Yazının önceki bölümlerini
- Alternatif Bir PP06 Değerlendirmesi – 1
- Alternatif Bir PP06 Değerlendirmesi – 2
- Alternatif Bir PP06 Değerlendirmesi – 3
başlıkları altında okuyabilirsiniz.
Ayhan Beydoğan da, Cenevre’de “bir vesile ile bulunduğu” bir dönemde havayı kokladı, inceledi, araştırdı, ama o da umduğunu bulamadı. Çünkü BDT Direktörlüğü için dünyanın gelişmemiş ülkelerinden en az 5 aday vardı. Birileri Ayhan Bey’in kulağına fısıldadı: BDT’ye aday olmayın, çünkü BDT Direktörlüğü için çok aday var, siz en iyisi Genel Sekreter Yardımcılığına aday olun, çünkü o kadro için sadece 1 aday var. Evet, o dönemde Genel Sekreter Yardımcılığı için sadece mevcut TSB Direktörü Çinli Haulin Zhao adaylığını açıklamıştı ve başka aday yoktu.
Ve böylece Türkiye, 141 yıllık ITU hayatında ilk defa bir ITU kadrosuna, Genel Sekreter Yardımcılığına aday oldu. Ve Bu dönemin Ulaştırma Bakanı ve diğer yetkilileri, bunu başardılar ve bir tarih yazdılar, 141 yıllık ITU tarihinde ilk defa Türkiye’den bir aday çıkarıldı. Hesap çok basitti:
- Seçimlerin yapılacağı ülke Türkiye olduğuna göre herkes Türkiye’yi desteklemek ve 5 kadronun hiç olmazsa birini Türkiye’ye vermek zorunda idi (!),
- Mevcut BDT Direktörü Hamadoun Toure müslüman bir ülkeden idi, geçmişte kendisi ile, özellikle Telekomünikasyon Kurumunca BDT’nin 2002 konferansının Türkiye’de başarıyla yapılmış olmasından dolayı, iyi ilişkiler sağlanmıştı. İlgililer bir adım daha ileri gittiler ve müslüman olması hasebiyle Toure’ye kendisinin destekleneceği iletildi. Buna karşılık o da bütün müslüman ülkeleri ve Afrika’yı ardından sürükleyerek Türkiye’ye destek verecek idi,
- Ayhan Bey’in karşısında “sadece” 1 aday vardı, ve bunu alt etmek kolay olabilirdi, çünkü Zhao zaten 8 sene ITU’da TSB Direktörü olarak görev yapmıştı ve tekrar seçilmesi zordu,
- Zaten başka bir kuruluşta, yani Kemalettin Ekmeloğlu İslam Konferansı Başkanı seçilmişti ve birçok islam ülkesinin desteği onun sayesinde çantada keklik(!) idi,
- Tabii AKP hükümeti de “İslam’a ağırlık verdiğiniz için” ve bu keyfiyet islam ülkeleri tarafından bilindiği için bu ülkelerin büyük çoğunluğunun desteğini alacaktı,
- Bu arada Avrupalılar CEPT bünyesinde toplanarak karar aldılar, Avrupa Genel Sekreterlik için aday gösterecekti ve bu adaylığa da Alman Mathias Kurt 1 sene önce seçilmişti. Avrupalılar Avrupa’dan çıkacak başka adaylara destek vermeyeceklerdi, ama olsundu, çünkü zaten Avrupa’dan oy isteyen yoktu ki, onlar oy vermeseler de, yukardaki hesaplarla Türkiye’nin kazanması işten bile değildi(!),
- Adayın kim olduğu, bilgi ve tecrübesinin ne olduğu da hiç önemli değildi, çünkü, yukarıda sayılan etkenler dikkate alındığında aday kim olursa olsun kazanırdı. mı acaba ???
Bu arada Türk yetkilileri, Ayhan Beydoğan için bayağı yoğun bir kulis faaliyeti sürdürdü. Bunun için de Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım başta olmak üzere, hükümeti yürekten tebrik etmek gerekir. Evet, Ayhan Beydoğan’ı Türk yetkililer, her zaman ve zeminde tanıtmaya çalıştı. Birlikte birçok faaliyet yürüttü. Hatta Ayhan Beydoğan, Dışişleri Bakanı ve hatta hatta Başbakan tarafından bile çeşitli vesilelerle, “özellikle İslam ülkelerine” tanıtıldı.
Ayrıca, öyle bir kampanya yapıldı ki, Ayhan Beydoğan yanındaki insanlarla birlikte dünyanın en ücra köşelerine (Afrika’nın muz cumhuriyetlerinden bazıları dahil) kadar giderek kendisini tanıtmaya çalıştı. Ve eğer bir hesaba vurursanız bu kampanyalar için Devlet’in kasasından çok yüklü, hatırı sayılır miktarda, harcamalar yapıldı, çünkü çeşitli vesilelerle resepsiyonlar verildi, ikramlar yapıldı, onlarca seyahatlere çıkıldı.
Ve nihayet PP-06 Konferansı geldi çattı.



Kaynak : 