web analytics
Perşembe, Haziran 4, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result

Internet Yayıncılığı

Internet’in yaşamımıza girmesiyle birlikte daha önce hiç karşılaşmadığımız "bir kavram" farklı adlarla karşımıza çıktı. Ben kısaca Internet yayıncılığı diyeceğim.

Mehmet Emin Arı-Mehmet Emin Arı
17 Şubat 2003
-Genel
0
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Öncelikle Internet yayıncılığının bir tanımını vermemiz gerekiyor. İlk akla gelen tanım, var olan gazete ya da dergi gibi geleneksel yayın türlerinin Internet üzerinden yayınlanmasıdır. Bu tanım kendi başına yetersizdir ve içinde eski kalıpları ve düşünme alışkanlıklarını barındırır. Bu noktada Internet yayıncılığının daha geniş ve kapsayıcı bir tanımına ihtiyacımız var.

NASA’nın web sitesinden, insanların bir gecede yaptıkları kişisel sitelere kadar ve hatta ucuz porno siteler dahil olmak üzere, sadece haber değil aynı zamanda insanların duygu, düşünce ve isteklerini Internet üzerinden düzyazı veya görsel, işitsel olarak ifade etmelerine İnternet yayıncılığı diyorum. En basit örnek olarak, şu anda baktığınız bu site bir İnternet yayınıdır.

Internet’in ortaya çıkmasıyla Internet yayıncılığı da ortaya çıktı. Bu gelişmenin Gutenberg’in baskı makinesini bulması kadar radikal bir devrim olduğunu iddia etmeyeceğim ama yayıncılık açısından televizyondan sonra yayıncılık tarihinde ikinci büyük gelişme olduğunu düşünüyorum.

Yaklaşık yirmi yıllık tarihinde Internet yayıncılığı, Internet’in hızlı gelişimine paralel olarak oldukça yol kat etti. Milyonlarca web sitesi açıldı. Her gelişme gibi bu da beraberinde kendine özgü avantajlarını ve dezavantajlarını getirdi.

Göze ilk başta çarpan avantajı, Internet yayımcılığının diğer geleneksel yayın türlerinin aksine alabildiğine kolay ve ucuz olmasıdır. Herhangi bir derginin baskı maliyetini kabaca hesaplayalım. Birim fiyatını bir milyon dersek, on bin kişilik bir okur kitlesine erişmek için yaklaşık olarak bir on milyarı gözden çıkarmanız gerekiyor. Dağıtım ve diğer masrafları işin içine katmazsak geleneksel kağıt baskı maliyeti bu miktarlarda. Aynı okur kitlesine bir web sitesi aracılığı ile ulaşmak isterseniz ve çok da alengirli bir site olmadığını varsayarsak, ödemeniz gereken bedel sadece 100 milyon kadardır. Hatta bedava web sitesi veren yerleri kullanırsanız maliyet sıfırdır. Yaktığınız elektriği ve içtiğiniz çayları hesaba katmıyorum.

Bunun dışında, geleneksel yayıncılıkta ulaştığınız okur kitlesinin sayısı arttıkça, maliyet de buna paralel olarak artar. Basit çarpım işlemi. Fakat Internet yayıncılığında, sunucuların teklif ettiği devasa bandwidth kapasitelerini dikkate alırsak böyle bir artan maliyet söz konusu değildir. Web sitenizi kurduktan sonra yüz kişi de okuyabilir, on bin kişi de ama maliyet hep aynı kalır.

Geleneksel yayıncılıkta, hata yapma şansınız çok azdır çünkü dergi ya da kitap matbaadan çıktığı anda geri dönüşünüz yoktur. Fakat Internet yayıncılığında, günün moda deyimiyle belirtirsek, sınırsız update imkanınız vardır. Bir kelime ya da bir cümle yanlış mı? Değiştirin ve tekrar yükleyin. Bu tabi ki büyük bir esnekliği ve aynı zamanda sınırsız feedback imkanı ile mükemmelleşmeyi getirir.

Internet yayıncılığında, olay ve olayın aktarılması arasında geçen zaman gecikmesi yok denecek kadar azdır. Milli gururumuz Süreyya Ayhan, şampiyon olduğunda ben bunu detayları ile yarım saat sonra bir gazetenin Internet sitesinden öğrenebildim. Basılı medya için bu türden bir hız, doğası gereği yoktur.

