Bu hikaye uydurma olsa da, Afrika kıtasında iş yapmak üzerine iki karşıt yaklaşımı net biçimde ortaya koyuyor.
Mobil iletişim hizmetlerinin kıtaya sokulmasını savunanlar bu bölgede yaşayan büyük nüfusun ve ekonomik hareketliliğin kazançlı bir pazara zemin hazırladığına dikkat çekiyor. Kuşkucular ise sömürgeciliğin, salgın hastalıkların, yolsuzlukların ve savaşların yaralarlarını taşıyan Afrika’nın kısa vadede iyi bir pazar olamayacağı görüşünde
Geçmişte petrol şirketleri ile tarım ve maden ihracatçıları iyi bir performans sergiledi ve imalat konusunda ilerlemeler kaydedildi. Bugün ise teknoloji sektörü özellikle de mobil iletişim firmaları Birleşik Devletler ve Avrupa pazarındaki büyüme yavaşladığı için Afrika’yla yakından ilgilenmeye başladı.
Uluslararası telekomünikasyon sahasında araştırma ve danışmanlık hizmetleri veren Paul Budde Communications şirketinin verilerine göre Afrika devletlerinin üçü(Eritre,Gine Bissau,Komor Adaları) dışında hepsi cep telefonu firmalarının topraklarında faliyet göstermesine izin veriyor. 30 ülkede cep telefonları sabit hat kullanımını sıfırlamış durumda.
Budde Communications ayrıca bu ülkelerin %66’sında sektörün rekabete açık olduğunu ve her birinde 2 ile 5 arasında operatörün hizmet verdiğini ortaya koyuyor.
Altyapı Eksikliği Artık Sorun Değil
Afrika pazarını türdeş bir bütün olarak değerlendirmek hata olur. Güney Afrika tıpkı Amerika ve Avrupa gibi olgun ve çetrefilli bir pazar. Öyle ki sunulan ürünler ve hizmetler yüksek hızlı veri transferi, görüntüleme, mesaj yollama gibi son teknolojileri barındırıyor.
Öte yandan kıtada topraktan geçen hatların son derece yetersiz olması sinyal iletimi için kullanımı bakır ve fiber-optik kablolara göre daha ucuz olan uydulardan ve baz istasyonlarından yararlanan şirketleri avantajlı kılıyor.
Cep telefonlarına gelince, yeni sahipleri için yeniden ayarlanan ikinci el cep telefonlarının alım satımı oldukça yaygın ve bazı gözlemciler pek çok kişinin ödeme gücü birinci el telefonlara yetmediği için Afrika pazarına sürülecek cep telefonlarının fiyatlarının indirilmesi gerektiğini düşünüyor.
Cep telefonu operatörlerine pazarlama hizmeti veren İngiliz LogicaCMG firmasının Afrika’daki müşteri sayısı ise 35’e ulaştı.
LogicaCMG’nin ürün pazarlama müdürü Andrew Harper Nijerya ile Kongo’nun 170 ve 60 milyon kişilik yüksek nüfusları olduğunu söylerken cep telefonu kullanımının %5 düzeyinde kaldığının fakat bu rakamın büyük bir hızla arttığının altını çiziyor.
Kaynak sıkıntısı nedeniyle ülkelerinde telefon hattı döşemekte güçlük çeken hükümetler geri kalmış haberleşme sistemlerini geliştirebilmek için teknolojinin kendilerine sunduğu kablosuz iletişim olanağına dört elle sarılıyor.
Örneğin Nijerya hükümeti devletin GSM şebekesini büyütmek için 156 milyon dolar tutarında altı yeni sözleşmeye imza attı. Özel sektörde ise Gilat Satellite Networks bu yıl iletişim uydularıyla Nijerya pazarına girecek.
Güney Afrika’yla bölgeye giriş yapan IP Direct bu hafta kıtanın batısından başlayarak tümüne hizmet verecek kapsamlı bir uydu sistemine ilişkin teklifte bulunmaya hazırlandığını açıkladı.
Harper “Burası ilginç bir ülke” diyor. “Kırsal bölgelerde cehalet en önemli sorun ama kimsenin bu konuyla ilgilendiği yok.”
Engeller
Eğitim eksikliği ve teknik yetersizlikler bazı ülkelerde sorun teşkil etse de bunlar kablosuz iletişimin Afrika’da karşılaştığı en çetin engeller değil.
Pek çok ülkede görülen politik ve askeri istikrarsızlık gelişmeyi yavaşlatırken teknoloji şirketlerini bölgeye yatırım yapmaktan caydırıyor. Bugün Birleşmiş Milletler 65000 mültecinin çatışmalar nedeniyle Afrika’nın en büyük ülkesi olan Sudan’dan kaçtığını açıkladı. Bu arada uluslararası barışı korumak için çaba gösterenler Liberya’daki şiddeti sona erdirmek ve Kongo’ya düzen getirmek için uğraşıyor.Bütün bu tabloya AIDS salgınını eklediğinizde Birleşmiş Milletlerin ifade ettiği gibi “Afrika’nın insanlığın başına gelen en büyük felaketlerle karşı karşıya kaldığı” daha iyi anlaşılıyor.
Kenya’da bir işletme eğitimi programını yürütmüş olan Northeastern Üniversitesi profesörlerinden Harry Lane “Potansiyelleri muhteşem, gerçeklikleri ise tam bir felaket” diyor
”Savaş alanında hizmet veremeyiz” diyen LogicaCMG’den Harper tehlikenin göz ardı edilemeyeceğini belirtiyor ve güvenlik konusundaki belirsizliğin altını çiziyor.
Nispeten daha istikrarlı gözüken ülkelerde de yönetim zafiyeti ve yolsuzluk gibi sorunlar yaşanıyor. Bölge insanlarının boş vermiş tavırlarının değiştirilmesi ise bir diğer sorun. Lane ve meslektaşları yürüttükleri yönetim eğitimi programını devralması için Kenya’ya maddi destek bile önermiş fakat çabaları sonuçsuz kalmış.
“Hiçbir zaman programı üstlenmeyeceklerdi. Sömürge döneminden kalma, bağımlılık üzerine kurulu bir mantıkları var.” derken bu yüzden Kenya’da daha fazla kalmadıklarını belirtiyor.
Lane, Afrika’nın sahip olduğu potansiyelin hayata geçirilebileceği konusunda hayal kırıklığına uğramış olsa da kültürel ve sosyal etmenleri göz önünde tutan bazı şirketlerin kıtada başarılı olabileceğini kabul ediyor ve şunları söylüyor: “Afrikalıların pazarlama ve teknolojiden önce öğrenmesi gereken bir yığın şey var.”



Kaynak : 