web analytics
Perşembe, Haziran 4, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER ARGE - Inovasyon Yatırım / Yatırımcılar

İhsan Taşer : Müsiad’ın Gelecekte Teknoloji Raporu, Teknolojinin Ticarete ve Topluma Etkilerini Ortaya Koymak için Hazırlandı

Bilgi Teknolojileri Sektör Kurulu Başkanı İhsan Taşer : MÜSİAD bir iş adamları örgütü ama aynı zamanda bir STK. Bizim buradaki rolümüz, diğer STK’ler gibi, bizim gibi STK’lar gibi, doğrularımız çerçevesinde karar vericileri etkilemeye çalışmak, toplumun menfaatleri, çıkarları doğrultusunda. Sadece biz bu çıkarları kendi üyelerimiz ile de sınırlamıyoruz, sonuçta hepimiz bir ülkede yaşıyoruz. Toplumun menfaatleri doğrultusunda, iş hayatının kolaylaşması doğrultusunda, Türkiye’deki iş yapabilirlik ortamının iyileşmesi doğrultusunda kamu otoritelerini ve paydaşlarımızı olumlu yönde etkilemektir.

Fusun S.Nebil-Fusun S.Nebil
6 Haziran 2016
-Yatırım / Yatırımcılar
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Bilişim sektörü, hem kendi yarattığı, hem de diğer sektörlere dolaylı olarak sağladığı katma değerle bütün sektörler içindeki en önemlilerinden birisi. 2007 yılında açıklanan bir araştırmaya göre ABD ekonomisi 1975-1995 arasındaki 20 yılda büyüklüğünün 2/3’ünü Bilişim sektörünün doğrudan ve dolaylı katkısına borçlu.

Gördüğümüz kadarıyla Türkiye de bu sektörün önemini farketmeye başladı. Tüsiad’ın Endüstri 4.0 inisiyatifinden sonra, Müsiad da bu konuda çalışmalar yapıyor. Önemli bir rapor açıkladılar. Bu raporu, Bilgi Teknolojileri Sektör Kurulu Başkanı İhsan Taşer ile konuştuk.

turk-internet.com: İhsan Bey, geçen hafta siz MÜSİAD olarak bir yeni rapor açıkladınız: gelecekte teknoloji. Raporun amacı ne idi?

İhsan Taşer : Evet. Füsun Hanım, şimdi biliyorsunuz dünyada aslında herkesin ağzında söylediği bir “dijital dönüşüm” lafı var. Aslında dijital dönüşüm birçok sonuçlar oluşturuyor. Dijital dönüşümü tetikleyen sebepler var ve bunların sonuçları var. Bunların önemli sonuçlarından bir tanesi de, iş yapma biçimimizi etkilemesi. Nasıl zamanında internet ortaya çıktığı zaman ticaretin özünü değil ama yapma biçimini etkiledi, şimdi dijital dönüşümün de ticaretin şeklini internetin etkilediğinden daha da öte etkileyeceği konuşuluyor.

Dijital dönüşüm deyince aslında yeni gelişen “ bulut” gibi teknolojiler, mobil teknolojiler, big data, bunların analizini sağlayan analitik teknolojilerden bahsediyoruz. Bu yeni teknolojik trendler nesnelerin interneti gibi ya da başka bir deyiş ile bağlı cihazların artışı gibi bir sonuç ortaya çıkardı ve bu sonuç da ticaretin biçimini etkiliyor. Dolayısıyla ticaretin biçimini etkilemesi demek, ticaretin yapıldığı sektörlerin de değişmesi demek ve ortaya yeni iş biçimlerinin çıkması, eskiden geçerli olan bazı iş birimlerinin ortadan kalkması, kalkmasa bile dönüşüme uğraması demek. Biz bu raporda aslında işin teknik boyutunu dikkate alarak, biraz daha ticarete olan etkisini ve toplumsal etkilerini ortaya koymak istedik. Bunun için bu raporu hazırlama inisiyatifi aldık.

turk-internet.com: Siz bulut teknolojileri açısından ülkemizde durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İhsan Taşer : Tabii bulut teknolojileri açısından ülkemizde hem kamu otoritesi tarafında hem de özel sektörde, toplumda giderek artan bir bilinç olmakla birlikte, birçok açıdan yeterli değil çünkü Türkiye hızlı değişen bir toplum, genç bir nüfusa sahip. Aslında biz iyi bir teknoloji tüketicisiyiz. Bu anlamda bulut teknolojilerinin ya da bulut teknolojileri ile dünyaya etki eden şirketlerin bir anlamda pazarı halindeyiz. Ama bizim tüketici teknoloji tüketen, teknoloji kullanan toplum olmak yanında, teknolojiyi üreten de bir toplum olmamız lâzım. Bulut teknolojilerinin en önemli özelliklerinden bir tanesi, biliyorsunuz bu nenelerin internetinin yaygınlaşması.

