Bu hikayenin ilk bölümlerini Altın Oran – 1 ve Altın Oran – 2 başlıkları altında okuyabilirsiniz.
“Bu adam niye burada?” diye kendinize sorduğunuzdan eminim, kafanızdan geçen bu değil mi?” dedi bay X. Sanki amansız bir mide ağrısı çekiyormuş gibi öne eğilmiş, karnını tutuyordu.
“Açıkçası burada neden olduğunuzu çok merak ediyorum. Hangi neden sizi buraya getirebilir ki? Sayı satın almak için olamaz, bu işi sizin yerinize yapacak başkaları var. Yanılıyor muyum?”
“Yanılıyorsunuz. Bir sayı için buradayım ama sizin her zaman sattığınız şu uçuk asal sayılardan biri için değil. Başka bir özel bir sayı için. Bu yüzden dükkanınıza geldim” dedi bay X. Dükkan kelimesi herkesi güldürmüştü.
Kahkahalar dinince “Ne tür bir sayı?” dedi kuşkuyla küçük ortak.
Yarattığı merak ortamından hoşnut olan bay X, gerilimi biraz daha artırmak için bardağından büyük bir yudum çay alıp, uzun bir seremoni ile içti ve tabağı yine aynı yavaş hareketlerle önündeki sehpaya koyup masal anlatan bir sevimli dede tavrıyla anlatmaya başladı.
“Eski zaman soylularından biri şöyle bir soru ortaya atmıştı. Bir tavşan çifti doğduktan iki ay sonra doğurgan olmaya başlıyorlar ve sonra her ay bir çift doğuruyorlar. Yani ilk ay bir çift var diğer ayın başında da bir çift oluyor. Sonra ise bir çift yavruları oluyor. Böylece devam ediyor. Bu hesaba göre tavşanların sayısı şu şekilde artar;
“1, 1, 2, 3, 5 ”
sayıların geri kalan kısmını ikinci ortak tamamladı.
“8, 13, 21, 34, 55, Fibanocci sayıları” dedi.
Sözünün kesilmesi Bay X’i hiç rahatsız etmemiş hatta bilakis gözlerine bir parlaklık getirmişti.
“Evet Fibanocci sayıları. Biraz zeki olan herkes bu matematiksel serinin sırrını çözebilir. Bir sonraki terimi bulmak için son iki terimi toplamanız yeterlidir. Yani 8 ve 13’den sonra gelecek olan sayı 8 ile 13’ün toplamı olan 21 sayısıdır. Tavşanların matematiği olarak oldukça yalın. Fibanocci sayıları neden önemlidir bilir misiniz?” diye sordu Bay X, sabırlı bir öğretmen gibi.
“Hayır, açıkçası hatırlamıyorum” dedi birinci ortak
“Evet” dedi Bay X gülümseyerek “Fibanocci sayıları” ve öğrencisine karşı anlayışlı olan bir öğretmen gibi bir süre daha baktı.
Yine aynı seremoni ile çay fincanını alıp bir yudum daha aldı. Dudaklarında kalan çayı dili ile yalayıp fincanı tekrar sehpaya bıraktı. Sonra ceketinin cebinden çeşitli boyutlarda kesilmiş dikdörtgen kartonlar çıkardı. Hepsi aynı koyu mavi renge boyanmıştı. Dikdörtgenleri usta bir kumarbazın hareketlerine benzer, oyun kağıtlarını dizer gibi özenle cam sehpanın üzerine yerleştirdi.
“Sizce bu dikdörtgenler içinde göze en hoş görüneni hangisi” diye sordu Bay X. Sonra kurnazca gülümseyip, karşısındakinin bir seçim yapması için geriye yaslanıp sabırla beklemeye başladı.
Birinci ortak önündeki dikdörtgen kartonlara bir bakış attı. Bay X’in kurnaz bakışları onu rahatsız ediyordu ama seçimde hiç zorlanmamıştı. Soldan üçüncü kart gerçekten güzel duruyordu. Kendine bile açıklayamadığı kuvvetli bir hisle eli o karta gitti. Neden o kartı seçtiğini bilmiyordu ama garip bir şekilde içinde en ufak bir tereddüt yoktu. Bu kart güzeldi. Nedenini açıklayamadı ama kendisi için en ufak bir sorgu suale de gerek yoktu. Kartı alıp bay X’e uzattı.
