Eylül başında, 3 büyük telekom operatörü dışında kalan en önemli internet servis sağlayıcılarından İşnet’i satın almaya talip olan Turkcell ile görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını yazmıştık. Hem bu olayın arka planını, hem de bundan sonraki gelişmeleri, İşbankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Aran ile konuştuk.
turk-internet.com: Hakan Bey, bir müddet önce İşNet, Turkcell ile görüşmeler yapıyordu satış için. Biz de çok üzülmüştük çünkü İşNet takdir ettiğimiz, sektördeki bağımsız internet servis sağlayıcılarının başında geliyor. Sonra birden bu operasyonun durduğunu haber aldık.
Hakan Aran : Arka planda neler oldu?
turk-internet.com: Evet, ne oldu?
Hakan Aran : Öncelikle İşNet ile ilgili çok güzel şeyler söylediniz. Böyle değerli bir şirketi İş Bankası olarak nasıl satma noktasına geldik, bence önemli olan kısmı oydu.
Bu aslında İş Bankası grubunun sizin de biraz önce okuduğumuz, üzerinden geçtiğimiz yazıda da belirttiğiniz gibi [2], bir süre önce finansa odaklanma ve finansal olmayan iştirakleri elden çıkararak, buradaki sermayeyi sadece bankacılığa yatırma konusundaki bir üst stratejisinin parçasıydı.
Önce Avea hisseleri devredildi ve Telekom sektöründe de ikinci ve son kalan şirketimizi de telekomünikasyonda İşNet’ti. Zaten bu çerçevede İşNet’e de –gene Avea hisselerinde olduğu gibi– önce Türk Telekom’a ya da sektördeki Vodafone, Turkcell gibi alıcılara devri gündeme geldi.
O dönemde İşNet ile en çok ilgilenen Türk Telekom’dan daha ziyade Turkcell oldu. İş Bankası da İşNet’in değerine ve stratejik değerine karşılık gelen bir fiyat teklifi alınca, normal şartlarda belki değerlendirmeyeceği bir şeyi bu stratejik değeri gördüğü için daha önce de belirttiğimiz stratejisi paralelinde satış görüşmelerine başladık. KAP’a açıklama yapıldı ve bu görüşmeler başladı.
Bu görüşmelerin süreci içerisinde – Türkiye çok dinamik bir ülke- o kadar fazla olaylar, o kadar fazla gel-git’ler yaşandı ki… Yani hiç birimizin bu yıla kadar görmediği, her gün “a, bu da mı oldu?” dediğimiz gelişmeler ile bizim aslında çok stratejik bir parçası olarak gördüğümüz satış konusu ve telekomünikasyon sektöründeki varlığımızın ne anlama geldiği ortaya konuldu. Bizim bu sektörde “artık üç büyükler de konsolide oldu ve burada da rekabet edemeyiz” dediğimiz bir noktada, bir anda üç büyüklerdeki en tepe yöneticilerden, en alt düzeydeki kişilere kadar değiştirme olunca, sektörde çok büyük bir boşluk oluştu ve en son 15 Temmuz sürecinden sonra da biz bu konumda İşNet’i satmamanın ve İşNet’i devam ettirmenin İş Bankası için farklı bir stratejik önemi olduğunu ve bu sektörde kalmak gerektiğini ve güçlü olarak kalmak gerektiği noktasına geldik.
Turkcell’e bunu açıkladık; “gerçekten konuşmaya başladığımız dönemki durumdan, şimdiki Türkiye’ye çok şey değişti. Kusura bakmayın, biz bu sektörde varız, sizinle de iyi ilişkilerimiz var, biz Türk Telekom alt yapısını satarak, ya da sizin de alt yapınızda varsa fiber hatlarınız onları da resale yaparız. Dolayısıyla biz İşNet olarak müşterilerimize verdiğimiz bu tip bir hizmet var, müşterilerimiz bizim hizmet kalitemizi ve bizim onlarla yakın ilgimizi seviyorlar, dolayısıyla biz bu konuda arka planda Türk Telekom’un fiber hatlarını ya da data hatlarını al-sat yaptığımız gibi, sizin hatlarınızı da; olursa Vodafone’un alt yapısını da kullanırız. Kendimiz de bu arada Türkiye’de yeni fiber hatlar çekecek olan o ortak şirkete İşNet olarak da üyeyiz; onun da bir parçası olarak orada da hatları geliştikçe, onu da kullanırız dedik.
