web analytics
Çarşamba, Haziran 10, 2026
No Result
View All Result
  • Giriş
Türk İnternet
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu
No Result
View All Result
Türk İnternet
No Result
View All Result
Ana Sayfa YENİ TEKNOLOJİLER ARGE - Inovasyon

ArGe Paralizi – Teknoloji Firmalarının Afyonu ArGe

İlhan Bağören-İlhan Bağören
7 Mart 2019
-ARGE - Inovasyon, Devlet Teşvikleri
0
ArGe Paralizi – Teknoloji Firmalarının Afyonu ArGe
Facebook'ta PaylaşTwitter'da PaylaşLinkedin'de Paylaş

Bu yazıda, ArGe desteklerini verimli kullanamadığımız gibi, ArGe kavramının da yanlış kullanımı ile ülkemizin potansiyelini değerlendiremediğimizi sebepleriyle ortaya koyacağım. Ama daha da önemlisi, ülkenin katma değeri yüksek teknoloji geliştirme stratejisinin sadece bir parçası olabilecek ArGe desteklerinin tek başına bu stratejiyi hayata geçirmesi olasılığının, milli piyango bileti almaktan öte olmadığını da göstereceğim.

Öncelikle, en büyük problemimiz ArGe desteklerinin miktar olarak yetersiz olması değil, kötü kullanılması! Firmalarımızı teknolojide global rekabete hazırlamayı üniversite burslarına benzetelim. ArGe’nin ilk sınıfa denk olduğunu ve sadece ilk sınıf öğrencilerine burs verdiğimizi varsayalım. Öğrencilerin önemli bir kısmı sadece ilk sınıfta burs olduğu için senelerce ilk sınıfta kalmaya çabalayacak, defalarca üniversite sınavına girecek, pek az öğrencinin hayata atılıp para kazanma motivasyonu olacak.

Bizim teknoloji üretmesini umduğumuz firmaların çoğu ArGe’de takılmış, pek az firma global rekabetçi üretime geçebilmiş durumda. Çözümü ise çok basit; ilk sınıfta çok zaman harcayanlara bursu kesmek, ama daha önemlisi üst sınıflara da burs vermek.

Bunu teknoloji firmalarına verilen destekler açısından düşünürsek; global rekabetçi olabilmemiz için gereken, ürün ve hizmet geliştirmektir. ArGe, ürün geliştirmenin (ÜrGe) sadece ilk aşamasıdır; üstelik aşağıda göstereceğim gibi şart bile değildir. İşte bizler bu ÜrGe sürecinin sadece ilk aşamasına yoğunlaştığımızda, maalesef mezun olamadığımız gibi, ikinci sınıfa bile geçemiyoruz.

Türkiye’deki ArGe destekleri ülke kaynaklarını değerlendirme ölçüsü için kullanılan Satınalma Gücü Paritesi (PPP) cinsinden hesaplandığında, Dünyada ArGe harcamasında 18’inci, bu harcamanın GDP’ye oranında ise ilk 5’deyiz. Peki, o zaman bu ArGe desteklerini neden ticari başarıya çeviremiyoruz?

Ne kadar ArGe ideal?

Öncelikle ArGe’yi daha iyi anlamamız gerekiyor. AR-GE faaliyetleri bilimsel veya teknolojik belirsizliğin olduğu durumlarla ilgili faaliyetlerdir. Ama ArGe yetkinliği ile inovasyon yetkinliği oldukça farklıdır; inovasyon, teknolojiyle birlikte pazar risklerini de çözmeye yöneliktir [1].

Destek programlarında örnek aldığımız, ArGe faaliyetlerinde lider olan Avrupa Birliği, günümüzde bu liderliği neden inovasyona ve ticari kazanca çeviremediğini anlamaya çalışıyor. Alttaki şekil, Avrupa Komisyonunun 2021 sonrası Horizon programı planlama sunumundan.

Önemli bir ürün yönetimi ve ihracat geleneği olan AB bile rekabetçilikte ArGe’nin yeterli olmadığını kabul ederken, ürün yönetimine tamamen yabancı olan Türkiye için AB’yi örnek almanın ne kadar doğru olduğu da tartışılır. AB proje desteklerinin de Avrupa’da bağımlılık yarattığı yaygınlıkla konuşulan bir konu.

PwC’un en önemli ticari göstergeleri kullanarak sıraladığı ilk 1000 firma arasında yaptığı araştırma, bu firmaların ArGe harcamalarının satışlarına oranının ortalamanın altında olduğunu gösteriyor. Bu da firmaların ArGe faaliyetlerinden çok, müşterilerinin istediği hizmet ve ürünlere odaklandığını gösteriyor [2].

Booz-Allen’in en başarılı firmalar arasında yaptığı başka bir araştırma da aşağıdaki ilişkiyi ortaya çıkardı: ArGe harcamaları ile satış arasında bir korelasyon yok.