Öyle ki şu anda öngörülere göre, kabul edilen bütün raporların öngörülerine göre, 2020 yılında aşağı yukarı 5 milyar civarında mobil telefon olacak, 5 milyar’a yakın da bir sosyal medya üyesi olacak ama 50 milyar bağlı cihaz olması öngörülüyor. Bu da şu demek aslında: her insanın kendi üzerinde ve çevresinde – işte saatinden, ayakkabısına, kemerine, gözlüğüne kadar, buzdolabına, çamaşır makinasına, bindiği arabaya kadar bağlı cihazlar ile donatılmış bir evrenden bahsediyoruz. Bu bağlı cihazların ürettiği datalar aslında tüketicinin ya da son kullanıcının ya da bireyin davranış biçimleriyle ilgili büyük bir bilgi okyanusu oluşturacak.

Bu bilgi okyanusu bir bilgi kirliliği de oluşturabilir ama bu bilgi okyanuslarındaki bilgiyi derleyerek, analiz ederek, tabii ki önce depolayarak, derleyerek, analiz ederek aksiyon alabilen ticari firmalara çok önemli bir pazar analitiği vereceği için onlar buradan en fazla faydalanan kimseler olacak. Biz burada ülkemizi değerlendirirken temel yaklaşımımız yeni teknolojileri takip eden olmak yerine, yeni teknolojilerin etkilerini kavrayan ve bu etkileri yönlendirebilen, teknolojiyi yönlendirebilen bir toplum ve ideali ve hedefi ile ortaya çıktık. Bu çerçevede amacımız, teknolojiyi tüketen bir toplum olmanın yanında, aynı zamanda teknolojiyi üreten ve yönlendiren de bir toplum, bir ülke olmak.

turk-internet.com: Peki, İhsan Bey, sanayi 4.0 bugünlerde çok popüler. Her önüne gelen Sanayi 4.0’dan bahsediyor ama asıl sizin gibi sanayi kuruluşlarının en önemli konusu, gündemi bugün. Bu konuda MÜSİAD ne yapmayı düşünüyor? Nasıl bir rehberlik yapacak?

İhsan Taşer : Evet. Sanayi 4.0 da aslında bu bahsettiğimiz yeni teknolojilerin ortaya çıkardığı dijital dönüşümün sonuçlarından bir tanesi. Sanayi 4.0’ı kabaca özetler isek, aslında sanayinin bu bireylerden ve toplumdan alınan -teknolojik araçlar vasıtasıyla alınan, nesnelerin interneti gibi teknolojik araçlar vasıtasıyla alınan- bilgiler ile tüketici davranış eğilimlerinin belirlenmesi ve üretime doğrudan bu bilgilerin analiz edilerek, yönlendirilmesi, üretimin de bu çerçevede şekillenmesi. Kabaca yine basit bir örnek vermek gerekirse, market rafından bir tane ürünü kaldırdığınız zaman, bu ürünün eksikliğinin fabrikaya kadar iletilmesi ve fabrikanın üretimini buna göre otomatik olarak planlaması.

Tabii, Sanayi 4.0 toplumda da önemli değişim oluşturuyor. Mavi yakalıdan daha çok beyaz yakalıya bir dönüş oluyor çünkü mavi yakalının işini aslında büyük ölçüde makinalar ve kurulan bilişim alt yapısı yapmış oluyor. Bu durumda beyaz yakalılar daha öne çıkıyor ve beyaz yakalılar da sistemi işleten, kurgulayan insanlardan oluşuyor. Bu da tabii ki toplumda çok ciddi bir eğitim, dönüşüm ihtiyacı ortaya çıkarıyor, uzun vadeli bakışı ortaya çıkarıyor. Biz tabii ki MÜSİAD olarak burada yaklaşımımız, bu tür gelişimlerde ülkemizin daha doğru yönlenmesi. Her türlü etki ile birlikte bu dönüşümü yaşaması yoksa siz sadece olaya teknoloji olarak bakarsanız, işin eğitim boyutunu ihmal ederseniz, bir teknoloji ve ahlak boyutunu ihmal ederseniz, bu tek taraflı olur ve olanları sadece seyreden, kullanan konuma düşersiniz.