Bu çerçevede sektördeki üç büyükler ile yakın ilişkiyi devam ettirerek, burada kalmaya ve bu süreç içerisinde İşNet ile devam etme noktasına vardık. Dolayısıyla aslında bizi burada kararımızdan döndüren şey Türkiye’deki olağanüstü gelişmeler diyebilirim.
turk-internet.com: Evet, ben de bir gazeteci olarak da, tüketici olarak da özellikle 15 Temmuz sonrasında da iletişim alt yapısının ne kadar önemli olduğunu gördüğümüzü, çeşitliliğin ne kadar önemli olduğunu anladığımızı düşünüyorum. Peki, bundan sonra sizin stratejiniz ne olacak?
Hakan Aran : Bizim İşNet’te hep tartıştığımız bir konu vardı: bireysel alana girelim mi, girmeyelim mi? İşnet’in pazarı, hep kurumsaldı. İşNet’in kadrosu, İşNet’in sermaye yapısı, gücü bireysel oyuncular ile ve organizasyon yapısı da bireysel müşterilere hizmet edebilecek, onu destekleyebilecek şekilde değil. İşNet’in boyu, posu, gücü. Şimdi bu noktada o nedenle bu tartışmaları hep yaptığımızda, bu stratejiyi ortaya koyduğumuzda, İşNet kurumsal pazarda kalmalı noktasına varıyoruz. İşNet’in bundan sonra da bireysele kısa vadede girebileceğini düşünmüyorum.
Bireysel alanda hep çok büyük bir talep olmasına rağmen, bu noktada dediğim gibi, İşNet’te çok ciddi yatırımlar gerektiren bir konu. Oysa İş Bankası için İşNet’in gücü ve güzelliği şuradan geliyor: İşNet hep kendi yağı ile kavrulan, kendi ihtiyaç duyduğu alt yapı yatırımlarını kendi yarattığı değer ile karşılayabilen bir şirket. Bu nedenle banka onu stratejik olarak elinde tutma kararını çok rahatlık ile verebildi.
Eğer İşNet sürekli faaliyetleri için sermaye isteyen, sürekli bankadan sermaye akışı gerektiren bir şirket olsaydı, bu kârlılığı, kendi sektöründeki kârlılığı yatırımları ile karşılayacak şekilde sağlayamıyor olsaydı, muhtemelen bugün İşNet satılmıştı. İşNet’in bugün İş Bankası grubunda kalması ve üstelik Avea hisseleri satılırken kalmasının arkasında yatan en önemli rasyonel neden, İşNet’in yarattığı değer ve kendi yatırımlarını karşılayabilme gücüdür.
İşNet bunu devam ettirme konusunda bir süre önce özellikle e-fatura, bulut hizmetler, bulut üzerinden sunduğu klasik hizmetleri, bulut üzerinden müşterilerine sunacağı alt yapıları geliştirmek üzere yatırım yapmıştı. Muhasebe uygulamaları ile entegrasyon ve klasik hizmetlerini – veri hattı ya da ses gibi hizmetleri- çeşitlendirmişti. Bu da İşNet’in kârlılığına çok önemli katkı sağlamıştı.
İşNet, telekomünikasyon sektöründeki bu tabanlı hizmet konusuna yatırım yapmaya; e –fatura, muhasebe ve diğer bulut hizmetler başta olmak üzere klasik hizmetlerini böyle çeşitlendirmeye, uydudaki varlığını yeni teknolojiler ile geliştirmeye, K- band, q-band teknolojilerinde hepsinde var olmaya devam ediyor. Hatta şimdi popüler hizmetlerden birisi haline gelen veri merkezi konusunda alt yapıları kullandırma, veri merkezinin hizmetlerini bulut üzerinden satma konusunda da önemli bir yatırım arefesinde.
