Geçen hafta yayınladığımız ve Yrd.Doç.Dr.Selami SERHATLIOĞLU tarafından kaleme alınan Yeni YÖK Yasa Tasarısı Taslağı Çalışmalarına Öneriler başlıklı yazımızda bir bölüm dikkat çekiciydi. Bu bölümde bir yandan araştırma görevlileri merkezi sistemle seçilsin denilirken, diğer yandan Doçentlikte merkezi sınav kaldırılsın deniliyordu.
Üniversitelerin çalışma ortamına uzak kişiler için bir tezat olarak gözükebilecek bu satırların içinde çelişki olup olmadığını Serhatlıoğlu’na sorduk. İşte açıklaması;
Aslında çelişki yok;
Yükseköğretim’i (başından sonuna) basamaklandıralım:
1. Üniversiteye Giriş
2. Lisans Eğitimi
3. Lisansüstü ve Doktora Eğitimine Giriş
4. Lisansüstü ve Doktora Eğitimi
5. Doktora bitince kariyere devam etme/etmeme (akademisyenliğe giriş)
6. Kariyere devam edilince akademisyenlik basmakları; öğretim görevliliği ve öğretim üyeliği ( Yardımcı Doçentlik, Doçentlik, Profesörlük).
Bu basamaklardan;
1.,3. ve 5. basamaklar (Üniversiteye Giriş, Lisansüstü ve Doktora Eğitimine Giriş ve akademisyenliğe giriş) GİRİŞ basamaklarıdır. Girişlerin (müracaat sayıların ve kadroların faklı yerlerde ve çok olması) Merkezi sınav olmasının yararları sayılamayacak kadar çoktur.
Aksi olunca da sakıncaları çoktur (Bunu açmak ve anlamakta ayrı bir yazı konusu olur). Size sadece şu kadarını söyleyeyim; Tıp Fakültelerinde Merkezi TUS sınavından önce; adam kayırmacılık (hatır/gönül, eş/dost tanıdık/bildik tercihleri) bir yana, sıfır kilometre anahtar hediyesi (rüşveti) ile uzmanlık eğitimine başlamaların sıradan olaylar haline geldiği konuya ilgisi olanların hafızasında tazeliğini korumaktadır. TUS’tan sonra böyle bir olay duyulmadı ve böyle bir keyfiliğin olması da asla mümkün değildir.)
Oysa Merkezi Doçentlik Sınavı bir GİRİŞ sınavı değildir. Kendine özgü, apayrı, farklı, tuhaf ve uygulamada bir sürü adaletsizliklerin yaşandığı, gelişmiş ülkelerin hiç birinde örneği bulunmayan, yani yapılmasına hiç gerek olmayan bir “Unvan sınavı” dır.
Doçentlik; öğretim üyeliğinin (akademisyenliğin) tam ortasında bir basamaktır. Doçentlik unvanının bir altı yardımcı doçentlik, bir üstü ise profesörlüktür. Her ikisinde de böyle bir sınav yoktur. Sadece, kadro ilanı şartı ile her üniversitenin kendi yönetmeliğindeki belli kriterlerin göz önüne alındığı atama sınavlarıdır.
İşte söz konusu yazımda da açıkça belirttiğim gibi; “Yardımcı doçent, Doçent ve Profesörlüğe yükseltme ve atanma aynı prosedüre tabi tutulmalı ve Merkezi Doçentlik sınavlarına son verilmelidir. (Şimdiki sistemde yardımcı doçent ve profesörlüğe yükselme ve atanma nasıl yapılıyorsa, Doçentliğe yükseltme ve atanma da aynı şekilde olmalıdır, Niçin çifte standart uyguluyoruz?)”
Çok güzel bir hatırlatma ile, önemli bir konuda, bana bu açıklama fırsatını verdiğiniz için de size ayrıca teşekkür ediyorum.

Kaynak : 