Bizim buradaki… evet MÜSİAD aynı zamanda bir iş adamları örgütü ama aynı zamanda bir STK. Bizim buradaki rolümüz, diğer STK’ler gibi, bizim gibi STK’lar gibi, doğrularımız çerçevesinde karar vericileri etkilemeye çalışmak, toplumun menfaatleri, çıkarları doğrultusunda. Sadece biz bu çıkarları kendi üyelerimiz ile de sınırlamıyoruz, sonuçta hepimiz bir ülkede yaşıyoruz. Toplumun menfaatleri doğrultusunda, iş hayatının kolaylaşması doğrultusunda, Türkiye’deki iş yapabilirlik ortamının iyileşmesi doğrultusunda kamu otoritelerini ve paydaşlarımızı olumlu yönde etkilemektir.

turk-internet.com: Peki, sizin raporunuzda “ derin öğrenme” diye bir başlık görüyorum. Bu konuda da biraz bilgi alabilir miyiz?

İhsan Taşer : Evet. Şimdi derin öğrenme daha çok yine bu makinaların öğrenmesi ile aslında eş değer bir kavram bir anlamda. Bu kadar tabii bilginin ortada olması gerçekten bir kere klasik anlamda bu bilgiyle başa çıkmak mümkün değil. Bu bilginin depolanması bile klasik teknolojiler ile mümkün değil. Tabii bu şeyin depolanması, analiz edilmesi ama analiz edilmeden önce de anonimleştirilmesi çünkü anonimleştirme de artık çok önem kazandı. Size ait olan bir bilgiyi ben kullanamam, doğudan kullanamam. Bir bireye ait olan bilgiyi hukuk, global hukuk, evrensel hukuk buna müsait değil ama ne yapabilirim? Sizin gibi milyonlarca kişinin oluşturduğu bir bilgiden bir patent çıkarabilirim yani sizin bilginizi deşifre etmeden ve buna göre her türlü teknolojik aracı veya üretim tesisini yönlendirebilirim. Buralarda da tabii öğrenme bir anlamda bu bilgiler çerçevesinde, bu bilgilerin cihazlar tarafından öğrenilerek, her seferinde üzerine koyarak, bu bilginin daha sistematik bir şekilde üretilmesini sağlıyor.

turk-internet.com: İhsan Bey, raporunuz çok detaylı. Aslında sizi çok da yormak istemiyorum. IOT var, M2M var, 3D yazıcılar var… Bu arada, siber güvenlik konusu tabii çok önemli. Bu alanların herhangi birinde söyleyebileceğiniz bir şeyler var mı?

İhsan Taşer : Tabii, bunların hepsi birbirleriyle etkileşimli olarak ortaya çıkan yeni şeyler. Bunları aslında birbirlerinin sebep sonuç ilişkisi içinde değerlendirmek lâzım. Bu örneğin 3 boyutlu yazıcı da aynı şekilde. Biraz daha artık bu kadar bilginin özelleştiği bir alanda çok daha spesifik üretimler de gerekiyor. Yani, alınan bilgiler, tercihler, tüketici davranışları doğrultusunda çok spesifik, özelleştirilmiş üretimler de gerektiriyor. İşte 3 boyutlu yazıcılar alınan bilgiler doğrultusunda çok daha çeşit söz konusu. Yani, ürünlerin çok daha kaliteli ve çeşitli olması söz konusu. Bunlar hep birbirini tetikleyen teknolojiler ve konular.

turk-internet.com: Peki, gelecekte Telekom nasıl olacak?