Amacım ArGe’yi kötülemek değil! ArGe ile elde edilen yetkinliğin gerek kaldıraç etkisi gerekse rekabetçilik eşiği yüksektir. Ayrıca ArGe faaliyeti olmadan birçok başarılı ürün ve hizmet ortaya çıkarılabilse de bu ürünleri ortaya çıkaran “mutlu kazalar” (serendipity) ArGe birikimi olan toplumlarda daha sık oluşur. Yine de bütün destekleri bu sepete koymak ne kadar doğru?

ArGe Araç mı Amaç mı?

Teknopark ve ArGe merkezleri de maalesef bu “afyonlanma”nın en önemli aracıları; firmaların bu merkezlerde varlıklarını sürdürebilmek için ArGe projeleri yapıyor olmaları şart. Daha yetkin olan merkezlerin kendi onaylama süreçlerini geliştirerek firmaları gerçek ticari başarıya yönlendirme ihtimalleri olsa da çoğu merkezin böyle bir yetkinliği olmadığı için TÜBİTAK ya da KOSGEB ArGe desteği alınmasını şart koşuyor. Bu merkezlerdeki firmalar bir ArGe projesinin süresi bitmeden yenisini hazırlama baskısı altındalar – dolayısıyla ticarileşme ve müşteriye zaman harcama lüksü yok!

Sadece ArGe yaptıkları için ticarileşmede başarısızlar – TÜBİTAK fonu kullanan projelerin %1’den azı ticarileşiyor! Ticarileşmede başarısız olunca da daha kolay gelir kaynağına dönüyorlar; daha fazla ArGe desteği için başvuru yapmak…

Yani, ArGe, başarı için bir araç olmaktan çıkmış, amaç haline gelmiş durumda…

TÜBİTAK bu resmin neresinde?

TÜBİTAK’a ArGe desteklerini yönetme sorumluluğu verip, ticarileşmedeki problemleri de bu desteklere yüklemek, büyük resmi kaçırmak olur.

Ülkemizde teknoloji firmaları destek açısından şu kategorilerden birindeler:

  1. ArGe yapmak amacıyla kurulmuş firmalar
  2. Amaçları ArGe yapmak olmayıp, destek ArGe’ye verildiği için ArGe yapan firmalar
  3. Amaçları ürün ya da hizmet satmak olup, destek alabilmek için ArGe’de sıkışan firmalar
  4. Amaçları ürün ya da hizmet satmak olup, yaptıklarının tamamını ArGe olarak sunmayı başaran firmalar
  5. Amaçları ürün ya da hizmet satmak olup, yaptıklarının arasında ArGe faaliyeti varsa, onun desteğini alan firmalar.

İdeal durumda, ArGe destekleri sadece 1’inci ve 5’inci maddelerdeki firmalara verilmeli, diğerleri artık ikinci sınıfa geçirilmeliler. İlk maddedeki firmaların faaliyetleri TÜBİTAK programları ile uyumlu olabilecekken, son maddedekiler ise ÜrGe programlarından faydalanmalı, bu programın içinde ArGe olacaksa TÜBİTAK destekleri kullanabilmeli.

TÜBİTAK, bu problemin farkında olduğu için ürünleşmeyi destekleyecek programlar oluşturmaya başladı. Ancak, bu programlar “ArGe sonrası ticarileşme” üzerine yoğunlaştığı için üstteki 1’inci maddeye uygundur. Ticarileşen firmalarda ise ÜrGe’nin bir aşaması olarak konumlanması gereken ArGe’nin, “amaçlı ArGe” olarak ürünleşme çalışmalarına paralel yapılması gereklidir.

Peki, ÜrGe destekleri kim tarafından verilmelidir? ArGe süreçleri Sanayi Bakanlığı, ürünleştirme ve ticarileşme süreçleri Ticaret Bakanlığı ve teknolojide global rekabetçi olmak zorunluluğundan dolayı İhracatçı Birlikleri tarafından yönetilebilir. Ticaret Bakanlığının verdiği Hizmet Sektörünün Rekabet Gücünün Artırılması (HİSER) başta olmak üzere ihracat destekleri, aslında ArGe ile başlayan sürecin tamamlayıcı devamı olmalı. Ancak, maalesef bu iki süreç birbirinden tamamen kopuk ve bağımsız. Geliştirilecek stratejinin ilk adımı, bu iki inisiyatifi entegre etmek olmalı.

https://www.forbes.com/sites/tendayiviki/2016/08/21/why-rd-spending-is-not-a-measure-of-innovation/#3530cce6c77d

https://www.strategyand.pwc.com/innovation1000

Etiketler: ARGEDestekManşetTübitakÜRGEYazar

Türk İnternet'ten buna benzer yazılar için bildirim almak ister misiniz?

