Bu hikayenin önceki bölümlerini
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 1
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 2
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 3
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 4
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 5
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 6
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 7
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 8
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 9
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 10
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 11
- Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 12
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Ortasında büyük elmasın olduğu dev yüzüğün üstünde bir robot kol hızla hareket ederken gözlüğümü ve kaskımı çıkarttım. Büyülenmiş gibi hala önüne bakan Suna’nın elinden tuttum ve dışarı çıktık.
–0–
Heatrow havaalanının bekleme salonunda Suna ile alüminyum bir bankta oturuyoruz. Time dergisinin “Where blue marble goes? (mavi bilye nereye gitti?”)” başlıklı haberini keyifle okuyorum. Tanrım sigara içecek bir yer olsa keşke. Yazıyı hazırlayanın heyecanı her kelimeden hissediliyor. Yapılan kuantum işlemini ve Pythia’yı sıradan insanın anlayabileceği kadar basitleştirerek bir ufak köşede anlatıyordu.
Kameraların çektiği sekanslardan mavi bilyenin hareketlerini bir seri kare olarak göstermiş. Resimlere tekrar baktım. Bilyeyi atarken gösteren resmin hemen altında “Çılgın Türk yazar bilyeyi atıyor” cümlesini görünce sesli olarak güldüm.
Haberin geri kalanında mavi bilyeye ne olduğuna dair spekülatif uzman yorumları vardı. En basit açıklama, mavi bilyenin 0.2 Kelvin derecede 100 tesla manyetik alan altında eridiği ve helyum akışıyla birlikte dışarı atıldığıydı. Bu akla gelen ilk ve en basit çözümdü. 0.2 Kelvin sıcaklığı İngiliz fıkraları kadar soğuk olduğu için camdan oluşma bilyenin nasıl eridiği açıkta kalan bir soruydu. Bilyenin içindeki az miktardaki demirin, manyetik alanda inanılmaz bir hızda titreştiğini ve bu titreşimin hızla ısıya dönüşerek bilyeyi eritebileceği bir cevap olabilirdi. Muhtemelen bilyeyi kendi etrafında çılgınlar gibi döndüren de buydu. Yine de uzmanın dediği gibi “Bilyeyi incelememiz gerekir ama tonlarca helyum içinde on gramlık mavi bilyenin artıklarını bulmak neredeyse imkansız.”
Daha heyecanlı ve hayal gücü geniş fizikçiler ise bilyenin 1/0 işleminin sonucu olduğunu ileri sürüyorlardı. Kopenhag okuluna neredeyse düşman olan bu anarşist fizikçi grubu (kendilerini böyle adlandırıyorlardı ya da dergi olayı abartmıştı), bölüm işlemi sonucu ortaya çıkan kuantum belirsizliğinin, bilyenin varlığı ile sonuca doğru yıkıldığını ve bilyenin bölüm işleminin sonucu olduğunu yani sonsuza eşit olduğunu iddia ediyorlardı. Bu sonsuzun ne olduğu ise belirsizdi. Sonsuz boyut olma ihtimali çok yüksekti. Bilyenin tüm atomları sonsuza dağılmış veya sonsuza eşitlenmişti. En basit deyimiyle matematiksel buhar olmuştu.
Anti-madde teorisi ise pek ilginçti. Basit ama çekici bir mantığı vardı. Bir bölü sıfır sonsuza eşit olduğundan, bu sonucu sıfırlayacak değerin de eksi sonsuz olduğunu iddia ediyordu. Sonsuz artı eksi sonsuzun sıfır olduğu dalga denklemlerinin sıfıra yıkılmasıyla ortaya çıktığı aşikardı. O halde bir kuantum sistemi olarak bilye, ister istemez eksi sonsuz değerini varsaymıştı. Eksi değer ise bir madde için anti-madde demekti. Bundan çıkan sonuç ise, anti-maddeye dönüşen bilyenin hemen madde ile birleşip yok olmasından başka bir şey değildi. Bu da bilyenin nereye gittiğini açıklıyordu. Bilye bir yere gitmemişti, sadece yok olmuştu. Hem de hiç olmamışçasına.
Her halükarda, başlangıçta basit bir kuantum bilgisayarı işlemi görünen ama birdenbire yeni bir kuantum gerçekliği olarak karşımıza çıkan deneyin (artık deney diyorlardı) aynı şartlar altında ve çok sıkı bir veri akışı ve gözlem ile tekrarlanması (kuantumda gözlem mi?) konusunda tüm uzmanlar hem fikirdi. Hatta deneyin birebir tekrarlanması için çılgın yazarın da tekrar deneyde yer almasını söyleyen Princeton’lu bir fizikçi bile vardı. “Kuantum fiziğinde gözlemcinin varlığı gözlenen sistemi değiştirdiğine göre gözlemcinin varlığı kaçınılmaz bir önem taşımaktadır. Gözlemci, yani bilyeyi atan kişi, deneyin nesnel bir girdisi değil öznel bir parçasıdır çünkü bilyeyi atan kişinin kuantum varoluşu bile deneyi etkileyebilir” diyerek oldukça cüretkar bir mistik zihinsel sıçrama yapıyordu.
Bu açıklama bana pek bilimsel gelmese de, bir an için yeni kuantum deneylerinde bilye atmak için dünyayı dolaştığımı hayal ettim. “Biz hazırız Mr. Arı, hadi bilyeyi atın” diyorlar ve ben gösterişli bir şekilde bilyeyi atıyorum. Tanrım, bilimsel sorumluluklarımdan kaçamam ki!
Bu hikayenin devamını Bir Bölü Sıfır Eşittir Mavi Bilye – 14 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 