İhsan Taşer :

Gelecekte telekomun tabii ki çok büyük bir önemi var çünkü sonuçta bütün bu sistem alt yapı üzerinde yürüyor. Telekomu sadece tabii ki alt yapı sağlayıcı olarak görmenin ötesinde görmek lâzım. Gelecekte telekom şirketleri sadece alt yapı sağlayan şirketler olarak değil, aynı zamanda bu alt yapının üzerine koydukları hizmetler ile, servisler ile de öne çıkacaklar. Yani bu alt yapının üzerinde, bulut üzerinden, bu bağlantılar üzerinden daha iyi hizmet sunan telekom şirketleri, hizmet şirketleri haline gelecek ve öne çıkacaklar ama klasik olarak sadece alt yapıya dayalı telekom şirketlerinin geleceği yok.

turk-internet.com: Peki, İhsan Bey, burada sağlıkta, ulaşımda da teknolojik değişimleri incelemişsiniz. Ulaşımda sürücüsüz araçlarda bunların yaratacağı etkiler artı nakitsiz bir hayata doğru gidiyoruz; sizce yeni oluşumlar toplumda nasıl etkiler yaratacak?

İhsan Taşer : Tabii ki toplumda etkileri çok önemli. Doğru bir noktaya temas ettiniz. Teknolojinin her zaman toplumsal boyutunu düşünmek lâzım yani teknoloji insanların refahını ve huzurunu sağlamada bir araç olarak görülmeli, hiçbir zaman amaç haline gelmemeli ve belli bir global ahlaki ilkelerden de sapmamalı çünkü bunun geçmişte örneklerini çok fazla gördük. Örneğin, aslında bilimin önemli altın çağlarından biri Endülüs medeniyetidir, İslâm medeniyetidir ve burada birçok bilim, temel bilimler üretilmiştir, birçok kitaplar oluşturulmuştur. Daha sonra kitapların çoğu yok edilmesine rağmen, kalan o bilgi ile batılı bilim adamları bunun üzerine birçok şey bina etmişlerdi ama atom bombası yapılması, atom bombasını yapanlar Endülüslü alimler olmamıştır, atom bombasını yapan, insanları işte felâkete sürükleyen, atom bombasını yapan batılı bilim adamları olmuştur.

Yani bilgiyi ürettiğiniz zaman, onun da doğru yönde insanlığın mahfı ve yok edilmesi amaçlı değil, huzuru, refahı için üretilmesi önemli. Onun için bu boyutu biz çok fazla önemsiyoruz. Toplumsal dengeye çok dikkat etmek lâzım. Yani tamamen hayatını cep telefonu ile kendisi arasında yaşayan ve kendini dışarıdan, çevresinden, sosyal ilişkilerinden bir şekilde soyutlayan bir jenerasyonun da yetişmemesine dikkat etmek lâzım. Çok boyutlu olmak lâzım: teknolojiden faydalanmak lâzım, teknolojiyi hayatımızı kolaylaştırıcı bir araç olarak görmek lâzım ama bunun ötesine de geçmemek lâzım diye düşünüyorum.

turk-internet.com: Peki, bir başka tanım: “ ben ekonomisi yerine, biz ekonomisi” diyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?

İhsan Taşer : Şimdi, “ben ekonomisi yerine, biz ekonomisi” aslında biraz da platform ortamlarının artıyor olması demek. Aslında bunun iyi örneklerini şu anda görüyoruz. Applestore ve Android markete baktığınız zaman bunlar aslında bir biz ekonomisi. Nedir? Burada Facebook aslında bir biz ekonomisi. Bugün Facebook’a baktığınız zaman Facebook aslında dünyanın en büyük medya organı. Dünyanın en büyük medya organı ama hiçbir içerik üretmiyor. Bütün içeriği o ortamın, o platformun parçası olan, kullanıcı olanlar üretiyor. Aynı şey Applestore için de geçerli. Applestore’a biliyorsunuz bir uygulama üretiyorsunuz, koyuyorsunuz, satılırsa satılıyor, yaygınlaşırsa da bir anda yaygınlaşıyor. Bu aslında bu da bir platform. Bu da “biz” ekonomisi. Yani, burada birisi bir platform sunuyor ve bu platform eğer tutulursa, bunun üzerinden herkes ticaretini yapabiliyor ve herkes birbirine katkı sağlıyor. Bizatihi orada herkesin olması zaten bir “biz” ekonomisi oluşturuyor. Yani, bir Applestore’da 5 tane uygulama olur ise orası cazip olmaz ama 5 milyon tane uygulama olursa orası o zaman cazip hale geliyor. Bunu kastediyoruz aslında.

turk-internet.com: Peki, şu anda Türkiye’deki teknolojik durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Size bunu sorarken, ben AR-GE’yi de değerlendirmenizi isteyeceğim. Türkiye’de bu rapor AR-GE’nin yüzde 3’e çıkması gerektiğine işaret ediyor. Son yıllarda bir çıkış olduğunu görüyoruz; 1’in üzerine çıktık. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Genel teknolojik yapıyı nasıl değerlendiriyorsunuz ve yüzde 3’e çıkmak için önerileriniz var mı?

