Yazının önceki bölümlerini
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Türkiye bu arada PP-06 Konferansını Türkiye’ye davet ediyor. ITU bu konuda pek de tereddüt etmiyor. Çünkü Türkiye’nin son birkaç yıl içerisinde yaptığı iki konferansta sağladığı başarı yapacaklarının da garantisi olarak algılanıyor ve prensip olarak PP-06 nın Türkiye’de yapılmasına sıcak bakılıyor.
ITU’nun prensiplerinden birisi Konferans Başkanlığının toplantıyı düzenleyen ülkeden seçilmesidir. Bu bir nezaket anlaşması gereğidir. Bu nedenle, PP-06’nın Türkiye’de yapılması kararlaştırıldıktan sonra ITU Genel Sekreteri Türkiye’nin Cenevre Daimi Temsilciliğine, Konferans Başkanlığı’nın, daha önce İstanbul’da yapıldığı zikredilen iki büyük ITU Konferansının da başkanlığını yürüten Fatih M. Yurdal tarafından yapılmasının ITU tarafından tercih edileceğini, “uygun bir dille”, iletmiş, ve bu konu Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla Ulaştırma Bakanlığına bildirilir.
ITU bu konuda hassastır, çünkü uygun bir konferans başkanı bulunamaz ise konferansın başarısı ciddi sıkıntılara girebilir.
Bu arada, başka bir takım kanallardan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a Konferans Başkanlığı’nın en iyi şekilde Fatih M. Yurdal tarafından yapılabileceği müteaddid defalar iletilir. Türkiye’nin Kopenhag Büyükelçiliği de (Fatih M. Yurdal’ın Kopenhag’da Avrupa Radyokomünikasyon Ofisi’nde görev yapıyor olması hasebiyle) Dışişleri Bakanlığı’na, Ulaştırma Bakanlığı’na iletilmek üzere, bir bilgi notu göndererek Konferans başkanlığı için en uygun ismin Fatih M. Yurdal olduğunu bildirir.
Ayrıca yine Ulaştırma Bakanlığı’na verilen bir başka mesaj daha vardır : “Mevcut Genel Sekreter Yoshio Utsumi’nin görev süresi yakında dolacaktır, PP-06 Konferansında “yeni ITU Genel Sekreteri seçilecektir, ve bu görev için de (eğer Türkiye Cumhuriyeti tarafından aday gösterilirse) Fatih M. Yurdal tüm dünyada en kuvvetli aday adayı olarak kabul edilmektedir, aday olursa çok büyük ihtimalle seçilir, böylece ilk defa bir Türk vatandaşı kuruluşundan 141 sene sonra ITU’da bir kadroya seçilmiş olur.
Söylenti o dur ki; bu konu her gün temcit pilavı gibi gündeme geldikçe haklı olarak(!) Bakanlık’ta bir tepkiye yol açar ve bir gün Ulaştırma Bakanı “Türkiye’de bu adamdan (yani Fatih Yurdal’dan) başka adam yok mu, bana ITU Genel Sekreterliği’ne aday olabilecek başka bir adam bulun” talimatını verir. Tabii Bakan bu talimatı “kendi bürokratlarına” verdiği için neyi kastettiğini onlar hemen anlarlar. Ve “kendi bürokratları arasında” böyle bir inceleme ve araştırma başlar. Sağa bakılır, sola bakılır, sonunda üst düzey bürokratlar arasından (İngilizce bilen) birisi aday adayı olarak belirlenerek duruma bakmak, görüşmelerde bulunmak ve havayı koklamak amacıyla Cenevre’ye, ITU Genel Merkezi’ne gönderilir.
Bu aday adayı Cenevre’de yaptığı görüşmeler ve edindiği izlenimleri belirttiği raporunda, “ITU’nun bambaşka bir dünya olduğunu, Genel Sekreterlik görevinin pek de kolay bir görev olmadığını ve kendisinin böyle bir göreve aday olamayacağını” belirtir.
Bunun üzerine bir başka talimat verilir: “O zaman daha alt görevlerden birisi için bir aday bulun, bu konferansı Türkiye’ye misafir edeceğimize göre, ITU üyesi ülkeler PP-06’da seçim yapılacak 5 kadrodan birine Türkiye’den birini seçmek zorundadırlar”.
Bu defa ITU büro direktörlüklerinden “Telekomünikasyon Geliştirme Bürosu’nun Direktörlüğü” için (Telecommunication Development Bureau – BDT) daha önce Telekomünikasyon Kurumu Kurul üyeliğine atanan Ayhan Beydoğan’ın adı çıkar ortaya. Tabii Ayhan Beydoğan diğer iki büro direktörlüğüne aday olamaz, çünkü Hukuk Fakültesi mezunudur, Telekomünikasyon konuları ile ilgili teknik düzeyde bilgisi yoktur. Ancak, her ne kadar ömr-ü hayatında BDT’nin (daha doğrusu ITU’nun) hiçbir faaliyetinde yer almamışsa da, BDT daha az teknik bilgi gerektirdiği için Ayhan Bey bu görevi yapabilir diye düşünülür.
Ama, doğrusu olay hiç de böyle değildi. Çünkü BDT’nin kuruluş amacı, gelişmemiş ülkelere telekomünikasyon imkanlarını götürmekti ve iki çalışma grubundan birisi telli sistemlerin standartları ile ilgilenmekte, diğeri ise telsiz sistemleri ile ilgili çalışmaları yürütmekte idi. Dolayısı ile Ayhan Bey’in mesleği ile hiçbir ilgisi yoktu. Zaten o zamanki BDT Direktörü de mühendis kökenli idi.
Yazının devamını Alternatif Bir PP06 Değerlendirmesi – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 