ABONELİKTEN ÇIK
İlhan Bağören

İlhan Bağören

35 yılı aşkın süredir içinde yer aldığı telekomünikasyon sektöründe teknoloji geliştirme, girişimcilik ve üst düzey yöneticilik tecrübesi bulunmaktadır. Mühendis görevi ile Telsim, Petaş, Netaş ve Alcatel gibi tedarikçi firmalarda başladığı çalışma hayatını, 1989 yılında ABD’de kurulan NewNet firmasının kurucu ortağı olarak sürdürmüş ve firmanın SS7 tedarikçileri pazarında küresel liderliği yakalayan teknoloji ve mimari stratejisi ile geliştirme çalışmalarını yönetmiştir NewNet’in bir NASDAQ firması tarafından satın alınması sonrası, kurucularından ortağı olduğu Telenity ile, tersine beyin göçü şeklinde Türkiye’ye dönen ve hali hazırda firmanın CEO’su olarak görev yapan İlhan Bağören’in ana odağı, 30’ü aşkın ülkeye ihracat yapan Telenity’de ürün inovasyonu ve sürdürülebilir büyümeyi sağlamaktır. Haberleşme teknolojileri sektörünün ihtiyaçlarının karşılanması, uluslararası rekabetçiliğin sağlanması, ve yapılacak yatırımların yerli ve milli olarak karşılanmasını sağlamak amacıyla Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesinin kurulmasında ve sektördeki paydaşların bir araya getirilmesinde aktif görev almıştır. Sektörün uluslararası rekabetçi konuma getirilmesi amacı ile Hizmet İhracatçıları Birliğinin kuruluşunda yer almış, Yazılım ve Bilişim Komitesinde görev yapmaktadır. Ankara Fen Lisesi mezunu olup, ODTÜ Elektrik Mühendisliğinden Master derecesine sahip olan İlhan Bağören'in, 3 patenti vardır.

Lütfen yorum yapmak için giriş yapın.

GÜNLÜK BÜLTEN ABONELİĞİ

Aboneliğinizi onaylamak için gelen veya istenmeyen posta kutunuzu kontrol edin.

HAFTANIN ÖNE ÇIKANLARI

  • Mobil Sektör Yeniden Şekilleniyor; 2030’a Kadar Akıllı Telefonların Yaklaşık Yarısı Doğrudan Uydulara Bağlanacak
  • St. Petersburg Forumu, Rusya’nın Yeni Teknoloji Stratejisinin Sinyallerini Veriyor: Nadir Toprak Elementleri, Yapay Zeka, Yarı İletkenler ve Teknolojik Egemenlik
  • Çin’in Geedge Yazılımı ile Muhalif Takibi, Dikkat Çekti ama Artık Hükümetler Böyle
  • Tunçmatik’ten Elektrikli Araç Kullanıcılarının “Menzil Kaygısını” Bitirecek Çözüm
  • Parmak İzi ile Mesai Takibine KVKK’dan Kritik Sınır

HAFTANIN KELİMESİ

3GPP

3. Nesil Ortaklık Projesi (3GPP), dünya çapında çeşitli mobil (hücresel) ve telekomünikasyon standartlarını geliştiren ve sürdüren bir grup standart kuruluşudur.

3G ile birlikte kurulmuş ve telekom endüstrisinin Birleşmiş Milletleri diye tanımlanabilir. Sonraki nesiller için de standartları belirlemiştir.

Detayı için Wiki-Turk'e bakınız

İNTERNET HIZI

Türkiye'nin İnternet Hızlarını Dünya ile KarşılaştırmakKaynak : https://www.speedtest.net/global-index#mobile
Facebook Twitter LinkedIn

Bildirimler

Turk-internet.com masaüstü bildirimlerini almak için lütfen buraya tıklayın

Son Yorumlar

  • ICANN, Yeterince Temsil Edilmeyen Toplulukları Yeni gTLD Başvuru Destek Programı İle Güçlendiriyor için Tolga Kaprol
  • BTK, Yabancı e-SIM Firmalarını Engelledi için Bulent SEN
  • Sahibinden.com Domain’inin Güncellenmesi Unutulmuş için Tolga Kaprol
  • İngiliz Düzenleyici Ofcom, Bulut Servislerini ve Akıllı Cihaz Pazarını Soruşturuyor için Tolga Kaprol
  • Seçim Yaklaşırken, Kişisel Veriler Kötüye Nasıl Kullanılır? için [email protected]

Türk İnternet'ten ilginize çekecek yazılar için bildirim almak ister misiniz?

Abone Ol

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.

Tekrar Hoşgeldiniz!

Aşağıdan hesabınıza giriş yapınız

Şifremi unuttum?

Şifrenizi geri alın

Lütfen şifrenizi resetlemek için kullanıcı adı veya email adresinizi girin.

Giriş yap
No Result
View All Result
  • Ana Sayfa
  • BİLİŞİM
  • e-TİCARET
  • INTERNET
  • TELEKOM
  • YENİ TEKNOLOJİLER
  • Hakkımızda
  • Kişisel Verilerin Korunması
    • Çerez Aydınlatma Metni
    • İlgili Kişi Başvuru Formu

© Copyrights 2000-2025 - Bu sitede yayınlanan haber/söyleşi/makale ve bilgilerin tüm hakkı turk-internet.com'a aittir.