İhsan Taşer : Evet, şimdi… binde 3’lerden biliyorsunuz yüzde 1’leri yeni geçti AR-GE yatırım oranları. Genelde gelişmiş ülkelerde bu yüzde 2 civarında. Tabii ki bizim gelişmiş ülkeleri yakalamak ve önlerine geçmek için onlardan daha iyi AR-GE yapmamız lâzım çünkü AR-GE katma değerli ekonomi oluşturuyor. Türkiye’nin önemli problemlerinden bir tanesi de, fason üretimine dayalı bir ekonomisi olması. Biraz daha şimdiye kadar inşaat, tekstil gibi geleneksel sektörlere dayanan bir ekonomisinin olması. Bu da tabii ki bir yere kadar. İşte, 3 bin, 4 bin dolarlardan gelir seviyenizi 10 bin dolarlara çıkarıyorsunuz ama bunun ötesinde 30 bin dolarlara, 40 bin dolarlara yani gelişmiş ülkeler seviyesine çıkarmanız klasik ekonomiler ile mümkün değil. Mutlaka katma değerli ekonomiler oluşturmanız lâzım.

Hatta bu mânâda Türkiye’nin orta gelir tuzağına düştüğünü de söyleyebiliriz çünkü bu inovasyona dayalı üretim yapamadığı için işte 100 liralık ithalat yapıyorsunuz, üzerine ucuz iş gücünüzü ve belki fedakârca çalışmaktan soğan verimliliğinizi ekliyorsunuz, 110 liraya ihracat yapıyorsunuz arada size bir 10 TL’lik markup kalıyorsa, kalıyor. O da işte çok kırılgan oluyor çünkü tamamen fiyat odaklı olduğunuz için, işte bir savaş çıkıyor veya Irak kapısı kapanıyor, Rusya ile ilişkileriniz bozuluyor ve bir anda o malı da satamıyor olabiliyorsunuz; alternatifiniz olmuyor ama dünyada talep edilen mallar, markalar oluşturduğunuz zaman ve global şirketleriniz arttığı zaman bu sorunu yaşamıyorsunuz yani lokalde bir yerde bir problem çıkabilir ama 11 tane ya da 111 tane başka ülkede işinizi yürütebiliyorsunuz.

Bu manada AR-GE’yi çok önemsiyoruz. AR-GE yasası konusunda da biz bir STK olarak, diğer STK’ler gibi fikirlerimizi paylaştık kamu otoritesi ile. Onlar da bunu dinlediler. Büyük ölçüde yeni çıkan AR-GE yasası ile de büyük ölçüde aslında bir vizyon çizildi. Tabii ki bu yasalar, yönetmelikler tek başına olmuyor. Onlar tabii başlangıç. Bunu bir kültür haline dönüştürmek lâzım. Öncelikle bürokrasinin bu kültürü alması lâzım. Bu hedefi görüp yani bu yenileşme ihtiyacı, yeni teknoloji, katma değere dayalı, üretime dayalı hedefi görüp buna göre özel sektörün teşvik edilmesi gerekiyor, önünün açılması gerekiyor. Bu çerçevede zaten özel sektörün önü açıldığı zaman, bunu en mükemmel şekilde yapacaktır.

Aynı zamanda finansman modelleri konusunda da çok zayıfız Türkiye’de. Türkiye’de hep böyle yine teminata dayalı bir finansman modeli var ve yine belli ölçüde zaten büyümüş şirketlere yönelik bir finansman modeli var. Aynı zamanda bunun için de çok kırılgan bir finansman modeli var ama gelişime açık. Aslında bugün büyümenin temel faktörü olabilecek KOBİ’lere yönelik buralarda çok büyük zorluklar var. KOBİ’ler finansman imkânlarından çok uzaklar. Kısa vadeli finansman da biliyorsunuz katma değer üretmek için, değer üretmek için yeterli değil. Mutlaka daha uzun vadeli finansman modeli ve proje desteği, iş planı, iş ortaklığı desteği gibi alanlara kaydırılması lâzım.