Internet yayıncılığı bağımsızdır. Geleneksel medyada, ne türden olursa olsun bir eserinizi yayınlamak için belli onay noktalarından geçmeniz gerekir. Bu elemenin ne kadar hakça ve doğru olduğu ayrı bir tartışma konusudur. Oysa Internet üzerinden kendinizi ifade etmek için herhangi bir yerden onay almanıza gerek yoktur. Açarsınız sitenizi, eserlerinizi yayınlarsınız. Kimseden onay almaya ihtiyacınız yoktur. Yıllar önce, emekli bir MI5 ajanı, sanırım eski bir hesaplaşmadan dolayı kendi açtığı bir web sitesinde ajanların listesini yayınlamıştı. İngiliz hükümeti olaya el koyuncaya kadar, sitenin onlarca mirror sitesi çıkmıştı.

Internet yayıncılığı sansürsüzdür. Internet’in doğası gereği, sansürü uygulamanız neredeyse imkansızdır. Bir dergiyi ya da kitabı toplatıp yakabilirsiniz ama sunucusu Hawaii adasında bulunan bir web sitesini nasıl kapatabilirsiniz ya da engelleyebilirsiniz? Bu gün artık şeytana tapanların, abuk subuk tarikatların ve bomba yapım tariflerini yayınlayanların web sitesi var.

Yukarıda yazdığımız şeyler Ay’ın parlak tarafı. Bir de diğer tarafa geçelim.

Internet yayıncılığın en büyük dezavantajı onun bir avantajından kaynaklanmaktadır: Ekran. Kim ne derse desin bir ekrandan yazı okumak, kağıt üzerindeki bir metni okumaktan çok daha yorucu, göz sağlığına zararlı ve zevksizdir. Hele söz konusu olan uzun metinlerse okuma işi ister istemez işkenceye dönüşmektedir. İnsanlar yazıcıdan çıktı alarak okumak gibi çözümlere yönelmektedirler. Kağıt tüketimini azaltması beklenen ve ağaç dostu olarak sunulan Internet ironik olarak kağıt tüketimini daha da artırmıştır. Herkes paperless office hayal ederken, bir anda scrap paper officelerin içinde bulduk kendimizi. “Güzel yazı, yolla yazıcıya.”

Bu handikap nasıl aşılacak? Gelişen teknoloji ile belki kağıt çözünürlüğünü verecek ekranlar üretilebilir. Bunlar üretilse bile, insanların “kağıt kokusu” duyma isteği uzun bir süre hala devam edecektir fakat en azından kağıt katliamının bu boyutlarda olmayacağından eminim.

İnternet yayıncılığının diğer dezavantajı ise, onun Internet ile sınırlı olmasıdır. Herhangi bir gazete, broşür ya da kitap, dağ başında, otobüste okunabilir. Bunları en ücra köylere kadar dağıtabilirsiniz ama Internet yayıncılığında kitleniz Internete bağlı olanlarla sınırlıdır. Herkesin de bir Internet erişimi yok. Hele ki ülkemizde bu epey sınırlı bir kitleyi kapsıyor.

Üçüncü büyük dezavantaj ise telif olayıdır. Internet üzerinden bir şey yayınladığınızda, bunun size maddi dönüşü (özellikle ülkemizde) yok denecek kadar azdır. Eserlerini Internet üzerinden yayınlayan bir yazar olarak bunu birinci elden yaşadım. Birkaç okurdan gelen tarhana, kazak ve yirmi yazı karşılığı aldığım 40 milyon (!) telif ücretini saymazsak hiçbir maddi kazanç sağlamadım. Bir de işin tuhaf tarafı, kendi web sitem çok hit alınca bandwidth aşma gibi bir şeyle karşılaştım. Allahtan sunucu hizmeti veren firma efendi çıktı da ufak tefek sınır ihlallerine ses çıkarmıyor yoksa çok okunduğum için fazladan para vermem gerekecekti. Bu komedi mi yoksa trajedi mi? İnanın bilmiyorum. Telif haklarının ülkemizdeki sefil durumu malum ama her halükarda bu çarkın dönmesi için yazarın hakkının korunması şart.

Internet üzerindeki telif hakları uzun zamandır tartışma konusu. Bir web sitesinin para kazanması nadir durumlardan kabul ediliyor. Zaman içinde bir çözümün bulunacağına inanıyorum. Mesela şöyle bir şey olabilir. Kredi kartı sistemi gibi bir sistem getirilebilir. Internet üzerinden bir yazıyı, resmi ya da şarkıyı beğenen kimse, daha önceden aldığı belirli bir kredi puanını harcayarak onu satın alır. Daha sonra bu sisteme üye olan siteler aldıkları hite göre bu puanlarını paraya dönüştürürler. Cep telefonlarındaki kontür gibi bir sistem. Tabi bu sistemin işlevsel olabilmesi için çok yaygın ve dürüst olması gerekir. Bu türden ufak sistemler paralı site üyeliği olarak uygulanmakta. İnsanların, bazı abartılı haberlerden dolayı Internet üzerinden kredi kartı kullanmaktaki gönülsüzlüğü bu şekilde aşılabilir. Böylece hem telif hakları bir nebze olsa korunur hem de daha nitelikli yayınların önü açılır.