“Evet” dedi Bay X, yüzünde bir memnuniyet edasıyla. Sanki o bir sihirbazdı ve istediği kartı çekmişti. Kartı aldı ve bir süre baktı.
“Neden bu kartı çektiniz? Bana açıklayabilir misiniz?” dedi Bay X.
“Bilmem… Sanırım açıklayamam” diye cevap verdi.
“Ben sizin yerinize açıklayayım. Tüm insanlar gibi sizde altın orana göre boyutlandırılmış kartı seçtiniz. Fibanocci serisi sonsuza doğru giderken, herhangi bir terimini bir önceki terime bölerseniz meşhur altın oranı elde edersiniz yani 1.617 sayısı. Kesirli bir sayı, tıpkı pi sayısı gibi ve noktadan sonra sonsuza kadar gider.”
Altın orana göre biçimlendirilmiş bir dikdörtgen insan gözüne diğer oranlara nazaran daha çok estetik görünür. Bunun neden olduğu hala bulunabilmiş değildir. Sizce nedeni ne olabilir?”
Bu baskın sorudan rahatsız olmuş ortak Bay X’in gözlerine kaçamak bir bakış atıp “Bilemiyorum. Hiçbir fikrim yok” dedi.
Bay X hayal kırıklığına uğramış gibi geriye yaslandı. Hani neredeyse oradakileri cahillikle suçlayacaktı fakat bir şey demedi.
Epey bir suskun kaldıktan sonra odadakilere döndü ve doğrudan konuya girdi “Fibanocci sayısının virgülden sonra 40,000 basamağına kadar olan kısmını istiyorum. Bunu benim için yapabilir misiniz? Para önemli değil.”
Odada bir sessizlik oldu.
“Kırk bin basamak mı?” dedi üçüncü ortak.
“Evet, kırk bin basamak” dedi Bay X kararlılıkla.
“Bu kadar fazla basamağı ne yapacaksınız ki? Yani sonuçta ilk dört basamak pek çok mühendislik yada mimari işlemi için fazlası ile yeterlidir” dedi birinci ortak.
Anlaşılmazlıktan yorgun düşmüş bir sanatçı gibi odadaki herkese baktı. Çay doldurması için bardağını iki korumasından kel olanına uzattı. Herkes bu kutsal çay törenini izlerken “üç ortak da” neler oluyor der gibisinden birbirlerine baktılar.
Çayından bir yudum alan Bay X, kendinden emin tavırlarla fincanı yerine koydu, her iki elini kavuşturup Budist rahipler gibi önünde bitiştirdi.
“Siz bunu yapabilirsiniz. Zaman ve para konusunda limitiniz yok ama keskinlik konusunda hassas olmanızı rica ediyorum. Avans ve ücret gibi ayrıntıları yardımcılarım hallederler” dedi.
Bay X tam kalkmaya yeltenirken, üçüncü ortak merakına dayanamayıp herkesin aklından geçen soruyu sordu;
“Bu kadar hassas basamaklı bir sayıyı ne için istiyorsunuz? Ya da nerede kullanacaksınız?”
Herkes çok ama çok zengin bir adamın ters bir cevabını beklerken, Bay X emekliliğine yaklaşmış ve öğrencilerini çok seven bir öğretmenin sabırlı ve sevecen sesiyle cevap verdi.
“Bu uzun rakam silsilesi ile bir resim çizeceğim. Hologram tekniğini kullanarak bir küp oluşturacağım. Eskin numeroloji gibi bir şey değil, farklı bir şey bu. Siz hele rakamı bulun, resmi oluştururken yanımda olursunuz” dedi.
Üç ortak da şaşırmışlardı. Böylesi bir müşteriye hiç alışık değildiler ama nedense iş onları tıpkı ilk gençlik yıllarındaki gibi çok heyecanlandırmıştı.
Yazının devamını Altın Oran – 4 başlığı altında okuyabilirsiniz.



Kaynak : 