alan bir bakış açısıyla bakmamamız lazım, her yurttaşın mahreminin korunması perspektifiyle bakmamız lazım. Bütün milletvekili arkadaşlarımız da şu anda burada, bir samimi soru ve bir samimi cevap. Hangi birimiz sadece ve sadece kendi şahsımızın, belki eşimizin ve Rabbimizin bildiği bir bilgiyi, bir veriyi genel başkanlarımız, grup başkan vekillerimiz veya Parlamento tarafından veya çalışmış olduğumuz kurum tarafından bilinmesini isteriz? İşte, bu yasa bütün verileri, bir insanın inciğine, boncuğuna kadar bütün verileri toplama yetkisini üçüncü bir şahsa veriyor “Sen benimle ilgili her türlü veriyi toplama yetkisine, hakkına sahipsin.” diyor ve bunu da rızaya dayandırıyor. Burada rıza falan yoktur, burada baskı vardır, burada güçlerin eşitsizliğine dayalı bir baskı vardır. Örneğin, Urfalı bir hemşehrim adı Halil, hani “Halil” dedim İbrahim kardeşlerimin gönlü kalmasın ismi İbrahim Halil olsun ya da Halil İbrahim olsun.

Kaynak : 