Daha bir çok dezavantajını sıralayabiliriz. Örneğin çok fazla ve değersiz bilginin olması, bilgi enflasyonunu doğurmakta. Sonuçta ne yapacağınıza karar veremeyip, ister istemez hepsini çöpe atıyorsunuz.

Yazıyı daha fazla uzatmamak için kısaca kendi kişisel Internet yayıncılığı deneyimimden bahsetmek istiyorum. Daha önce ücretsiz web sitesi yapan yerlerden ikisinde eserlerimi yayınladım. Fakat daha sonra alan adı olarak kendi adımla bir web sitesi açtım. Tasarımını kendim yaptığım için sadece bir elli dolar ödemem yetti. Site istatistiklerine baktığımda günlük ziyaretçi sayım en az 60 en çoksa 150 gibi bir aralıkta oynuyor ama ortalama aylık 2500 okur siteyi ziyaret etmekte. Bu rakam Türkiye’de ortalama bir kitabın basım adedine oldukça yakın. Gürültüsüz, patırtısız ve ucuz reklamsız iyi bir rakam.

Telif olayını daha önce belirtmiştim. Bunu aşmak için siteme içeriğini bozacak banner tarzı bir reklam almak istemiyorum. Zaten Internette reklam verenler günlük 300 hit gibi rakamları istiyorlar. Çıplak kadın resmi yayınlamadığım sürece bu rakama erişmem imkansız. O yüzden şimdilik “Okur rızası için cepten yiyoruz”.

Eserlerinizi Internet üzerinden yayınladığınızda, okurlarla çok daha yoğun bir iletişimde bulunuyorsunuz. Bir öykünüzü ya da denemenizi yayınladığınızda yarım saat sonra olumlu ya da olumsuz bir tepki alabiliyorsunuz. Okurlarını sadece imza günlerinde gören bir yazardan farklı bir konumdasınız. Yazar, okur arasında oluşan mesafe aşılıyor.

Bazen de çok aşılıyor. Örneğin, bir öykünün sonunu açık bıraktım. Sonucu okur kafasında ulaşsın diye. Bu sonla yetinmeyen hamarat bir okurum, kendine göre bir cümle ekleyerek “kahramanın öldüğünü” yazmış. Yakında öyküleri okurlarla beraber hep beraber chat odalarında yazacağız sanırım.

Internet’te yayımladığım öykülerin ya da yazıların altından ismim silinip forward edilmesi sonucu isimsiz bir yazar oluverdim. Sadece kadının değil yazarın da adı yok bu ülkede. Hatta kendi öyküm dönüp dolaşıp bana geldi. Bunu engellemek için basit bir yol buldum. Ya öykünün kahramanını Mehmet Emin Arı yapıyorum ya da kendi adımı bir yerde öyküye kahramanın arkadaşı dostu vs. olarak dahil ediyorum. Alfred Hickock’un kendi çektiği filmlerde kısacık görünmesi gibi ben de kendi eserlerimde şöyle bir görünüyorum (!). İnanın bu megalomanlıktan ya da narsizmden kaynaklanmıyor. Sadece adsız olmak istemiyorum.

Yine de, Internet yayıncılığının sunduğu olanaklar olmasaydı, klasik yayıncılığın sınırları içinde kalsaydım şu anda bulunduğum noktaya ve bu kadar okura asla erişemezdim. Düşünün bir kere, oldukça kapalı ve cemaat özelliği gösteren bir basın, yayın ve kültür çevresinde bir amatör yazar olarak şansınız nedir? Yayınevlerinin gönderdiği nazik ret cevaplarına karşın ne kadar daha yazabilirdim?

Teşekkürler Internet…

Etiketler: Online HabercilikYazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
Mehmet Emin Arı

Mehmet Emin Arı

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • Mobil Sektör Yeniden Şekilleniyor; 2030’a Kadar Akıllı Telefonların Yaklaşık Yarısı Doğrudan Uydulara Bağlanacak
  • İran, ABD’ye Çok Uçak Kaybettirmiş ve Amerikalılar Çin ile Gelecekteki Savaş Konusunda Endişeli
  • Papa Leo XIV, Yapay Zeka Hakkında Çığır Açan Bir Genelge Yayınladı ve İnsanlığı “Dijital Tekel’e” Karşı Uyardı
  • Tunçmatik’ten Elektrikli Araç Kullanıcılarının “Menzil Kaygısını” Bitirecek Çözüm
  • Online Toplantılarda Yapay Zekâ Devrimi: Türk Mühendislerin Başarısı Edisyn

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.