7 nisanda yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Korunması kanunu ile ilgili sorunları daha önce pek çok defa yazmıştık. Bu sorunları bir kere de, kanunun komisyon görüşmeleri sırasında bazı konularda yorumlamalar yapan CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ile konuştuk. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Emir, Heidelberg Üniversitesi’nde “Lazer Fiziği” alanında yüksek lisans yaptıktan sonra, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi ve 2013 Yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik bölümünde “ Sağlık Hukuku” alanında yazmış olduğu tezle doktora programını bitirerek “Bilim Doktoru” ünvanını aldı. Emir’in 6698 sayılı KVK kanunu ilgili düşünceleri şu şekilde;
turk-internet.com: Murat Bey, siz hem hukukçu hem doktorsunuz; öyle değil mi?
Murat Emir : Evet!
turk-internet.com: Bize 7 nisanda yürürlüğe giren “Kişisel Verilerin Korunması (KVK)” kanunu içinde sizin açınızdan gördüğünüz eksiklikleri söyleyebilir misiniz kısaca?
Murat Emir : Kanunda tabii birçok eksiklik var. Özellikle burada özel nitelikli kişisel veriler sayılırken sağlık verileri içerisine dahil edildi ama sağlık verilerinin özellikle paylaşılmasında, işlenmesinde ve de çok daha önemlisi yurt içinde veya yurt dışına transferinde çok daha sıkı önlemler alınması gerekirken, bizim özellikle yasanın içine yerleştirmeye çalıştırdığımız, kişilerin kişilik haklarını korumaya dönük görüşler ve öneriler dikkate alınmadı.
Dolayısıyla şu haliyle sağlık verileri Sağlık Bakanlığı bürokrasisinin elinde, her türlü kullanıma uygun bir biçimde biriktiriliyor, kişilerin rızaları burada olsun olmasın çünkü bazı noktalarda rıza varken işlenebiliyor, bazı noktalarda rıza aranmıyor bile ama rıza varken bile verilen rıza bile aslında hukuka uygun, ahlaka uygun, etiğe uygun bir rıza değil çünkü kişi sağlık kurumuna sağlık hizmeti almak için başvuruyor.
Ancak o arada sağlık hizmeti almasının bir koşulu olarak verilerini, son derece mahrem verilerini paylaşmak durumunda. Dolayısıyla o dakikadan sonra sistem açık bir hale geliyor. Bu kişisel verilerin her şekilde işlenmesi ve hatta satışının yolu açılıyor.
Bu son derece tehlikeli bir durum. Hem kişilik haklarının zedelenmesi hem bir sürü hukuki sorunun çıkması hem kişisel veriler üzerinden bir fişleme yapılması, bu fişlemeler üzerinden siyasal hedeflere ulaşılması söz konusu olabilecek.
Dolayısıyla son derece tehlikeli bir yasa. Bunu sadece sağlık açısından tabii değerlendirmek yeterli olmaz; çok geniş bir yasa. Mesela özellikle veriler arasında mezhep de sayılıyor, kişinin felsefi inancı sayılıyor. Bunları biz defalarca sorduk; bunları biriktirip ne yapacaksınız? Bu verileri işleyip ne yapacaksınız? Bunların ticari bir değeri yok, bunların bilimsel bir değeri yok, hedefiniz nedir, nerede kullanacaksınız? Bu sorunun cevabı yok.
Bakınız, Avrupa Birliği direktifleri, Avrupa Birliği’nin standartları ve bizim anayasamıza, evrensel hukuk ilkelerine baktığınız zaman bu yapılanların, bu yasadaki bu maddelerin aslında hiçbir karşılığı yok. Dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan maddeler bunlar. Kişilerin mezhebini, felsefi görüşünü fişliyorsunuz, kaydediyorsunuz ve buna hukuka uygudur diyorsunuz. Bunu nerede kullanacaksınız? Dolayısıyla son derece tehlikeli bir yasa.
Bunlar ile de bitmiyor. Hemen aklıma gelenleri sayıyorum: bir kurulun iki dudağının arasına bırakıyorsunuz. Avrupa Birliği de diyor ki, böyle bir kurul olacak ise bu bağımsız olmalı, özerk olmalı diyor. Halbuki, burada bağımsız ve özerk bir kurumdan bahsetmenin olanağı yok. İktidar partisinin büyük oranda atayacağı, büyük oranda seçmiş gibi yapacağı ama büyük oranda iktidara bağlı bir kurul olarak çalışacağı çok ortada.
Bizim önerimiz, özellikle Türk Tabipler Birliği, Barolar Birliği, YÖK gibi örgütlerden adaylar alınması ve Meclis seçecek ise bile onlar üzerinden bir seçim yapılmasıydı. Bu da değerlendirilmedi. Dolayısıyla, bakanlığa bağlı, bürokrasiye bağlı, kişisel verilerin sonuna kadar toplandığı, işlendiği ve gerektiği biçimde kullanıldığı, bazen satıldığı, bazen kişileri sıkıştırmak için kullanıldığı bir süreci hep beraber yaşayacağız.
turk-internet.com: Peki, halk farkında değil; benim de kendi tecrübelerimden böyle olduğu görülüyor. Niye farkında değil veya bu konuda çalışmalar nasıl bir şey yapılmalı?
Murat Emir : Tabii, şu anda çünkü bu tehlikeli durumun sonuçları anlaşılamadı henüz, sonuçları yaşanmaya başlanmadı. Bakın, bu konunun biraz dışında ama örnek vermek için, önemli bir örnek saydığım için…
Büyükşehir Yasası daha önce getirdiler 2014 yılında anımsayacaksınız. Cumhuriyet Halk Partisi büyük bir direnç gösterdi; Anayasa Mahkemesine götürdük ama olmadı. Ne yapıyordu? Köylerin statüsünü kapatıyordu ve bunları Büyükşehir’e bağlıyordu. Bunlar Büyükşehir belediyelerini almak üzere yapılmış bir seçim hilesiydi aslında. Ama ne oldu? Köylüler bunu bir sorun gibi görmediler. Ancak bugün gidiyoruz köylülere; “köyümüzü kaybettik, muhtarlığımızı kaybettik” diyorlar. Şehirli gibi elektrik parası veriyorlar, şehirli gibi su parası veriyorlar, şehirli gibi asfalt parası veriyorlar. Bir tane inekleri, koyunları, kuzuları var ise evlerinin içinde barındırma olanakları yok ve bugün artık feryat eder durumdalar.
Şimdi bugün Kişisel Verilerin Korunması Kanunu için de aynı şey geçerli. Bugün özel verileri ortalığa saçılmış, hukuki yollara başvurduğu zaman “ bu yapılanlar kanuna uygundur, hiçbir şey yapmayız, yapamazsınız” henüz denmedi ama bu süreç böyle gidecek ise, korkarım 2 yıl sonra ciddi sıkıntılar yaşayacağız.
turk-internet.com: Anlıyorum. Peki, benim sorularım bu kadar. Teşekkür ederim!
Murat Emir :



Kaynak : 