Burada bir kere devlet tabii bazı adımlar atıyor. Fakat finans sisteminin de, finans kurumlarının da bu kültürel dönüşüme ihtiyacı var. Yani aslında özel sektörden çok, reel sektörden çok finansal sektörün de bu kafa yapısı değişikliğine ciddi mânâda ihtiyacı var. Aslında AR-GE’nin konusu bu. Yani bir şuur var, bir bilinç var, bir artış var. Yeterli mi? kesinlikle değil. Çok daha iyi olmalı. Ama bunun, bu dönüşümün – burada da bir dönüşüm gerekli- gerçekleşmesi için, sadece bir yönü ile değil, topyekün bir değişime ihtiyaç var. Tüm sektörlerde, kamu otoritesinde, yasalarda, yönetmeliklerde bir tanesi, bir ayak eksik olduğu zaman diğer bütün ayakları işlevsiz kılıyor. O açıdan ona dikkat etmek lâzım. ,

turk-internet.com: Başka yapılması gerekenler var mıdır? Son sorum bu. İlâve etmek istediğiniz bir şeyler?

İhsan Taşer : Evet. Yani ben tabii eğitim sistemimizin iyileşmesini çok önemsiyorum. Siz birtakım kısa vadeli tedbirler ile belirli şeyler teşvik edebilirsiniz- ki o yönde adımlar atılıyor, haksızlık da etmemek lâzım- ama bir eğitim sisteminin değişiminin etkisini 20-30 yıl sonra görebiliyorsunuz. Burada yeteri kadar vakit kaybettiğimizi düşünüyorum. Bundan sonra bizim gerçekten gelişime açık, inovatif, enerjisi yüksek bir nesil yetiştirmemiz lâzım. Çok önemli avantajımızdır, diyoruz genç nüfus. Doğrudur ama genç nüfusu düzgün bir formasyondan geçmezse, tam tersi etki yapar, sahipsiz kalırsa. Formasyon derken, ben yaptırımcı bir eğitim sistemini asa şey yapmıyorum, tasvip etmiyorum. Tam tersine eğitim sistemi gençlerimizi öyle bir yetiştirmeli ki, gençlerimiz araştırarak öğrenmek, kendilerini geliştirerek öğrenmek noktasında da özgüven kazansınlar. Bir kere eğitim sisteminin kişilere verebileceği önemli birkaç şey var. Bunlardan bir tanesi, özgüven. İkincisi de, kendini keşfetmek. Bu ikisini yapmayı sağladığı aman zaten insanlar her zaman kendilerini optimize ederler. Bu şuuru verebildiğiniz zaman, yani bu da tabii üniversitede başlamıyor aslında, aileden başlıyor, hani 7’den 70’e eğitim konsepti gibi, belki doğumdan başlıyor ölene kadar bir eğitim konsepti içinde bunun yer alması ve bu müesseselerin de bu mânâda revize edilmesi lâzım. Bu apayrı bir konu tabii, çok derin bir konu. Buraya girmeyelim ama… genel anlamda…

turk-internet.com: Ama çok haklısınız!

İhsan Taşer : Eğitim sistemimizin revize edilmesi ve yenilikçi hâle getirilmesi gerekiyor.

turk-internet.com: Çok teşekkür ederiz!

İhsan Taşer : Biz teşekkür ederiz!

Etiketler: Söyleşi - Röportaj

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Fusun S.Nebil

Fusun S.Nebil

Detaylı bilgi için aşağıdaki dünya işaretini tıklayınız.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • Mobil Sektör Yeniden Şekilleniyor; 2030’a Kadar Akıllı Telefonların Yaklaşık Yarısı Doğrudan Uydulara Bağlanacak
  • İran, ABD’ye Çok Uçak Kaybettirmiş ve Amerikalılar Çin ile Gelecekteki Savaş Konusunda Endişeli
  • Papa Leo XIV, Yapay Zeka Hakkında Çığır Açan Bir Genelge Yayınladı ve İnsanlığı “Dijital Tekel’e” Karşı Uyardı
  • Tunçmatik’ten Elektrikli Araç Kullanıcılarının “Menzil Kaygısını” Bitirecek Çözüm
  • Online Toplantılarda Yapay Zekâ Devrimi: Türk Mühendislerin Başarısı Edisyn

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.