Dolayısıyla İşNet, şu andaki mevcut data center kapasitesi dolmuştu; bunu oldukça büyütecek yaklaşık 5 milyon Euro civarında bir yatırım yaparak, yeni bir alanda da büyüme yoluna gidiyor data center hizmetlerinde ki, sadece data center hizmeti vermek için kurulmuş olan şirketler var. İşNet gücünü müşterilerine aslında teknoloji alanında ihtiyaç duyduğu yazılımdan donanıma, veri merkezinden ses hizmetlerine kadar uçtan uca çözüm vermede kendisini konumlandırarak, böyle bir fark yaratacak. Temel stratejisi parça işler değil, müşteri gözünde bütünsel şekilde sorunları çözümleme ya da çözüm sağlama şirketi haline gelecek.
turk-internet.com: Çok güzel! Bir de size bulut hizmetlerinizi başarı ile sürdürdüğünüzü biliyoruz ama bir de Fintech konusu? Girecek misiniz böyle bir konuya?
Hakan Aran : Şöyle… hep İşNet konuştuk. Aslında İş Bankası grubu olarak bizim güzel bir başka teknoloji şirketimiz var; İşNet’ten daha büyük: SoftTech. SoftTech bugün 800 yazılım uzmanını içinde barındıran Türkiye’nin en büyük yazılım şirketi ve finans teknolojileri alanında büyük bir Fintech.
Fintech tanımını daha çok startup’ları çağrıştırdığı için biz SoftTech’i kendi alt parçalarına, küçük fintech adayları startup olabilecek, 3-4 parçaya ayırdık içerisinde. Bunların lokasyonunu da farklılaştırdık ve onları da kendi seçtikleri alanda serbestçe 8-10 yazılımcının bir araya gelip kartvizitlerini değiştirerek, kendi şirketlerini kurmuşçasına destekliyoruz. Onların bize sunduğu iş planı çerçevesinde gerekli yatırımları yapmasını ve sonuç almasını bekliyoruz.
Bu çerçevede SoftTech’in altından SoftTech Garage diye bir alt Fintech; Livewell diye bir başka sağlık kuruluşu alt fintech. GullsEye ve Maksitech diye diğer bölümler var. Maksitech, San Fransisko’da, Silikon Vadisi’nde açtığımız bir fintech. 4 tane böyle fintech yarattık.
Özellikle Silikon Vadisi’ndeki Maksitech adını verdiğimiz startup ile de Silikon Vadisi’ndeki fintech’leri yakından izlemeye ve onların her birisini düzenli olarak Türkiye’ye raporlayıp Türkiye’de onlar ile birlikte ortak çalışma ekipleri kurup gerek müşterisi olmak, belki yatırım yapmak, belki bizim burada yarattığımız birtakım ürünleri Amerika’da pazarlama – ters yönlü olarak pazarlama konusunda bir bağlantı kurduk.
Dolayısıyla fintechler konusu bizim banka olarak önem verdiğimiz bir konu ama İşNet üzerinden değil, SoftTech üzerinden yönettiğimiz bir alan. Zaten SoftTech’in yakın zamana kadar da yüzde 100 sahipliği İşNet’te idi. Biz işte bu satış sürecinde SoftTech hisselerin İşNet’ten grubun başka bir şirketine devrettik çünkü satış sadece İşNet üzerine idi, SoftTech bu konunun bir parçası değildi. O nedenle İşNet ile SoftTech arasında böyle bir ayırım oluştu ama fintech konusu SoftTech üzerinden takip ettiğimiz bir konu.
turk-internet.com: Benim sorularım bu kadar. Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?
Hakan Aran : Yok. Ben bu soruları sorduğunuz için bu konuyu yakından takip edenler adına önemli bir fonksiyonu, görevi gördüğünüzü düşünüyorum. O yüzden çok teşekkür ediyorum böyle bir fırsat verdiğiniz için. Sağ olun, var olun!

Kaynak : 